İstanbul'daki ham su kaynaklarında dezenfeksiyon yan ürünlerinden haloasetikasitlerin oluşum potansiyellerinin belirlenmesi
Bu tez size mi ait?
Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.
Özet (TR)
Suların zararlı mikroorganizmalardan arındırılması amacıyla dezenfeksiyon uygulanmaktadır. İçme suyu arıtımında kullanılan en yaygın dezenfeksiyon yöntemi klorlamadır. Ham su kaynaklarında bulunan doğal organik maddeler (DOM), su arıtımı sırasında dezenfeksiyon amaçlı kullanılan klorla reaksiyona girmekte ve insanlar üzerinde kanserojenik etkiler gösterebilen dezenfeksiyon yan ürünlerinin (DYÜ) oluşumlarına neden olmaktadır. Trihalometanlar (THM'ler) ve Haloasetikasitler (HAA'lar) bu yan ürünlerin en bilinenleridir. Dolayısıyla, klorlama sonucu oluşan bu yan ürünlerin hangi şartlarda oluştuğunun ve miktarlarının yasal sınırların altında tutulabilmesi için hangi tedbirlerin alınması gerektiği hususu, gerek su arıtma tesislerini işletenler gerekse halk sağlığının korunması anlamında büyük önem taşımaktadır. Avrupa Birliği Çevre Koruma Ajansı tarafından dört trihalometan türü, yani toplam THM (TTHM) olarak bahsedilen kloroform, bromoform, dibromokloro ve diklorobromo metan için maksimum kirletici seviyesi (MCL) 80 µg/L, beş adet haloasetikasitin toplamı (monokloro, dikloro, trikloro, monobromo ve dibromo asetik asit) için MCL değeri 60 µg/L olarak belirlenmiştir. İleride MCL seviyelerinin; THM'ler için 40, HAA5'ler için ise 30 µg/L'ye düşürülmesi hedeflenmektedir. Ülkemizde geçerli olan içme suyu standartlarında (TS 266) bu anlamda bir sınır bulunmamaktadır. İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik kapsamında THM konsantrasyonu 31 Aralık 2012 tarihine kadar 150 μg/L, bu tarihten sonra ise azaltılarak 100 μg/L olarak belirlenmiştir. Fakat HAA'lar için herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır.Bu çalışmada; Haloasetik asitlerle ilgili deneysel çalışmalar yapmak üzere ham su kaynağı olarak İSKİ Kağıthane, Büyükçekmece ve Ömerli su arıtma tesislerinin girişleri seçilmiştir. Bu tez çalışmasında artan konsantrasyonlarda eklenen dezenfektanla ortaya çıkan HAA oluşum potansiyeli gözlemlenmiş ve numunelerde Haloasetik asit ölçümü yapılmıştır. Oluşum potansiyeli incelenen HAA'lara etki eden pH, bekleme süresi ve dezenfektan miktarı gibi bazı faktörler de dikkate alınarak, bu faktörlerin etkilerinin hangi yönde olduğu araştırılmıştır. Her üç klorlama işlemi sonucunda oluşan HAA konsantrasyonunda farklılıklar tespit edilmiştir. Klor dozu arttıkça buna paralel olarak HAA miktarlarında artışlar olmuştur. Bu da göstermektedir ki artan klor miktarıyla oluşan HAA'lar paralellik göstermektedir. Sonuç olarak, bu çalışma ile yukarıdaki bilgiler ışığında, gerek Türkiye'de gerekse yurtdışında faaliyet gösteren su arıtma tesisleri işletmecilerine ışık tutacak, ham su kaynaklarındaki organik maddelerin klorlanma işlemi sırasında ortaya çıkabilecek zararlı yan ürünlerin tür ve miktarca incelenmesi kolaylaşacaktır. Böylece klorun ham sudaki zararlı mikroorganizmalara, organik maddeye ve diğer parametrelere etki sırası göz önünde bulundurularak optimum konsantrasyonu belirlenebilecek ve en az DYÜ oluşacak şekilde kullanımı gerçekleştirilebilecektir.
Yazar
Handan Atalay
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Handan Atalay (Yüksek Lisans Tezi). İstanbul'daki ham su kaynaklarında dezenfeksiyon yan ürünlerinden haloasetikasitlerin oluşum potansiyellerinin belirlenmesi, 2016, İstanbul Technical University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
İstanbul Technical University tezlerinden daha fazlası
- Moebius elektrolizi anot çamurlarından platin grubu metallerin uzaklaştırılması ve geri kazanımı(2015)
- Investigation Of Stretching Effect With Mixed Finite Element Formulations For Laminated Beams And Plates(2023)
- Metrolarda yangın güvenlik önlemleri(2015)
- Birincil ve ikincil kaynaklardan farklı yöntemlerle altın ve gümüş kazanımı(2015)
- Bir eylem/eğlen[ce] laboratuvarı olarak fun palace: Mekansal deneyim açılımları ve yansımaları(2015)
- Dynamic analysis of adaptive aircraft wings modelled as thin-walled composite beams(2015)