DoctorateOpen Access

Haksız tahrik

2013
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Ümit Kocasakal

Abstract (TR)

Haksız tahrik, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda failin kusurluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde düzenlenen ve bütün suç tipleri için uygulanabilir olan haksız tahrik, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51.maddesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29.maddesinde yer almaktadır. Haksız tahrike çalışmamızda ele alınan ülkelerde de çeşitli vesilelerle önem atfedildiği ve hukuk düzenlemelerinde yer verildiği tespit edilmiştir. Bu örneğin İsviçre ve Türk Hukukunda olduğu gibi, genel hükümlerde tüm suç tipleri ve özel hükümlerde bazı suç tipleri hakkında ayrıca öngörülmüş olan haksız tahrik düzenlemeleri şeklinde olabilmektedir. Bir başka biçimde ise örneğin Alman Hukukunda ve Anglo-Sakson Hukukunda olduğu gibi, belli suç tipleri açısından özel hükümler kapsamında haksız tahrike yer verilebilmektedir. Failin, haksız tahrik nedeniyle cezasında indirime gidildiği durumlar, Türk Ceza Kanunu'nun gerek genel hükümlerinde gerekse özel hükümlerinde belirli suç tiplerine ilişkin olarak çeşitli şekillerde düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanunu'nun özel hükümleri altında da, belli suç tipleri bakımından özel haksız tahrik kurumuna yer verildiği görülmektedir. Örneğin, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun birden fazla maddesinde, belli koşullar altında, bazı suç tipleri bakımından özel haksız tahrik denilen ve genel hükümlerdeki tahrik düzenlemesine göre özel düzenleme teşkil eden tahrik hallerine yer verilmektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda ise hakaret suçu bakımından özel haksız tahrik hali düzenlenmiştir. Türk Ceza Hukukunda meydana gelen haksız fiilin, failde hiddet veya şiddetli elem oluşturması ve bunun etkisi altında failin tepki fiilini işlemesi halinde haksız tahrik indirimi uygulanmaktadır. Bu unsura psikolojik unsur denmektedir. Türk hukukunda failin haksız bir fiil neticesinde kusurluluğunun etkilendiğinin kabulü için heyecanın çeşitleri olan şiddetli elem ve hiddete kapılmış olması aranmaktadır. Ancak bu her ülke sisteminde böyle değildir. Heyecanın hangi hallerinin haksız tahrikin koşulu sayılacağı ülkelere ve kabul ettikleri sistemlere göre değişiklik göstermektedir. Türk Hukukunda hiddet ve elem haksız tahrik kurumu bağlamında aynı nitelikte kabul edilmiştir. Haksız tahrik neticesinde Anglo-Sakson Hukuku ve Amerikan Hukukunda kızgınlığın, İtalyan Hukukunda hiddetin, Alman Hukukunda öfkenin ortaya çıkması aranmaktadır. Avusturya ve İsviçre Hukukunda ise kaynağı belirtilmeksizin stenik ve astenik heyecan hallerinin ortaya çıkması ve failin heyecan nedeniyle ruhsal karışıklığa düşmesinin mazur görülebilir olması halinde tahrik indirimi gündeme gelmektedir. Haksız tahrik, failin kusurluluğunu etkileyen bir nedendir. Bu unsur haksız tahrikin hukuki esasını oluşturmaktadır. Hukuki esasını açıklamaya yönelik çok çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Ancak Türk Hukuk düzenine bakıldığında, haksız tahrikin hukuki esasının Türk doktrininde subjektif teoriye göre açıklandığı görülmektedir. Buna göre, haksız tahrik halinde fail haksız bir fiilin doğurduğu öfke veya elem altında kaldığından, faili harekete geçiren saiklerin kanun koyucu nazarında daha az vahim sayıldığı kabul edilmekte ve cezada indirim yoluna gidilmektedir'. Ancak bu açıklama, haksız tahrikin hukuki esasını açıklamaya tek başına yeterli değildir. Burada Türk hukuk düzeni bakımından yalnızca haksız bir fiilin yol açtığı heyecan dikkate alınmaktadır. Yalnızca failin subjektif (içsel) durumu dikkate alındığında kişilerin kendilerini normlara uydurma konusundaki beklentinin azaldığı, kişinin heyecan nedeniyle iradesinde meydana gelen zayıflamanın kusurunu azalttığı düşüncesi oluşabilecektir. Bir başka deyişle, haksız olmayan bir etmene ya da tahrike maruz kalarak hiddetlenen kimsenin de psikolojik bakımından iradesi zaafa uğrayabilecektir. Takas teorisi olarak da tabir edilen objektif teori ise haksız tahrik halinde biri tahrik eden, diğeri tahrike maruz kalan olmak üzere iki suçlunun varlığını kabul etmektedir. Böyle bir açıklama tarzı da yetersiz kalmaktadır. Zira fail ve mağdurun kusuru karşılıklı mahsup edildiğinde, faile ceza verilmemesi cihetine de gidilebilecektir. Bu noktada mağdurun ortak sorumluluğundan bahsetmek gerekir. Zira haksız tahrik tesiri altında suç işleyen kişinin davranışlarını kontrol etmesi yine de kendisinden beklenmektedir. Aksi takdirde haksız tahrik tesiri altında suç işlenmesi halinde failin kusurlu olmadığı kabul edilmek gerekecektir. Bu nedenlerle objektif kıstas ve subjektif kıstasın birlikte dikkate alınması gerekmektedir. Gerçekten, haksız bir fiilin yol açtığı heyecan (hiddet) tesiri altındaki kimsenin iradesinde bir zayıflama söz konusu olmaktadır. Bununla birlikte, hiddet ve elemin kusur yeteneğini zayıflatan bir etkisini kabul edebilmek için, bunun haksız bir fiilden kaynaklanması gerekir. Çalışmada haksız tahrik konusunda tartışılan hususlardan biri de Ceza Hukuku'nun diğer kavramları ile haksız tahrikin somut olayda bir arada uygulanıp uygulanmayacağı olmuştur. Özellikle, meşru savunmada sınırın aşılması, tasarlama, töre saiki ve kan gütme saikleri ile haksız tahrikin bir arada uygulanıp uygulanamayacağı meselesi önemlidir. Bunlardan tasarlama ile haksız tahrik halinin bir arada bulunup bulunmayacağı tartışmasında doktrinde şu şekilde bir değerlendirme yapılmaktadır. Tasarlamanın soğukkanlılık teorisine göre açıklanması durumunda, haksız tahrik ile tasarlamanın bağdaşmayacağı, ancak plan kurma teorisine göre açıklanması halinde ise, her iki kurumun bir arada uygulanabileceği ifade edilmektedir. Töre saiki ile haksız tahrik hükmünün bir arada uygulanıp uygulanamayacağı hususunda ise şu değerlendirmede bulunulabilir. Türk Ceza Kanunu'nun 82.maddesinin gerekçesinde somut olayda haksız tahrikin koşullarının bulunmaması gerekir ifadesinden haksız tahrikin koşulları var ise töre saiki nedeniyle ağırlatıcı hal uygulanmayacağı yorumu yapılabilmektedir. Aynı şekilde Türk Ceza Kanunu'nun 29.maddesinin gerekçesinde, haksız tahrikin töre ve namus cinayeti olarak adlandırılan akraba içi öldürme suçlarında uygulanamayacağı ve hiddet ve şiddetli elemin haksız bir fiil sonucu ortaya çıkması gerektiği ibaresinin eklendiği belirtilmiştir. Kan gütme saiki ile haksız tahrik hükümlerinin aynı olayda uygulanıp uygulanamayacağı hususunda şu değerlendirmede bulunulabilir. Türk Ceza Kanunu'nun 82.maddesinin gerekçesinde; kan gütme saikinde intikam duygusunun faili suça yönelttiği ve bu durumun haksız tahrikin varlığı için aranan hiddet veya elemden farklı bir duygu olması nedeni ile sırf kan gütme saiki ile adam öldürme suçu işlenmişse olayda haksız tahrik hükmünün uygulanmayacağı belirtilmiştir. Türk Ceza Kanunu'nda haksız tahrik, haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki bir kimsenin suç işlemesi halinde cezasında indirime gidilen bir haldir. Türk Ceza Hukuku'nda yer alan haksız tahrik kurumunun varlığından bahsedebilmemiz için, somut olayda tahrik teşkil eden bir fiilin varlığı, tahrik fiilinin haksız olması, haksız fiilin faile veya bir başkasına yönelmiş olması, tahrik fiilinin failde hiddet veya şiddetli eleme neden olması ve failin bu fiile tepki göstermek suretiyle suç işlemesi gerektiği kabul edilmektedir. Fail hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için tahrike neden olan fiilin haksızlığı haiz olması gerekmektedir. Haksız fiil olarak kabul edilen hallerde failin, bizzat neden olduğu haksız fiilden ötürü, tahrike kapılması ve tahrik indiriminden yararlanması kabul edilmemektedir. Kendisinden kaynaklanan ve sanığın da buna karşılık sergilediği orantılı hareketleri nedeniyle mağdurun tahrike kapılması, Türk Ceza Kanunu'nun 29.maddesi uyarınca indirime uygun değildir. Ancak failin gösterdiği tepkinin aşırı olması durumunda mağdur açısından meşru savunma ya da haksız tahrik hali meydana gelecektir. Türk Ceza Kanunu'nda yer alan haksız tahrik madde düzenlemesinde, tahrike neden olan fiilin yöneldiği kişi bakımından herhangi bir açık ifade bulunmamaktadır. Tahrik fiilinin mutlaka tepki fiilinde bulunana karşı işlenmiş olması gerekmemektedir. Bir başka ifadeyle, tahrik fiiline maruz kalan kişinin mutlaka failin kendisi olması şart değildir. Doktrinde ve yargı kararlarında tahriki oluşturan fiillerin mutlaka tahrik edilen faile karşı işlenmesinin gerekmediği, failin kan ve sıhri hısımları, yakınları ya da diğer kişilere karşı da olabileceği öngörülmektedir. Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için aranan koşullardan biri de tepki fiilinin haksız fiili gerçekleştirene karşı işlenmesidir. Tepki fiilinin hedefi, tahrik fiilini gerçekleştiren kişinin şahıs hakları olabileceği gibi malvarlığı hakları da olabilmektedir. Bu kimse ayrıca haksız fiili yapan kişinin fiilini önleme sorumluluğu bulunan kişi de olabilir. Bu görüşe göre, failin haksız tahrik hükmünden yararlanabilmesi için, haksız fiilin ya mağdurun bizzat şahsından kaynaklanması ya da mağdurun o haksız fiili önleme sorumluluğu bulunmasına rağmen önlememesi veya zımnen bu haksız fiili onaylamış olması gerekmektedir. Türk Hukukunda, tahrik ve tepki fiilleri arasındaki zamansal yakınlık, tahrike neden olayın fail üzerindeki etkisinin suçun işlenmesi esnasında hala sürüp sürmemesi bağlamında değerlendirilmektedir. Haksız fiil neticesinde failin işlemiş olduğu suçtan ötürü cezasında indirime gidilebilmesi için, tepki fiili tahrik fiili nedeniyle işlenmiş olmalı yani aralarında nedensellik bağı olmalıdır. İşlenen fiilin tahrike neden olan olayın etkisi ile gerçekleştirildiği somut olayda açıkça ortaya konulmalıdır. Türk Ceza Kanunu'nda açıkça belirtilmemesinden ötürü tartışılan bir diğer husus ise tahrik fiili ile tepki fiili arasındaki orantılılıktır. Açıkça kanun düzenlemesinde bir oran belirtilmese de tahrik teşkil eden fiilin failde meydana getirdiği etki ve neticesindeki tepkinin ölçüsü önemlidir. Bu nedenle, somut olayın akışı, failin yetiştiği ortam, katlanma gücü tepkinin ölçüsü hususunda dikkate alınmalıdır. Failin ruhsal durumunun abartılı oluşu halinde verilen ölçüsüz bir tepki nedeniyle işlenen fiil ile tahrik fiili arasında oranın olduğu söylenemez. Çalışmanın bir diğer konusu da karşılaştırmalı hukukta haksız tahriktir. Karşılaştırmalı hukuk bahsinde Anglo-Sakson Hukukunu benimsemiş ülkeler, Almanya, İsviçre, Avusturya, İtalya, Fransa ve Hollanda ele alınmıştır. Anglo-Sakson hukuk sisteminde haksız tahrik, sadece failin meydana gelen bir fiilin yarattığı etki altında kasten öldürme suçunu işlemesi halinde uygulanan ve bu nedenle özel olarak 'kasten öldürme' suç tipi dahilinde düzenlenen bir indirim nedenidir. Tahrik, diğer ağır suçlarda ise ancak fail hakkında öngörülen cezanın ağırlığını bir miktar azaltabilecek takdiri indirim nedeni olarak uygulanabilmektedir. Haksız tahrik, tahrik altında suç işleyen fail hakkında açılacak davanın türünü değiştiren ve dolayısıyla daha az ceza öngörülmesine neden olan bir düzenlemedir. Anglo-Sakson Hukuk Sistemini benimsemiş devletlerin kanunlarına bakıldığında, haksız tahrik altında suç işleyen fail hakkında nitelikli adam öldürme suç tipinden değil basit adam öldürme suç tipinden yargılama yapılacağı ve buna göre ceza verileceği şeklinde bir düzenlemenin yer aldığı görülmektedir. Bu durumdan çıkan netice, Anglo -Sakson Hukuk uygulamasında genel ve bütün suç tiplerine teşmil edilecek nitelikte bir haksız tahrik düzenlemesinin bulunmadığıdır. Haksız tahrik altında işlenen saldırı ya da kasten yaralama fiilleri açısından haksız tahrik, ancak faile verilecek cezada takdiri bir indirim sebebi olarak dikkate alınabilecektir. Federal Almanya'da ise haksız tahrik hali hem genel hükümler kapsamında haksız fiiilin esaslı şuur bozukluğuna neden olması, hem de özel hükümler kapsamında kasten öldürme ve hakaret suçlarının tahrik altında işlenmesi halinde failin cezasında bir indirim nedeni olarak düzenlenmiştir. Haksız tahrikin esaslı bir şuur bozukluğundan veya başka bir anormal ağır ruhi duruma neden olması halinde fiilin hukuka aykırılığını anlama veya bu anlayışa göre hareket etme kabiliyetine sahip bulunmadığı ya da azaldığı kabul edilir. Alman Ceza Kanunu 213. maddesine göre, kasten öldüren kişi, öldürülen kişi tarafından kendisine veya bir aile mensubuna yönelik olarak işlenilen bir kötü mualeme veya ağır hakaret üzerine, kendi kusuru olmadan öfkeye kapıldığı ve bu öfke nedeniyle orada derhal kendisini bir fiilin içinde bulursa veya sair hafif bir hal varsa, bir yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Heyecan ya da ruhsal bunalım halleri İsviçre Ceza Hukukunda failin cezasının indirilmesine neden olacak biçimde ele alınmaktadır. İsviçre Ceza Kanunu'nun 48. ve 113.maddesine göre haksız bir tahrik fiillerinin failde heyecana neden olması ve failin bu davranışlar neticesinde gazap ve kedere sürüklenmesi ve failin tahrike neden olan bu iki durum neticesinde derinden etkilenerek ani bir biçimde tepki göstermesi halinde haksız tahrik indirimi uygulanacaktır. Avusturya Ceza Hukuku'nun 34/8.fıkrasında ve 115.maddesinde, failin genel olarak mazur görülebilir şiddetli bir ruhsal karışıklık etkisiyle suça sürüklenmesi halinde cezasını hafifleten bir düzenleme olduğu görülmektedir. İtalyan Ceza Kanunu'nda başkasının haksız fiilinden kaynaklanan hiddet durumunda tepki gösterilmesi halinde failin cezası haksız tahrik düzenlemesine göre hafifletilir. İtalyan hukuku'nda haksız tahrik düzenlemesinin üç unsuru vardır. Bunlardan ilki kişinin kendisinin hakim olamayacağı duyguların etkisiyle, bir başka ifadeyle duygusal bir etken nedeniyle hakimiyet gücünü kaybederek agresif, saldırgan, öfke içeren bir güdü içine girmesine neden olan güçlü bir etki altında bulunması gerekliliğidir. İkinci unsur başkasının haksız fiilidir. Üçüncü unsur ise haksız fiil ile buna karşı gösterilen tepki arasında psikolojik bir nedensellik bağın bulunmasıdır. Fransa Hukuku'nda haksız tahrike ilişkin olarak kanunda özel bir madde düzenlemesi bulunmamaktadır. Ancak, haksız tahrik altında kalan failin durumu cezanın bireyselleştirilmesinde dikkate alınmaktadır. Aynı şekilde Hollanda Hukukunda da haksız tahrik hali, failin cezasının belirlenmesinde takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilmektedir. Haksız tahrik, gerek Türk Ceza Hukuku gerekse karşılaştırmalı hukukta düzenlenen ve uzun bir geçmişi olan ceza hukuku kurumudur. Bu niteliği itibariyle ceza hukuku tarihinin hemen her döneminde önem arz etmiştir. İnceleme konusu ülke hukuklarında yer alan ve köklü bir geçmişi olan bu kurumun ortaya çıkış nedeni ülkeden ülkeye farklılık göstermişse de neticesinin hemen hemen hepsinde aynı olduğu görülmüştür. Bu netice, tahrik altında suç işleyen failin cezasında bir iyileştirmeye, indirime gidilmesidir. Kurumun her ülkede ortaya çıkış nedeninin farklı olması, beraberinde koşullarının da farklı olması anlamına gelmektedir. Koşullarının farklı olması da kurumun hukuki niteliği üzerinde farklı yaklaşımlar ortaya konmasına sebep olmuştur. Günümüzdeki eğilim ise, haksız tahrik kurumunun yargılamalardaki etkisinin tamamen kaldırılmasa bile hafifletilmesine yöneliktir ve bunun nedenleri de çalışmamızda yer bulmaktadır. Çalışmamızın ilk bölümünde haksız tahrike kavramsal bir açıklama getirilmeye ve kurumun hukuki niteliği üzerinde durularak suç genel teorisindeki yeri saptanmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada görülmektedir ki, kurum tek bir yaklaşımla açıklanamamakta ve yeri konusunda kesin bir belirleme yapılamamaktadır. Kurum ayrıca, diğer suç genel teorisi kavramları ile karşılaştırılmış ve bazı durumlarda bir arada ele alınmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde, kurumun ülkelere göre farklılık gösteren tarihsel gelişimi ortaya konulmuştur. Ayrıca kurum, Türk Ceza Kanunu'nda nasıl düzenlendiği ve türleri de belirtilmek suretiyle değerlendirilmeye tabi tutulmuştur. Çalışmamızın üçüncü bölümünde karşılaştırmalı hukuka yer verilmiştir. Bu kapsamda, Anglo-Sakson Hukuk Sistemini benimsemiş ülkeler arasında nüanslar da ortaya konulmaya çalışılmış ayrıca Almanca konuşan devletler hukuk sistemlerinde de tahrikin etkisi incelenmiştir. Çalışmamızın dördüncü bölüm olan son bölümünde, Türk Ceza Kanunu'ndaki haksız tahrik kurumunun koşulları ele alınmıştır.

Author

Dr. Gülşah Bostancı

How to Cite

Gülşah Bostancı (Doktora Tezi). Haksız tahrik, 2013, Galatasaray University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University