Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Çukurova bölgesinde kronik iskemik kalp hastalığında aspirin direnci sıklığı ve tedavi değişikliğinin trombosit fonksiyonları ve prognoz üzerine etkisi

2010
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Mustafa Demirtaş

Özet (TR)

Amaç: Aspirin kardiyovasküler hastalıklarda antitrombosit tedavinin temelini oluşturur. Fakat tüm hastalarda aspirinin etkisi aynı değildir. Daha önce yapılan çalışmalarda aspirinle tedavi edilen hastalarda % 0,4 ile % 83,3 arasında değişen oranda aspirin direnci gösterilmiştir. Bu çalışmada 100 mg aspirin alan stabil koroner arter hastalarında aspirin direnci sıklığının tayini ve 100 mg aspirine direnci olan hastalarda 300 mg aspirin veya 100 mg aspirin+75 mg klopidogrel tedavisinin trombosit fonksiyonları ve morbidite üzerine olan etkisinin değerlendirilmesi amaçlandı.Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Çukurova Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim dalınca stabil koroner arter hastalığı tanısı ile izlenen ve 100 mg aspirin kullanan 168 hasta (115 erkek, 53 kadın ve yaş ortalaması 60,1 ± 8,4 yıl) alındı. Aspirine verilen cevap modifiye tromboelastogram ile belirlendi. Tromboelastogram ile tam kanda araşidonik asitin indüklediği trombosit agregasyon inhibisyonunun % 50'nin altında olması aspirin direnci olarak kabul edildi. Bu hastalarda aspirin dozu 300 miligrama çıkılarak veya 100 mg aspirin+75 mg klopidogrel verilerek yeniden trombosit agregasyon inhibisyonu ölçüldü. Hastalar 464 ± 264 (200-728) gün takip edildi.Bulgular: Toplam 27 hastada (% 16,1) aspirin direnci tespit edildi. 100 mg aspirin alan hastalarda saptanan trombosit agregasyon inhibisyonu düzeyinin, doz 300 miligrama çıkıldığında veya 100 mg aspirine 75 mg klopidogrel eklendiğinde anlamlı derecede arttığı bulundu (p=0,008). Bununla birlikte 300 mg aspirin alan hastaların 16'sında ve klopidogrel eklenenlerin 11'inde direncin devam ettiği belirlendi. İki grup arasındaki farkın istatistiksel açıdan anlamsız olduğu tespit edildi (p=0,508). 100 mg aspirin+ 75 mg klopidogrel tedavisi alan hastalarda 300 mg aspirin tedavisine göre daha yüksek trombosit agregasyon inhibisyonu elde edildiği ancak bunun istatistiksel önemi olmadığı saptandı (p=0,205). Aspirin direnci ve trombosit agregasyon inhibisyonunu öngörmede sadece fibrinojen düzeyi ve nabız basıncının bağımsız gösterge olduğu saptandı. Nabız basıncı 50 mmHg ve ortalama fibrinojen değeri 400 mg/dL ``kesim değeri'' olarak alındığında sırası ile % 88,9 ve % 74 duyarlılık, % 64,4 ve % 68 özgüllük ile aspirin direncini öngördüğü saptandı. 100 mg aspirine direnci olan 27 hastada tedavi değişikliği olarak 300 mg aspirin veya 100 mg aspirin+klopidogrel uygulandı. Tedavi değişikliği sonrası yeterli trombosit agregasyon inhibisyonu sağlanan 20 hasta ve sağlanamayan 7 hasta morbidite açısından değerlendirildiğinde, aspirin direnci devam eden hastalarda morbiditenin anlamlı derecede artmış olduğu bulundu (p=0,045).Sonuç: Çalışmamızda, koroner arter hastalarında 100 mg aspirin ile hastaların %16,1'inde yeterli trombosit inhibisyonu sağlanamadı. Düşük doz aspirine cevapsız hastaların önemli kısmında, 300 mg aspirin veya 100 mg aspirin+75 mg klopidogrel ile yeterli platelet inhibisyonu sağlandı. Ayrıca aspirin direnci olan hastalarda kardiyovasküler morbidite riskinin arttığı tespit edildi.

Yazar

Durmuş Yıldıray Şahin

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Durmuş Yıldıray Şahin (Tıpta Uzmanlık Tezi). Çukurova bölgesinde kronik iskemik kalp hastalığında aspirin direnci sıklığı ve tedavi değişikliğinin trombosit fonksiyonları ve prognoz üzerine etkisi, 2010, Çukurova University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Çukurova University tezlerinden daha fazlası