Tıpta Yan Dal UzmanlıkAçık Erişim

Hipotiroidi tanısı alan hastalarda ötiroidizmsağlanması ile serum osteopontin düzeyleri vekardiyovasküler risk parametreleri arasındakiilişkinin irdelenmesi

2013
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Doç. Dr. Melek Eda Ertörer

Özet (TR)

Amaç: Hipotiroidi toplumda en sık rastlanan endokrinolojik problemlerden biridir. Aşikar hipotiroidinin kardiyovasküler sistem üzerine olan negatif etkileri bilinmektedir. Bradikardi, sistemik hipertansiyon, nabız basıncının daralması, sistolik ve diastolik kalp hastalığı, dislipidemi, endotel fonksiyon bozukluğu, ateroskleroz ve iskemik kalp hastalığına kadar uzanan etkiler izlenebilir. Kan basıncı yüksekliği, düşük dansiteli lipoprotein, C-reaktif protein, homosistein, plazminojen aktivatör inhibitör-1(PAI-1), D-dimer; hipotiroidide de etkili olan aterojenik risk faktörleridir. Osteopontin (OPN), ilk olarak kemikten izole edilen, immünite, inflamasyon ve bazı maligniteler ile ilişkilendirilen yeni bir inflamasyon belirtecidir. Çalışmamızın amacı; yeni tanı hipotiroidi hastalarında plazma Osteopontin düzeylerinin kardiyovasküler riski öngörecek bir parametre olup olamayacağının araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya tiroid uyarıcı hormon (TSH) düzeyleri ilk kez yüksek saptanan 39 hasta ve 11 sağlıklı ötiroid olgu alındı. Hasta grubunun dördünü subklinik (%10.2), 35'ini (%89.2) aşikar hipotiroidi olguları oluşturmaktaydı. Hastaların tanı anında ve levotiroksin tedavisi ile ötiroid hale getirildikten sonra üçüncü ayda olmak üzere; TSH, serbest T4 (sT4), fibrinojen, c-reaktif protein (CRP), açlık glukozu, total kolesterol (T-kol), düşük dansiteli lipoprotein kolesterol (LDL-kol), yüksek dansiteli lipoprotein kolesterol (HDL-kol), trigliserit ve OPN düzeyleri ölçüldü. Bu ölçümlerle eş zamanlı olarak brakial arterden akım aracılı arter dilatasyon (FMD) ölçümleri yapıldı. Bulgular: Çalışma başlangıcında hipotiroidi grubunda vücut kütle indeksi (VKİ), T-kol, LDL-kolesterol ve trigliserid değerleri istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde kontrol grubundan daha yüksek idi (sırası ile; p=0.01, p=0.01, p=0.02, p=0.01). Aynı grupta, FMD değeri ise daha düşük bulundu (p=0.02). Fibrinojen, CRP ve OPN değerleri gruplar arasında benzerdi (p>0.05). Çalışma grubunda, tedavi öncesi ve ötroidizm sağlandıktan sonra çalışma parametreleri karşılaştırıldığında; T-kolesterol, LDL-kolesterol, HDL-kolesterol ve Osteopontin (OPN) değerlerinin anlamlı düşüş gösterdiği, FMD'nun ise anlamlı artış gösterdiği izlendi (tümü için p=0.000). Diğer takip parametrelerinde farklılık saptanmadı. Plazma Osteopontin düzeyleri ile FMD arasında korelasyon izlenmedi. Sonuç: Hipotiroidi hasta grubumuzun bazal değerleri literatürü destekler şekilde kardiyovasküler açıdan riskler barındırmaktadır. Başlangıç FMD'nin hasta grubunda düşük bulunması bu bilgiyi desteklemektedir. Bazal plazma OPN düzeylerinin gruplar arasında benzer olarak bulunması, bizim çalışmamızın özelinde OPN'nin kardiyovasküler bir risk faktörü olarak tanımlanmasını zorlaştırmaktadır. Ancak ötiroidi sağlanması ile düzelen pek çok kardiyovasküler risk faktörünün yanı sıra, plazma OPN değerlerinde de azalma izlenmesi, üstelik bu azalmanın FMD'de artış ile birlikte olması OPN'in bir belirteç olabileceğini düşündürmektedir. Verilerimiz geniş ölçekli çalışmalara ihtiyaç olduğuna işaret etmektedir.

Yazar

Gülhan Cavlak

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Gülhan Cavlak (Tıpta Yan Dal Uzmanlık Tezi). Hipotiroidi tanısı alan hastalarda ötiroidizmsağlanması ile serum osteopontin düzeyleri vekardiyovasküler risk parametreleri arasındakiilişkinin irdelenmesi, 2013, Başkent University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Başkent University tezlerinden daha fazlası