Türk hukukunda makine öğrenmesine dayalı yapay zekada verinin hukuka uygun şekilde kullanılması
2021
1 views
1 downloads
Advisor: Doç. Dr. Fülürya Yusufoğlu Bilgin
Abstract (TR)
Yapay zekâ nedir? Bu sorunun cevabı üzerinde bir uzlaşı yoktur. Bundan 50 yıl önce geliştirilen ve o döneme kadar sadece insanlar tarafından yapılabildiği düşünülen işlemleri gerçekleştirilebilen sistemlere yapay zekâ denmiştir. Ancak geldiğimiz noktada yapay zekâ olarak adlandırılan sistemler o dönemdekilerden hem işleyiş hem de kapasite açısından önemli ölçüde farklılaşmaktadır. Yapay zekanın günümüzde yoğun şekilde kullanılmasını sağlayan ise makine öğrenmesi adı verilen, büyük veri setlerinin yüksek işlem gücüne dayalı tekniklerle analizi üzerine kurulan ve yapay zekanın bir alt dalı olarak kabul edilen teknolojidir. Makine öğrenmesinin de farklı türleri bulunmaktadır. Ancak, başta gelişmiş derin öğrenme teknikleri olmak üzere makine öğrenmesinin aktif olarak kullanılan neredeyse tüm türlerinde veri temel yakıt olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanların nasıl düşündüğü doğrudan bilgisayarlara kodlanamasa da makine öğrenmesi teknikleri sayesinde insanlar tarafından üretilen çıktılardan yola çıkılarak makineler tarafından, insanlar gibi çıktı üretmek için gerekli olan işlemlerin neler olduğu tespit edilmektedir. Makine öğrenmesinin yüksek veri ihtiyacı hukuki açıdan önemli bir soruyu beraberinde getirmektedir. Uygulamada makine öğrenmesinde kullanılan veri setleri çok farklı türlerde veriler içermekte, bu veriler başta kişisel verilerin korunması ve fikri mülkiyet hukuku olmak üzere farklı alanlarda hukuki düzenlemelerle korunmaktadır. Bu da makine öğrenmesi uygulamaları geliştirirken kullanılan verilerin hukuka uygun şekilde kullanılıp kullanılmadığının incelenmesini gerekli kılmaktadır. Türk hukukunda kişisel veri ya da fikir ve sanat eseri olarak korunmayan, özel düzenlemeye tabi tutulmamış veriler üzerindeki kullanım hakkını düzenleyen özel bir düzenleme mevcut değildir. Veri üretimi ve verilerin işlenmesi yeni bir husus olmamakla birlikte daha önce depolanmayan ve anlamlandırılamayan verilerin çok farklı hukuki kaynaklardan toplanarak depolanması ve işlenmesi sonucu verinin değer kazanması görece yeni bir gelişmedir. Bu sebeple kanımızca kanun koyucunun mevcut düzenlemeleri getirirken bu gelişmeyi öngöremediğini söylemek mümkündür. Özel olarak düzenlenmeyen hususlar için her durumda yeni düzenlemeler getirilmesi gerekli değildir. Mevcut düzenlemeler yeni gelişmelere de uygulanabilmektedir. Türk hukukunda verinin kullanılmasıyla bağlantılı olarak da ilk bakışta ilgili olabilecek bazı düzenlemeler mevcuttur. Bunlar eşya hukuku kapsamında düzenlenen mülkiyet ve ürün kavramlarına ilişkin düzenlemelerdir. Ancak Türk Medeni Kanunu kapsamında hem mülkiyet hem ürün kavramları fiziksel varlık ile bağdaştırıldığından bunlara ilişkin düzenlemelerin veriye uygulanması mümkün değildir. Anayasa'da düzenlenen mülkiyet koruması ise Türk Medeni Kanunu anlamında mülkiyetin kapsamından daha geniş olsa da Anayasa Mahkemesi içtihadına göre bu kavram mevcut olmayan bir hakkın oluşturulması değil, var olan bir hakkın korunması ile bağlantılı olarak değerlendirilmektedir. Özel düzenlemeye tabi tutulmayan veriler üzerinde bir hak Türk hukukunda mevcut olmamakla birlikte uygulamada bu verilerin kullanılmasının çoğunlukla sözleşmeler aracılığıyla yönetildiği görülmektedir. Sözleşme serbestisinin hâkim olduğu hukukumuzda bu sözleşmelerin yapılmasının önünde kanımızca hukuki bir engel bulunmamaktadır. Ancak özellikle cihazlar ve platformlar aracılığıyla toplanan verilerin kullanılmasına ilişkin sözleşmelerde yer alan düzenlemelerin Türk Borçlar Kanunu kapsamında genel işlem şartlarına ilişkin düzenlemeler kapsamında kalabileceği vurgulanmalıdır. Verilerin kullanılmasına dair bir sözleşmenin de bulunmadığı durumda ortada bir hukuk boşluğu mevcuttur. Ancak bu boşluğun özel düzenlemeye tabi olmayan veriler üzerinde kullanım hakkı tanıyan bir düzenlemeyle doldurulması şu aşamada sorun çözmekten çok sorun yaratabilecektir. Uygulamada yerleşen sözleşme odaklı rejime veri kullanımının dinamik şekilde dönüşüm geçirdiği şu dönemde katı bir müdahale kanımızca doğru bir yaklaşım değildir. Eser niteliği taşıyan veriler bakımından ise FSEK'te yer alan düzenlemelerin makine öğrenmesinde verilerin kullanılması için uygun bir çerçeve sunmadığı vurgulanmalıdır. FSEK, eser üretmenin insanlar tarafından gerçekleştirildiği bir dönemde ve eserlerin temelde hususiyetle bağlantılı olarak değer taşıdığı yönünde bir yaklaşımla hazırlanmıştır. Bu itibarla mevcut düzenlemeler makine öğrenmesi modelleriyle insanlar tarafından üretilen eserlerden ayrılamayan ürünlerin üretildiği ve eserler arasındaki benzerliklerin de değer taşıdığı günümüzde yetersiz kalmaktadır. Veri tabanlarına ilişkin düzenlemeler bakımından da benzer durum geçerlidir. Hem eserler hem de veri tabanları bakımından makine öğrenmesinin gelişimini hızlandıracak istisna diğer hukuk sistemlerinde örneği olan veri ve metin işleme istisnasına benzer şekilde kurgulanmalı ancak ticari uygulamaları kapsama almalı, kolayca devre dışı bırakılamamalı, bunu yaparken de eser sahibi ve veri tabanı yapımcılarının menfaatlerini yıkıcı derecede olumsuz etkilememelidir. Makine öğrenmesinde kişisel verilerin kullanılması bakımından ise KVKK'da yer alan geniş şekilde ifade edilmiş, geniş ilkelerle desteklenmiş düzenlemeler yeterlidir ancak bu noktada makine öğrenmesinde işlenen veriler için bu düzenlemelerin nasıl uygulanacağının netleştirilmesi gerekmektedir. Burada KVK Kurumu'nun inisiyatif alarak diğer alanlarda yaptığı gibi rehberler ve karar organı olan KVK Kurulu tarafından alınacak kararlarla bu hususları netleştirmesi mümkündür. Bu çalışmanın yazım tarihine kadar bu yönde atılan tek adım ise KVK Kurumu tarafından yayınlanan tavsiyelerdir ancak bu tavsiyeler içerik bakımından belirsizlikleri çözme noktasında oldukça yetersizdir. Son olarak küresel ölçekte tartışma konusu olan yapay zekâ regülasyonu tartışmalarında da verilerin kullanılması hususu gündeme gelebilmektedir. Bu alanda öne çıkan iki temel kurum Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi bünyesinde oluşturulan CAHAI'dir. CAHAI bir fizibilite çalışması yayınlayarak gelecekte oluşturulacak hukuki metne dair temel ilkeleri benimsemiştir. Avrupa Birliği kanadında ise AB Komisyonu tarafından bir tüzük taslağı yayınlanmıştır. Bunlar içerisinde doğrudan verinin niteliğine dayalı olarak verinin kullanımını etkileyen bir düzenleme yer almamaktadır. Ancak yapay zekâ sistemlerinin insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü üzerinde olumsuz etkiler oluşturmaması için verilerin kullanım aşamasına ve veri kalitesine dair bazı düzenlemeler öngörülmüştür. Genel olarak bakıldığında ise tüzük taslağının mevcut hali muğlak ifadeler içermekte, fiilen uygulanabilir bir çerçeve sağlamamaktadır.
Author
Dr. Osman Gazi Güçlütürk
How to Cite
Osman Gazi Güçlütürk (Doktora Tezi). Türk hukukunda makine öğrenmesine dayalı yapay zekada verinin hukuka uygun şekilde kullanılması, 2021, Galatasaray University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Galatasaray University
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
