Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Fingolimod ve glatiramer asetat kullanan ile koruyucu ilaç kullanmayan multiple skleroz hastalarında SOCS1, SOCS3, stat3 ve stat6 genlerinin mrna düzeyleri ile IL-13 ve IL-22 sitokin düzeylerinin hastalık aktivitesi, prognoz ve tedaviye yanıt üzerine olan etkilerinin araştırılması

2021
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Mehmet Ufuk Aluçlu

Özet (TR)

Amaç: Amacımız inflamatuar yanıtın oluşmasında ve regülasyonunda kilit rol oynayan janus kinaz proteinleri (JAK) / Sinyal iletimi ve transkripsiyon aktivatör proteinleri (STAT) / Sitokin sinyal inhibitor proteinleri (SOCS) yolağının bileşenlerinden olan SOCS1, SOCS3, STAT3 ve STAT6 genlerinin messenger ribonükleik asid (mRNA) düzeyleri ile interlökin-13 (IL-13) ve interlökin-22 (IL-22) sitokin düzeylerinin kronik inflamatuar bir hastalık olan multiple skleroz (MS) patogenezindeki rollerini ve terapötik yanıtı takip etmek için biyobelirteç olabilme potansiyellerini araştırmaktır. MS inflamasyon, demiyelinizasyon ve akson hasarı ile karakterize otoimmün bir santral sinir sistemi (SSS) hastalığıdır. Genetik, çevresel ve immünolojik faktörlerin kompleks interaksiyonundan dolayı MS' in patogenezi tam olarak anlaşılmamıştır. MS patogenezinde rol alan birçok sitokin JAK/STAT sinyal yolağını kullanmaktadır. MS hastalarında SOCS proteinleri ve ilişkili oldukları STAT yolakları hem MS etiyolojisi açısından hem de terapötik açıdan daha fazla araştırılması gerekmektedir. MS' de immünolojik faktörler üzerine yoğun çalışmalar yapılmasına rağmen, inflamatuar yanıtın oluşması ve regülasyonu ile ilişkili olan SOCS1, SOCS3, STAT3 ve STAT6 genlerinin mRNA düzeyleri ile IL-13 ve IL-22 sitokin düzeylerinin hastalık patogenezindeki rolleri, prognozun ve özellikle fingolimod (FTY720) veya glatiramer asetat (GA) kullanan hastalarda tedavi etkinliğinin test edilmesinde biyobelirteç olarak kullanılabilme potansiyelleri bilinmemektedir. Bu nedenle bu projede SOCS1, SOCS3, STAT3 ve STAT6 genlerinin mRNA ekspresyon düzeyleri ile IL-13 ve IL-22 sitokin düzeylerinin MS' de prognozu ve tedavide etkinliğini gösteren bir biyobelirteç ve terapötik hedef olarak kullanılıp kullanılamayacağının belirlenmesi amacı oldukça önemlidir. Gereç ve Yöntemler: Araştırmamıza Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Nöroloji Anabilim Dalına başvuran 2017 Revize McDonald kriterlerine göre relapsing remitting MS (RRMS) tanısı konulmuş hastalar dahil edildi. Katılımcılar; RRMS tanısı konulmuş 18-55 yaş aralığında olan en az 6 aydır FTY720 kullanan 25 hasta, en az 6 aydır GA kullanan 25 hasta, en az 6 aydır herhangi bir koruyucu MS ilacı kullanmayan veya henüz koruyucu ilaç başlanmamış yeni tanı 25 hasta ile herhangi bir kronik hastalığı olmayan 25 sağlıklı insandan oluşmaktadır. Tüm hastalara kan alınma işleminden 30 dakika önce detaylı nörolojik muayne yapıldı ve genişletilmiş özürlülük durum ölçeği (EDSS) skoru hesaplandı. Tüm hastaların cinsiyet, aile öyküsü, ilk atak şikayeti, ilk atak başlangıç yaşı, hastalık süresi, kullandığı ilaç süresi, son 1 yıldaki toplam atak sayısı, optik nörit (ON) öyküsü, oligoklonal band (OKB), immünglobulin-G (İgG) indexi, görsel uyandırılmış potansiyel (VEP), vücut kitle indexi (BMI) kaydedildi. Tüm katılımcılara D vitamini, B12 vitamini, ferritin, folat, albümin, sedimentasyon (ESR), hemoglobin (HG), lenfosit sayısı çalışıldı. Sigara ve alkol kullanımı sorgulandı. Polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) sonucu belirlenen mRNA değerleri ile enzim bağlantılı immünosorbent testi (ELİSA) sonucu belirlenen sitokin düzeyleri bu parametrelerle karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmamızda SOCS-1 düzeyleri için en yüksek ortalamanın G grubundaki hastalarda olduğu ve G grubunun diğer gruplardan anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (sırasıyla p: 0.002, p: 0.0.002 ve p:0.028)). Ayrca sigara içenlerde SOCS-1 düzeylerinin daha düşük seyrettiği belirlenmiştir (p: 0.025). F grubunda tedavi etkinliği düşük olmayan grupta SOCS-1 ortalaması (0.0476) ve SOCS-3 ortalaması (0.2477), tedavi etkinliği düşük olan gruptaki SOCS-1 ortalamasından (0.0111) ve SOCS-3 ortalamasından (0.0953) anlamlı olarak daha yüksektir (p değeri sırasıyla SOCS-1 için 0.002, SOCS-3 için 0.003). SOCS-3 düzeyleri son 1 yıl içinde atak geçirmeyen hastalarda anlamlı oranda daha yüksek iken, 1 atak geçirenlerde daha düşük ve 2 atak geçiren hastalarda ise en düşük seviyede saptanmıştır (p: 0.016). Yapılan korelasyon analizlerinde SOCS-1 düzeyleri ile SOCS-3 düzeyleri arasında anlamlı, pozitif ve kuvvetli bir korelasyon olduğu belirlenmiştir. IL-13 düzeyinin kontrol grubunda (52.5 ± 28.33), hasta grubuna(29.22 ± 26.27) göre anlamlı oranda daha yüksek olduğu belirlendi. VEP Testi P100 latansında uzama varlığı ile çalışma parametreleri arasındaki ilişki de incelendiğinde STAT-6 düzeyleri sağ gözde latans uzaması olan hastalarda (n: 7) anlamlı oranda daha yüksek saptanmıştır (p: 0.028). Çalışmamızda SOCS1, SOCS3, STAT3, STAT6 genlerinin mRNA düzeyleri ile IL-13 sitokin düzeyleri diğer klinik, laboratuar ve demografik özellikler ile karşılaştırıldığında anlamlı bir farklılık izlenmedi. Sonuç: Çalışmamız SOCS1, SOCS3, STAT3 ve STAT6 genlerinin mRNA düzeyleri ile IL-13 sitokin düzeylerinin MS patogenezinde rol oynadığını ve tedavi etkinliğinin bir göstergesi olarak kullanılabileceğini göstermektedir.

Yazar

Dr. Fidel Demir

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Fidel Demir (Tıpta Uzmanlık Tezi). Fingolimod ve glatiramer asetat kullanan ile koruyucu ilaç kullanmayan multiple skleroz hastalarında SOCS1, SOCS3, stat3 ve stat6 genlerinin mrna düzeyleri ile IL-13 ve IL-22 sitokin düzeylerinin hastalık aktivitesi, prognoz ve tedaviye yanıt üzerine olan etkilerinin araştırılması, 2021, Dicle University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Dicle University tezlerinden daha fazlası