Les influences de la participation electorale transnationale sur les immigrants: Exemple des Turcs de Strasbourg
2022
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Aslı Didem Danış Şenyüz
Abstract (TR)
Geçtiğimiz birkaç on yılda birçok ülke, yurt dışında yaşayan vatandaşlarının köken ülke siyasetine de varlık göstermelerini sağlamak amacıyla, çifte vatandaşlık hakkı, yurt dışı seçim bölgelerinin oluşturulması, yurt dışından oy kullanma hakkı gibi konularda bazı girişimlerde bulunmuşlardır. 2012 senesi itibariyle yurtdışında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, bulundukları ülkedeki diplomatik misyon temsilcilikleri veya yetkili devlet kurumlarına konan oy sandıkları vasıtasıyla Türkiye'deki referandumlar, genel seçimler ve başkanlık seçimlerde oy kullanma hakkı kazandılar. İlk olarak 2014'te yaşadıkları ülkeden oy kullanan yurt dışı Türkleri, o günden beridir 2014 başkanlık seçimleri, Haziran 2015 ve Kasım 2015 genel seçimleri, 2017 anayasa değişikliği referandumu, 2018 başkanlık seçimleri, 2018 genel seçimler olmak üzere toplam altı kere sandığa gitme fırsatı yakaladılar. Gerek göçmenlerin seçmen davranışları gerek köken ülke siyasetine yönelik politik ve ideolojik eğilimleri veya göçmenlerin siyasi katılım motivasyonları gibi konular ise birçok kesimde merak uyandırdı. Akademinin, basının, siyasetin hatta kamuoyunun oldukça ilgi duyduğu bu köken ülke siyasetine seçmen olarak katılma durumunun, göçmen grupları üzerinde birtakım etkileri olacağı bir gerçektir. Bu bilgiler ışığında, bu çalışmanın temel amacı, bir ulus ötesi faaliyet olarak göçmenlerin bulundukları ülkeden köken ülkedeki seçimlere katılım hakkını elde etmesinin ve bu hakkı kullanmasının, göçmen toplulukları üzerindeki etkilerini anlamaya çalışmaktır. Yurt dışında yaşayan Türklerin Türkiye'deki siyasi yaşama ve seçimlere katılımı, geçtiğimiz yıllarda özellikle siyaset bilimcilerin ve sosyologların da ilgisini çekmektedir. Birçok araştırmacı, yurt dışında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Türkiye seçimlerine yönelik siyasi motivasyonlarını, seçmen davranışlarını, parti seçimlerini ve bu seçimlerinin sebeplerini araştırmışlardır. Ancak ulus ötesi siyasi katılımın, özellikle de yurt dışından oy atma hakkının göçmenler üzerindeki etkileri bildiğimiz kadarıyla henüz direkt olarak araştırmaların merkezine konulmamıştır. Öte yandan, söz konusu çalışmalar ya yurt dışı Türklerinin siyasal eğilimleri ve oy atma davranışları ile alakalı genel bir çerçeve çizmiş, ya da spesifik olarak yurt dışındaki en büyük Türk nüfusu olan Almanya Türkeri'ne odaklanmıştır. Daha nadiren de olsa bazı çalışmalar, benzeri soruları Hollanda ve Belçika Türkleri özelinde yanıtlamaya çalışmaktadır. Ancak yine bildiğimiz kadarıyla Fransa Türklerinin siyasal katılımları, seçmen davranışları ve motivasyonları ile ilgili literatür gözle görünür ölçüde sınırlıdır. Strasbourg, hem oldukça büyük ve etnik-ideolojik-dini anlamda farklılık gösteren birçok Türk ve Türkiye kökenli göçmen grubuna ev sahipliği yapıyor olmasından ötürü hem de geçtiğimiz birkaç on yıldır Türkiye tarafından oldukça gözle görünür bir önem kazanmış olması sebebiyle çalışmamız için ideal bir zemini sunmaktadır. Birçok dini-kültürel-politik derneği barındırıyor olması, Türkiye'nin gücünü temsil ettiği düşünülen dev bir diplomatik misyon temsilciliğinin, Avrupa'nın en büyük camisinin, Dünya'daki en büyük DITIB kampüslerinden birinin, Yunus Emre Enstitüleri, Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa Parlamentosu gibi birçok uluslararası örgütün var olduğu bir bölge olarak Strasbourg, göçmen Türklerin köken ülkeye yönelik siyasi tutumlarının ve seçmen davranışlarının göçmen grupları nasıl etkilediğine dair gözlemler yapabilmemize olanak tanımaktadır. Bu bağlamda, hem Strasbourg Türkleri üzerinde gözlemleri ve bilgisi olan, hem de kendileri de başlı başına seçimlerde oy kullanan on görüşmeciyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapıldı. Görüşmecilerimiz, Türkiye'deki siyasi partilerin Strasbourg -veya Alzas- şubelerinin başkanları veya üst düzey yöneticileri ile görüşüldü. Bunun dışında Strasbourg'daki önemli kültürel veya kült derneklerin başkanları ile de görüşmeler yapıldı. Belirtmekte fayda var ki, tezin önemli bulgularından birisi de, Strasbourg Türkleri özelinde bakıldığı zaman, dini olanın, etnik olanın veya kültürel olanın, siyasi olanla fazlasıyla iç içe olduğudur. Başka bir deyişle, dernekler, kahvehaneler, bakkallar ve restoranlar, "biz" ve "onlar" mantığıyla çerçevelenmiş, hatta ibadet yerleri için dahi, MHP'lilerin camisi, Milli Görüş camisi gibi ayrımlar konmuştur. Dolayısıyla, dini veya kültürel derneklerin, Türkiye siyasetine yönelik oldukça belirgin bir pozisyonlanmaları olduğunu söylemek hata olmayacaktır. Söz konusu dernek yetkililerinin ardından son olarak, Strasbourg'daki Türk ve Türkiye kökenli göçmenlere hukuki destek sağlayan az sayıdaki Türkiye kökenli avukatlardan biri olan kadın bir avukatla görüşüldü. En uzunu iki saat en kısası kırk beş dakika süren görüşmelerin bir kısmı WhatsApp, facetime gibi uygulamalar üzerinden, geri kalan kısmı da araştırmacının 11.02.2022 – 21.02.2022 tarihleri arasında Strasbourg'da yaptığı saha araştırmaları esnasında yüz yüze gerçekleşmiştir. Görüşmelerden elde edilen sonuçlar dört temel başlık altında incelendi. Strasbourg Türkleri özelinde, Türkiye'deki seçimlerde oy kullanıyor olmanın etkilerini incelemek için, ilk olarak göçmenlerin neden sandığa gittiğini anlamak gerekir. Bu çalışmanın bulguları göstermektedir ki Strasbourg Türklerinin sandığa gitmesinin öncelikli sebebi, Türkiye'ye karşı hissettikleri duygusal ve nostaljik bağlardır. Türkiye'ye karşı duyulan özlem, kendini halen Türkiye'ye ait hissetmek ve göç alanı içerisinde geçirilen onlarca seneye rağmen halen kendini öncelikle Türk olarak kimliklenmek, göçmenlerin köken ülke seçimlerinde oy kullanması için itici sebepleri doğurmaktadır. Daha önceki çalışmalarda da gözlemlendiği gibi, Büyük Türkiye söylemi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın karizmatik siyasi duruşunu betimlemek amacıyla öne atılan "Güçlü Lider" retoriği, Strasbourg Türklerinin bir kısmının köken ülke siyasetine katılımında belirleyicidir. Burada belirtmek gerekir ki, göçmenleri köken ülke realitesinin içerisine hapsetme riski taşıdığından ötürü, yurt dışından oy kullanma hakkı, görüşmecilerimiz arasından sadece bir istisna dışında tarafından büyük bir takdirle karşılanmamış olmakla birlikte, aksine, parlamentoda temsil edilmeksizin göçmenlere tanınan oy kullanma hakkının olumsuz bir gelişme olduğunun altı çizilmektedir. Bunun yanında, uzun yıllar boyunca Türkiye seçimlerine katılamamış olmak ve bunun yanında Fransız siyasetine karşı süregelen ilgisizlik hali göçmenlerin demokratik bir açlık duymasına sebep olmuş, 2012 sonrası elde edilen bu hakla beraber göçmenler bu demokratik boşluğu doldurduklarını ifade etmişlerdir. Ulus ötesi alanda köken ülke politikasının etkisi oldukça kısıtlı olduğundan, pragmatik sebepler, yukarıdaki sebeplere oranla açıkça daha az görünürdür. Ancak genellikle, Türkiye'ye gidiş gelişlerde gözlemlenen değişiklikler ve iyileşmeler göçmenlerin köken ülke seçimlerindeki davranışları üzerinde rol oynadığı gözlemlenmiştir. Genç Franko-Türkler ve Türkiye kökenli göçmen çocukları için ise söz konusu oy hakkının kullanımı yeni bir bağlanma biçimini ortaya koymaktadır. Belirtmek gerekir ki Strasbourg Türkleri arasında siyasal kültürün oluşmasında ailenin rolü oldukça büyüktür. Sosyal medyada takip edilen sayfalar, akşamları evde izlenen televizyon kanalları, ailelerin Türkiye hakkındaki düşünceleri, göçmen çocuklarının Türkiye tahayyülünü oluşmasında baş rol oynamaktadır. Netice itibari ile, Türkiye'nin tarihi, sosyolojisi, ekonomisi, coğrafyası hakkında oldukça yüzeysel bilgiye sahip Türkiye kökenli genç Fransızların, Fransa yerine Türkiye'nin siyasi realitesini takip ettiği ve ona ilgi duyduğu açıkça görülmektedir. Bu durum, bu çalışmada siyasi Türklük adını verdiğimiz yeni bir kimliklenme, köken ülkeye bağlanma durumunu ortaya çıkarmaktadır. Fransız eğitim sistemi içerisinde şekil alıp ömrünün geri kalanını Fransa'da geçirmek isteyen, hayatın hemen her alanında, başka bir deyişle kültürel olarak, dilsel olarak, sosyal olarak Fransızlaşan, yeni jenerasyonlar da dahil olmak üzere, siyasi Türklük kavramı, göçmenlerin Türkiye siyaseti çerçevesinde siyasal kültürlerinin oluştuğuna, bu kültürün de onların göç alanı içerisindeki sosyolojik yörüngelerini belirlediğine işaret etmektedir. Öte yandan bir ulus ötesi aktivite olarak yurtdışından köken ülkeye siyasetinde oy kullanma hakkının elde edilmiş olması, Strasbourg Türkeri'nin hayatını üç temel eksen üzerinden etkilemektedir. Öncelikle, yurt dışı oyların kullanılmaya başlamasıyla birlikte Strasbourg'daki Türk ve Türkiye kökenli göçmenlerin kendi iç dinamiklerinde ciddi değişiklikler olmuştur. Göçmenler, bir zamanlar kendilerini bir arada tutan ortak çatının altında artık birleşememektedirler. Bu durum onların bir diaspora görüntüsünden çok uzakta bir manzara sergilemesine sebep olmaktadır. Türkiye'de hali hazırda var olan siyasi kutuplaşma, Strasbourg Türkleri üzerinde de net bir şekilde görülmektedir. Ancak bunların yanında, köken ülkeye yönelik seçmen motivasyonları, göçmenlerin birbirlerine karşı düşmanca tavırlar sergilemesinde önemli rol oynamaktadır. Bu gelişen düşmanca tavırlar, farklı göçmen grupların birbirleriyle etkileşimini azaltmanın ötesinde, onların birbirlerini tehdit unsuru olarak görmesine sebep olmaktadır. Seçim dönemi yaklaştıkça, düşmanca tavırların seviyesi çok yükselmekte, özellikle seçim günleri tehlikeli olaylara sahne olmaktadır. Atışmalar, tartışmalar hatta kavgalar gözlemlenmekte, ancak bu kavgalar kısa süreli bir tansiyon yükselmesi olarak kalmamaktadır. Bu kavgaların temelinde yatan gerçeğin, öncelikle göçmenlerin kafasındaki Türkiye tahayyülünün çok çeşitli olmasından kaynaklamaktadır. Bunun yanında ise, Türkiye tarafından bazı grupların -özellikle muhalif kesimin- dışlanmışlık hissi, kimliksel, dini ve ideolojik kırılmalar göçmen gruplarının olumsuz tavırlarını perçinlemektedir. Sonuç olarak yurt dışı oyları, Strasbourg'daki Türk popülasyonu üzerinde dediasporizasyon adını verdiğimiz, diğer hemşeri gruplarla büyük bir kopuşun ötesinde, düşmanca tavırlar beslemekten kaynaklanan bir kopuşu simgeleyen yeni bir konseptin doğmasına sebep olmuştur. Ulus ötesi oy kullanımının birleştirici etkisi, dediasporizasyon etkisiyle kıyaslandığında yok denebilecek kadar azdır. İncelenmesi gereken bir diğer mesele ise, Strasbourg Türkleri'nin oy kullanmaya başlamasının ardından onların Türkiye açısından algılanış biçiminde ne gibi değişikliklere sebep olduğuyla ilgilidir. Örneğin, daha önceleri finansal bir kaynak veya bir ev sahibi ülkeye karşı kullanılabilecek bir lobi enstrümanı olarak görülen Strasbourg Türkleri, oy atma hakkının kullanılmasından itibaren köken ülke tarafından bir oy kaynağı olarak algılanmaktadırlar. Böylece Türkiyeli siyasetçilerin ziyaretleri sıklaşmış, milletvekilleri, bakanlar göçmenlerin sorunlarına kulak asmaya başlamışlardır. Bu durum, her ne kadar oy kaynağı olarak görülüyor olduklarının bilincinde olsalar dahi, göçmenlerin Türk siyaseti nezdinde kendilerini ifade edebilme şansını da beraberinde getirmektedir. Öte yandan, yurt dışından oy kullanılıyor olması, yurt dışında belirli ülke, bölge hatta şehirlerde yaşayan Türkiyeli göçmenlerin siyasi olarak görünürlük kazanması anlamına gelmektedir. Strasbourg Türkleri'nin kullandıkları oyun görünür olmasının da, Türkiye toplumu açısından bir karşılığı vardır. Öncelikle, Türkiye'de yaşamadan Türkiye seçimlerinde oy kullanan vatandaşların kullandıkları oyların meşruluğu konusunda, Türkiye toplumunun olumsuz bir duruşu olduğu görüşmeciler tarafından dile getirilmiştir. Ancak bunun ötesinde, Fransa gibi demokratik ve laik bir hukuk devletinde yaşayan Türklerin önemli bir, Türkiye siyasetinde otokratik ve muhafazakâr partileri tercih ediyor olması, onların siyasi tercihleri sebebiyle Türkiye toplumunun bir bölümü tarafından tek tipleştirilmesine yol açmaktadır. Bazı görüşmecilerimiz, Türkiye'ye yaptıkları seyahatlerde, Türkiye'deki seçimlere katılımları yönünde yerel toplumun rahatsızlıklarını dile getirdiği örneklerden bahsetmişlerdir. Son olarak ise, Türklerin oy kullanmaya başlaması ile Strasbourg Türkleri ile Fransa arasındaki ilişkilerde de bir değişiklik gözlemlenmektedir. İlk olarak bu değişiklik, Fransız kurumları ile yaşanmaktadır. Büyük çoğunluğu muhafazakâr milliyetçi partilere oy atan Strasbourg Türkleri, bu düşünceyle taban tabana zıt olan cumhuriyetçi-laik Fransız ideolojisi ile uyumsuzluk göstermektedir. Böylece, Fransız kurumları, köken ülke siyaseti içerisine hapsolarak entegrasyon sorunları yaşama riskiyle karşı karşıya kalan göçmenleri veya göçmen kökenli Fransızları ilgilendiren önlemler almaktadır. Öte yandan Türkiye'yi önemli bir tehdit olarak algılayan Fransız toplumu perspektifinden de Strasbourg Türklerinin Türkiye'ye yönelik siyasi tavırlarının olumsuz olarak değerlendirildiği ve yine Türklerin tek tipleştirildiği bazı durumlar dile getirilmiştir.
Author
Dr. Yiğit Rıza Binzet
Institution

Galatasaray University
Sosyoloji Bilim Dalı
How to Cite
Yiğit Rıza Binzet (Yüksek Lisans Tezi). Les influences de la participation electorale transnationale sur les immigrants: Exemple des Turcs de Strasbourg, 2022, Galatasaray University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Galatasaray University
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)