DoktoraAçık Erişim

Divan şiirinde münacat

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

1998
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Münâcât, İslâmiyetin kabulünden sonra meydana gelen Türk edebiyatının önemli bir türünü teşkil etmektedir. Arapça necv kökünden meydana gelen münâcât, kulağa fısıldama, Allah'a yalvarma, duâ etme demektir. Bir edebiyat terimi olarak ise münâcât, Allah'a yalvarmak, yakarmak niyaz ve duâ etmek gayesiyle edebiyatımızın gazel, mesnevi, murabba, kaside, rubâî, müfred...gibi hemen hemen bütün nazım şekilleriyle yazılan, konusu Allah'a yakarış olan şiir türüdür. Genellikle manzum olarak yazıldıkları halde zaman zaman mensur olarak yazılmış münâcât örneklerine de rastlamaktayız. Bunun gibi münâcât kelimesi yerine yine zaman zaman tazarru, tazarrunâme, niyaz, yakarış, duâ, tevbe vb. kelimeler de kullanılmıştır. Durum bu olunca münâcâtın tarihi gelişimini ilk insan ve ilk peygamber Hz. Adem ile başlatabiliriz. Ama edebiyatta bir tür olarak ilk münâcât örnekleri Hz. Muhammed döneminde Arap edebiyatında görülür. İslâm' m etkisiyle ilk olarak Arap edebiyatında verilen bu manzum münâcât örneklerinden sonra İslâm' m yayılışı ile birlikte X.-XI. yüzyıllarda İran edebiyatında da bu tarz münâcât örnekleri verilmeye başlanmıştır. Türk edebiyatında ise, münâcât türü, Türklerin X. yüzyılın ortalarında İslâm dinini kabul etmelerinden sonra Arap ve İran edebiyatları etkisiyle teşekkül etmiştir. Bu da gösteriyor ki, münâcât başta Arap ve İran edebiyatları olmak üzere bütün İslâmî edebiyatların ortak türüdür. Aynı şekilde divân edebiyatında ilk örnekleri XIII. Yüzyılda görülen münâcâtlar, Türk edebiyatında belli bir edebiyat tarzının da ürünü ya da türü değildir. Divân edebiyatımız yanında anonim halk edebiyatı, âşık edebiyatı, tekke edebiyatı ve tanzimattan günümüze kadar gelen edebiyatımızın her döneminde bol miktarda yazılmış münâcât örneklerine rastlamaktayız. Kur'an-ı kerim ve hadîs-i şeriflerden beslenen münâcât, aynı zamanda cami ve tekke musikisinin de önemli bir formudur. Cami ve tekkelerde ibadetler arasında ve dinî merasimlerde terennüm edilen bu münâcâtlar genellikle temcit olarak adlandırılmaktadır.Nazım şekli ve vezinler konusunda münâcâtlarda belli bir tercih yapılmamıştır. Divân şiirinin bütün nazım şekilleri ve aruz vezinleri kullanılmış hatta halk edebiyatı nazım şekillerinde ve hece vezniyle de yazılarak zaman zaman klasik edebiyatın şekilcilik anlayışı dışına çıkılmıştır. Dil ve üslûp bakımından münâcâtlar diğer edebî türlere oranla daha rahat anlaşılır bir dil ile yazılmışlardır. Her türlü sanat endişesinden uzak, aracısız olarak kulun doğrudan Allah'a yöneldiği şiirler olduğundan, samimi ve duygulu şiirlerdir. Muhteva yönünden de münâcâtlar, bir itirafhâme mahiyetindedir. Münâcâtlarda şairler günâhlarını samimi bir şekilde itiraf edip, Allah'ın adaletiyle değil, lutfuyla muamele etmesini diliyorlar Münâcâtlarda dikkatimizi çeken bir diğer önemli nokta ise, şairlerin münâcâtta bulunurken ısrarcı bir şekilde istedikleri şeylerin hiçbir zaman basit dünyevî şeyler olmadığıdır. Bunun yanında örnekleri az da olsa zaman zaman sosyal, siyasal va toplumsal endişelerle yazılmış münâcât örnekleri de mevcuttur. Halk, tekke ve divân edebiyatının ortak türü olarak XIII. yüzyıldan günümüze kadar gelen münâcât geleneği, günümüz sanatçılarının duygularım belli bir estetik anlayışla ifade etmesiyle kendini her gün yenileyerek, zenginleşerek gelişimini sürdürmektedir.

Yazar

Abdulhekim Koçin

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Abdulhekim Koçin (Doktora Tezi). Divan şiirinde münacat, 1998, Gazi University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Gazi University tezlerinden daha fazlası