Medical SpecialtyOpen Access

Esansiyel hiperhidrozisli hastalarda mizaç ve karakter özelliklerinin değerlendirilmesi

2014
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Gülsüm Gençoğlan

Abstract (TR)

EH, belirtilen vücut bölgelerinde bilinmeyen bir nedenle sempatik kolinerjik sinirlerin aşırı deşarjı ile karakterize bir dermatolojik bozukluktur. Bu bireylerde sempato-adrenal sistemin aşırı aktif olduğu düşünülmektedir. Ter bezi histolojisi ve fonksiyonu normal olup emosyonel stresle ter salgısında artış meydana gelirken uykuda terleme ortadan kalkmaktadır. Bu bulgular ışığında çalışmada EH'li bireylerin mizaç ve karakter özellikleri ile sempatik hiperaktivasyon ve terleme arasındaki ilişki araştırılmıştır. Çalışmaya Nisan 2011 – Ağustos 2013 tarihleri arasında Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar polikliniğine başvuran, hiperhidroza yol açabilecek sistemik bir hastalığı bulunmayan, yaşları 18 ve üzerinde olan 42 kadın ile 38 erkek toplam 80 EH hastası ve 54 kadın ile 27 erkek sağlıklı gönüllüden oluşan toplam 161 kişi dahil edildi. EH' li hastaların yaşları, cinsiyetleri, Vizüel Analog Skorlaması (VAS) değerleri kaydedildi ve çalışmaya katılan kişilere Mizaç ve Karakter Envanteri (MKE), Anksiyete Duyarlılık İndeksi-3 (ADİ-3), DLQI, Liebowitz Sosyal Kaygı Bozukluğu Belirtileri Ölçeği (LSFÖ) ve SCID-CV Tanı Ölçütleri uygulandı. VAS skorları hasta grubunda 2-10 arasında değişmekte olup, VAS ortalamaları 7,54± 1,89 olarak bulundu, yani çalışmamıza katılan hastaların terleme şiddetleri fazlaydı. Hasta grubunda DLQI skorları 10-26 arasında değişmekte olup, DLQI ortalamaları 12,96± 4,11 olarak bulundu. EH hastaların yaşam kalitelerini orta derecede etkilemekteydi. Hasta grubunda ADİ-3 skoru istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek bulunurken (p= 0.01), yine La-TOP skoru ve Lb-TOP skoru kontrol grubuna göre daha yüksek bulundu (p=0.01, p=0.03). 54Hasta ve kontrol grubu arasında P (Sebat Etme) skoru açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (P=0.93). NS2 (Dürtüsellik) skoru hastalarda kontrol grubuna göre yüksek saptandı (p=0.006). HA3 (Yabancılardan çekinme) ve HA4 (Çabuk yorulma) skorları hasta grubunda kontrol grubuna göre daha yüksek saptandı (p=0.04, p=0.01). RD4 (Bağımlılık) skoru hasta grubunda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha düşük saptandı (p=0,001). S2 (Amaçlılık) skoru hasta grubunda kontrol grubuna göre daha düşük saptandı (p=0.047). C1 (Sosyal onaylama), C2 (Empati duyma), C3 (Yardımseverlik) ve C-TOP (İş birliği yapma) skorları hasta grubunda kontrol grubuna göre daha düşük saptandı (p=0.017, p=0.07, p=0.015, p=0.044). ST1 (Kendilik kaybı), ST3 (Manevi kabullenme) ve ST-TOP (Kendini aşma) skorları hasta grubunda daha yüksek saptandı (p=0.02, p=0.039, p=0.035). Hasta grubunda, geçmişte veya şu anda 21 kişide sosyal fobi, 12 kişide majör depresif bozukluk, 11 kişide başka türlü adlandırılamayan anksiyete bozukluğu, 7 kişide panik bozukluğu, 7 kişide özgül fobi, 5 kişide uyum bozukluğu, 3 kişide obsesif-kompulsif bozukluk, 3 kişide posttravmatik stres bozukluğu ve 3 kişide yaygın anksiyete bozukluğu saptandı. Aşırı terleme nedeniyle bozulmuş yaşam kalitelerine paralel olarak EH'li bireylerin sosyal kaygı düzeyleri yüksek olan anksiyeteye yatkın kişiler olduğunu saptadık. EH'li bireylerin artmış adrenerjik deşarj nedeniyle dürtüsel davranan, bağımlılıkları ve amaçlılıkları düşük olan iş birliği yapmaktan uzak olan kişiler olduğunu belirledik. VAS skorları yüksek olan EH'li hastaların belirgin derecede bozulmuş olan yaşam kalitelerine paralel olarak anksiyete duyarlılıkları ve soyal fobi düzeylerini yüksek saptadık. Görsel ve işlevsel sorunlara yol açan EH nedeniyle bireyler işlerini yaparken veya sosyal ilişkilerinde büyük sorunlar yaşamaktadırlar, bu da doğal olarak sosyal kaygılarını ve anksiyetelerini arttırmaktadır. Mizaçları gereği dürtüsel davranan yani olayları kapsamlıca irdelemeden hareket eden bu kişilerde çabuk yorulma puanlarının yüksek 55olması, artmış adrenerjik aktivitenin yarattığı yüksek bazal metabolizma nedeniyle olabilir. Ayrıca görünüm ve hijyenik iyilik sağlamak için sarfettikleri yoğun efor da bu duruma ekleniyor gibi görünmektedir. Anksiyete bozukluklarının bulgularından olan yabancılardan çekinme puanlarının EH grubunda yüksek saptanması yarattığı sosyal fobi ve anksiyete nedeniyle beklediğimiz bir sonuçtu. Yabancılardan çekinme düzeyleri yüksek olan EH hasta grubunun doğal olarak iş birliği yapmaktan uzak, amaçlılıkları düşük olan kişiler olduğunu saptadık. "Kendini aşma" puanlarının EH'li hastalarda yüksek saptanması ise bu kişilerin erken yaşlardan beri var olan hiperhidrozu içselleştirerek kabullendiklerini ve bu durumla yaşamayı öğrendiklerini göstermektedir. Çalışmamız bugüne kadar bu konuda yapılmış en yüksek katılımcı sayısından oluşan, DLQI, ADİ-3, Liebowitz Sosyal Fobi Ölçeği ve SCIDCV'nin bir arada kullanıldığı ilk çalışmadır. Önceki çalışmaların bulgularının farklı olması, az sayıda katılımcı ve dengeli olamayan hasta ve kontrol dağılımına bağlı gibi görünmektedir. İlk çalışmada (8) hasta ve sağlıklı kontrol sayıları oldukça düşüktür buna karşın patolojik kontrol olarak alınmış olan renal yetmezlikli kontrol grubu ise diğerlerinin yaklaşık iki katıdır. Bu orantısız dağılım istatistiksel veri güvenilirliğini düşürmektedir. Her iki çalışma da da hasta ve kontroller psikiyatrik patolojiler açısından değerlendirilmeye alınmamışlardır. Bizim çalışmamızda aktif bilinen psikiyatrik bozukluğu olan hastalar değerlendirilmeye alınmamıştır. Bu durum özellikle kontrol verilerinin güvenilirliğini arttırmaktadır. Gerek artmış sempatik aktivite, gerek erken başlangıçlı hastalığa ait genetik faktörler, gerekse hastalarda esansiyel hiper hidrozun yarattığı sosyal ve hijyenik problemler, hastaların mizaç ve karekter gelişimini etkiliyor gibi görünmektedir. Bu hastalarda sosyal fobi ve anksiyete dağılımındaki artış sosyalleşme ve dışa dönük davranış paterninde bozulmalara yol açmaktadır. Hastalık aktivitesi, sosyal ve kişisel kimlik etkilenmelerinin daha iyi anlaşılması bu hastalarda yaşam kalitesini arttıracağı gibi, anksiyete yönetimi ve hiperhidrozun regulasyonunda da hastalara olan yardımımızı arttıracaktır.

Author

Dr. Mutlu Çoban

How to Cite

Mutlu Çoban (Tıpta Uzmanlık Tezi). Esansiyel hiperhidrozisli hastalarda mizaç ve karakter özelliklerinin değerlendirilmesi, 2014, Manisa Celal Bayar University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Manisa Celal Bayar University