Yüksek LisansAçık Erişim

Archétypes féminins dans l'oeuvre de Sidonie-Gabrielle Colette

2024
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Doç. Dr. Engin Bezci

Özet (TR)

Bu çalışma, XX. yüzyıl başı Fransız edebiyatının özgün ve gerek yaşantısı gerek verdiği eserler itibarıyla birçok tartışmanın konusu olmuş ismi Sidonie-Gabrielle Colette'in, yazarlık hayatının başlangıcında kaleme almış olduğu Claudine serisinin ilk üç kitabında, yazarın bilinçli veya bilinçsiz olarak kullandığı dişil arketipleri konu almaktadır. Bahsi geçen üç romanın başlıkları sırasıyla: Claudine à l'école (1900), Claudine à Paris (1901) ve Claudine en ménage (1902)'dır. Söz konusu eserlerde bu arketiplerin ortaya çıkışları, uyarlanmaları ve değişimleri çalışılacaktır. Çalışmamızın özü; sanatçıların, ünlü psikanalist Carl Gustav Jung'un çalışmalarını takiben "kolektif bilinçdışı" olarak adlandırılmış, zamanın başlangıcından beri insan türünün psişesinin bağlantıda olduğu bir çeşit imge envanterinden, çoğu zaman farkında dahi olmaksızın faydalanmalarına dayanmaktadır. Söz konusu envanterin içeriğindekiler "arketip" olarak isimlendirilmektedir. Bizim amacımız, Colette'in eserlerinde bu arketiplerin dişillikle bağlantılı olanlarını saptayıp mitlerin engin dünyasındaki yerlerini tanımlamaktır. Bu şekilde hem arketiplerin sanat eserlerindeki işleyişlerine hem de yazarımızın sanatsal üretimine dair daha bütüncül bir anlayışa ulaşmayı hedefliyoruz. XX. yüzyılın ilk yarısında "kolektif" ve "bilinçdışı" terimlerini birleştirerek bu kavramı analitik psikolojinin merkezine yerleştiren Jung, bu süreçte kendinden önceki birçok düşünürden etkilendiği gibi, kendisi de çeşitli disiplinlerden uzmanlara ilham olmuştur. Edebiyat eleştirisi de bu disiplinlerden biridir. Fransız filozof, eleştirmen ve edebiyat alanında doktor Gilbert Durand'ın geliştirmiş bulunduğu mitsel eleştiri yönteminin doğuşundaki rolü yadsınamaz. Biz de çalışmamızı, temelde sanat eserlerindeki mitsel ögelerin incelenip yorumlanmasına dayanan bu yaklaşım doğrultusunda gerçekleştirdik. Bahsi geçen yöntemi seçili eserlerimize uygularken Durand'ın yanı sıra, Fransız edebiyat eleştirmeni Pierre Brunel'in çalışmalarından da faydalandık. Zira Brunel mitsel eleştiriyi safi edebiyat (karşılaştırmalı edebiyat) çerçevesinde ele almıştır. Hem bu yaklaşımın hem de bizim çalışmamızın merkezinde arketip kavramı bulunmaktadır. Primitif bir model olan arketiplerin çeşitli temsil ve imgeleri zamandan ve mekândan bağımsız olarak tüm kültürlerde karşımıza çıkmaktadır. Evrensel ve transandantal bir yapıya sahip olan bu varlıklar masal, mit, ritüel ve sanatsal temeli olan her tür eserde somutlaşma fırsatını bulur. Sabit, kemikleşmiş bir yapıya sahip olmadıklarından da hem kendilerini hem de psişeyi dönüştürerek evrimlerini sürdürürler. Arketiplerin güzel sanatlar çerçevesinde çalışılmasının kökeninde Jung tarafından geliştirilen analitik psikolojinin, özellikle de terminolojik anlamda, etkili olduğu gözlemlenebilir. Zira arketip terimi de onun bu sözcüğe atfettiği anlamla kullanılır söz konusu çalışmalarda. İmgelemin ürünlerinde görünür hale bürünen arketipleri konu edinen bir diğer yöntem ise arketipsel eleştiridir. XX. yüzyılda doğmuş olan bu edebi eleştiri yöntemi disiplinler arası özelliğiyle dikkat çekmektedir. Tarih, psikoloji, antropoloji gibi alanlardan beslenen metot, sanat eserine bünyesindeki arketipleri keşfetme ve tanımlama amacıyla yaklaşır. Her ikisi de eserdeki mit ve arketip ögelerine odaklandığından, mitsel eleştiri yöntemiyle arasındaki farkın epey küçük olmasının yanı sıra arketipsel eleştiri sıklıkla mitsel eleştirinin içinde konumlandırılır. Bu nedenle, çalışmayı yürütürken benimsediğimiz ana yaklaşımın mitsel eleştiri ve onun arketiplere yoğunlaşan kısmı olduğunu söyleyebiliriz. Bu noktada, çalışmamızı dişil arketiplerle sınırlandırmamızın sebebini açıklamak isteriz. Bu tercihimizin sebebi, bir yandan hayli geniş bir alanda kendimize daha sınırlı bir çerçeve çizme arzumuzda, diğer yandan ise yazarımızın, edebi yaratımı sırasında bilinçli veya (daha ziyade) bilinçsiz olarak yararlandığı kaynağın niteliğinde yatmaktadır. Zira Colette dişillikten, dişi enerjiden beslenen bir yazardır. Bu nedenle, bizim arayacaklarımız da ağırlıkla dişil olanla ilişkilendirilmiş arketipler olacaktır. Odaklanacağımız arketipler yalnızca kolektif bilinçdışının ögeleri olmayacaktır. Aynı zamanda, Jung'un temel arketiplerinden olan persona, gölge ve anima / animus kavramlarının da üzerinde duracağız. Bu üçünü, Claudine serisinin ana karakteri ve ele alacağımız üç romanın anlatıcısı olan Claudine üzerinden araştırıp Fransız edebiyatında ve toplumunda iz bırakmış ve dahi ortak bir referans haline gelmiş olan bu ana kadın kahramanın bütüncül bir portresine ulaşmayı amaçlıyoruz. Böylece kişisel bilinçdışıyla kolektif olanın, edebiyat eserleri çerçevesindeki karakter yaratımında nasıl etkileştiğini de görmüş olacağız. Amacımıza ulaşmak için çalışmamızın birinci bölümünde, arketip kavramına odaklanıp Jung'un teorisi, edebiyattaki uygulama alanları ve imgesel olana dair bilgi edineceğiz. Mitsel ve arketipsel eleştiri yöntemlerinin de tanıtılacağı bu bölüm daha ziyade teorik bilgiye ve tarihçeye ayrılmıştır. İkinci bölüm, tezin gövdesini oluşturan üç romanın yanmetinsel özelliklerinin incelenmesiyle başlar. Bu aşamada Fransız yazın kuramcısı Gérard Genette'in çalışmalarından faydalanılmıştır. Bu kapsamda, söz konusu eserlerin başlık ve ön kapakları incelenmiş, bu iki ögenin bizde ve okuyucuda ne gibi etkiler ve yönlendirmeler yapabileceği, bizleri belli mit veya arketiplere iletip iletmediği tartışılmıştır. Buradan elde edilen sonuçlar şu şekildedir: Öncelikle, başlıkların sadeliği, eserlerin yalın diline işaret etmektedir. Üç romanın başlığı beraber ele alındığında, devamlılıkları ve ana kahramanın bulunacağı ortamın altını çizişleriyle, serinin ilk üç kitabının genç kızlıktan kadınlığa geçişi ele alacağı izlenimini edinebiliyoruz. İlkin okulda (Claudine à l'école), ardından büyük şehirde (Claudine à Paris), sonundaysa evli olarak (Claudine en ménage) karşılaştığımız ana karakterin içsel yolculuğuna, erginlenme sürecine tanıklık edeceğimiz sonucuna varabiliyor ve burada Joseph Campbell'ın da üzerinde durmuş olduğu "kahramanın yolculuğu" arketipine rastlayabileceğimizi tahmin edebiliyoruz. Bunun yanı sıra Paris ve evlilik kavramlarının hangi arketipsel veya mitsel ögelere göndermede bulunabileceğini araştırıyoruz. Ön kapakları incelememizdeyse, farklı baskılara göre değişen kapak tercihinin ana karakterlerin kişiliğini yansıtır nitelikte olduğunu vurguluyoruz. Ardından, üç romandaki ana kadın karakterleri analiz etmeye girişilmiştir. Bu doğrultuda Claudine, Olympe Sergent, Aimée Lanthenay ve Rézi Lambrook karakterleri ele alınmış, onları yöneten arketipler üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda, Claudine'in doğa ve toprakla ilişkisi göze çarpmaktadır. Bağımsızlığı, dönemin kadına biçtiği rolün dışında kalan davranışları, sıra dışı ahlak anlayışı, yabaniliği ve enerjisi, diğerleri arasında bir de "asi" ve "vahşi kadın" arketiplerine yönlenmemize neden olmuştur. Bahsetmiş olduğumuz arketipsel "kahramanın yolculuğu" temasına göre Claudine'in önce çok sevgili Montigny'sinden ayrılmasının, büyük şehre taşınmasıyla erginlenme sürecinin başlangıcının ve kendisini bulmasının önündeki engelleri aşmasının ardından özünü keşfetmeye yaklaşmış halde başlangıç noktasına dönüşünden bahsedilmiştir. Bu kısımda incelediğimiz diğer üç kadın karakterde ise kendimizi "femme fatale" arketipinin farklı temsilleri karşısında bulduk. Bölümün sonundaysa, "anne" arketipinin eserlerdeki temsili ve anlamı üzerinde durduk. Öyle ki bu arketipin, serinin ilk üç kitabının ana teması olabileceği sonucuna vardık. Üstelik romanlar boyunca pek çok tezahürünü gördüğümüz "anne" arketipi, Claudine'de olduğu gibi Colette'in yaşamında da belirleyici bir yere sahiptir. Son olarak üçüncü bölüme geldiğimizdeyse, serinin anlatıcısı ve ana karakteri Claudine'i Jung'un temel arketiplerinden olan persona, gölge ve animus kavramlarına göre analiz ettik. Bu doğrultuda, alaycı ve dobra maskesinin ardında Claudine'in kırılganlığını; gölgesinin ve animusunun diğer karakterlere yansımasını ve onlarla bütünleşmesini konu edindik. Sonuç olarak, bu tezde, mitsel ve arketipsel edebiyat eleştirisi çerçevesinde, seçmiş olduğumuz eserlerdeki arketipsel karakter, imge ve durumları saptayıp çözümlemeye, değişimlerini ve kolektif bilinç dışıyla bağlantılarını analiz etmeye çalıştık. Bu yolla, yazarın ağırlıkça farkında olmaksızın kullandığı mitsel dili daha iyi anlamayı ve söz konusu eserleri daha zengin bir şekilde yorumlamayı amaçladık. Anahtar Kelimeler: Arketip, Mit, Colette, Doğa, Anne Arketipi, Doğa Ana, Kahramanın Yolculuğu, Jung, Persona, Gölge, Animus, Pierre Brunel, Gilbert Durand, Mitsel Eleştiri, Arketipsel Eleştiri, Dişil Arketipler, Claudine

Yazar

Dr. Özlem Altun

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Özlem Altun (Yüksek Lisans Tezi). Archétypes féminins dans l'oeuvre de Sidonie-Gabrielle Colette, 2024, Galatasaray University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Galatasaray University tezlerinden daha fazlası