Medical SpecialtyOpen Access

Hormon reseptör pozitif erken evre meme kanserinde adjuvan hormonal tedavinin depresyon, uyku kalitesi ve cinsel fonksiyon üzerine etkinliğinin araştırılması

2020
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur

Abstract (TR)

Amaç: Meme kanseri dünya çapında ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Meme kanseri tanısı psikolojik, fiziksel, sosyal ve manevi anlamda kadınların hayatını farklı yönlerden etkileyen bir kriz durumu yaratmaktadır. Bu kriz durumu da hastalarda depresyon, uyku bozukluğuna neden olabilmektedir. Meme kanserli kadınlardaki cinsellikle bağlantılı sorunlar, kanser tanısı konulduğunda yaşanan anksiyete ile depresyonun bir sonucu olabileceği gibi cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve hormonoterapinin yan etkileriyle de gözükebilmektedir. Adjuvan hormonoterapi, reseptör pozitif tümörlerde hastalık nüksünü azaltmakta ve sağ kalım oranlarını arttırmaktadır. Ancak Tamoksifen'in anti-östrojenik etkisinden kaynaklanan jinekolojik yan etkileri nedeniyle de hastalarda cinsel problemler görülebilmektedir. Çok yaygın görülmesine rağmen depresyon, uykusuzluk ve cinsel sorunlar hem sağlık çalışanları hem de araştırmacılar tarafından göz ardı edilebilmektedir. Bu bağlamda, bizim çalışmamızda hormonoterapi alan erken evre meme kanseri hastalarında depresyon, uyku ve cinsel işlev bozukluklarının takip ve tedavisinin önemini vurgulayarak hastaların yaşam kalitesinin iyileştirilmesi amaçlandı. Materyal ve yöntem: Çalışmamız; Ankara Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi ve Bilkent Şehir Hastanesi tıbbi onkoloji polikinliğinde takipli en az 3 ay hormonoterapi alan ve halen almakta olan hormon reseptör pozitif erken evre (evre I-III) meme kanseri tanısı alan 105 hastanın katılımı ile Eylül 2018-Mart 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya dahil edilen hastalarda 18 yaş ve daha büyük olması, TNM Evreleme Sistemi'ne göre evre I-III meme kanseri tanısı almış olması, en az 3 ay hormonal tedavi almış olması, araştırmaya katılmaya gönüllü olması ve iletişim sorunu olmaması gibi şartlar aranmıştır. Hastalar daha önce kemoterapi veya radyoterapi öykülerinden bağımsız olarak seçilmiş olup uzak organ metastazı olan hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Veri toplama aracı olarak sosyodemografik form, Beck Depresyon Ölçeği ve Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ile Kadın Cinsel Fonksiyon İndeksi (FSFI) kullanılmıştır. Anketler hastalarla bire bir olarak ve gönüllülük ilkesine özen gösterilerek hastadan sözlü onam alınarak tek görüşmede uygulandı. Kanser türü ve evresi, kemoterapi, radyoterapi bilgilerine hasta dosyasından ulaşıldı. İstatistiksel analiz, IBM SPSS 20 (Statistics Programme for Social Scientists) programıyla yapıldı. Bulgular: Çalışmaya alınan hastaların demografik özellikleri incelendiğinde; 105 kadın çalışmaya dahil edilmiş olup bireylerin yaş ortalaması 53 saptanmıştır. Hastaların %80'i evli, %19'si boşanmış olup kadınların sahip oldukları ortanca çocuk sayısı 2 bulunmuştur. Olguların %67'si ev hanımı, %21'i emekli olup %17'si aktif çalışmaya devam etmektedir. Çalışmamızda hastaların Beck Depresyon skor bilgilerine bakıldığında ortanca skor değeri 10 (0-33) olarak hesaplandı. Hastaların %55,8'inde ortanca değerden düşük %44,2'sinde ise yüksek olup 46 (%44,2) hastada depresyona eğilim gözlenmiştir. Çalışmamızda ortalama PUKİ skoru 7 (1-16) bulundu. PUKİ skorlarına bakıldığında 41 (%39,4) hastada iyi, 63 (%60,6) hastada kötü uyku kalitesi izlenmiştir. Hastaların ortanca FSFI skoru ise 2.6 (2-34) bulundu. Sonuç olarak çalışmaya katılan hastalarda depresyon, uyku ve cinsel fonksiyon bozukluğuna eğilim gözlenmiştir. Beck Depresyon, PUKİ ve FSFI skorlarının düşük ile yüksek olanların demografik ve patolojik özellikleri (LVI, PNI, ECE) karşılaştırıldığında, istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0,05). Ancak medeni durum ile FSFI skoru arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş olup evli olmanın cinsel işlev üzerine etkisi olumsuz izlendi (p=0.04). İstatistiksel olarak anlamlı olmasa da postmenapozal hastaların %60,9'unda uyku bozukluğu (p=0.36), %83,1'inde cinsel fonksiyon bozukluğu saptandı (p=0.09). Hastaların aldıkları adjuvan tedaviler ile Beck Depresyon, PUKİ ve FSFI skoru ilişkisine bakıldığında ise adjuvan kemoterapi, radyoterapi ve trastuzumab alıp almamanın ve sürelerinin skor değerleri ile arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır (p>0.05). LHRH tedavisi alanlarla almayanlar arasında anlamlı fark izlenmemiştir (p>0.05). Hastaların aldıkları hormonoterapi türevi (tamoksifen/anastrozol/letrozol) ile Beck Depresyon, PUKİ ve FSFI skoru arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki gözlenmemiştir. Hastaların ER ve PR pozitifliği incelendiğinde, Beck Depresyon, PUKİ ile arasında anlamlı ilişki bulunamadı. PR pozitifliği saptanan hastalarda cinsel fonksiyon bozukluğuna eğilim gözlenmiş olup istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p=0.005). ER pozitifliği ile FSFI arasında ise istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı (p=0.15). İstatistiksel olarak anlamlı olmasa da ER yüzdesinde azalma ile Beck Depresyon skoru değerinde artış yani depresyona eğilim gözlendi (p=0.06). Hastaların PUKI ile Beck Depresyon skorları arasında güçlü seviyede (p<0.001), FSFI-Beck Depresyon skorları arasında ters yönde orta düzeyde korelasyon (p<0.001) izlenmiştir. Özetle, hastalarda depresyon ile beraber uyku bozukluğu ve cinsel işlev bozukluğunun da arttığı saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamızda hormon reseptör pozitif olan ve hormonal tedavi gören meme kanseri hastalarının kesitsel durumunu değerlendirdik. Hormonal tedavi bir risk faktörü olmasa da hastaların çoğunda depresyona eğilim, uyku ve cinsel fonksiyon bozukluğu saptadık. Meme kanseri hastalarında uyku kalitesi ve cinsel fonksiyon bozukluğu, depresyon ile hem neden hem sonuç olarak bütünleşik şekilde ilişkilidir. Çalışmamızda depresyon ile cinsel fonksiyon bozukluğu arasında orta düzeyde korelasyon (p<0.001), depresyon ve uyku kalitesi arasında yüksek derecede korelasyon (p<0.001) saptandı. Farklı hormonoterapi ajanları alan hastaların depresyon, uyku kalitesi ve cinsel fonksiyon bozukluğu skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık izlenmedi. Meme kanserinin kendisindeki yüksek depresyon insidansı, hormonal tedavilerin hastalar üzerindeki psikolojik etkisini izole etmeyi ve ölçmeyi özellikle zorlaştırmaktadır. Bu etkiyi zorlaştıran pek çok predispozan faktör söz konusudur. Bizim çalışmamızda çoğu istatistiksel anlamlı olmasa da bazı sosyodemografik özelliklerin (medeni durum, menopoz gibi), bazı adjuvan tedavi ile sürelerinin ve hormon reseptör durumunun cinsel işlevselliği etkileyebileceği ortaya konulmuştur. Gelecekteki araştırmalar, bu bağımsız risk faktörlerinin büyüklüğüne ışık tutabilir ve sonuç olarak önümüzdeki yıllarda meme kanseri hastaları için tedavi kararlarını yönlendirebilir. Anahtar kelimeler: Meme kanseri, hormonoterapi, tamoksifen, Beck Depresyon, PUKİ, FSFI

Author

Yağmur Kınacı Gümüşçubuk

How to Cite

Yağmur Kınacı Gümüşçubuk (Tıpta Uzmanlık Tezi). Hormon reseptör pozitif erken evre meme kanserinde adjuvan hormonal tedavinin depresyon, uyku kalitesi ve cinsel fonksiyon üzerine etkinliğinin araştırılması, 2020, Ankara Yıldırım Beyazıt University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Ankara Yıldırım Beyazıt University