Discipline

History

Fırat University

3,330

Archived Theses

12

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Marmara Bölgesi'nde Milli Mücadele'ye karşı çıkarılan ayaklanmalar

Türk halkı; Kişisel egemenliğe dayalı Osmanlı Devleti'nden millet egemenliğine dayalı Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna kadar çok uzun ve mücadele dolu yıllar geçirdi.Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde birleşen Türk halkı, hem içte hem dışta düşmanlarla mücadele etmek zorunda kaldı. Dışta, yurdumuzu işgal eden emperyalist devletlerle bağımsızlık mücadelesi vermiş, içeride de saltanat yanlılarıyla ve saltanatın ve İtilafların kışkırttığı bazı bölgelerdeki Anadolu halkıyla mücadele etmiştir.Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 mayıs 1919'da Samsun'a çıkmasıyla başlayan milli mücadele ateşinde Türk halkı; kadını,erkeği,yaşlısı,genci ,çocuğu bir amaç etrafında toplanmıştır.Amasya Genelgesi'nde temelleri atılan,Erzurum Kongresi'nde uygulamaya geçen milli egemenlik ilkesi; 23 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla resmiyet kazanmış, Türk devletinin adı konmamakla beraber, devlet gibi hareket etmeye başlamıştır.Büyük Millet Meclisi açıldıktan sonra,milli mücadeleye karşı ülkenin dört bir yanında hem emperyalist devletlerin, hem de bizzat İstanbul Hükümeti'nin kışkırtmalarıyla ayaklanmalar başlamıştır. Marmara Bölgesi'nde; Ahmet Aznavur, Kuva-i İnzibatiye, Bolu, Düzce, Hendek, Adapazarı ayaklanmaları başlamıştır. Özelikle İngilizlerin kışkırtmaları ve İngiliz yanlısı olan Damat Ferit Paşa Hükümeti'nin kışkırtmaları, bu ayaklanmaların başlamasında etkili olmuştur.Bir Osmanlı Paşası olan Ahmet Anzavur, Çerkez asıllı olup,İngilizler ve İstanbul hükümetinden destek alarak Çanakkale ve Karesi çevresinde, Kuva-i Milliye birliklerini etkisiz hale getirmeye çalışmıştır. Boğazlar Bölgesi'nin güvenliğini sağlayarak İtilaf devletlerine ve onların işbirlikçisi olan İstanbul Hükümeti'nin çıkarlarına hizmet etti. Osmanlı Devleti'nin bölgede asayişi sağlayamaması, o bölgede Arnavut, Rum ve Pomaklarla olan mücadeleler, bazı eşkiyaların kendilerini Kuva-i Milliye gibi göstermeye çalışmaları, bazı Kuva-i Milliye şeflerinin halka kötü davranması bu ayaklanmaların başlamasında etkili olmuştur. Ahmet Anzavur'un ayaklanmasında İstanbul merkezli Cemiyet-i Ahmediye'nin de desteği olmuş, İngilizlerden de yüklü miktarda paralar alınmıştır.Marmara Bölgesi'nde çıkarılan bu ayaklanmalar da Çerkez milliyetçiliği ön plana çıkarılmaya çalışılmış, ancak ayaklanmanın bastırılmasında yine bir Çerkez olan Çerkez Ethem'in Kuva-i Seyyare birliklerinin katkısı olmuştur. Güçlükle bastırılan bu ayaklanmalar, bir yandan Büyük Millet Meclisi'nin otoritesini artırırken bir yandan da askeri gücünü azaltmıştır. Ayaklanmacılara kanan bazı bölge halkı ekonomik ve dini istismarla kandırıldığını anlamış, Milli mücadeleye destek vererek hem içte hem de dıştaki düşmanlara karşı tek vücut haline gelmiş, Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla kazanılmasına destek olmuştur.Anahtar Kelimeler: Ahmet Anzavur, Kuvay-ı İnzibatiye, Çerkez Ethem, Milli Mücadele, Ayaklanma

Anzavur ayaklanmasıKuva-yı İnzibatiyeMarmara bölgesi+5
Sedat Çizmeci
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türk-İngiliz ilişkileri (1939?1945)

16. Yüzyılda başlayan Türk-İngiliz ilişkileri, bugüne kadar inişli çıkışlı bir grafik izlemiştir. 1877?1878 Osmanlı-Rus Savaşı'na kadar Osmanlı'nın toprak bütünlüğünü koruma politikası izleyen İngiltere, bu tarihten sonra Osmanlı'yı parçalama siyaseti izleyeme başlamıştır.İngiltere'nin bu politikası, Lozan Antlaşması'na kadar devam etti. Lozan Antlaşması ile İngiltere, Anadolu'da kurulan yeni Türk devletini tanıdı. Lozan'dan kalan Musul sorunun 1926'da çözülmesiyle birlikte Türk-İngiliz ilişkileri, II. Dünya Savaşı'na kadar yumuşama dönemine girdi.Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmasının ardından miras aldığı Anadolu topraklarında üç yanı sorun yumağı olan Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkaslar arasında, savaş sonrası ekonomisini rayına oturtmaya çalışırken, ufukta beliren savaş bulutlarını endişe ile takip etmiştir. Savaş patlak verdiğinde her iki taraf da stratejik öneme sahip Türkiye'yi yanına çekmeye çalışmıştır.Türkiye, II. Dünya Savaşı'nın son yılına kadar tüm zorlamalara direnerek savaş dışı kalmayı başarmış ancak savaş dışı durumunu sürdürmesi kolay olmamıştır. Savaşın genel gidişi ve stratejisindeki değişikliklere uygun olarak, gerek Mihver devletleri gerekse Müttefikler zaman zaman Türkiye'nin savaşa girmesi konusunda ağır baskıda bulunmuşlardır.Anahtar Kelimeler: Türkiye, İngiltere, İkinci Dünya Savaşı, W.Churchill, İ. İnönü

Churchill, WilliamDünya Savaşı IISavaş+4
Fatma Anıl Öztop
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Sultan II. Abdülhamit Devri (1876-1908) Osmanlı Devleti'nde bayındırlık faaliyetleri

XIX. Yüzyıl sonunda Osmanlı ekonomisinin çöktüğü ifade edilse de, Osmanlı tebaasının yaşam standardı diğer Avrupa ülkeleri ile aynı düzey olmuş ve Avrupa'daki gelişmeleri aynı hızda ve oranda takip edebilmiştir. Köklü bir devlet olma, hammadde bakımından zenginlik, devletlerin kendi ekonomilerinin gelişiminde Osmanlı coğrafyasının nüfus kapasitesinin, tüketen grubu temsil etmesi, pek çok sermayedarın Osmanlı ülkesinde farklı amaçlarla da olsa yatırım yapmaları, Osmanlı halkının diğer ülke halklarından geri kalmamalarını sağlamıştır.Bir toplumun sosyo-ekonomik kalkınmasında bayındırlık yapılarının yani kara-deniz ulaşımı, haberleşme, sulama, zirai ıslah, fabrika ve kent hizmetlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması önemlidir. Zirai, ticari, sanayi ve kentleşme alanında yapılan kamu hizmetleri sayesinde, kapalı bulunan alanlar arasında, kültürel, bilimsel ve işgücü hareketliliği görülür. Bu hareketliliğe bağlı olarak Sultan II. Abdülhamit devri bayındırlık yapısı da önemli değişikliklere uğramıştır. Yeni hizmet alanları yeni vergileri, yapıları, işletmeleri ve ekonomik kavramları gündeme getirirken, toplumsal yapı büyük oranda değişime uğramakta ve bilet-tarife-abonelik gibi kavramları yaygınlaştırmaktadır.Bayındırlıktaki iyileştirme ve yaygınlaştırmaya bağlı olarak ticaret, ziraat ve sanayi alanındaki sektörsel gelişmenin hangi yönde olduğunu görebilmek mümkün olmuştur. Köylü ve Kentli için değişen pek çok şey vardır. Köylü daha fazla üretmeyi ve daha fazla kazanmayı, Kentli ise daha modern yaşamayı ve şehirleşmeyi öğrendi. Kırsal ve şehirsel kesimin kent hizmetlerine olan gereksinimi doğrultusunda hizmet türleri çeşitlendi ve artış gösterdi.Anahtar Kelimeler: II. Abdülhamit, Osmanlı Devleti, Bayındırlık, Karayolu Ulaşımı, Raylı Ulaşım, Vapur, Aydınlatma, Zirai ıslah, Fabrika, Kent Hizmetleri?

19. yüzyılAbdülhamid IIAydınlatma+7
Sevim Erdem
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1141 numaralı ve 1593-1595 tarihli Tahvîl Defteri (transkripsiyon-değerlendirme-dizin)

Bu çalışmamızda 1593-1595 yıllarında Osmanlı Devleti'nde merkezi hükümet tarafından yapılan atama kayıtları incelenmiştir. Merkez teşkilatından ziyade, Osmanlı taşrası hakkında önemli bilgiler elde ettiğimiz bu defterde, devletin bu zamandaki idari yapısı, eyalet, sancak ve kazalarıyla tespit edilmiştir. Atamaların nasıl yapıldığı, atama süreleri, yöneticilerin kaç akçeyle atandıkları hakkında da bir değerlendirme yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Eyalet, Sancak, Kaza, Tevcih, Atama.

16. yüzyılAtamalarEyalet+5
Filiz Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

19.yy'da Rusya'nın Ortadoğu'da uyguladığı dini politikalar

Hazırlamış olduğumuz 19.yy'da Rusya'nın Ortadoğu'ya Yönelik Dini Politikaları adlı çalışmamızda, sözü edilen dönemde Rusya'nın Ortadoğu'da uyguladığı dini politikaları, bu politikaların içerdiği siyasal, sosyal, iktisadi faaliyetler ve yine aynı çerçeve içerisinde Osmanlı Devleti ile olan ilişkileri incelenmiştir.Bu çalışmamızda Rusya'nın Bizans İmparatorluğu vasıtası ile Hıristiyanlığı kabulü ve bu dinin Rus Devlet İdaresinde gelişimi hakkında bilgi verildikten sonra, genel olarak Osmanlı-Rus ilişkilerine ve Rusya'nın Osmanlı topraklarına yönelik tarihi emellerine değinilmiştir.Çalışmanın ilerleyen kısımlarında ise 19.yy başlarından yakın tarihe kadar olan dönemde Rusya'nın emellerine ulaşmak için dinsel araçları Osmanlı İmparatorluğu içerisindeki Rum, Ermeni, Arap ve Süryani unsurlar üzerinde nasıl kullandığı, bunun sonuçları ve bu unsurlar üzerinde batılı diğer devletlerle girmiş olduğu güç mücadeleleri incelenerek değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Rusya, Ortadoğu, Ortodoksluk,19.yüzyıl

19. yüzyılDin politikasıOrta Doğu politikası+3
Arzu Aytekin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Atatürk Dönemi Türkiye'de iskân çalışmaları (1923?1938)

Kurtuluş Savaşı'nın önderi Mustafa Kemal'le başlayan Cumhuriyet dönemi, birçok değişiklik ve zorlukları kucaklamıştır. Erken Cumhuriyet dönemi olarak da adlandırılan bu dönem, siyasi, iktisadi ve sosyal birçok alanda çözülmesi gereken büyük sorunları içermektedir. Bu dönemde yaşanan en büyük sosyal sorunlardan biri, çeşitli nedenlerden dolayı yapılan göç ve sair sebeplerden dolayı yapılan iskân faaliyetleri olmuştur. Gerek Osmanlı Devleti'nin, özellikle Balkan Savaşları'ndan sonra kaybettiği topraklardan Anadolu'ya doğru yola çıkanlar; gerek siyasi ve sosyal nedenlerle Yunanistan'la Türkiye arasında yapılan sözleşmelere dayalı olarak gerekse Yunanistan'dan Anadolu'ya gelenlerle; Anadolu toprakları içinde asayiş ve diğer nedenlerle büyük kitleler halinde göç olayları yoğun olarak yaşanmıştır. Üstelik sadece büyük kitleler halindeki göçlerle gelenlerin dışında, Anadolu'da savaştan dolayı evleri yakılıp yıkılan halkın da iskân ettirilmesini zaruri kılmıştır. Bunun yanında, ilk yıllarda, mübadele mecburiyeti, aynı yıllarda Balkanlar'dan ve diğer yerlerden gelenleri, Rumların, Anadolu'dan çıkmasıyla boşalan yerlerin iskân için kullanılabileceği, besleme, barındırma gibi meseleler, devleti, planlı bir iskân politikası oluşturma yönünde harekete geçirmiştir. Ulus-devlet modelinin uygulanmaya çalışıldığı bu dönemde, bu yönde iskân politikaları geliştirilerek ve öncesinden daha planlı hale getirilerek uygulamalar yapılmıştır.Bu çalışmada Türkiye'de, Mustafa Kemal Atatürk dönemindeki göçler ve sair nedenlerden uygulanan iskân politikaları ve bu uygulamaların ülkedeki siyasi, iktisadi ve sosyal sonuçları incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Türk-Yunan nüfus mübadelesi, mübadil, muhacir, çingene, konar-göçer, iskân kanunları.

Atatürk DönemiGöçlerMübadele+5
Aslı Cihangiroğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı idaresinde safed (1516-1600)

Günümüzde İsrail'in kuzeyinde küçük bir şehirdir. Haçlıların bölgeye gelişlerine kadar erken İslamî dönemi hakkında çok az bilgi vardır. Safed'in Haçlılar için asıl önemi Taberiye-Tibnin ve Şam-Akka yolları ile Yakup Kızları Köprüsü'nü kontrol altında tutmasından kaynaklanıyordu.Sultan Baybars, 1266'da şehri Haçlılardan geri aldı ve kaleyi yenileyerek yeni binalar yaptı. Bu sayede Safed, Sur, Akka, Taberiye, Tibnin ve Şakif'in bağlı olduğu yeni eyaletin merkezi haline geldi.1516 yılında Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi ile Osmanlı topraklarına dâhil olan Safed, 1918'de İngilizlerin işgaline kadar Osmanlı hâkimiyetinde kaldı. Küçük bir şehir ve kaza statüsünde olan Safed, XVI. yüzyıldaOsmanlı yönetiminde Şam eyaletine bağlı sancak statüsü kazandı. Safed, bu dönemde tekstil endüstrisi sayesinde zenginleşti. Bol su kaynakları, limanlara erişilebilirlik ve İber yarımadasından gelen Yahudi ustalar bunda etkili oldu. Bütün bunlar Safed'e Yahudi göçünü arttırdığı gibi, Yahudi mistisizmini de zenginleştirdi.Anahtar Sözcükler: Safed, Haçlılar, Memlûklar, Osmanlı, Tekstil

DemografiEndüstriEndüstri ekonomisi+10
Ünal Taşkın
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Ahmet Hamdi Başar ve iktisadi devletçilik

Ahmet Hamdi Başar, gerek yaşadığı dönem gerekse aldığı görevler açısından cumhuriyet tarihi açısından önemli bir şahsiyet olarak dikkat çekmektedir.Çocukluk yılları Osmanlı Devleti'nin dağılma dönemine denk gelmiştir. Gençlik döneminde ise Milli Mücadele'nin içerisinde yer almış ve özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin izlediği ekonomik politikalarını yakından takip etmiştir.Gerek Başar'ın önemli olaylara yakından şahit olması gerekse aktif düşünce hayatı kendisine olan ilgili arttırmaktadır. Bu şahitliği yalnızca anıları ile dile getirmekle yetinmemiştir. Başar, hayatı boyunca sekiz dergi çıkarmış ve bu dergilerin yazı yükünü büyük oranda üzerine almıştır. Ayrıca kurduğu derneklerle sivil toplum hareketinin ülkede yerleşmesi açısında önemli bir görev ifa etmiştir.Özellikle Türkiye'nin iktisadi kalkınması amacıyla geliştirmiş olduğu iktisadi devletçilik teorisi dikkate değer bir çalışmadır. Bu teorisini İstanbul Limanı ve Süngercilik şirketlerinde hayata geçirerek sistemin başarısını kanıtlamaya çalışmıştır.Bir dönem Demokrat Parti'den milletvekili de olan Başar, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde çalışmaları ile önemli bir figür olarak yerini almıştır.

Başar, Ahmet HamdiDevletçilikEkonomi+6
Osman Kubilay Gül
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Dönemin Türk basınına göre Birinci Dünya Savaşı arifesinde Türk-Yunan ilişkileri

Türkiye ve Yunanistan arasında, Birinci Dünya Savaşı öncesinde, gelişen olaylar iki ülke içinde son derece büyük öneme sahip olmuştur. Türkiye ve Yunanistan ilişkileri açısından bakıldığında, Birinci dünya Savaşından önce iki ülke arasında yaşanan gelişmeler ve çözüme kavuşturulamayan meseleler sonraki süreçte artarak devam etmiş ve Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte son noktasına ulaşmıştır.Bu araştırmada, Türkiye ve Yunanistan arasındaki yaşanan anlaşmazlıklardan ve çözüme ulaştırılmamış olan konulardan; Adalar meselesi, göçmenler sorunu ve donanma gücünü artırmaya yönelik iki devletin aralarında mücadele haline dönüşen dretnotlar meselesi dönemin basınına göre aydınlatılmaya çalışılmıştır.Adalar meselesi, Büyük Devletlerin kararlarını açıklamaları, Türkiye'nin beklentileri ve menfaatlerini uymayan bu kararı kabul etmediklerini açıklamalarıyla birlikte Türkiye - Yunanistan arasında Adalar Denizinde bir hakimiyet mücadelesinin yaşanmasına neden olmuştur.Adalar meselesi ile ilgili olarak donanmanın güçlendirilmesi konusuna Türkiye ve Yunanistan fazlasıyla önem vermiş ve söz konusu dönemde İngiltere, Fransa ve Amerika devletlerinden gemi alımları olmuştur. Türkiye için gemiler hususunda en önemli gelişme sipariş edilen, ?Sultan Osman? ve ?Reşadiye? gemilerine İngiltere tarafından ambargo konulması olmuştur. Buna karşılık Yunanistan, Amerika'dan satın aldığı ?İdahu? ve ?Missisipi? zırhlıları ile donanmasını güçlendirmiştir. Türkiye İngiltere tarafından donanmaya el konulmasını protesto etse de bir sonuç alamamıştır.Göçler Meselesi de, Türkiye ve Yunanistan arasında gerginliğe neden olan gelişmelerin yaşanmasına neden olmuştur. Yunanistan'ın Makedonya'da Türk ve Müslüman halk üzerinde yapmış oldukları baskılar bu bölgeden başka bölgelere ve Türkiye'ye göçlerin yaşanmasına sebep olmuştur.Türkiye ve Yunanistan arasında Birinci Dünya Savaşı öncesi yaşanmış olan bu gelişmeler iki ülke ilişkilerini olumsuz yönde etkilemiş ve bu etki ile gerçekleşen gerginlik hali Birinci Dünya Savaşının başlaması ile devam etmiştir.Anahtar Kelimeler:1- Türkiye2- Türkiye ve Yunanistan3- Göçmenler Sorunu4- Adalar Meselesi5- Adalar Denizi

Adalar sorunuBasınDünya Savaşı I+7
Özlem Yıldırm
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Marshall Planı ve Türkiye'de Marshall Planı'nın uygulanışı

5 Haziran 1947 de Amerika eski Dışişleri Bakanı George C. Marshall'ın Harvard Üniversitesinde verdiği bir demeçle mahiyet ve ana hatlarını ilk defa açıkladığı ve kendi ismini taşıyan plan arz ettiği hususiyetler itibariyle tarihte bir benzeri bulunmayan ve gayesi sadece yardım isteyen devletlere ödünç ve hibe şeklinde para yardımı yapmaktan ibaret olmayan Marshall Planı II. Dünya Savaşından geri kalmış felaketzede bir Avrupa ekonomisinin tamir ve takviyesini göz önünde bulundururken dışardan yardıma muhtaç bir Avrupa değil, aksine her bakımdan kendi kendisine yetecek bir Avrupa'yı hedef tutmuş bulunmaktadır. Bunun üzerine Marshall Planı aslında bir ?iktisadi kalkınma? ve katılan memleketlerce bir ?işbirliği? planıdır.Marshall Planı kanunu kabul edilirken içeriğinde üç esas şöyle tespit edilmişti:1)Katılan ülkelerde sanayi ve zirai üretim arttırmak.2)Savaş sonrası Avrupa'sında bütçelerin ve paraların sağlamlığını temin etmek.3)Gümrükler mevzuunda yeni bir takım tedbirler alıp bazı tadilat yaparak Avrupa memleketlerinin kendi aralarında ve diğer memleketlerle olan alış verişlerini kolaylaştırmak ve geliştirmek.18 Avrupa devletinin katıldığı ?Avrupa İktisadi İşbirliği? diğer adı ile ?Marshall Planı? faaliyetlerine Türkiye'nin katılışı 1947 Temmuzunda açılan ?Paris Konferansı? ile başlar. 4 Temmuz 1948 de Birleşik Amerika'yla imzalanan anlaşma ile de Türkiye Marshall programında bilfiil yer almıştır.Türkiye, II. Dünya savaşına fiilen girmemiş olduğu için Türkiye'nin savaşın zararlarından korunduğu, iktisadi olarak sarsılmadığı akla gelebilir. Fakat gerçek böyle değildir. 1938 senesinde Avrupa'da savaş için bloklaşmalar oluşurken savaşı yatıştırma siyasetine bel bağlamanın anlamsız ve tehlikeli olduğunu gören Türkiye bütün kaynaklarını ülke savunmasına yönlendirmiştir. Meydana gelebilecek herhangi bir istila hareketine karşı derhal silahla karşılık verebileceği ve bu maksat için icap ederse son neferine kadar dövüşmek kararında olduğunu yalnız bu şekilde dünyaya ilan etmişti.Truman doktrini ile Marşal planının tatbikine kadar memleketin gerek askeri ihtiyaçları, gerek iktisadi kalkınma faaliyetleri, dış yardımdan faydalanmaksızın, Türk kaynaklarından karşılanmak mecburiyetinde idi. ABD askeri yardımı her ne kadar savunma masraflarımız bakımından yükümüzü hafifletmiş ve askeri kuvvetlerimizin modern silah ve malzeme ile donatılmışsa da bu yardımın iktisadi kalkınmamıza doğrudan doğruya bir kar temin ettiği iddia edilemez.Osmanlı devletinde IV. Murat zamanında devlet düsturu (borç alan buyruk alır) haline getirilen borç almama geleneği ilk olarak Kırım Savaşından (1853) sonra İngiltere'den alınan dış borçla bozulmuştur. Borçlar içişlerimize yapılan müdahaleyi arttırdığı gibi ekonomimizi de yıkmış sonuçta Osmanlı devleti ?Duyun-ı Umumiye?yi ilan etmek zorunda kalmıştır. Adı geçen dış yardımların Türkiye üzerinde uzun vadede bırakacağı tesirlerin içişlerine müdahale, çok yönlü tavizler ve ekonomik bağımlılığın takip etmeyeceğini düşünmek yanlış olmayacaktır.

Amerika Birleşik DevletleriMarshall PlanıTürk dış politikası+4
Yavuz Güler
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı devletinde kullanılan ölçü ve tartı birimleri

ÖZETYüksek Lisans TeziOsmanlı Devleti'nde Kullanılan Ölçü ve Tartı BirimleriÜnal TAŞKINFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Anabilim DalıOsmanlı Devleti hakimiyeti altındaki yerlerin özelliklerine göre farklı idare tarzlarıuygulamıştır. Bu uygulama içinde ölçü ve tartı sistemi de şekillenmiştir. Devletgenelinde yörelerin özelliklerine göre çeşitli ölçü birimleri kullanılmıştır. Meselâ, ?kile?ülke genelinde geniş bir kullanıma sahip olmasına rağmen miktarlarında göze çarpan birfarklılık vardır. Aynı şekilde rıtl, dirhem, miskal, batman gibi ölçülerde de bunlargözlenebilir. Bunların yanında sadece ülkenin belli bir kısmında kullanılan ölçüler devardır.Bu durum Osmanlı öncesi uygulamaların devamı olduğu kadar kullanılan ölçülerinOsmanlılaştırılmasıdır. Devletin genişliği göz önüne alınırsa bu farklılığın haklısebepleri olduğu anlaşılacaktır.Anahtar Kelimeler:Ölçü ve tartı sistemiIII

Ünal Taşkın
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyılın başında Tatar Milli İctimai hareketi (1905-1920)

20. Yüzyılın başında Tatar milli-ictimai hareketi oldukça önemli bir ivmekazanmıştır. Onun gidişatında Rusya'nın içinde bulunmuş olduğu sosyal-politikşartların önemli etkisi olmuştur. 1905-1907 Rus nkılabı döneminde Rus Çarlığınıniçindeki azınlıkların bazı haklar elde etmeleri, onların milli hareketlerinin daha serbestbir şekilde gelişmesini sağlamıştır. Bu dönemde Tatarlar Rusya Müslümanlarınınbirleşerek Devlet Duması'nda birlik olarak hareket etmeleri ve haklarını aramalarıpolitikalarının öncülüğünü yapmışlardır. Bunda Tatarların eğitim seviyelerininyükselmesinin ve burjuva sınıfının oluşmasının katkısı şüphesiz yüksektir. Bu döneminen önemli olayları şüphesiz üç Bütün Rusya Müslümanları Kongreleri ve ? ttifak elMüslimin? Partisinin oluşturulması faaliyetleridir. Tatarların önderliğinde Rusya DevletDuması'nda Müslüman milletvekillerinin faaliyetleri de önemli bir konudur.Şubat 1917 devrimiyle birlikte Tatarlar, oldukça aktif bir şekilde faaliyetleregirişmişlerdir. Şubat nkılabından hemen sonra Tatarlar dil-Ural Bölgesinin hemenhemen her yerinde komiteler kurarak gelişmelere hakim olmaya çalışmışlardır. I. BütünRusya Müslümanları Kongresini Moskova'da toplayarak Rusya Müslümanlarınınkaderlerini tesbit etmelerinde önemli rol oynamışlardır. Daha sonra kongrelerinyapılması, Harbi Şuranın oluşturulması, Milli Meclisin kurulması, dil-Ural'ı kurmadenemeleri, Tatar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinin oluşturulması vs. gibi bir diziolaylar içerisinde bulunmuşlardır.Anahtar Kelimeler: Tatar, Milli Hareket, Rusya, Müslüman, dil-Ural, nkılap,? ttifak?, Avtonomi.

Dinçer Koç
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

25 numaralı Kal`abend defteri

ÖzetYüksek Lisans Tezi25 NUMARALI KAL`ABEND DEFTERİ(1/61-a.Sayfa)(H. 1205 / M. 1790-1791)Suha Oğuz BAYTİMURFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Anabilim Dalı2005; Sayfa: IX+250Osmanlı Devleti Adli Sistemini oluştururken İslam Hukuku'nu göz önündebulundurmuştur. Bunun yanında sosyal yapı, toplumun ihtiyaçları ve dönemin şartları AdliSistem'in oluşmasında önemli rol oynamıştır. Bazı durumlarda verilen cezalar İslam Hukukuile örtüşmemektedir. Bunu da yapmış olduğumuz çalışmada bunları görmekteyiz.Osmanlı Devleti Adli sistemi kazalarda kadı başkanlığında yapılmaktadır. Bununyanında devlet sınırları içerisinde halkın mağdur olması durumunda merkeze yapılanşikayetler burada incelenip gerekli müdahaleler yapılmaktadır. Bu müdahaleler ise olayıngeçtiği bölgede bulunan devlet görevlileri tarafından yapılmaktadır.Osmanlı Devleti suç unsuru saydığı davranışları sürekli olarak kontrol altında tutmayaçalışmış, bu davranışların oluşması halinde ise müdahalede tereddüd etmemiştir. Halkınhaklarının korunmasına ve düzenin saglanmasına devlet özen gösterilmiştir. Bu süreçtesuçlular işlemiş oldukları suçlardan dolayı çeşitli cezalara çarptırılmıştır. Bu çalışmamızdatespit edilen cezalar kale haps edilme, bulunduğu yerden farklı bir yere sürgün, zorunluikamet ve malına el koyma cezalarıdır. Bu cezalar verilirken kişiler toplumdan dışlanmayıpsürekli olarak kontrol altında tutularak ıslah edilmesi amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Sürgün, Hapis, Kal'abend

Suha Oğuz Baytimur
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Anadolu`ya yapılan kamu harcamaları (1927-1950)

ÖZETDoktora TeziDoğu Anadolu'ya Yapılan Kamu Harcamaları(1927-1950)Metin KOPARFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Ana Bilim DalıElazığ-2005, Sayfa: 203Ülkenin tümüyle gelişme ihtiyacını giderme yolunda ciddû adımlar Cumhuriyetdöneminde başlatılmıştır. Sanayû planları, ulaştırma altyapısının kurulması ve tarımsalgelişmeye yönelik çabalar, tümüyle gelişme ihtiyacı içinde olan Anadolu'nunkalkındırılmasına yöneliktir. Cumhuriyetten itibaren görülebilen en büyük hamle Atatürkdönemine ait olandır. Atatürk'ten sonra da iktisadi sahada görülen özveri devam ettirilmeyeçalışılmıştır.Cumhuriyet Döneminde ülkede yapılan inkılaplar Türk milleti için kısa sürede bir umutve ufuk doğurmuştur. Bunun sonucu başlayan kalkınma hamlesi büyük bir başarı ilesürdürülürken Doğu Anadolu Bölgesi'nde bundan nasibini almış, bütün olumsuzluklararağmen ciddi adımlar atılmıştır.Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan itibaren bölgeler arasındaki farkların giderilmesiiçin büyük bir çaba içerisine girmiştir. Devletin almış olduğu tedbirler ile bölgeler arasıfarkların büyümesini önlemeye çalışmışsa da istenilen neticeye ulaşılamamıştır.Anahtar Kelimeler: Ekonomi, Kamu Harcamaları, Sanayi, Nüfus, Doğu Anadolu,Adalet, Sağlık, Tarım,

Metin Kopar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

13 numaralı ve 1727-1730 tarihli Mühimme Zeyli defteri (değerlendirme-transkripsiyonu-dizin)

ÖZETYüksek Lisans Tezi13 NUMARALI VE 1727-1730 TARİHLİ MÜHİMME ZEYLİ DEFTERİ(Değerlendirme-Transkripsiyon-Dizin)ZEYNEP KURTFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Anabilim Dalıİncelediğimiz 13 Numaralı Mühimme Zeyli Defteri; çoğunlukla Revan, Gence, Şirvan,Tebriz, Tiflis, Erzurum eyaletlerindeki idarecilerle yapılan doğrudan ya da dolaylı yazışmalarıiçermektedir.Deftere kaydedilen hükümlerde; vergilendirilmesi istenen toprakların yazılması vemerkeze bildirilmesi, isyanların bastırılması, sınır boylarında bulunan kalelerin muhafazası,sınır hududunun belirlenmesine dair hükümler önemli yer tutmaktadır.Defterin son kısımları Şiilerin saldırılarına karşı olarak başlatılan Doğu Seferi ile ilgilihükümleri içermektedir.

Zeynep Kurt
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

70 numaralı Konya Şer`iyye sicili (1814-1816 M./1230-1232 H.) (146 sayfa, 411 belge)

IÖZETYüksek Lisans Tezi70 Numaralı Konya Şer`iyye SiciliNuri ÜNLÜFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Bölümü2005, Sayfa : I+550Osmanlı tarihinin en önemli arşiv kaynaklarından bir tanesi de Şer`iyyeSicilleridir.Ait oldukları dönem ve yer hakkında oldukça önemli bilgiler veren Şer`iyyesicillerinden faydalanma konusu bu gün için başlı başına bir problem olmaktadır. Budurum ise sicillerden faydalanma konusunu belirli bir metoda bağlı kılmayı zaruri halegetirmektedir. Bizde bu önemli kaynaklardan biri olan 70 Numaralı Konya Şer`iyyeSicilini çalışmamıza konu edindik.Bu metinlerden yola çıkarak yaptığımız değerledirmede Konya'nın bu dönemdeidari, siyasi, askeri, iktisadi, ve sosyal yapıları üzerinden durduk.Anahtar Kelimeler: Konya, Şer`iyye Sicilleri

Nuri Ünlü
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Modern Lübnan devleti`nin doğuşu (1918-1943) (siyasi, idari ve sosyo-ekonomik yapı)

ÖZETYüksek Lisans TeziMODERN LÜBNAN DEVLETİ'NİN DOĞUŞU (1918-1943)(SİYASİ, İDARİ VE SOSYO-EKONOMİK YAPI)Hatice GÜRTEKİNFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Anabilim Dalı2005, Sayfa: VI + 87Tezimin giriş bölümünde; Lübnan adının anlamını ve kökenini, coğrafi yapısınıstratejik yapısını, iklim ve bitki örtüsünün, nüfusunu ve ekonomisini inceledim.Birinci bölümde; Lübnan'ı Osmanlı hâkimiyeti döneminde inceledim ve 1860 Yılıolaylarını ele aldım.İkinci bölümde; Lübnan'ın işgal öncesi durumunu inceleyerek Sicot Picot Antlaşmasıhakkında genel bilgi verdim.Üçüncü bölümde işgal dönemini ayrıntılarıyla inceleyip San Remo Konferansı'ndaLübnan'ın durumunu, işgal döneminde Lübnan'da etkili olan cemiyetleri ve Paris BarışKonferansı'nda Lübnan'ın durumunu inceleyerek, Lübnan'ın sınırları hakkında bilgi verdim.Dördüncü bölümde ise; Lübnan'da etkili olan etnik unsurları ele aldım. Sonuç,bibliyografya ve ekler kısmını koyarak tezimi tamamladım.Anahtar kelimeler: Lübnan, Beşir, Faysal

Hatice Gürtekin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

XVIII. yüzyılın ilk yarısında Çukurova`da aşiretlerin eşkıyalık olayları ve aşiret iskanı (1691-1750)

ÖZETDOKTORA TEZXVIII. YÜZYILIN LK YARISINDA ÇUKUROVA'DA AŞ RETLER NEŞKIYALIK OLAYLARI VE AŞ RET SKANI (1691-1750)ÖZCAN TATARFIRAT ÜN VERS TESSOSYAL B L MLER ENST TÜSÜTAR H ANAB L M DALIElazığ-2005, Sayfa: X + 404Bu çalışmamızda, 1691-1750 yılları arasındaki dönemde Çukurova veçevresinde bulunan yerlerde, aşiretlerin eşkıyalık olayları ve aşiret iskanlarıincelenerek, bu aşiretlerin siyasi, idari, demografik ve iktisadi yapıları hakkındabilgi verilmeye çalışılmıştır.Yapılan bu çalışma sırasında ilk olarak, Çukurova bölgesinin kısa birtarihçesine değinilerek Çukurova bölgesinde yaşayan aşiretler hakkında genel birbilgi verilmiştir.Daha sonrasında ise, Çukurova ve çevresinde bulunan yerlerde, aşiretlerinneden oldukları eşkıyalık olayları ve bunlara karşı alınan tedbirler incelenmiştir.Meydana gelen eşkıyalık olaylarının, bu bölgeyi nasıl etkilediği ve sonuçlarıüzerinde de bazı tespitlerde bulunulmuştur.Eşkıyalık olayları hakkında verilen bilgilerden sonra, Çukurova bölgesindeyapılan iskanlar incelenmiştir. Yapılan bu iskanlar ile ilgili bilgi verilirken,iskanların nedenleri, iskan sırasında yapılan uygulamalar ile bu iskanlardakarşılaşılan aksaklıklar hakkında bilgi verilmiştir.ANAHTAR KEL MELER : Çukurova, fraz-ı Zülkadiriyye, Adana, Anavarza,eşkıyalık, iskan.

Özcan Tatar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

128 numaralı ve 1717-1718 tarihli Mühimme defteri (değerlendirme-transkripsiyon-dizin)

ÖZETYüksek Lisans Tezi128 NUMARALI VE 1717-1718 TARİHLİ MÜHİMME DEFTERİ(Değerlendirme-Transkripsiyon-Dizin)Leyla TORAMANFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Anabilim DalıElazığ 2005, sayfa: VII+ 185128 numaralı Mühimme Defteri, 1718 yılında Osmanlı Devleti'nde meydana gelensiyasi, idari, askeri, iktisadi ve sosyal olaylardan önemli olanların kaydedildiği bir defterdir.Bu olaylar; bürokrasi, dini hayat, müslim-gayr-i müslim ilişkileri, kültürel konular, eşkıyalıkhareketleri, idareciler ve görevleri, uluslar arası ilişkiler, askerin sevk ve idaresi, savaşhazırlıkları, donanma konularının yanında alacak-verecek veraset, cinayet gibi hukukiproblemlerde bu deftere yansımıştır.128 no'lu Mühimme Defteri , 83 sayfa olup hükümlerdeki numara 198'a kadardır.Bununla birlikte çizgi çekilerek iptal edilmiş hükümler bulunabildiği gibi numarasız ya daaynı numaralı iki hüküm bulunabilmektedir.Her hükmün transkripsiyonu yapılmış ve özetleri çıkarılmıştır. Defterden öğrenilenler sonuçkısmında belirtilmiştir. Ayrıca defterde yer alan şahıs ve yer isimlerinden oluşan indekssonuca eklenmiştir.ANAHTAR KELİMELER: Osmanlı, Mühimme, HükümIII

Leyla Toraman
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

72 Numaralı Amasya Şer'iyye Sicili: 1825 - 1827 M. / 1241 - 1243 H. )

Tezimin birinci bölümünde Osmanlı Devleti'nde Adil Teşkilat ve Şer'iyye Sicilleri hakkında bilgi verdim. Bu bölümde Osmanlı Devleti'nde Kadılık Kurumu, mahkeme, Mahkeme Görevlileri ve Şeriyye Sicillerinin konularını inceledim.. Tezimin ikinci bölümünde 72 Numaralı Amasya Şer'iyye Sicili'nde yer alan belgelerin konularına göre tasnifini yaptım. Sonuç ve bibliyografyayı koyarak tezimi tamamladım. Anahtar Kelimeler: Kadı, sicil, mahkeme, belge.

Hidayet Kılınç
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

92 Numaralı ve 1657-1658 tarihli Mühimme defteri: Değerlendirme-transkripsiyon-dizin

92 numaralı mühimme defteri, 1657 - 1660 yıllan arasında, Osmanlı Devleti'nde meydana gelen siyasi,idari, askeri, iktisadi ve sosyal olaylardan önemli olanların kaydedildiği defterdir. Devlet içerisinde zuhur eden idari, adli, askeri ve dini atamalar ve idarecilerin halka karşı tutumlarındaki aşırılıkların yanı sıra; meydana gelen eşkıyalık hareketleri, alacak, verecek, boşanma, cinayet, veraset gibi hukuki problemler bu defterlere kaydedilmiştir. 92 Numaralı Mühimme Defteri, 66 sayfa olup 320 adet hüküm bulunmaktadır. Her hüküm incelenerek transkripsiyonu yapılmış ve özetleri çıkarılmıştır. Ayrıca defterde yer alan şahıs ve yer isimleri ile bazı tabir ve deyimlerden oluşan bir dizin oluşturularak teze eklenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Osmanlı, Mühimme, Hüküm.

Murat Yıldız
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Modern Ürdün Devleti'nin doğuşu (1918-1946)

Tezimin birinci bölümünde, I. Dünya Savaşı sonrası Ortadoğu'daki genel durum, yapılan antlaşmalara göre Şark'ül-Ürdün'un durumu, İngiltere'nin Şark'ül-Ürdün üzerindeki emelleri ve Şark'ül-Ürdün'de İngiliz mandasının kurulması konularını inceledim. İkinci bölümde; Ürdün'ü 1921'de Emirlik olarak kuruluşundan 1946 yılındaki bağımsızlığına kadar, ülkedeki İngiliz Elçileri dönemlerine göre ele aldım. Sonuç, bibliyografya ve ekleri koyarak tezimi tamamladım. Anahtar Kelimeler: Şark'ül-Ürdün, Britanya, Manda, Abdullah

Gökhan Kayadurmuş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

512 numaralı mufassal tahrir defterine göre 1571-1572 yıllarında Cebele Sancağı

Osmanlı Devleti'nin en önemli arşiv kaynaklarından biri de Tahrir Defterleridir.Bu çalışmada, 512 Numaralı Tahrir Defteri'nin ışığında, 1571-1572 yıllarında Cebelesancağının idari yapısı, fiziki görünümü, nüfusu ve iktisadi durumu tespit edilmeyeçalışılmıştır.Cebele sancağı söz konusu tarihte 11 nahiye ile 433 köy ve 1147 mezraaya taksimedilmişti. Sancak merkezi olan Cebele şehri ise bu zamanda idari bakımdan 5mahalleden meydana gelmekteydi.Sancak, nüfus bakımından fazla kalabalık değildi. Takriben 2.163 şehir nüfusu,51.730 nahiyelerin nüfusu olmak üzere toplam nüfus 53.893 idi. Sancakta, nüfusunönemli bir kısmını Nusayrûler teşkil etmekle birlikte Müslümanlar ve Hıristiyanlar dayaşamaktaydı.Anahtar Kelimeler: Cebele, Tahrir Defteri, Sancak

Dilek Aslan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

XI.-XIII. Yüzyıllarda Bizans kilisesi

XI. ve XIII. yüzyıllar, dünya tarihi açısından önemli dönüm noktaları olmuştur.Bizans siyaseten çöküş sürecine girerken, bu dönemde Doğu'da da Türk ve İslam gücüdünya siyasetinde önemli bir noktaya gelmiştir. Dünya siyasetindeki dengelerindeğişmesi, büyük siyasi ve dini olayları da hareketlendirmiştir. Bu hareketlilikiçerisinde, Bizans kilisesinin de önemli rolü olmuştur. Zira, yüzyıllardan beriaralarındaki rekabete rağmen Bizans ile Roma kilisesi XI. yüzyıla kadar birlikteliğinedevam ederken XI. yüzyıldan itibaren, Bizans kilisesi Roma Kilisesi ile dini yöndenresmen ayrılmıştır. Ancak dünya siyasetindeki gelişmeler Bizans kilisesini yenidenRoma Kilisesine yönelmesine sebep olmuştur. Bu yöneliş de Haçlı seferlerinibaşlatmıştır. Bu seferler yalnız dini nitelikli koruma savaşları olmamış, bu seferlerlebirlikte yeni bir dönem başlamış, batı boğulma sürecinden çıkıp, gelecek yüzyılların enbüyük gücü haline gelirken, Bizans ise, Türk ve İslam yayılmasının önüne geçemeyipparçalanmaktan kurtulamayacaktır.XI. ve XIII. yüzyıllarda, bu önemli siyasi gelişmeler içerisinde Bizans kilisesihep var olmuş, hatta zaman zaman bu siyasi olayları bizzat yönlendiren güç olmuştur.Bunun yanı sıra Bizans kilisesinin kendi içerisindeki dini fikir ayrılıkları da siyasiayrılıklara yol açmıştır. Bu da Bizans'ın toplumsal yapısını doğrudan etkilemiştir.Kısacası Bizans kilisesi, siyasetin ve ekonominin, ekonomi ve siyasette kiliseniniçerisinde yer almıştır.Anahtar Kelimeler: Bizans, Roma, Kilise, Hıristiyanlık, Doğu, Haçlı Seferleri

Betül Sezer
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Sovyet Dönemi Özbekistan' nın ekonomik durumu

Özbekler 15. Yüzyılda oluşmuş bir Türk boyudur. Ancak ülke, 1826'da Nasrullah Han(1826-1860) zamanında Rus tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Kırım Harbinden mağlupçıkan, Avrupa ve Orta Doğuda yayılması durdurulan Rusya, Türkistan bölgesini kendisi içinyayılma sahası olarak görmüştür. 1870 yılında Rusya işgal ettiği Türkistan'daki bütün ülkelerikendisine ilhak ettiğini açıklamıştır.Rusya, Türkistan'da sadece ekonomiyi değil aynı zamanda demografik yapıyı dadeğiştirmek için programlar uygulamıştır. Özbekistan'da 1939'da toplam nüfusun ancak %5.6'sı Avrupalı iken 1947'da bu oran % 20'ye yükselmiştir.Sovyet Rusya, Özbekistan'a bir hammadde ambarı gözüyle bakmış, sınai ve teknolojikyatırımları, sadece hammadde kaynaklarını işletmeye yetecek şekilde düzenlemiştir.Özbekistan yarı-mamul mamul mal üretiminde diğer Cumhuriyetlere bağımlı kılınmıştır. Bubağımlılık, Özbekistan Cumhuriyetini nihai malların hemen tamamını ithal eden ülkelerkonumuna sokmuş ve bütçe açıklarına sebep olmuştur. Emperyalist sömürünün en ağırnoktalarından biri de Özbekistan'ın ihraç edecekleri malların fiyatlarını belirlemede söz sahibiedilmemesidir.Sovyet Rusya, Özbekistan'da üç tür tarım politikası uygulamıştır. Bunlar;Pamukçuluk, Suni sulama ve Yeni ekim alanları kazanma politikalarıdır. Özbekistan'dakolektif (toplumsal) mülkiyet, özel mülkiyetin yerine geçirilmiş ve tarım toprakları sadeceKolhoz ve Sovhoz işletmeleri ile işletilmiştir. Aynı sorun sanayi alanında da görülmüş,Özbekistan'da bölgelere dağılan sanayileri, merkeziyetçi politikayla yönetmesinden dolayıÖzbek sanayisi bağımsız bir yapıya kavuşamamıştır.

Özkan Küçük
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

7 numaralı Eğin Şer'iye Sicili H. 1262-1263 (M. 1845-1846)

Hazırlamış olduğumuz 7 Numaralı Eğin Şer'iye Sicili H. 1262-1263 (M.1845-1846) yılları arasındaki belgeleri kapsamaktadır. Bu dönemde Eğin, HarputEyâletine tabi bir kazadır.Bu çalışmamızda, Eğin Esnaf Teşkilâtı ve Eğin Tarihi hakkında bilgi verdiktensonra belgelerin transkripsiyonlarını verdik. En son kısımda ise kısacadeğerlendirmesini yaptık.Anahtar kelimeler : Harput, Eğin, Şer'iye Sicilleri, Esnaf Listesi

Niyazi Murat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye' nin tam üyelik sürecinde Avrupa Birliği uyum yasalarının 1982 Anayasası açısından değerlendirilmesi

Yakın dönem Türk dış politikasının en mühim hedefleri arasında yer alan AvrupaBirliğine tam üyelik süreci Türkiye nin birçok iç ve dış dinamiğini ciddi şekilde etkiler halegelmiştir. AB nin aday devletlerden talep ettiği şartlar sosyal, hukuki, insan haklarıalanlarında ısrarla takip edilirken bu konularda Türkiyede de süratli bir entegrasyon çabasıgöze çarpmaktadır. Türkiye nin AB ye tam üyelik sürecinde milli mevzuatında önemlideğişiklikler yapması gerektiği bazı anayasal yetkilerini AB tüzel kişiliğine devretmesigerekeceği açıktır zira AB bir uluslar üstü birlikse mutlak üniter yapı ile bu birliğe gelecektetam entegre olmak mümkün olamayacaktır. Bu vakıa, 1982 Anayasasının AB uyum yasalarıile bir şekilde uyumlulaştırılması gerektiği sonucunu ortaya koymaktadır.. Avrupa Birliğine tam üyelik yolunda Türkiye nin önüne çıkabilecek en önemlisorunun mevzuatımızın AB müktesebatı ile uyumu olduğu kanaatindeyiz zira eşit ve egemendevletlerin bir araya gelerek bir birlik oluşturmaları kolay bir hadise değildir olayın hukuki ,siyasi , ekonomik , politik ve daha birçok yönü olmasının yanında en önemli konununmüktesebatların uyumu olduğu bir gerçektir. AB müktesebatına uyum , tek taraflı olarak adaydevletlere bir olarak sunulmaktadır hukuki uyumunuz yetersizse, bunuşartbaşaramayacaksanız, birliğe üye olamayacaksınız demektir .Bu çalışmada bu uyum sürecindekabul edilmiş uyum yasalarına Anayasanın hangi maddelerinin direnç göstereceği ve diğerhukuk alanlarında yasaların uyumlulaştırılmasının anayasanın ruhuna uygun olup olmayacağıkonusu incelenmiştir , bu uyum üniter Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve onun temeldinamiklerini ne yönde etkiler; bu konunun açıklığa kavuşturulması için yapılacak çalışmalarüyelik sürecinde ciddi bir katkı sağlayacaktır.Anahtar Kelimeler : Avrupa Birliği , Uyum yasaları , Anayasa , KurumsalYapılanma

Atakan Yıldız
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Bizans Devleti'nde ziraat (IX.-X Yüzyıl)

Zirai mesele, iki farklı açıdan kendini ortaya koyar. Hukuki açı diyebileceğimiz birinciboyut arazi mülkiyetiyle alakalıdır. Diğeri ekonomik açıdır. Diğer bir deyişle, zirai üretimindoğası ve şartlarıyla ilgilidir. Bunlardan ikincisi en az bilinen boyuttur. İkincisi içindesanılanın aksine çok az bilgi mevcuttur.Arazi mülkiyetiyle alakalı olarak, imparatorluğun ilk dönemlerinde büyük arazisahiplerinin elinde toplanmış olan arazi, tasvir kırıcı dönemde çiftçiler ve köylü topluluklarıarasında bölünmüş görünmektedir. Daha sonra eski geniş malikâne sistemine dönüş vukubulmuştur. I. Romanos Lecapenos döneminden II. Basileios dönemine kadar, imparatorlartarafından gayretle sürdürülen küçük mülkiyeti koruma mücadelesi başarısızlıklasonuçlanmıştır. Sonuç olarak Bizans toplumu, son iki yüzyıllık tarihi boyunca süreklifeodalleşmiştir.Anahtar Kelimeler: Ziraat, Köylü, Feodalizm

Öner Tolan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Bulgaristan'daki bağımsızlık faaliyetleri (1878-1908)

Osmanlı Devleti hâkimiyeti altında yaşayan Bulgarların bağımsız olmak için yaptıkları, dini, siyasi, ekonomik ve kültürel faaliyetler bu çalışmanın ana konusudur. Bu faaliyetlerin nedenleri Bulgarların Osmanlı hâkimiyetine girişlerinden faaliyetlerin başlangıcına kadar incelenmiş, oluşum süreçleri ortaya konulmuştur.Bulgarların Osmanlı Devleti'ne karşı bağımsız olmak için yapılan faaliyetlerin temelinde bir Osmanlı'dan memnun olmama durumu söz konusu değildir. Zamanla şekillenen bu bağımsızlık düşüncesi Bulgarların Patrikhaneye karşı hareketlenmesi ile başlamış Balkanlarda meydana gelen gelişmelerin etkisi ve Rusya ve İngiltere gibi devletlerin müdahalesi ile Osmanlı Devleti'ne karşı bir hâle dönüşmüştür.Bulgarlar, özellikle Rusya'da ve Rusya'nın yardımlarıyla Bulgaristan'da açılan okullarda yetişen aydınların faaliyetleri ile ulusal bir bilinç kazanmaya; bağımsız olmak için başta eğitim, kültür alanında daha sonra da siyaset alanında bağımsızlık düşüncesini yüksek sesle ifade etmeye başlamışlardır.Bulgaristan, Rusya'nın çabalarıyla 13 Temmuz 1878'de Berlin Antlaşması ile Osmanlı Devleti'ne bağlı bir prenslik haline gelmiştir. Din, eğitim, kültür ve siyaset alanında Bulgar çabaları 1908 yılında bağımsızlıkla sonuçlanmıştır.

İsmail Yıldız
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Bozkır kavimlerinde zaman ve takvim (Başlangıçtan Uygur Dönemi sonuna kadar)

Bu tez çalışmasının konusu, başlangıçtan Uygur dönemi sonuna kadar bozkır kavimlerindeki zaman anlayışını ve kullandıkları takvimi ortaya koymaktır. Bu doğrultuda hazırlanan çalışma; giriş, birinci bölüm, ikinci bölüm, üçüncü bölüm, dördüncü bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır.Giriş kısmında, tezin konusu, amacı ve önemi üzerinde durulmuştur. Bozkır kavimlerinin zaman anlayışları, kullandıkları takvim ve bu takvimin özellikleri ile takvimi kullanan kavimler hakkında kısaca bilgi verilmiştir.Birinci bölümde, bozkır kavimlerinde zaman anlayışı üzerinde durulmuştur. İskit, Hun, Göktürk ve Uygurlar'ın zaman anlayışları ve zamana dair kullandıkları kavramlar hakkında bilgiler verilmiştir.İkinci bölümde, bozkır kavimlerinin kullandıkları takvim üzerinde durulmuştur. İskit, Hun, Göktürk ve Uygurlar'ın kullandığı takvim hakkında bilgi verilmiştir.Üçüncü bölümde, on iki hayvanlı takvimin ortaya çıkışı, unsurları ve özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca milâdi takvime dönüştürülmesi üzerinde de durulmuştur.Dördüncü bölümde ise, bu takvimin yayılma alanı ve etkileri hakkında bilgi verilmiştir. Takvimi kullanan kavimler üzerinde durulmuştur.Bu tez çalışmasında ulaşılan neticeler ise sonuç kısmında verilmiştir. Konuya ışık tutan kaynakların ve eklerin verilmesiyle tez tamamlanmıştır.Anahtar Sözcükler1. Zaman2. Takvim3. Hayvan4. Sıçan5. Sığır

GöktürklerTakvimİskitler
Gülşen Tel
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Esik kurganı, buluntuları ve kültür tarihi açısından değerlendirilmesi

Kazakistan topraklarında günümüze kadar gelebilmiş nadir arkeolojik alanlardan biridir. İskit toplumunun ölülerine verdikleri değeri ölü gömme geleneklerini, mezar mimarisini, inanışlarını, kültürel anlamda sanat anlayışlarını etki alanlarını etkileşim alanlarını göstermesi açısından da çok ayrı bir yere sahiptir. Kurgan geleneğinin en erken safhalarını anlamamız içinde ayrıca çok kıymetlidir. Kurganın içerisinden çıkartılan arkeolojik malzeme bilim dünyasına Eski Çağ Türk topluluklarının en erken dönemlerine işaret eder niteliktedir. Altın elbiseli adamın giyim-kuşamı üzerinde ki süslemeleri sanatsal boyutu kültür tarihine olan katkısı yadsınamaz ölçüde çok fazladır. Ayrıca çağdaşı diğer kurganlara nazaran hem arkeolojik hem de yazılı buluntuyu barındırıyor olması da önemini bir kat daha arttırmaktadır. Yazılı buluntusu olan gümüş tas üzerinde ki runik yazı Orta Asya kültür çevresinde yazının en erken dönemlerine dolayısıyla yayılım gösterdiği alan itibariyle özelliğine ilişin çok önemli bir buluntudur.Türkler eski çağlardan beri konar- göçer kültürün bu kültür coğrafyasında temsilcileri olagelmişlerdir. Ancak bu konar-göçerlik onların atlı mukavemet ve saldırı yetenekleriyle birleştirildiğinde ?Bozkırı İmparatorlukları? olmaları hiç kuşkusuz bir dönemin en yaygın kültür toplumu olmalarına katkı sağlamıştır. Bu yayılım ve dağılımın içerisinde atlı göçebe kavimler kendi öz kültürlerini hiçbir zaman unutmamışlardır. Yenilikçi ve katılımcı olmaları hızla tesir etmeleri ve uygulama kabiliyetlerindeki üstün yetenek sayesinde Macaristan'dan- Mancurya'ya değin değişik yörelerde ve değişik dönemlerde varlıklarını sürdürmelerine kolaylık kazandırmıştır.Esik Kurganı da Eski Türk Kavimlerinden olan İskitlerin, çağdaşı diğer Türk toplumları gibi ne kadar üst düzeyde bir kültür bilincine sahip olduklarını anlamamız için çok önemlidir.Tezin amacı doğrultusunda Esik Kurganının genel yapısını, buluntularını, arkeolojik ve yazılı kaynakların yardımıyla inceleme ve değerlendirme yaptık. Türk Kültür Tarihi açısından değerlendirilmesi noktasında Yazılı buluntuların yazılı kaynaklar ile arkeolojik buluntuların diğer çağdaşı arkeolojik buluntular ile kıyaslanarak değerlendirilmesine özen gösterilmiştir.Anahtar Sözcükler1-İskit Kurganları2-Altın Elbise3-Runik Yazı4-Bozkır Kavimleri5-Hayvan Üslubu

Murat Arık
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Hitit yazılı belgelerine göre Anadolu'da iktisadi hayat

ÖZETYüksek Lisans TeziHitit Yazılı Belgelerine Göre Anadolu'da İktisadi HayatSerdar OKURFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Anabilim Dalı2006; Sayfa IX+202M.Ö. 2000-1750 yılları arasında Kuzey Mezopotamya'da yaşayan Assurlu tacirlerAnadolu'da ticari koloniler kurarak ilk ticaret örgütünü oluşturmuşlardır. Bu ticaretin merkeziKayseri'deki Kültepe, Kaniş - Karum'dur. Belgelerde adı geçen ve yeri saptanabilenkarumlardan biri de Karum Hattuş'tur(Boğazköy).Zengin altın, gümüş ve bakır kaynaklarına sahip olan Anadolu, tunç alaşımı içingerekli olan kalay bakımından fakirdi. Tacirlerin beraberlerinde getirdikleri kalay, çeşitlikumaşlar ve kokular bu ticaretin ana malzemeleriydi. Hiç bir zaman politik üstünlüğe sahipolmayan tacirler yerli beylerin himayesi altındaydılar.Assurlu tacirler sayesinde Anadolu'da ilk defa yazı görülür. `Kapadokya Tabletleri'olarak adlandırılan Eski Assurca yazılmış çivi yazılı metinlerden, tacirlerin geliş yollarıüzerindeki beylere %10 yol verdikleri, borçlu olan halktan %30 oranında faiz aldıkları,Anadolu krallarına sattıkları mal üzerinden %5 vergi verdikleri anlaşılmaktadır. Yine butabletlerde Assurlu tacirlerin Anadolulu kadınlarla evlendikleri ve nikah sözleşmelerindeAnadolulu kadınların haklarını koruyacak maddeler bulunduğu görülmektedir.M.Ö. II. binin başlarında Avrupa'dan Kafkaslar üzerinden gelerek KapadokyaBölgesi'ne yerleşen Hititler, daha sonra yerli halkla kaynaşarak İmparatorluk kurmuşlardır.Dilleri Hint-Avrupa dil grubundandır. Başkentleri Hattuşaş (Boğazköy) olan Hititlerin önemlişehirleri Alacahöyük ve Alişar'dır. Kapadokya Bölgesi'nde bulunan bütün höyüklerdeHititlere ait kalıntılara rastlamak mümkündür. Bunun yanı sıra Hitit İmparatorluk Dönemi'ndeözellikle Kapadokya Bölgesi'nde stratejik açıdan önemli geçitlere ve su kenarlarındaki yüksekkayalara rölyef olarak işlenmiş anıtlar bulunmaktadır.Friglerin Orta Anadolu'nun önemlikentlerinin hemen hepsini yıkarak Hitit İmparatorluğu'nu ortadan kaldırılmasından sonra Ortave Güneydoğu Anadolu'da Geç Hitit Krallıkları ortaya çıkmıştır.

Serdar Okur
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

XIX. yüzyılda Filistin (idari ve sosyo-ekonomik vaziyet)

ÖZETDoktora TeziXIX. Yüzyılda Filistin ( darû ve Sosyo-Ekonomik Vaziyet)Işıl IŞIK BOSTANCIFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Anabilim Dalı2006, Sayfa:XXII+260XIX yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti'nin Şam ve Sayda eyaletleri içerisinde yeralan Filistin bölgesi, 1831-1840 yılları arasında Batılı devletlerin desteğini alan ve Mısır'dabulunan Kavalalıların idaresine geçmiştir. 1840 yılında yeniden Osmanlı Devleti'ninhâkimiyetine geçen bölgenin tamamı, Sayda Eyaleti'ne dâhil edilmiş ve Filistin bölgesindeTanzimat'ın ilk uygulamaları başlamıştır.Özellikle Kudüs'te bulunan ve Hıristiyanlar tarafından kutsal kabul edilen yerlerintasarrufu konusunda Hıristiyan cemaatler arasındaki anlaşmazlıklar, Hıristiyan cemaatlerinhamiliğini üstlenmeye çalışan Rusya ve Fransa'nın da işe karışmalarıyla uluslararasıplatforma taşınmış ve Kırım Savaşı'nın çıkmasına sebep olmuştur. 1856 yılında Batılıdevletlerin müdahaleleri sonucu ilan edilen Islahat Fermanı ile bölgede idarû, beledû, yargı,vergi, eğitim, ulaşım ve haberleşme alanlarında birçok değişiklik yaşanmıştır.Filistin bölgesi, 1864 yılında yayınlanan Vilayet Nizamnamesi'nden sonra 1865yılında Şam ve Sayda eyaletlerinin birleştirilmesi ile oluşturulan Suriye Vilayeti içerisinde yeralmıştır. 1887 yılında Beyrut Vilayeti'nin oluşturulmasıyla da Akka ve Nablus sancaklarıBeyrut Vilayeti'ne aktarılmış, Kudüs Sancağı ise mutasarrıflık olarak doğrudan stanbul'abağlanmıştır.XIX. yüzyıl boyunca Filistin bölgesindeki değişim ve gelişmeler, Osmanlı Devleti'nindiğer sancak ve vilayetlerinden pek farklı değildir. Burayı diğer yerlerden farklı kılanözellikler ise bölgenin kutsiyeti, Batılı devletlerin bölgeye olan müdahaleleri ve dünyanınbirçok yerinde dağınık halde yaşayan Yahudilerin, Avrupa'da özellikle de 1882 yılındaRusya'da zulme uğramalarının ardından Filistin'de bir devlet kurma düşüncesiyle başlattıklarıYahudi göçüdür. Osmanlı Devleti, göçü engellemek için bir takım tedbirler almış, bunarağmen Yahudiler, gayri resmi yollarla da olsa Filistin bölgesine yerleşmeyi başarmışlardır.Ancak iddia edildiği gibi, yüzyılın sonlarında Filistin bölgesindeki Yahudi nüfus, Müslümannüfus'tan fazla olmamış ve XIX. yüzyıl boyunca Müslüman nüfusun oranı %85'in altınadüşmemiştir. Yahudilerin haricinde Mısır, Cezayir ve Bosna-Hersek'den de birçok göçmengelerek bölgeye yerleşmiştir.Bölgenin iktisadû gücü daha çok tarım ve hayvancılığa dayanmakla birlikte sabun,zeytinyağı ve dokuma alanlarındaki küçük işletme yerleri de bölgenin ekonomisine katkısağlamıştır. Ticaret ise Akka, Hayfa ve Yafa iskelelerinden yapılmıştır.Filistin bölgesi özellikle de Kudüs, üç semavi din için kutsal kabul edilmiş olmasındandolayı, Osmanlı Devleti de bölgeye gerekli hassasiyeti göstermiştir. Devlet idaresi, bölgedebulunan cemaatlerin gerek kendi aralarında gerekse birbirleriyle olan ilişkilerinde hakem rolüüstlenerek, bölge halkının dinû inançları çerçevesinde, huzur ve güven içerisinde hayatlarınısürdürmelerini sağlamıştır.Anahtar Kelimeler: Filistin, Kudüs, Nablus, Akka, Kutsal Yerler, Yahudi Göçü,

Işıl Işık Bostancı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

287 numaralı Tarsus Şer`iyye sicili h.1240-1244/m.1824-1828

ÖZETYüksek Lisans Tezi287 Numaralı Tarsus Şer'iyye SiciliArzu ŞAHİNFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Bölümü2006, Sayfa:VI+234Hazırlamış olduğumuz 287 Numaralı Tarsus Şer'iyye Sicili H.1240-1244 ( M.1824-1828 ) yılları arasındaki belgeleri kapsamaktadır.Bu çalışmamızda Tarsus Tarihi ve Şer'iyye Sicilleri hakkında bilgi verdiktensonra belgeleri özetini ve transkripsiyonlarını verdik. En son kısımda ise kısacadeğerlendirmesini yaptık.Anahtar Kelimeler: Tarsus, Adana, Şer'iyye Sicilleri

Arzu Yaman Şahin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Geçmişten günümüze Türk-Gürcü ilişkileri

ÖZETYüksek Lisans TeziGeçmişten Günümüze Türk - Gürcü lişkileriKamil Murat UŞUNFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Anabilim DalıElazığ-2006, Sayfa: XII + 149Kafkasya coğrafi konum olarak ülkelerini genişletme arzusundaki milletlerin geçişbölgesindedir. Bu nedenle ulusların ele geçirmek ve elde bulundurmak için sürekli çabagösterdiği bir mücadele alanı olmuştur. Selçukluların alternatif yerleşim imkanları bulmakmaksadıyla 11nci yüzyılın ilk yarısından itibaren Kafkasya'ya yönelmesi ile TürklerKafkasya'da Gürcülerle karşılaşmıştır. Kafkasya, jeopolitik önemi nedeniyle sonrakidönemlerde, Harzemşahlar, Moğollar, Osmanlılar, ranlılarla tanışmıştır. XV. Yüzyılın ikinciyarısından itibaren ise Rus politikası Kafkasya'ya yönelmiştir.19ncu Yüzyıldan itibaren bölgenin önemine petrolün varlığı damgasını vurmuştur. Ayrıcaenerji kaynaklarının kesintisiz kullanıma sunulma ihtiyacı, petrol nakil güzergahları nedeniyleyakın dönemde Güney Kafkasya'yı uluslar arası gündeme gelmiştir. Sovyetler Birliği'nindağılması ile Türk Cumhuriyetleri'yle ilgilenen Türkiye, Gürcistan'a da gereken ilgiyigöstererek, Gürcistan'ın Kafkasya'daki önemini uluslar arası ortama taşınmasında gayretgöstermiştir.11 Eylül saldırılarından sonra uluslar arası terörle mücadelede, kontrolü güç olankesimlerinde olası terörist mevcudiyeti, gelişmekte olan Gürcistan'ı dünya kamuoyunda ilgiodağı haline gelmiştir. Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Avrasya'da da girişimleri içinzemin arayan ABD'nin, terörle mücadele kapsamında Gürcistan'la yakınlaşması, bölgedengelerini kavramasına yardımcı olmuş, Gürcistan'ın işbirliği anlayışını karşılıksızbırakmamıştır.mparatorlukların genişleme tutumları, tarihte farklı gerekçelerle Kafkasya'nın birmücadele alanına çevrilmesine neden olmuştur. Bu durum bölge ülkelerinin kaynaklarınınkaybına neden olmasına rağmen imparatorluklar arası yenilenen büyük oyunlar devametmektedir.Anahtar Kelimeler: Kafkasya, Gürcü, Terörle Mücadele, Petrol, Boru Hatları, Ahıska,Büyük Oyun.

Kamil Murat Uşun
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

265 numaralı Mufassal Tahrir defterine göre 1548 yılında Gazze sancağı

ÖZETYüksek Lisans Tezi265 NUMARALI MUFASSAL TAHRİR DEFTERİNE GÖRE1548 YILINDA GAZZE SANCAĞISinan YALÇINKAYAFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Anabilim DalıXXXIX+173 sayfaOsmanlı tarihinin en önemli kaynaklardan birisi de hiç şüphesiz TahrirDefterleridir. Bu çalışmada 265 Numaralı Tahrir Defterinin verdiği bilgilere göre 1548yılında Gazze sancağının idari yapısı, fiziki görünümü, nüfusu ve iktisadi durumu tespitedilmeye çalışılmıştır.Gazze Sancağı söz konusu tarihte 2 nahiye ile 194 köy ve 350 mezraaya taksimedilmiştir. Sancak merkezi olan Gazze şehri ise bu zamanda idari bakımdan 6mahalleden meydana gelmekteydi.Gazze sancağı nüfus bakımından fazla kalabalık değildi. Şehir nüfusu 20.000,kırsal nüfus ise 55.000 kişi olup, toplam sancak nüfusu 75.000 kişiden ibaretti.Sancakta, nüfusun önemli bir kısmını Müslümanlar teşkil etmekle birlikte, Hıristiyanlarve Yahudiler de yaşamaktaydı. Sancak nüfusu genellikle tarım ve hayvancılıklageçimini sağlamaktaydı.Anahtar kelimeler: Gazze, Tahrir Defteri, Sancak

Sinan Yalçınkaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

VI. ve VII. yüzyıllarda Kıbrıs

ÖZETYÜKSEK L SANS TEZVI. ve VII. YÜZYILLARDA KIBRISSeyhun ŞAH NFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Anabilim Dalı2006, s. IX+144Kıbrıs, tarihin en eski devirlerinden beri Doğu Akdeniz için egemenliğin sembolüolarak görülmüştür. Bundan dolayı, Ada her zaman için bu hedef doğrultusunda saldırılarauğramıştır. Kıbrıs kendi kendini yönetme fırsatına neredeyse hiç sahip olamamıştır. Bunoktada Ada'nın coğrafi konumunun etkisi büyüktür. Ada, coğrafi olarak Anadolu'nun birparçasıdır. Bundan başka olarak Ada'ya en yakın kara parçası yine Anadolu'dur. Bunedenledir ki Kıbrıs tarihinin her döneminde burasıyla yakın ilişki içerisinde olmuştur.VI. ve VII. yüzyıllar ise Kıbrıs Tarihi için çok önemlidir. Çünkü bu tarihlerde yoğunbir Bizans baskısı Ada üzerinde söz konusudur. Bundan dolayıdır ki Kıbrıs halkı kendi özkimliğinden kopmuş ve kendilerini Rum sanmağa başlamışlardı. Bunlara ilave olarak 649'dailk defa olmak üzere Müslüman-Arapların akınları başladı. Bu ilk saldırının ardındanKıbrıslılar ile Müslüman- Araplar arasında anlaşma yapıldı. Bundan sonra Ada Bizans ileMüslüman-Araplar arasında ortak ikili bir yönetim altında idare edildi. Fakat Kıbrıs heraçıdan önemini korumağa devam etti.Anahtar kelimeler: Kıbrıs, Akdeniz, Suriye, Bizans, slam Devleti, Araplar.

Seyhun Şahin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

138 numaralı Edirne Şer'iyye sicili H.1119-1161/M.1707-1748

ÖZETYüksek Lisans Tezi138 NUMARALI ED RNE ŞER` YYE S C LLOĞUZHAN SAMIKIRANFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Bölümü2006 Sayfa 731Bu tez, 138 Numaralı Edirne Şer`iyye Sicilli'dir. Sicill, Hicrû 1119-1161/Milâdû1707-1748 yılları arasını kapsamaktadır. Bu dönemde Edirne, Rumili Eyaleti'ne bağlımerkezû kazâ statüsünde olduğunu tespit ettik.Bu tezimizde Osmanlı adliye teşkilatı ve şer`iyye sicilleri'nin nitelikleri hakkındabilgiler verdikten sonra sicillerin ihtiva ettiği belgelerin özetlerini ve transkripsiyonunuverdik.Son olarak da şer`iyye sicillerine dayanarak Edirne'nin iktisâdû, içtimâû, siyâsû veidârû yapısı hakkında genel bir değerlendirme yaptık.Edirne Kazâsı'nın o dönemde 4 nâhiyesi ile şehir merkezine bağlı 29 köyünü tespitettik.Sicill'lerde vakıf ile ilgili belgenin yanında tereke defterleri de bulunmaktadır.Edirne vecivarında vakıf akarlarının yangın veya başka bir sebeble yıkıldığını ve tamir edildiğiniayrıca,bilâ-vâris fevt olanların terekelerinin beytü'l-mâl tarafından el konduğunu gördük.Bugün Edirne'de meşhur olan süpürge,boya ve tahta işlemeciliği ile ilgili tasarrufeşyalarından bahsedildiğini sicillerde müşahede etmekteyiz.Edirne Kazâsı ve dahilinde örfi görevlilerin reayaya zulm ve teaddide bulunduğunuda belgelerden öğreniyoruz.Anahtar Kelimeler: Edirne Şer`iyye Sicili, Kadı, Kaza, Eyalet

Oğuzhan Samıkıran
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

IX. ve X. yüzyıllarda Bizans imparatorluğunda ticaret

ÖZETIX ve X. YÜZYILLARDA BİZANS İMPARATORLUĞUNDA TİCARETSemra DENK (ÇELİK)FIRAT ÜNİVERSİTESİTARİH ANABİLİM DALIELAZIĞ 2006, s. XII+124İnsanlık tarihi ile başlayıp aynı gelişim paralelinde bulunan ticaret, OrtaçağTarihi boyunca da yoğun bir seyir takip etmiştir.IX. ve X. Yüzyıllarda Bizans İmparatorluğundaki ticari durum, beraberindegeniş bir ekonomik ve sosyal refahı getirmiştir. Bir yandan pazar, panayır gelişirken,diğer yandan da kentler ve tüccar sınıfı gibi sosyal değişmeler yaşanmıştır.Doğu-Batı ilişkileri ile ihracat ve ithalat faaliyetleri artmış ve bu yüzyıllarticaretin yükselişi olmuştur. XI. Yüzyılda ise Bizans İmparatorluğu tarihi açısındanönemli dönüm noktaları olmuştur. Bizans siyaseten çöküş sürecine girerken, budönemde Doğu'da Türk ve İslam gücü dünya siyasetinde önemli bir noktaya gelmiştir.Anahtar kelimeler: Bizans, Ticaret, Fiyat, Doğu, Batı, İstanbul.

Semra Çelik Denk
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Kıbrıs Türkünün varoluş mücadelesi(Türk mukavemet teşkilatı ve faaliyetleri)

ÖZETYüksek Lisans TeziKıbrıs Türkünün Varoluş Mücadelesi(Türk Mukavemet Teşkilatı ve Faaliyetleri)Ayhan CANKUTFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Anabilim Dalı2006; Sayfa: XI + 239Kıbrıs sorunu her ne kadar 1950'lerden itibaren Türk kamuoyunu meşgul etmeyebaşlasa da kökenleri çok eskilere, 1800'lü yılların başı hatta 1700'lü yılların sonlarınadayanmaktadır. Kıbrıs sorununun temelleri, Kıbrıs'ı da ?Büyük Yunanistan'ın? sınırlarıiçerisinde gösteren ve 1796 yılında yayınlanan ilk ?Megali dea? haritasıyla birlikteatılmıştır. Megali dea düşüncesi çerçevesinde şekillenen Yunan milliyetçiliği KıbrıslıRumları da etkilemiş ve Mora isyanıyla paralel olarak ENOS S amacıyla 1821 yılındaKıbrıslı Rumlar tarafından Kıbrıs'ta da bir ayaklanma hazırlığına girişilmiştir.Kıbrıs'ta ENOS S'e yönelik asıl olaylar, adanın yönetiminin 1878 yılında OsmanlıDevleti tarafından, Rusya'ya karşı desteğini alabilmek için geçici bir süre içinngiltere'ye bırakılmasıyla başlamış ve giderek tırmanmıştır. Giderek tırmanan ENOS Shareketleri 1950'li yılların başında doruğa çıkmıştır. Kıbrıs sorunun Rumların ENOS Semellerine ulaşmak maksadıyla giriştikleri eylemler ile Türklerin buna karşımücadeleleri çerçevesinde geliştiği görülmektedir.ngiltere'nin Ada yönetimini Kıbrıs halkına bırakma süreciyle birlikte 1950'liyıllarda Rumlar ve Yunanlar ?Megali dea? kapsamında ?ENOS S? yani Kıbrıs'ıYunanistan'a bağlamak maksadıyla türlü oyunlara ve insanlık dışı davranışlaragirişmişlerdir.Kıbrıslı Türkler ise varlıklarını sürdürebilmek ve kendilerini korumak maksadıylaçeşitli örgütlenmelerde bulunmuşlardı. Bu örgütlerden en önemlisi olan ?TürkMukavemet Teşkilatı (TMT)?, 1958 yılında kurulmuş ve KKTC'nin temellerininatılmasında büyük rol oynamıştır.Anahtar Kelimeler: TMT, Kanlı Noel, 27-28 Ocak Olayları, ENOSIS, EOKA.

Ayhan Cankut
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Modern Suudi Arabistan devletinin doğuşu (1914-1932)

ÖZETYÜKSEK LİSANS TEZİMODERN SUUDİ ARABİSTAN DEVLETİ'NİN DOĞUŞU (1914-1932)Tuba ERDOĞANFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Anabilim Dalı2006, Sayfa: VIII + 159Giriş kısmında; Suudi Arabistan'ın adı ve konumunu, tarih içerisinde Suudi Arabistan,Osmanlı hakimiyeti dönemindeki Suudi Arabistan ile Vahhabi Hareketi ve sonrası SuudiArabistan'daki gelişmeleri incelendi.Birinci Bölümde; Birinci Dünya Savaşı'nda Arabistan Yarımadası'nın geneldurumunu incelendikten sonra, Osmanlı'nın Kutsal Cihad'ı ilan edişi, ardından Şerif Hüseyinİsyanı, sonrasında I.Dünya Savaşı'nda İbni Suud ile İngiliz ilişkilerine değinildi.İkinci Bölümde; İbni Suud'un sınırlarını genişletmesi ve Şerif Hüseyin ile mücadelesikaynaklara başvurularak ayrıntısı ile ortaya konulmuştur. Aynı zamanda İbni Suud'un Hail veHicaz'ı ele geçirmesi konusunu irdelendi.Üçüncü Bölümün başlığı `Suudi Arabistan Devleti'nin Doğuşu' dur. Bu bölümde;Suudi Arabistan Devleti'nin kuruluşu, Suudi Devleti'nin kurulmasında İhvan'nın rolü, Hicazve Asir'de İbni Suud'a karşı yapılan isyanlar, Suudi Arabistan Devleti'nin idaresi, SuudiDevleti'nin nüfusu araştırıldı.Dördüncü Bölümde `Suudi Arabistan Devleti'nin Dış Politikası' başlığı altında;Türkiye, İngiltere, Sovyetler Birliği, ABD ve sınır komşuları olan Ürdün ve Irak'la ilişkileriniarşiv belgeleri ile incelendi.Anahtar kelimeler: Suudi Arabistan, Şerif Hüseyin, İbni Suud, Hicaz, Necid.

Tuba Erdoğan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Lozan Konferansı'nın Türk basınına yansımaları

ÖZETYüksek Lisans TeziLozan Konferansı'nın Türk Basınına YansımalarıEbru GÜRFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Anabilim Dalı2006; s. 373Batılı devletler tarafından, Türk'ü tarih sahnesinden silmeye yönelik girişimler, BirinciDünya Savaşı'ndan sonra hız kazanmıştır. Yer yer işgal edilmeye başlanan Anadolu topraklarıile yok edilmeye çalışılan bir millet, Türk'ün ?milli mücadele ruhu? nun gerek askeri gereksiyasi cepheye yansıması neticesinde bertaraf edilmiştir.Bu siyasi ve askeri zaferler neticesinde, Lozan Konferansı'nın toplanılmasına kararverilmiştir. Şüphesiz bu konferans sürecine gelinceye kadar olan mecrada, Türk basını dakendine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmiştir. Kamuoyu oluşturmada, halkıbilinçlendirmede önemli bir işlev üstlenen Türk basını, Lozan Konferansı boyunca daTürkiye'nin Misâk-ı Millice belirlenen meşrû haklarını, Türk halkının birer tercümanı olaraktüm dünya kamuoyuna duyurmaya çalışmıştır.Devletlerin Türkiye'ye karşı olan zihniyetleri konferans boyunca da değişmemiş, Türkdelegelerinin metanet, sabır ve azmi, Türk milletinin ve basınının manevi desteği sayesindebu zor imtihandan o günün şartları çerçevesinde başarıyla çıkılmıştır. Böylece Türkiye, LozanAnlaşması ile milli kimliğini yani bağımsızlığını uluslararası platformda tasdik ettirerekdünya milletleri arasındaki yerini almıştır.Anahtar Kelimeler: Milli Mücadele, Misâk-ı Milli, Lozan Konferansı, basın, haberler,T.B.M.M.

Ebru Gür
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet döneminde çıkarılan af kanunları (1923-1960)

ÖZETYüksek Lisans TeziCUMHUR YET DÖNEM NDE ÇIKARILAN AF KANUNLARI(1923-1960)Mevlana AKAGÜNDÜZF*rat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Anabilim Dal*2006, Sayfa: XI + 90Yönetimler, kamu düzenini, huzur ve bar sa lamak için geçerli kanunlar ve usulleregöre suçlular yarg lay p, cezaland r rlar. Kamu düzeni kurulup, sükûnet hâkim olduktan sonratoplumsal uzla ma ad na af yasalar düzenlemek icap edebilmektedir.Osmanl imparatorlu u'nun y k lmas ndan sonra kurulan yeni Türk devleti, artlar ntabi sonucu olarak ya anan baz hâdiseler neticesinde yarg lama ve cezaland rma yolunagitmi tir. 'artlar olu tukça da çe itli vesilelerle af yasalar ç kararak toplum içinde uzlasa lamaya çal m t r. Buna en güzel örnek: Kurtulu Sava 'n n kazan lmas nda sonra,maziyi unutmak ve halk n sevgisini kazanmak ad na ç kar lan 26 Aral k 1923 tarihli 391 no'luaf yasas d r.Anahtar Kelimeler: Af, Kanun, Adalet, Tarih

Mevlana Akagündüz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

141 numaralı Gaziantep Şer`iyye sicili, metin-değerlendirme (h. 1234-1236/m. 1818/1821)

ÖZETYüksek lisans tezi141 NUMARALI GAZİANTEP ŞER'İYYE SİCİLİAYNUR GEÇKİLFırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Bölümü2006: S.VI+343Tezimiz 141 Numaralı Gaziantep Şer'iyye sicilidir. Sicil Hicri 1234-1236/Miladi 1828-2821 Yıllarını kapsamaktadır. Bu dönemde Ayıntâb Halep Eyaletinebağlıdır.Çalışmamızda; Osmanlı Devleti'nde Kadılık ve Şer'iyye Sicili ile ilgili bilgiverdikten sonra, sicil içindeki belgeleri tasnif ettik ve belgelerin özetleri iletranskripsiyonu ve kısa bir değerlendirmesini yaptık.Ayıntâb Kazasında en yetkili kişinin Kadı olduğunu gördük. Şehirde bunundışında müftü, yeniçeri serdarı bulunmaktaydı.İktisadi yapının gelir-gider dengelerine göre vergilerin toplanmış ve sancakmasraflarının kayıtları düzenli bir şekilde yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Gaziantep Şer'iyye Sicili, Kadı, Eyalet

Aynur Geçkil
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Sovyetler Birliğinin Ortadoğu politikası(1945-1980)

Ö ZETY üksek L isans T eziSovyetler B irliği'nin O rtadoğu P olitikası (1945 -1980)Turgay MURATF IR A T Ü N İV E R S İT E S İS osyal B ilim ler E nstitüsüT arih A nabilim D alıE lazığ-2006, VI + 123Ö zellikle Jeopolitik konum u itibariyle ilkçağlardan itibaren birçokmedeniyete beşiklik etm iş ve birçok devletin m ücadele sah ası içine giren O rtado ğu,1945-1980 (S oğuk S avaş) dönem inde de S ov yet R usya ve A B D 'nin bölged e nüfuzkurm a m ücad elesine tanıklık etm iştir. 1948'de İsrail Devleti'nin ku rulm asıylaİsrail'in A B D 'yi ark asına alm ası, A raplarında Sov yet R usya'ya yan aşm asına sebepolm uştur.Ö zellikle S üveyş B uh ran ı ile A kdeniz ve Basra K örfezi'ndeki hed efleri içinilk adım ı atan S ov yetler, bu dön em de O rtado ğu'da yükselen N asır M illiyetçiliğisayesinde v e kom ü nist partilerinin de desteğini alarak O rtado ğu'da nü fuz sahibiolm uştur.A rap İsrail savaşlarında A raplara her türlü askeri yardım da bulunm asınarağm en S ov yetler, A B D ile herhan gi bir m ücadeleye girm ekten de kaçınm ıştır.Ö zellikle 1980 A fganistan işgalinin ardından tüm A rap dün yasının tepk isini çekenSovyetlerin bu tarihten itibaren O rtado ğu'daki nüfuzu giderek azalm ıştır.A nahtar K elim eler: S ov yetler B irliği, O rtado ğu, M ısır, A raplar, S üveyş

Turgay Murat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

XI. ve XIII. yüzyıllarda Türk-Ermeni ilişkileri

Türk-Ermeni ilişkileri iki boyutta ele alınabilir. Bunlardan ilki siyasi boyuttur. Siyasiboyutta yapılan savaşlar, antlaşmalar, ittifaklar, siyasi evlilikler, toprak paylaşımı, idariyapılar, veraset ve 1071 Malazgirt Zaferinden sonra yoğunlaşan Türk-Ermeni ilişkileri dahiledilebilir. Haçlı seferlerinde, Haçlılara yardım eden Ermeniler, daha sonra Haçlılarınzulmünden bıkıp, Türklerin yanında yer almışlardır.Türk-Ermeni ilişkilerinin ikinci boyutu olan sosyal boyutta ise ticaret, sanat, ziraat,sanayi vs. konularda bilgi ve maddi alışverişler olmuştur. Bunun yanı sıra Kültürel alışverişleryaşanmıştır. Türk ve Ermeni dil ve edebiyatında, sanatında, kültüründe, geleneklerinde veyaşayış tarzında geniş çapta etkileşimler yaşanmıştır.Bu dönemde Anadolu'da Selçuklu Türkleri, Ermenilere hakim konumda olduğundankültürel yönden etkileyen taraf da Türklerdi. Bundan dolayıdır ki, Ermenice içerisinde enfazla kelime barındıran dillerden biri de Türkçedir.Sonuç itibariyle göçlerin, savaşların, istilaların, paylaşımların yaşandığı bir coğrafyadabir araya gelen bu iki millet, olumlu ya da olumsuz olarak birbirini etkilemiştir. lişkilerzaman zaman savaşlar şeklinde olmuştur.Anahtar Kelimeler: Ermeni, ttifak, Savaş, Türk, Zafer

Savaş Sertel
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Hititlerin Anadolu'ya göçü ve çevre kültürlerle etkileşimi

? Hititlerin Anadolu'ya Göçü ve Çevre Kültürlerle Etkileşimi? adlı yüksek lisans tez .çalışmamızda konusu geçen kavmin göçü ile oluşan kültür etkileşimleri incelenmeye çalışılmıştır.Hititler yoğun biçimde Hatti, Mezopotamya ve Hurri etkileri altında kalmış oldukları halde ulusal kimliklerini yitirmemişler tersine bütün bu etkilerden yararlanarak özgün bir uygarlık yaratmışlardır.Hint- Avrupa dil grubundan olan Hititler, M.Ö. 2.binde Kafkasya üzerinden Anadoluya gelmişlerdir. Yerli ve göçmen halkları siyasi bir birlik altında toplayarak güçlü bir imparatorluk olmuşlardır. Çevre kültürlerle hem siyasi hem de ticari faaliyetler sonucunda çeşitli etkileşimlerde bulunmuşlardır.Hititler, Anadolu'nun güneydoğusu ile Kuzey Suriye bölgesinde yaşayan Hurriler ile din, mitoloji, sanat, yazı, at yetiştirme gibi pek çok Mezopotamya unsurunu kendi kültürlerine aktarmışlardır. Hititler kendi çivi yazılarında Akadça ve Sümerce yazı işaretlerini kullanmışlardır. Kendi tanrıları yanında Hatti, Hurri, Luwi ve hatta Asur tanrılarını da benimsemişlerdir. Bu yüzden Hitit Ülkesi için ?Bin Tanrılı Ülke? denmiştir. Hititler kendilerinden sonraki Luwi, Frig, Yunan ve Roma kültürlerindeki tanrı ve tanrıça kökenlerini oluşturmuşlardır.Hitit yasaları Mezopotamya yasalarına göre daha insancıldır, kısasa kısas değildir. Zararlar maddi olarak ödenecek şekilde düzenlenmiştir. Yine doğu kültüründe görülmeyen kadına sosyal statü ve değer Hititlerde kanunlarla güvence altına alınmıştır. İdare sisteminde önemli memuriyet isimlerinin pek çoğu yabancı kökenli olup, Asur Ticaret Koloni Çağındaki beylerden, Hurrilerden, Babil, Ugarit ve hatta Mısır'dan alınmıştır. Hitit döneminden beri hemen hemen değişmeyen, hizmet karşılığında toprak bağış sistemi Selçuklu, Bizans ve Osmanlı'ya dek uzanmıştır. Hititlerin Anadoludaki varlıklarından önceki sanat, büyük ölçüde Hatti etkilidir. Ancak hititler kendine özgü bir sanat geliştirmişlerdir. Geç Hitit fildişi kadın figürlerinde ?Arkaik Gülümseme? Akdeniz üzerinden Girit, Rodos, Samos yoluyla İonya, kıta Yunanistan sanatına aktarılmıştır. Mykenai'daki ünlü Aslanlı Kapı, Hattuşa'nın Aslanlı Kapısı ile, Peloponnes'te Tryns'te görülen tonozlu geçitlerin ve sandık duvarların Hititlerin mimari sistemi ile benzerlik göstermesi, Avrupanın ilk gelişkin kültürü olan Myken kültürünün Hititlerden etkilendiğini gösterir. Troia VI ve VIIa dönemindeki savunma duvarları ve koruma amaçlı kule eklentileri, Hitit etkisini gösterir. Bizans'ı ve sonraları İstanbul'u koruyan iç içe iki sur çemberinden ve aralarında hendeklerden oluşan sistemin Hitit başkenti Hattuşa surlarıyla büyük benzerlik gösterdiği görülür. Geç Hitit saraylarında görülen Bit-Hilani uygulaması, Selçuklu, Bizans ve Osmanlı mimarisinde görülür. Anadolu'da ilk kez su toplama havuzları ve göletler Hititler tarafından oluşturulmuştur.

AnadoluEtkileşimGöçler+2
Nilüfer Çolpan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Balkan Savaşları'nda Edirne

Balkan Savaşları Osmanlı Devleti'nin yıkılış sürecini hızlandıran üç büyük savaştan ikincisidir. Trablusgarp Savaşı'nın hemen ardından patlak veren bu savaş neticesinde Osmanlı Devleti, Doğu Trakya dışındaki bütün Avrupa topraklarını kaybetmiştir.Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ ile yapılan bu savaşlarda Osmanlı ordusu çok kısa bir süre içerisinde bütün cephelerde mağlup olmuştur. Balkan Savaşları esnasında kuşatma altında bulunan Edirne, İşkodra ve Yanya kentleri büyük bir kahramanlık örneği göstermiş ve düşman ordularına karşı her türlü imkânsızlığa rağmen uzun süre direnebilmiştir.Mehmed Şükrü Paşa komutasında bulunan Edirne, Balkan Savaşı'nın çıkışı ile beraber Bulgar ve Sırp askerlerinin kuşatması altında kalmıştır. Yapılan bütün saldırılara karşı kendisini müdafaa etmesini bilen bu kent, mütareke döneminin de en önemli aktörlerinden biri olmuştur.155 gün boyunca direnen Edirne şehri bütün savunma imkânlarının sona ermesinin ardından 26 Mart 1913 tarihinde teslim olmak zorunda kalmıştır. Bulgar işgali altına giren kentin esareti çok uzun sürmemiş, II. Balkan Savaşı'nın çıkışının ardından Osmanlı ordusunun gerçekleştirdiği ileri harekât neticesinde 23 Temmuz 1913 günü yeniden Türk idaresi altına alınmıştır.

Balkan savaşlarıOsmanlı Devleti
Togay Seçkin Birbudak
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

121 numaralı `‘Ayntab Şer‘'iyye Sicili (H.1179-1200/M.1765-1785)

Osmanlı tarihinde en önemli arşiv kaynaklarından biri de şer?iyye sicilleridir. Özellikle şehir tarihi çalışmalarında kıymetli bilgileri ihtiva ederler. Bizde bu önemli kaynaklardan biri olan 121 numaralı ?Ayntab Şer?iyye Sicili`ni (H.1179-1200/M.1765-1785) çalışmamıza konu edindik. Bu metinlerden yola çıkarak yaptığımız değerlendirmelerde ?Ayntab`ın bu dönemde idari, siyasi, askeri, iktisadi ve sosyal yapıları üzerinde durduk. Anahtar Kelimeler: ?Ayntab, Şer?iyye Sicili

18. yüzyılGaziantepOsmanlı Devleti+2
Hasan Karakuş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessEN

Historicizing the nationalization in Albanian provinces: Divergent strategies, state-formation, and geo-political competition

The problem of invoking the concepts of "nation" and "state" as a category of analysis in the Ottoman historiography created a nationalist teleology that cut nationalization practices loose from their socio-historical preconditions by ignoring their uneven and combined development. This historical research proposes that a proper understanding of the socio-historical conditions of nationalization processes requires focusing on the dynamic interplay between the internal socio-political conflicts mediated by social-property relations, the state-formation, and the international geo-political competition. In this framework, the research reveals that this dialectical nexus rooted in different levels of class conflict provided the dynamics of political conflicts which influenced and transformed the course of Albanian nationalization. The research analyzes how the regionally-specific and internationally-mediated resolutions of class conflicts depending on the uneven balance of class forces and structures directed the strategies among heterogenous Albanian actors (i.e., rules and forms of conflict and cooperation), their sources of identity-formation, and constituted the social preconditions of Albanian nationalism as a contested practice.

AlbaniansAlbaniaState building+5
Deniz Ali Uyan
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00