İran'daki siyasi gelişmeler(1925-1979)
2022
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Erdal Açıkses
Abstract (TR)
Dünyanın önemli stratejik bölgelerinden biri olan İran, 20. yüzyıla girerken sömürgeci ülkelerin yoğun çıkar çatışmalarına ve rekabetlerine sahne olmaya devam etmişti. 20. yüzyılda; enerjinin en önemli hammaddesi olarak petrolün ön plana çıkması, İran gibi zengin petrol yataklarına sahip bölgelerin jeopolitik değerini arttırmıştı. Emperyalist ülkelerin İran'a bu açıdan bakışı, bölgede meydana gelecek siyasî gelişmelere zemin hazırlamıştı. 20. yüzyıla girerken İran'da meydana gelen siyasî gelişmeler, çağdaş dönemde İran'ın devlet yapılanmasına doğrudan etki etmiştir. İran'ın 20. yüzyıldaki siyasî durumu, geçmişten devralınan siyasî gelişmelerin mevcut döneme bir yansımasıdır. Bu tarihsel süreçte Emperyalist ülkelerin İran'a bakış açısı, bölgede yaşanacak olaylara doğrudan etki etmiştir. Bu süre zarfında I. Dünya Savaşı ve Kaçar Hanedanlığı'nın yıkılışına sahne olan İran, 1925'ten itibaren Pehlevi Hanedanlığı'nın kuruluşu ile yeni bir döneme girmiş bulunmaktadır. Rıza Han'ın liderliğinde Fars milliyetçiliğine dayanan yeni devlet yapılanması, İran'ın sömürgeciliğe gösterdiği yeni direnç noktası olarak tasarlanmıştı. Bu çerçevede Batılı ülkelerle kurulan ilişkiler ve İran'ı kalkındırma programı, II. Dünya Savaşı'nda İran'ın işgaline kadar devam etmişti. 1941 yılına kadar iktidarda kalan Rıza Pehlevi, İran'da sömürgecilik faaliyetleri yürüten İngiltere ve Rusya'ya rakip Almanya ile başta askeri ve ekonomik olmak üzere birçok alanda ilişkiler geliştirdi. II. Dünya Savaşı'nın başlaması ile savaşta tarafsızlığını ilan ederek Almanya ile ilişkilerini sürdüren İran, bu çerçevede resmiyette tarafsız; ancak pratikte Almanya yanlısı bir politika ortaya koymuştu. İran'ın takip ettiği bu politikanın başarısı, II. Dünya Savaşı'nın Almanların zaferiyle sonuçlanmasına bağlıydı. Şah Rıza Pehlevi'nin savaş sürecinde takip ettiği bu riskli politika, II. Dünya Savaşı'nda Almanların yenilgisiyle son bulmuştu. Böylece İran, Müttefikler tarafından işgal edilmiş ve Rıza Pehlevi tahttan indirilerek sürgüne gönderilmişti. II. Dünya Savaşı'nın yıkıcı etkisinin gölgesinde iktidara gelen Pehlevi Hanedanlığı'nın II. Şahı Muhammed Rıza, savaşta İran'ın işgal edilmesi ve babası Rıza Pehlevi'nin sürgüne gönderilmesinden aldığı dersler doğrultusunda, Batı yanlısı bir dış politika benimsemek zorunda kalmıştı. II. Dünya Savaşı sonrasında SSCB'nin İran'ı işgale devam etmesi, buna karşılık ABD liderliğindeki Batılı ülkelerin SSCB'ye karşı İran'ı desteklemesi, SSCB'yi İran topraklarından çıkmak zorunda bırakmıştı. Batılı ülkelerin İran lehine ortaya koyduğu bu tutum, Muhammed Rıza Pehlevi'yi ABD liderliğindeki Batılı ülkelerin himayesine itmişti. Bu çerçevede Pehlevi Hanedanlığı'na yönelen SSCB baskısı, İran'ı başta askeri ve ekonomik olmak üzere birçok alanda ABD ve Batılı ülkelerle iş birliği yapmaya mecbur bırakmıştı. Şah Muhammed Rıza'nın II. Dünya Savaşı'ndan itibaren hanedanlığını korumak ve İran'daki mevcut SSCB faaliyetlerini etkisiz kılmak için ABD ve Batılı müttefiklerine başta petrol olmak üzere birçok alanda ekonomik imtiyazlar vermişti. Şah'ın ABD ve Batılı ülkelerle İran'ın millî ve ekonomik çıkarlarını hiçe sayarak giriştiği bu ilişkiler, İran halkının Şah'a ve Pehlevi Hanedanlığı'na olan muhalefetini arttırmıştı. Bu çerçevede gelişen siyasî olaylar, İran'ın devletler arası ilişkilerinin iç politikasına yansıması olarak değerlendirilmiştir. Şah Muhammed Rıza'ya karşı ülke genelinde artan muhalefete ilk defa güçlü olarak liderlik yapan ve İran petrollerini millîleştirerek ülkedeki bütün yabancı petrol işletmelerini kamulaştıran Başbakan Musaddık olmuştu. Başbakan Musaddık'ın ortaya koyduğu Emperyalizm karşıtı milliyetçi politikaları, İran halkının kendisine olan desteğini arttırmıştı. Böylece Musaddık, Şah'a karşı yükselen muhalefetin kendi döneminde sembolü olmuştu. Bu çerçevede ABD ve İngiliz çıkarlarına karşı millî petrol politikası geliştiren Musaddık, İngiltere ve ABD tarafından hedefe alınmıştı. Bunun sonucunda Musaddık, İngiltere ve ABD'nin ortak olarak yürüttüğü Ajax adlı operasyonla başbakanlıktan indirilmiş ve tutuklanmıştı. Başbakan Musaddık'tan sonra Şah'a ve Pehlevi Hanedanlığı'na yoğunlaşan muhalefet, olgunlaşarak bir siyasî kültür haline dönüşmüştü. İran'daki yönetim karşıtı bu siyasî hareket, ülkede bütün muhalif grupları bir araya getirmişti. Bu nedenle rejime karşı gelişen farklı ideolojilere sahip muhalif gruplar, 1953'ten itibaren meydana gelen siyasal olaylara etki etmiştir. SSCB'nin yoğun desteği ile Şah Muhammed Rıza'ya karşı gelişen söz konusu muhalefet, ülke genelinde büyük toplumsal olayları, gösteri ve protesto mitinglerini düzenliyordu. Etkisi Pehlevi Hanedanlığı'nın siyasal varlığını tehdit edecek düzeye ulaşan bu faaliyetler, Humeyni liderliğinde dini bir karaktere bürünmüştü. Şah'a muhalefette, İran halkının dini hassasiyetlerini bir propaganda unsuru olarak kullanmaktan çekinmeyen Humeyni, bu nedenle söz konusu olayları yatıştırma amacıyla şah tarafından sürgüne gönderilmişti. Sürgün yıllarında da Şah'a muhalefetini sürdüren Humeyni, İran'daki muhalif gösteri ve mitingleri yönlendirmeye devam ediyordu. Bu çerçevede Şah'a karşı muhalefetin yeni lideri olan Humeyni, dini söylemleriyle halk tarafından büyük kabul görmekteydi. Bu nedenle teşvik ettiği bütün gösteri ve mitinler, uluslararası alanda da yankılanıyordu. Humeyni liderliğinde İran'da rejime karşı gerçekleşen söz konusu olaylar, kamu otoritesini sarsmış ülke genelinde asayişsizlik hat safhaya ulaşmıştı. Bu olayların durdurulmasında hükûmet güçlerinin silah kullanması, çok sayıda göstericinin ölümüne neden olmaktaydı. İran'da söz konusu olayların çok sayıda göstericinin ölümüyle sonuçlanması, sürmekte olan gösteri ve protestoları önlenemez boyutlara ulaştırmıştı. İran'da devam eden olayların önlenemez boyutlara ulaşması, bölgede önemli çıkarları olan Batılı ülkeleri harekete geçirdi. Bu kapsamda Karayip Denizi'ndeki Fransız sömürgesi olan Guadealupe Adası'nda; ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya'nın katılımıyla bir konferans düzenlendi. 4-7 Ocak 1979 tarihinde düzenlenen bu konferansta, İran'daki olaylar ele alındı. Konferans sonunda Muhammed Rıza Şah'a ve Pehlevi Hanedanlığı'na verilen Batı desteğin geri çekilmesine karar verildi. Guadealupe Konferansı sonrası, ABD tarafından Şah Muhammed Rıza'ya ülkeyi terk etmesi tavsiye edildi. Nihayetinde Muhammed Rıza Pehlevi, İran'ı terk etti. Böylece 1925 yılında iktidara gelen Pehlevi Hanedanlığı, Muhammed Rıza Şah'ın 1979 yılında İran'ı terk etmesiyle son buldu.
Author
Necati Türkay
Institution
How to Cite
Necati Türkay (Doktora Tezi). İran'daki siyasi gelişmeler(1925-1979), 2022, Fırat University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Fırat University
- Bütünleşik pazarlama iletişimi aracı olarak sosyal medyanın kullanılması(2018)
- Hollanda Doğu Hindistan Şirketi'nin doğuşu ve XVII. yüzyıl Endonezyası'nda yükselişi(2013)
- Doğu Anadolu fay zonu'nun Doğanyol (Malatya) ile Çelikhan (Adıyaman) arasındaki gerilme durumunun incelenmesi(2020)
- Fuzûlî'nin Türkçe Divân'ında renklerin kullanımı(2013)
- Yavuzeli (Gaziantep) çevresinde yüzeyleyen volkanik kayaçların petrografik ve jeokimyasal özellikleri(2014)
- Hizbu't-Tahrir ve Ercümend Özkan'ın siyasi ve dini görüşleri(2008)
