DMSA'da renal skar saptanan çocuklarda hipertansiyon görülme sıklığı ve kardiyak etkilenme sıklığının araştırılması
2025
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Aslıhan Kara
Özet (TR)
Çocukluk döneminde sık görülen idrar yolu enfeksiyonları (İYE), renal skarın en önemli nedenleri arasında yer almaktadır. Özellikle kız çocuklarının %8,4'ü ve erkek çocuklarının %1,4'ü yaşamlarının ilk altı ayında idrar yolu enfeksiyonu geçirmektedir. Ateşli enfeksiyonlar renal parankimal tutulum riskini artırırken, bu tutulum inflamasyona, nefron hasarına ve kalıcı parankimal hasara yol açmaktadır. Vezikoüretral reflü (VUR), tekrarlayan enfeksiyonlar, antibiyotik tedavisindeki gecikme ve genetik yatkınlık gibi faktörler renal skar oluşumunda önemli rol oynamaktadır. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda VUR sıklığı %30-50 arasında değişirken, bu vakaların %30'unda renal skar görülmektedir. Renal skar, glomerüloskleroz, proteinüri ve hipertansiyon gibi komplikasyonlara yol açabilmektedir. Mikroalbüminüri, renal hasarın erken bir göstergesi olarak kabul edilmekte ve gelecekteki böbrek fonksiyon bozukluklarının işareti olabilmektedir. Renal skar, genellikle yüksek kan basıncı ile ilişkili bulunmuş, ancak bu durumun sıklığı ve zamanı üzerine daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Dimerkaptosüksinik Asit (DMSA) sintigrafisinde renal skar tespit edilen çocuklarda hipertansiyon görülme sıklığını ve bu çocuklarda kardiyak etkilenme oranlarını değerlendirmektir. Ayrıca, hipertansiyon ile klinik parametreler ve demografik faktörler arasındaki ilişkiyi inceleyerek bu çocuklarda erken tanı ve takip stratejilerinin geliştirilmesine katkıda bulunmaktır. Bu çalışma Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Polikliniğinde Ocak 2020-Ocak 2024 tarihleri arasında DMSA sintigrafisi yapılan 1-18 yaş arası hastalar retrospektif olarak incelenmiştir. Çalışmaya, renal skar saptanan ve Rekürren İYE, Renal Hipoplazi, Renal Agenezi, Multikistik Böbrek veya Atnalı Böbrek öyküsü olan hastalar dahil edilmiştir. Eksik dosya kaydı olan hastalar çalışma dışı bırakılmıştır. Hastaların verileri hastane kayıt sisteminden elde edilmiş, tansiyon holter ve ekokardiyografi ile hipertansiyon sıklığı ve kardiyak etkilenme durumları değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler analiz edilerek çalışma sonuçları oluşturulmuştur. Araştırmada DMSA'da renal skar-fonksiyon kaybı olan çocukların demografik özellikleri, klinik değerleri ve tansiyon parametreleri incelenmiştir. Çocukların büyük çoğunluğunda obezite bulunmazken, sosyoekonomik durumlarının genellikle orta düzeyde olduğu ve ailelerinde hipertansiyon öyküsünün nadir olduğu belirlenmiştir. Klinik değerlendirmelerde tansiyon değerlerinin genelde normal sınırlarda olduğu, ancak bazı çocuklarda diyastolik tansiyon yüksekliği gözlemlenmiştir. Rekürren idrar yolu enfeksiyonu olan ve olmayan çocuklar arasında tansiyon değerleri açısından küçük farklılıklar saptanmış, ancak genel tansiyon durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmamıştır. Tansiyon değerleri ile bazı biyokimyasal parametreler arasında düşük düzeyde ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada, İnterventriküler Septum Diastolik (İVS-D), İnterventriküler Septum Sistolik (İVS-S), Ejeksiyon Fraksiyonu (EF) ve Göreceli Duvar Kalınlığı (RWT) değerleri arasında kontrol ve deney grupları arasında anlamlı farklar bulunmuştur. Kontrol grubundaki hastalar, deney grubundaki hastalara göre daha yüksek bu değerlere sahiptir. Ancak, Aort Diamater (AODİA), Sol atrium Diamater (LADİA), Sol Ventrikül İç Çap Diastolik (LVİD-D), Sol Ventrikül İç Çap Sistolik (LVİD-S), End Diastolik hacim (EDV), End Sistolik Hacim (ESV), Atım Hacmi (SV) ve Fraksiyonel Kısalma (FS%) parametrelerinde grup arasındaki farklar anlamlı olmamıştır. Bu sonuçlar, renal hastalıkların kardiyak parametreler üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak için daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Çalışmamız; gözlemlerimiz neticesinde, çocuklarda renal hastalıklar ve hipertansiyon ilişkisini anlamak için daha geniş ve uzun dönemli çalışmalara ihtiyaç vardır. Gece tansiyon ölçümlerinin rutin hale getirilmesi, maske hipertansiyonun erken tespiti ve kardiyovasküler risklerin azaltılması açısından önemlidir. Renal hastalığı olan çocukların düzenli kardiyolojik takipleri yapılmalıdır. Bu çalışmada renal skarı olan çocuklarda dipperlerde bozulma ve diastolik hipertansiyon (HT) görülebileceği, ilerleyen dönemlerde HT gelişebileceği öngörülmüştür.
Yazar
Gül Akın
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Gül Akın (Tıpta Uzmanlık Tezi). DMSA'da renal skar saptanan çocuklarda hipertansiyon görülme sıklığı ve kardiyak etkilenme sıklığının araştırılması, 2025, Fırat University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Fırat University tezlerinden daha fazlası
- Bütünleşik pazarlama iletişimi aracı olarak sosyal medyanın kullanılması(2018)
- Hollanda Doğu Hindistan Şirketi'nin doğuşu ve XVII. yüzyıl Endonezyası'nda yükselişi(2013)
- Doğu Anadolu fay zonu'nun Doğanyol (Malatya) ile Çelikhan (Adıyaman) arasındaki gerilme durumunun incelenmesi(2020)
- Fuzûlî'nin Türkçe Divân'ında renklerin kullanımı(2013)
- Yavuzeli (Gaziantep) çevresinde yüzeyleyen volkanik kayaçların petrografik ve jeokimyasal özellikleri(2014)
- Hizbu't-Tahrir ve Ercümend Özkan'ın siyasi ve dini görüşleri(2008)