Master'sOpen Access

Dünya genelinde yabancı yatırım akışının kirlilik sığınağı ve kirlilik hale hipotezi kapsamında incelenmesi: Dinamik panel veri analizi

2022
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Zübeyde Sevgi İneci ; Prof. Dr. Ali Tarkan Çavuşoğlu

Abstract (TR)

Çevresel faktörler insan yaşamı üzerinde önemli etkilere sahiptir. Toplum refahını temelden etkileyen insan sağlığı, toplumsal kültürel miras ve ekonomik büyüme gibi temel olgular çevresel faktörlerden ayrı düşünülemez. Tüm bu olguların varlığını nesiller boyunca sürdürülebilmesi gerekmektedir. Klasik iktisatçılar tarafından savunulan ekonomik büyümenin kalkınmanın tek göstergesi olduğu görüşü iktisat alanında uzun süre kabul görmüştür. Ancak kalkınma sosyal, ekonomik ve çevresel diğer birçok unsuru da barındıran bir süreçtir. 1980'lı yıllardan itibaren artan çevresel bilinç, toplumların yüksek çevre standartlarını talep etmelerine ve dünya genelinde de sürdürülebilirlik tartışmalarının alevlenmesine neden olmuştur. Bu kapsamda birçok farklı çalışmada sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir kalkınma kavramları farklı çerçevelerden ele alınmış ve birçok farklı tanımlama yapılmıştır. Ancak en genel tabirle sürdürülebilirlik; nesiller boyunca azalmayan toplumsal refah kapasitesinin korunması şeklinde tanımlanabilir. Toplumsal refah ekonomik, sosyal ve çevresel boyutları olan çok kapsamlı bir olgudur. Refahın nesiller boyunca sürdürülebilir kılınması için bu üç boyutun ayrı ayrı ele alınması ve bunların sürdürülebilirliğinin sağlanması gerekmektedir. Bu kapsamda sadece bir sürdürülebilir kalkınma hedefini önceleyen politikaların başarılı olması mümkün değildir. Üzerinde yaşadığımız dünyayı koruma fikri yeni olmamakla beraber sanayileşme ile artan çevresel bozulmalar bu fikrin somutlaştırılması yönünde teşvik edici olmuştur. Bu kapsamda global anlamda bir bilinç oluşturulması amacıyla OECD ve Birleşmiş Milletler gibi önemli kurumlar sürdürülebilir kalkınma hedef ve stratejileri oluşturmuş ve ülkelerin bu hedeflere uymasını sağlamak adına bir takım denetim organları inşa edilmiştir. Global anlamda çevre bilincinin yükselmesi, düzenleyici ve denetleyici organların hem uluslararası hem de ulusal bazda varlığı hükümetler üzerinde çevresel standartlar oluşturma konusunda baskı yaratmaktadır. Ekonomik faaliyetler ve özellikle endüstriyel üretimin çevre üzerinde negatif etkileri bulunur ancak bu sektör aynı zamanda ülkelerin gelişme patikalarında önemli bir yere de sahiptir. Özellikle az gelişmiş ülkelerde ekonomik büyümenin öncelikli olması nedeniyle çevresel standartlara gereken önem verilmemektedir. Literatürde Çevresel Kuznets Eğrisi (ÇKE) hipotezi olarak yer alan ve gelir ile çevresel bozulma arasında ters-U ilişkisi olduğunu öne süren hipoteze göre; ülkeler eşik bir gelir seviyesine kadar çevresel bozulma yaşayacak ancak bu gelir seviyesinin ilerisine geçildiğinde toplumda gelişecek olan temiz çevre talebi nedeniyle hükümetler birtakım düzenlemelere yönelecek ve çevre kirliliği bu noktadan itibaren Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) değeri ile azalan bir ilişki gösterecektir. Gelir ve çevre talebi arasındaki güçlü ve pozitif yönlü nedeniyle gelir arttıkça çevre talebinde de artış meydana gelecektir. Literatürde bu konuyu ele alan çok sayıda çalışma yer almakta olup farklı sonuçlar elde edilmiştir. Az gelişmiş ülkeler, ekonomik büyüme odaklı kalkınma politikaları nedeniyle esnek çevresel standartlara sahiptir ve bu ülkeler gelişmiş ve yüksek çevresel düzenlemelere sahip ülkelere kıyasla firmalara düşük maliyetli üretim imkânı sunmaktadırlar. Bu maliyet avantajı nedeniyle firmalar az gelişmiş ülkelere yönelmektedirler. Bu firmaların gittikleri ülkelerde esnek çevresel düzenlemeler nedeniyle kirli üretime yönelmesi durumunda literatürde Kirlilik Sığınağı Hipotezi (KSH) olarak yer alan durum ortaya çıkmaktadır. Doğrudan yabancı yatırımlara (DYY) ev sahibi olan az gelişmiş ülkeler kirlilik sığınakları haline gelmektedir. Gelişmiş ülkelerde nitelikli işgücü ve yüksek standartlar nedeniyle firmalar yüksek teknoloji barındıran üretim tesislerine sahip olabilmektedirler. Bu durumda az gelişmiş ülkelere giden doğrudan yabancı yatırımlar bu ülkelerde de üretim standardizasyonunu sağlamak amacıyla aynı teknolojik üretim seviyesini sürdürmeyi tercih edebilmektedirler. Literatürde Kirlilik Hale Hipotezi olarak yer alan hipoteze göre gelişmiş ülkelerden az gelişmiş bölgelere yönelen doğrudan yabancı yatırımlar yüksek teknolojik gelişmeyi bu ülkelere aktararak üretim sürecinin daha temiz olmasına ve çevre kirliliğinin azaltılmasını sağlayabilmektedirler. Bu durumda ülkeler arası teknoloji transferi gerçekleşecek ve doğrudan yabancı yatırımlar çevre kalitesini artıracaktır. Yürütülen bu tez çalışması kapsamında dünya genelinde 120 ülke için 1990 ve 2014 yılları arasındaki periyotta çevresel Kuznets eğrisinin varlığı, kirlilik sığınağı ve kirlilik hale hipotezlerinin geçerliliği incelenmektedir. Çalışmada çevresel ve doğal kaynakların dinamik yapısı göz önünde bulundurularak statik modellere kıyasla bu dinamik yapının gözlemlenebildiği dinamik panel veri yöntemleri kullanılmaktadır. Hem sera gazı emisyonları hem de karbondioksit emisyonu için ayrı modellerde çalışılmıştır. Çalışmada ülkeler üretim süreçlerinde oluşturdukları emisyon değerlerine göre kirli, orta kirli ve az kirli olarak sınıflandırılmış ve doğrudan yabancı yatırımların bu ülkelerdeki emisyon değerleri üzerine etkileri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Quasi-Maksimum Olasılık Tahmin yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen çalışmada STIRPAT modeli kullanılmaktadır. Aynı zamanda literatürde az sayıda çalışmada yer alan doğrudan yabancı yatırımlar ve emisyon değerleri arasındaki etkileşim modele etkileşim değişkeni kullanılarak dahil edilmiştir. Yenilenebilir enerji ve nükleer enerji kaynaklarının toplam enerji tüketimi içindeki payı, üretimde enerji etkinliği, ticaretin ve endüstriyel üretimin GSYİH içerisindeki payları kontrol değişkenleri olarak modelde yer almaktadır. Çalışmanın ampirik bulgularına göre hem karbon emisyonları hem de sera gazı emisyonları için kirlilik sığınağı hipotezini destekleyen sonuçlara ulaşılmıştır. Doğrudan yabancı yatırımlar kirli ülkelerde, az kirli ve orta kirlilikteki ülkelerle karşılaştırıldığında emisyon değerlerini daha fazla artırmaktadır. Bu da çevresel standartların düşük olduğu bu ülkelerde doğrudan yabancı yatırımların çevre kirliliğini artırıcı etki yarattığını göstermektedir. Çalışmada Çevresel Kuznets Eğrisi hipotezinin karbondioksit emisyonu için geçerli olduğu görülmüştür. Gelir seviyesi eşik değere ulaşana kadar karbondioksit emisyonlarını artırırken, eşik değer aşıldığında karbon emisyonu artmamaktadır. Ancak sera gazı için yapılan sınamalarda, sera gazı emisyonu ve gelir arasında doğrusal bir ilişki bulunmuştur. Her iki modelde de yenilenebilir enerji kaynakları, nükleer enerji kullanımı ve üretimde etkinlik artışı ile emisyon değerleri arasında negatif bir ilişki söz konusudur.

Author

Dr. Merve Nur Ünal

How to Cite

Merve Nur Ünal (Yüksek Lisans Tezi). Dünya genelinde yabancı yatırım akışının kirlilik sığınağı ve kirlilik hale hipotezi kapsamında incelenmesi: Dinamik panel veri analizi, 2022, Galatasaray University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University