Amerikan etnik kadın romanlarında geçmişin hayaletleri
2002
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. A. Didem Uslu
Özet (TR)
Toni Morrison ve Maxine Hong Kingston, çok yönlü çalışmaları ile Amerikan edebiyatında yer edinebilmek için hayaletler gibi gezinerek, sonunda Afrika kökenli Amerikan edebiyatı dalında ve Çin kökenli Amerikan edebiyatı dalında aktif birer katılımcı olarak Amerikan edebiyatında yer almayı başarmışlardır. Her ikisi de, öncü Afrikalı ve Çinli kadın yazarlar olarak ünlendiler. Onların romanları, Afrikalı ve Çinli yaşamlarını çevreleyen karmaşaları yansıtmada bir ayna imgesi olmuş ve Afrikalıların ve Çinlilerin geçmişteki yaşamları ile şu andaki Amerika'daki yaşamları arasında bir köprü oluşturmuştur. Morrison, 1970'lerde ortaya çıkmış en önemli Afrikalı-Amerikan kadın yazarlarından biri olarak kabul edilmektedir. Üstelik de, dil kullanımı ve öykülerinin sadece diyaloglarında değil, anlatımı esnasında ortaya çıkan seslendirme anlayışıyla da övülmektedir. Morrison'ın romanları mekanları, detayları, ve oluşturduğu uygun fiziksel dünyaları ile de olağanüstüdür. Sonuç olarak onun romanlarındaki kurgu kadın ruhunun derinliklerine ait gerçeklerin deneyimlerini betimlemesi bakımından önemlidir. Morrison, beşinci romanı olan Beloved (Sevgili) ile 1993'te Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülmüştür. Beloved"da, Morrison ilk kez kölelik konusuyla doğrudan bir şekilde yüzleşmekte ve ayrıca romanını, köleliğin kurbanı olan '60 Milyon ve fazlası" sözleriyle başlatmasıyla, niyetinin açıkça köleliği hedef alarak, bu olguyu doğrudan anlatmak olduğu bellidir. 1855 ile 1974 arasındaki olayları kapsayan Beloved, bir bakımdan kölelik deneyimlerinin güçlü bir muhasebesi, ıstırapların ve mücadelelerin içten anlatımıdır. Bu eserinde Morrison lirik, gizemli, akıldan çıkmayan bir anlatım ortamı yaratmıştır. Beloved"ın merkezinde tek bir kötü olay vardır: Sethe ismindeki genç bir köle, daha iki yaşında bile olmayan kızını öldürür. Romanın büyük bir bölümü bu cinayet sahnesinin, insafsız bir zalimlik neticesinde değil, fakat köleliğin gereği olarak gerçekleştirildiğini anlatabilmek için ayrılmıştır. Bu hareket Sethe'nin öldürdüğü kızının (Beloved), ölümünden on sekiz yıl sonra ortaya genç bir kadın olarak çıkmasıyla açıklık kazanır. Bu hayalet kızın hikayeye eklenmesi romanın bütünü için önemlidir. Bu hayalet kız diğer karakterlerin bugünlerini anlayabilmeleri için geçmişle yüzleşmelerini sağlamaktadır. Diğer bir değişle Morrison, Beloved'ın şahsiyetinde yeni kuşağa bir mesaj yollamaktadır; geçmiş ile yüzleşmek onlara bugünlerini anlamalarında ve geleceklerine şekil vermelerinde yardımcı olacaktır. "Geçmişinhayaletleri" Morrison' in. mesajının kuşaktan kuşağa geçirmesine imkan sağlamaktadır. Maxine Hong Kingston, romanlarının başarısıyla ülkenin ilgisini çekerek, 1970'lerin ortalarında önde gelen Çinli kadın yazarlardan biri olmuştur. Kingston, Çinli Amerikalıların tarih anlayışını ve "yanlış sunulan" kişilik anlayışını yeniden açıklamak ve "sessizliğe" ses getirmek amacıyla edebi bir hareketi başlatmaya yardımcı olmuştur. Kingston'ın yazma stili, dil kullanımı ve farklı temalarla yaptığı zihin meşguliyeti sadece Çinli Amerikalı edebiyatının gelişmesini güçlü bir şekilde etkilemekle kalmayıp aynı zamanda da Amerikan edebiyatının görüntüsünü de zenginleştirmiştir, çünkü eserleri Amerikan edebiyatı ölçütlerini sarsan, etnik kadın yazarların eserleri arasındadırlar. Kingston'ın ilk otobiyografik romanı: The Woman Warrior (Kadın Savaşçı) roman boyunca Çinli karakterlerin tasvirlerini, onların tarih anlayışlarını ve kimliklerini arayışlarını anlatır. Roman içinde hatıralar, geçmişe ait konuşulan hikayeler (talk-stories) ve geleneksel Çin efsaneleri, geçmişi ve bugünü, doğruyu ve kurguyu, gerçeği ve hayali, geleneksel Çinli kültürünü ve modern Amerikan kültürünü birleştirmek için kullanılmıştır. The Woman Warrior' daki ikinci kuşak bir Çinli-Amerikalı olan kadın anlatıcı iki kültür arasında kalmıştır. Bu nedenle anlatıcı roman boyunca geçmiş ile bugünkü kültürler arasında gidip gelmektedir. Roman ise bu ikilik yüzünden farklı konuları hikaye etmektedir: bir bölümünde yazarın annesiyle ve hayalet halasıyla olan yakın ilişkileri tasvir edilirken diğer taraftan hayaletler arasında yetiştirilen yazarın ses ve kimlik arayan hikayesi vardır. Yazarın ses ve kimlik arayışı geçmişle yüzleşmesiyle mümkündür. Yazar, annesinin konuşmalarındaki efsanevi ve hayalet karakterler, No Name Woman (hayalet hala) ve Fa Mu Lan (efsanevi bir kadın savaşçı) ile insan davranışlarının önemini öğrenir ve gerçek kimliğini bulur. Gerçekten de Kingston bu efsanevi ve hayalet karakterler ve konuşma hikayeleri sayesinde geçmişle yüzleşebilmiş ve geçmişle bugünün ikileminden oluşan boşluk, gerçekle hayal, Çin'in ve Amerika'nın görünen ve görünmeyen dünyaları arasında bir köprü kurabilmiştir. Eserlerinde de görüldüğü gibi, her iki yazar hayalet figürlerini kullanarak kendi kültürel miraslarını birleştirmişlerdir ve hayalet figürlerinin yardımıyla geçmişle bugün arasındaki boşluğa köprü kurabilmişlerdir. Onların geçmişle yüzleşmeleri bu günkü yaşamlarını güçlendirmiş ve onların şimdiki yaşamları ise geçmişlerine değer VIvermelerini sağlamıştır. Her ikisi de aslında, bireysel bir kimlik kazanabilmek için etnik altyapılarını şimdiki Amerikan yaşamıyla birleştirmişlerdir. Amerikan edebiyatı birçok etnik edebiyatın yapısından, pek çok düşünce örneklerinden, farklı yaşam şekillerinden, birçok kültürün hikayelerinden dokunmuştur. Bu yüzden, Morrison'ın ve Kingston'ın hikayeleri de Amerikan edebiyat örgüsüne yeni parçalar ekleyen etnik edebiyatların, düşüncelerin, yaşamların ve kültürlerin motiflerini oluşturmaktadır. Özellikle "geçmişin hayaletleri", yasaklanan alanlara girmede etnik kadınlar için yeni motifler oluşturma fırsatı yaratmaktadır. Günümüzde Morrison ve Kingston, eserleriyle dikkatleri üzerlerine çekmeyi başarmış etnik kadın yazarlardan olmalarına rağmen, geçmişte etnik kadın yazarlar aşağılanmış, yanlış anlaşılmış, değersiz kabul edilmiş ve etnik erkek yazarlara göre iki kat daha fazla dışlanmışlardır, çünkü onlar öncelikle etnik, sonra da kadındılar. Bu yüzden, artık sessiz kalmayan etnik kadın yazarlar başarıya ulaşana dek etnik erkek yazarlara göre daha uzun bir yolculuk yapmak zorunda kaldılar. Bu tezde hayalet figürleri Morison'ın ve Kingston'ın sözcüleri olmuşlardır. Onlar, bu hayalet figürleri aracılığıyla, konuşulamayanı konuşan ve geçmiş ile bugün arasında bir köprü kuran sesler olmuşlardır. Bu etnik kadın yazarların canlı ve ölü arasında ruhani bir köprü kurma gereksinimine neden olan unsurlar piskanalatik yaklaşım çerçevesinde işlenmektedir. Her iki yazar da okuyucularına, tarihsel geçmişin gerçekleri ile yüzleşilirse ve ataları ile bağları sürdürülürse, kişilerin kültürlerinin canlı kalabileceği mesajını vermek istemişlerdir. Bütün bunların ötesinde, Morrison'ın ve Kingston'ın eserleri etnik kadınların romanlarında hayalet figürlerini kullanmalarındaki yararlar dikkate alınarak belirli noktalar detaylı bir şekilde incelenmektedir. Giriş bölümü, etnik kadın yazarlar ve hayalet hikayeleri kavramlarına genel bir giriş yapar. İlk kısımda okuyucu tarihsel süreçte Afrika ve Çin kültüründeki etnik kadın yazarlar ve hayaletler hakkında aydınlatılmaktadır. Bu bölüm Morrison'ın ve Kingston'ın romanlarındaki hayalet karakterlerinin oynadıkları rollerin önemi ile devam etmektedir. Son olarak ilk bölüm bir tartışma ile sürdürülür: "Hayaletler "diğerin" (kadınlar) "diğeri" (hayaleti) VIIolabilirler mi: ve kadınlar, hayali "diğer"in yardımıyla kişilik kazanmada ve nesneselliklerine son vermede başarılı olabilirler mi? İkinci bölümde, kan bağları ve ruhani bağlantılar dikkate alınarak aile bağları işlenmektedir. Bu bölümde okuyucu anneler ve kızları, kız kardeşler ile canlı ve ölü arasındaki kan bağları ve ruhani bağlantıların önemi hakkında aydınlatılacaklardır. Ruhani bağlar, kendini tanımlamaya çalışan kadına bağlantılı olarak önem kazanmaktadırlar. Etnik kadınlar için kimlik kazanmaları "birbirleri" (sisterhood) ile ve "diğeri" (mother) ile bağlarını koparmadıkları sürece ve ayrıca da "diğerinin" (ancestor) geçmişiyle yüzleşmesiyle mümkündür. Üçüncü bölüm, her iki yazarın da kullandığı teknikler ve "hayaletlerin" bu yazarlar için nasıl birer öykü taşıyıcısı oldukları üzerinde odaklanmıştır. Burada olayların ve olay örgüsünün geçmişin öyküleri (talk stories), hayaletleri, mitleri, efsaneleri ve geçmişte yaşanılan ıstırapları kullanılarak nasıl yapılandırıldıkları açıklanmaktadır. Son bölümde Morrison'ın ve Kingston'ın sınırları nasıl aştıkları ve kendi romanlarının öykü anlatıcısı haline geldikleri anlatılmaktadır. Sonuç bölümü ise, daha önceki başlıklar altında değinilen konuların önemli noktalarını özetlemektedir. Bu tez, etnik kadın yazarlarının romanlarında hayaletlerin kullanılmasının yararlarını anlatan bir yolculuğu sunmaktadır; fakat aynı zamanda da etnik kadın yazarların Amerikan edebiyatına girişlerinin uzun yolculuğunun da hikayesidir. Etnik kadın yazarların tümü benzer yolculuklar yapmışlardır ancak bu tezde "geçmişin hayaletleri'ne" duyulan ilgiden dolayı Morrison ve Kingston seçilmiştir. Bu iki yazar, eserlerinde geçmişin hayaletlerine yer vererek, geçmiş ile gelecek arasındaki boşluğu, etnik kadın yazarları ve eserlerini anlamada yeni ve daha geniş bir bakış açısı kazanmamıza yardımcı olan yeni bir yol açmışlardır. Aslında, The Woman Warrior ve Beloved hakkında çok şey yazıldı ve çeşitli yorumlar yapıldı ancak her gözün farklı bir bakış açısı ve her aklın farklı bir düşünce tarzı vardır. Bu nedenle, bu tezde, etnik kadın edebiyatı çalışmalarında farklı yeni bir patika daha açmak niyetiyle, yukarıdaki konulara odaklanarak yeni yorumlar getirilmeye çalışılmıştır. VIII TC YÜieSSKÖCRTTİM SOJRWL33 Dokümantasyon rnmMÂ
Yazar
Dr. Meryem Ayan
Kurum
Dokuz Eylül University
Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bilim Dalı
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Meryem Ayan (Doktora Tezi). Amerikan etnik kadın romanlarında geçmişin hayaletleri, 2002, Dokuz Eylül University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Dokuz Eylül University tezlerinden daha fazlası
- AFAD gönüllülük sisteminin etkin müdahale açısından analiz(2020)
- Hitit dönemi törensel seramik kapları ve güncel uygulamaları(2023)
- Düşünce ve uygulamaları ile Atatürk'ün manevi kızı Afet İnan(2018)
- Yerel bağımlılık ölçüleri, özellikleri ve uygulamaları(2007)
- Türk Anayasa Mahkemesi`nin norm denetimi sonucunda verdiği kararların hukuksal yaptırımı ve etkisi(2001)
- Çocukluk çağı kanserlerinde tedavi maliyetlerinin değerlendirilmesi(1997)