Almanya Parlamentosu ve TBMM'de 2015 ve 2016 yıllarında göç hareketliliği üzerine yapılan tartışmaların analizi
2024
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Aslı Didem Danış Şenyüz
Abstract (TR)
Bu tezin amacı Almanya Parlamentosu ve TBMM'de 2015 ve 2016 yıllarının belirlenen aylarında göç hareketliliği üzerine yapılan tartışmaların niteliğini Eleştirel Söylem Analizi çerçevesinden incelemektir. Bu amaçla veri kaynağı olarak her iki ülkenin meclis tutanakları kullanılmıştır. TBMM ve Almanya Parlamentosunda siyasi partilerin ve milletvekillerinin tutumları ve mülteci hareketliliğine bakışları, siyasi partilerin görüşlerini dile getirirken kullandıkları argümanlar, Eleştirel Söylem Analizi yönteminin sunduğu olanaklar çerçevesinde eleştirel bir perspektiften ele alınmıştır. Bu çalışma 'insani değerler', 'AB'nin değerleri', 'dayanışma' gibi argümanlarla mültecilere karşı toplumsal kabul çıtasının yükseltildiği 2015 yılı ile 'mültecilerin suça karışma oranları', 'ortaya çıkan güvenlik sorunu', 'kültürel farklılıklar' gibi argümanların mülteci hareketliliğini sınırlandırmak için daha fazla kullanıldığı 2016 yılı arasındaki süreklilikleri ve kopuşu incelerken, Türkiye ve AB tarafından kabul edilen 18 Mart 2016 tarihli Mutabakatı da çalışmanın merkezine yerleştirmektedir. Bahsi edilen göç hareketliliğinin önüne geçmek için AB ve Türkiye tarafından kabul edilen -hukuki niteliği sorunlu- 18 Mart 2016 tarihli mutabakatın bir ay öncesi ve bir ay sonrası ile göç hareketliliğinin gerçekleştiği 2015 yılında her iki ülkenin meclislerinde konunun nasıl ele alındığı bu çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışmanın temel veri kaynağı TBMM ve Almanya Parlamentosunun tutanaklarıdır. Her iki ülkenin meclis görüşmelerinin tutanakları internet aracılığıyla erişilebilir durumdadır. Göç hareketliliğinin seyrini meclis tutanakları üzerinden incelemek; devletlerarası, AB ülkeleri arası ve AB ile AB üyesi olmayan ülkeler arasındaki ilişkileri ve tekil ülkelerin iç siyasetini dahi şekillendiren bir konu olarak araştırmacılara yazılı ve görsel basın yolu ile ulaşılabilen verilerin ötesinde bilgi edinme imkânı sunmaktadır. Meclis tutanakları; yasa yapımı sürecindeki gelişmelere, siyasi parti pozisyonlarına, milletvekillerinin argümanlarına dair fikir edinmek isteyen araştırmacılar için birincil ve temel kaynakları oluşturmaktadır. Diğer taraftan yasama organındaki gelişmeler toplumsal gelişmeler ile birlikte düşünüldüğünde her ikisi arasındaki bağın ve paralelliklerin analiz edilebilmesi kolaylaşmaktadır. Meclis tartışmalarını içeren bütün tutanakların ulaşılabilir olması siyasi partilerin izledikleri politikalardaki sürekliliklerin ve değişikliklerin dönemsel olarak incelenmesine imkân sağlamaktadır. Bu çalışmada meclis tutanakları bir nitel veri araştırma programı olan MAXQDA ile incelenmiş ve kodlanarak çeşitli başlıklar altında gruplanmıştır. Her ne kadar meclis tutanaklarını inceleyerek göç hareketliliğine dair yasama organı merkezli gelişmeleri merkezine alan çalışmalar mevcutsa da göç hareketliliğinin kaynaklandığı ve büyük oranda yöneldiği ülkeler olan Türkiye ve Almanya meclislerinde konunun nasıl ele alındığını karşılaştırmalı olarak ele alan araştırmalar konusunda eksiklikler vardır. Türkiye'de göç hareketliliğini merkeze alan çalışmalar geleneksel olarak Türkiye'den Almanya'ya gerçekleşen işçi göçü ve Türkiye-AB ilişkilerinin göç hareketliliğinden nasıl etkilendiği etrafında yoğunlaşan çalışmalar olmuştur. "Göçmen Karşıtı Tutumların Siyasi Parti Temsili: Türkiye Örneği" (Balta, Elçi , & Deniz S., Göçmen karşıtı tutumların siyasi parti temsili: Türkiye örneği, 2022) isimli çalışma ile "The Syrian refugee crisis through the lenses of Turkish political discourses: An analysis of deliberations in the Turkish Parliament" (Apaydın & Müftüler-Baç, The Syrian refugee crisis through the lenses of Turkish political discourses: An analysis of deliberations in the Turkish Parliament, 2022) gibi çalışmalar göç hareketliliğinin meclis tartışmaları üzerinden izleyen yeni çalışmalara örnek olarak verilebilir. Bu tez çalışmasının özgün katkısı ise TBMM ve Almanya Parlamentosunda göç hareketliliği hakkında yapılan tartışmaların karşılaştırmalı bir incelemesinin yapılmasıdır. 2015 yılının yaz aylarında Suriyeli sığınmacıların Ege Denizi üzerinden Yunanistan topraklarına geçişi son yılların en büyük göç hareketliliğini oluşturdu. Türkiye'den başlayan bu yürüyüş, büyük oranda Almanya'da son buldu. Türkiye en fazla Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke konumundayken, 2015 yılındaki göç hareketliliğinin sonucu olarak Almanya en fazla Suriyeli sığınmacının ulaştığı Avrupa ülkesi haline geldi. Her iki ülkenin yoğun olarak etkilendiği bu olay, Almanya ve Türkiye kamuoyunda politik tartışmaların üzerinde sıklıkla durulan konuları arasına girdi. Yazılı ve görsel medyada olduğu kadar akademide, protesto yürüyüşlerinde ve meclis tartışmalarında çokça işlenen bir konu olarak öne çıktı. Suriye, Afganistan ve diğer ülkelerden kaynaklanan bu hareketlilik, bahsi geçen ülkeleri etkilediği kadar transit bir ülke konumunda olan Türkiye'yi ve göçün yöneldiği Balkan, Orta ve Batı Avrupa ülkelerini de doğrudan etkiledi. Bu etki, ikili ve tek taraflı ilişkilerin şekillenmesinde rol oynadığı gibi AB, BM ve NATO gibi ulusüstü aktörlerin de dahil olmasıyla daha geniş bir alanı etkisi altına aldı. Öyle ki, bu göç hareketliliği ulusal ve uluslararası ilişkilerde aktörlerin verili pozisyonlarının aşınmasına dahi sebep oldu. Bu dönemde göç hareketliliği devletler arası ilişkilerin seyrinin ana belirleyicilerinden biri haline gelerek uluslararası alanda üst düzey müzakerelerin konusu haline geldi. Göç hareketliliğinden etkilenen ülkelerde iç ve dış siyasetin yeniden şekillenmesine tanıklık edilirken, göç hareketliliği, Almanya gibi kimi ülkelerde genel seçimlerin sonuçlarına dahi etki edecek kadar geniş bir alanı etkileyen sonuçlar üretti. Göçmen karşıtı hareketlerin güçlendiği Almanya'da İkinci Dünya Savaşı sonrasında ilk kez aşırı sağ politikalar ile öne çıkan bir parti olan AfD, 2017 yılında yapılan genel seçimlerde 3'üncü parti oldu ve parlamentoda 94 sandalye elde etti. Bu süreçte ulus üstü aktörler ile devletlerin iş birliklerine ve çıkar çatışmalarına tanık olundu. Ülkelerin iç siyasetini olduğu kadar uluslararası dengeleri de etkileyen göç hareketliliği; uluslararası meseleleri yerel siyasetin konusu haline getirirken, göç ile ilişkili iç-yerel siyasi meseleler de uluslararası siyasetin konusu haline geldi. Öyle ki, Türkiye ile AB arasında imzalanan 18 Mart 2016 tarihli mutabakat, yerel ve ulusüstü siyasi aktörlerin iç içe geçen taleplerine, koşulluluk ve bağımlılık temelli imtiyazlar tanınmasına örnek teşkil eden bir anlaşma olma özelliği ile öne çıktı. AB üyesi ülkeler ise -her ne kadar ortak bir göç politikası geliştirme yönünde çalışmalar yürütmüş olsalar da- bu dönemde ortak bir tutum almakta zorlandılar. Bunun sonucunda tekil ülkeler inisiyatif alarak kendi sınırları içerisinde kendi politikalarını uygulama yoluna gittiler. Bu dönemde Almanya ve Avusturya bir süre açık kapı politikası uyguladı ve Balkan rotasını takip eden mültecileri kabul etti. Sınır kontrolleri zaman zaman sıkılaştırıldı ve dönemsel olarak sıkılaştırma ve gevşetme biçiminde kontrollü bir sınır politikası izlendi. 2015 yılında Almanya Parlamentosunda mülteci hareketliliği hakkında yapılan tartışmalar yoğunlukla mülteciler lehine gelişti. Bundestag'da temsil edilen tüm partiler Almanya hükümetinin uyguladığı açık kapı politikasını genel anlamda desteklediler. TBMM'de ise, 2015 yılı yaz aylarında mülteci hareketliliği üzerine yapılan tartışmalar Almanya Parlamentosu ile kıyaslandığında, o dönem Türkiye'nin içinde bulunduğu çalkantılı dönem nedeniyle hem nicel açıdan hem de içerik açısından zayıf kalmaktadır. Bu dönemde Türkiye'de seçimlerin yapıldığı 7 Haziran 2015 ile 1 Kasım 2015 arasında kaos hâkim olurken 2015 yılında gerçekleşen ilk genel seçimde hiçbir parti tek başına iktidar olamamış, koalisyon hükümeti de kurulamamıştır. 2015 yılının ilk genel seçimi ile ikinci genel seçim olan 1 Kasım 2015 tarihi arasında bombalama olaylarında yüzlerce insan hayatını kaybetmiştir. Bu süre zarfında TBMM yalnız dokuz kez toplanmıştır. 2015 yılında mülteci hareketliliğinin varış ülkesi olan Almanya'da parlamentoda konu çeşitli yönleriyle ele alınırken, TBMM'de daha az tartışılmasının sebepleri arasında ülke içinde yaşanan kaosun da etkisi vardır. Almanya Parlamentosu Bundestag'da, hükümet ortağı CDU/CSU ve SPD 2015 yılında mültecileri kabul etmeye yönelik birbirine paralel argümanlar ileri sürerken, 2016 yılında değiştirilen göç politikasına paralel olarak oluşturulan hâkim söylem ile kısıtlayıcı argümanlar üretmeye başlamışlardır. 2015 yılında hâkim söylem, mültecilerin Almanya'ya kabulünü 'başarabiliriz', 'AB değerleri', 'korunma hakkı' gibi argümanlarla desteklerken, 2016 yılında ise 'ekonomik göçmen', 'suç oranları', 'Almanya'nın mülteci yükünü tek başına üstlenmesi', 'güvenlik problemleri', 'İslamcı terör' gibi başlıkların hâkim söylemi belirlediği görülmektedir Bu çalışmanın sonucunda, mültecilerin kabul edilmesini destekleyen argümanlar ile mülteci hareketliliğini azaltmak amacıyla kurulan argümanların birbirinden bağımsız olarak her zaman diliminde var olduğu, ancak izlenen dönemsel politika doğrultusunda ilgili argümanların zaman zaman öne çıkarıldığı veya geri çekildiği ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, bahsi edilen birbirine zıt politikaların iç içe geçtiği ve parti politikalarının da buna paralel olarak farklılaştığı gözlemlenmiştir. Örneğin, 2016 yılında meydana gelen tutum değişikliklerini siyaseten temellendirebilmek için güvenlikleştirme politikaları öne çıkarılmıştır. 2015 yılında üzerinde durulan insan hakları temelli göç politikası, kendisini, 2016 yılında güvenlik sorunlarının öne çıkarılarak bir meşru şiddet merkezi olarak devlet otoritesinin güçlendirilmesi siyasetine bırakmıştır. Almanya'da mülteci hareketliliği konusundaki hâkim söylem bu minvalde şekillenirken, Türkiye'de ise kimi özellikleri ile Almanya hâkim söylemi ile kıyaslanabilen, kimi özellikleri ile de kendi dinamiklerinden kaynaklanan özgünlükler barındıran başka bir süreç yaşanmıştır. 2015 yılında yukarıda bahsi edilen kaos ortamında meclis tartışmalarında kendisine fazla yer bulamayan mülteci hareketliliği, 2016 yılına gelindiğinde daha yoğun bir şekilde gündemde kalmıştır. Göç hareketliliği, TBMM'de Almanya'da olduğu gibi yeni bir bağlama oturtulmuştur. Almanya Parlamentosunda vuku bulan tartışmalara benzer biçimde, güvenlik merkezli ve suç odaklı tartışmaların da yaşandığı gözlemlenmiştir. AB ile imzalanan mutabakata muhalif milletvekilleri çeşitli eleştiriler getirirken, sığınmacı hareketliliği üzerine TBMM'de gerçekleşen tartışmalar, ülke içinde ve yakın çevresinde gelişen siyasi olayların gölgesinde kalmıştır. Muhalefet, hükümetin sığınmacılar üzerinden AB ile girdiği ilişkiyi eleştirmiş; Türkiye'nin uluslararası itibarının AB'nin sağlayacağı fon karşılığında pazarlık konusu edildiği iddiasında bulunmuştur. Bu araştırmanın ana konusu olan meclis tartışmalarının analizi için eleştirel söylem analizi yönteminden faydalanılmıştır. Eleştirel söylem analizinin teorisyenlerinden biri olan Teun van Dijk'in geliştirdiği yöntem, politikacıların tutumunu, politik görüş farklılıklarını ve politika değişikliklerini analiz edebilmek için çeşitli araçlar sunmaktadır. ESA; siyahiler, yabancılar, göçmenler, mülteciler gibi dışlanan grupların maruz kaldıkları pratikleri, hâkim söylemin oluşumunu, dışlanma pratiklerine etkisini, otoriter söylemin kurulumunu ve söylemin toplumsal düzenin inşasında ve korunmasında oynadığı rolü inceler. Bu çalışmanın en önemli bulgularından biri göçmen hareketliliğine karşı tavrın dönemsel olarak şekillen(diril)diği, dönemsel ihtiyaçların ve hâkim söylemin izlenen politikaların oluşumunda belirleyici olduğu çıkarımıdır. Buna ek olarak 'kriz' anlarında verili hâkim söylemin geçersizleştirildiği ve yeni dönemin politikasına yön verebilmek için olağandışı koşullara uygun yeni bir hâkim söylemin inşa edildiği ortaya çıkmaktadır. Ulusüstü yapıların dahi kendi kimliklerini inşa etmekte kullandıkları değerleri terk edebildikleri görülmektedir. Hukuki işleyişin askıya alındığı, yasama organlarının devre dışı bırakılabildiği, dolayısıyla demokratik süreçlerin ve işleyişin ortadan kaldırılmasının ne derece mümkün olabildiği açığa çıkmaktadır. Bu tezde öncelikle giriş bölümü altında okuyucunun çalışma hakkında genel bir fikir edinebilmesini sağlamak için çalışmanın genel çerçevesi çizilmiştir. Öncelikle inceleme konusunu daha anlaşılır kılabilmek için göç hareketliliği hakkında giriş mahiyetinde bilgiler verilerek çalışmanın genel çerçevesi sunulmuştur. Göç hareketliliğinin nedenleri, sonuçları ve araştırma konusu olan zaman dilimindeki genel durum hakkında kısaca bahsedildikten sonra metodoloji üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Türkiye ve AB'nin göç rejimleri ele alınarak bu konuda yaşanan gelişmelerden bahsedilmiştir. Türkiye ile AB arasında imzalanan mutabakata giden süreçten bahsedildikten sonra AB'nin göç hareketliliğini durdurmak üzere izlediği güvenlikleştirme politikaları üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde Türkiye ve Almanya'daki siyasi partilerden ve onların göç politikalarına yaklaşımlarından bahsedilmiş ve takip eden alt bölümde 2015 yılında Almanya Parlamentosunda ve TBMM'de göç hareketliliği üzerine yapılan tartışmaların niteliği çeşitli başlıklar altında tartışılmıştır. Dördüncü bölümde ise 18 Mart 2016 tarihinde kabul edilen mutabakatın bir ay öncesi ve bir ay sonrası arasındaki zaman diliminde mutabakata dair her iki ülke meclislerinde yapılan tartışmalar aynı şekilde çeşitli alt başlıklar altında incelenmiştir. Sonuç bölümünde, bulgular sunulmuş ve iki ülke parlamentolarındaki tartışmalar karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir.
Author
Dr. Selim Yıldırım
Institution
How to Cite
Selim Yıldırım (Doktora Tezi). Almanya Parlamentosu ve TBMM'de 2015 ve 2016 yıllarında göç hareketliliği üzerine yapılan tartışmaların analizi, 2024, Galatasaray University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Galatasaray University
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
