Medical SpecialtyOpen Access

İdiopatik pulmoner fibrozisli hastalarda tanı anındaki periferik kan monosit sayımının hastalık ağırlığı ve prognozu ile ilişkisi

2024
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. İsmail Hanta

Abstract (TR)

Amaç: Çalışmamızda idiyopatik pulmoner fibrozis hastalarında tanı anındaki periferik kan monosit sayımının hastalık şiddeti ve prognozuna etkisinin araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız retrospektif kesitsel bir çalışma olarak planlandı ve Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Göğüs Hastalıkları bölümünde 1 Ocak 2017 - 1 Ocak 2023 tarihleri arasında İdiopatik Pulmoner Fibrozis (İPF) tanısı konulan hastalar çalışmaya dahil edildi. İlk başvuruda hastaların demografik verileri (yaş, cinsiyet, vücut ağırlığı, boy ve beden kitle indeksi), sigara içme alışkanlıkları, ek hastalıkları, uzun süreli oksijen tedavisi alıp almadıkları, 6 dakika yürüme mesafesi, kan oksijen doygunluğu, GAP skoru, solunum fonksiyon testi değerleri, Yüksek Rezolüsyonlu Bilgisayarlı Tomografi (YRBT) paterni, ekokardiyografi verileri ve periferik kan sayımı değerleri kaydedildi. Takip süresince, 6. ay, 12. ay ve 24. ayda elde edilen solunum fonksiyon testi değerleri, ekokardiyografi verileri ve periferik kan sayımı değerleri de kaydedildi. Ayrıca, hastaların İPF tedavisi sırasında aldıkları antifibrotik tedavi süreleri, hastalığın progresyonu, akut alevlenme nedeniyle hastaneye yatışları, yoğun bakım ihtiyaçları ve mortalite bilgileri retrospektif olarak dosyalarından taranarak kaydedildi. Bulgular: Çalışmamızda yaş ortalaması 67,2±8,9 yıl ve %85'i erkek olan 100 İPF hastasının verileri incelendi. Takip süresince hastaların %49,5'inde alevlenme görülmüş olup, ortalama alevlenme sayısı 1,5±2,4 olarak belirlenmiştir. Ortalama hastane yatış sayısı ise 0,9±1,6'dır. Hastaların %41'inde hastalık progresyonu gözlemlenmiş ve %37'si tedavi süresince hayatını kaybetmiştir. Hayatını kaybeden hastaların ortalama ölüm süresi 677,8±488,8 gün olarak hesaplanmıştır ve bu hastaların %70,3'ü akut alevlenme nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Hastalar mortalite durumlarına göre iki gruba ayrılarak karşılaştırıldığında, demografik veriler açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ancak, hayatını kaybeden hastaların ilk başvuru anındaki kan oksijen doygunluklarının diğer gruba göre istatistiksel olarak daha düşük olduğu saptanmıştır (p=0,019). Ayrıca, hayatını kaybeden grupta, ilk başvuruda uzun süreli oksijen tedavisi kullanımının daha fazla olduğu saptanmıştır (p=0,001). GAP indeksi açısından incelendiğinde, hayatını kaybeden hastaların ilk başvuruda daha yüksek evrede olduğu tespit edilmiştir (p=0,001). İlk başvuru sırasında yapılan 6 dakika yürüme mesafesi, CRP, uzun süreli oksijen tedavi süresi, İPF tanısının konulma şekli ve YRBT paterni ile mortalite arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Alevlenme yaşayan hastalarda ölüm oranı daha yüksek bulunmuştur (p=0,001). Ayrıca, hayatını kaybeden hastaların daha sık alevlenme yaşadıkları ve hastaneye yatış yaptıkları tespit edilmiştir (p=0,001). Bu hastaların tanı anındaki zorlu vital kapasite (FVC) yüzdesi ve hacmi, karbonmonoksit difüzyon kapasitesi (DLCO) ve spesifik difüzyon katsayısı (DLCO/VA) değerlerinin hayatta kalanlara göre istatistiksel olarak daha düşük olduğu belirlenmiştir (sırasıyla p=0,001, p=0,007, p=0,001 ve p=0,002). Mortaliteye göre laboratuvar parametreleri karşılaştırıldığında, hayatını kaybeden hastaların tanı anındaki beyaz küre, nötrofil ve platelet sayılarının hayatta kalan hastalara göre daha yüksek olduğu gözlenmiştir (sırasıyla p=0,005, p=0,001 ve p=0,035). Tanı anındaki, lenfosit, eritrosit dağılım genişliği, platelet dağılım genişliği ve hemoglobin değerleri açısından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Tanı anındaki monosit yüksekliği ile prognoz ve mortalite arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edildi (sırasıyla p=0,245 ve p=0,205). Tanı anındaki monosit yüksekliği ile GAP indeksi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı (p=0,885). ROC analizinde, beyaz küre değerinin 9,1 103/µL'nin üstünde olmasının mortaliteyi %62 sensitivite ve %65 spesifisite ile, nötrofil değerindeki yüksekliğin ise mortaliteyi %65 sensitivite ve %73 spesifisite ile tahmin edebileceği saptanmıştır. Sonuç: Beyaz küre ve nötrofil seviyelerinin İPF hastalarında mortalite tahmininde potansiyel olarak önemli bir rol oynayabileceğine dair önemli işaretler bulunmaktadır. Çalışmamızda monosit seviyelerinin mortalite ile ilişkisi saptanmamıştır ancak literatürde üstünde durulduğu gibi monosit sayılarının mortalite ile ilişkisinin gösterilmesi açısından daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: İdiyopatik Pulmoner Fibrozis, Monosit, Mortalite, Prognoz

Author

Sedef Küçükyalçın

How to Cite

Sedef Küçükyalçın (Tıpta Uzmanlık Tezi). İdiopatik pulmoner fibrozisli hastalarda tanı anındaki periferik kan monosit sayımının hastalık ağırlığı ve prognozu ile ilişkisi, 2024, Çukurova University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Çukurova University