Drinking water

60 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Doğancı baraj gölü (Bursa) fitoplanktonu ve trofik seviyesinin belirlenmesi

Bu çalışmada Doğancı Baraj Gölü'nden Ocak 2018-Kasım 2018 tarihleri arasında alınan örneklerde bazı fiziko-kimyasal, ve ağır metal analizleri ile fitoplankton teşhis ve sayımları gerçekleştirilmiştir. Doğancı Baraj Gölü'nün trofik seviyesi belirlenmiştir. Doğancı Baraj Gölü su kalitesi ayrıca İçme Suyu Temin Edilen Suların Kalitesi ve Arıtılması Hakkında Yönetmelik kriterlerine göre değerlendirilmiştir. Barajın su kalitesi 1.sınıf su kalitesinde çıkmıştır. Doğancı Baraj Gölü fitoplanktonunda Cyanobacteria'ya ait 14 takson (%17,72), Miozoa'ya ait 4 takson (%5,06), Ochrophyta'ya ait 1 takson (%1,27), Chlorophyta'ya ait 12 takson (%15,19), Charophyta'ya ait 4 takson (%5,06), Bacillariophyta'ya ait 44 takson (%55,70) olmak üzere toplam 79 takson tespit edilmiştir. Doğancı Baraj Gölü'nde tüm çalışma dönemi boyunca her mevsim yayılım gösteren türler Asterionella formosa, Stephanocyclus meneghinianus, Fragilaria crotonensis, Mougeotia sp., Nitzschia acicularis, Planktothrix rubescens, Ulnaria delicatissima ve Ulnaria danica'dır. Doğancı Baraj Gölü'nde en yüksek toplam organizma yoğunluğu 1 825 685 org/L ile Ekim ayında, en düşük toplam organizma yoğunluğu ise 54 org/L ile Ocak ayında görülmüştür. Yapılan siyanotoksin analizleri sonucunda baraj suyunda toksin tespit edilmemiştir. Ancak Dolichospermum planctonicum ve Planktothrix rubescens'in toksin üretme potansiyeli olması nedeniyle baraj gölünün sürekli takip edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Doğancı Baraj Gölü trofik seviyesi Carlson (1977)'un Trofik Seviye İndeksi (TSI) değerlerine göre hesaplanmıştır. TSI(CHL) değerlerine göre Doğancı Baraj Gölü'nün mezotrofik karakterde olduğu görülürken, TSI(TN) değerlerine göre oligotrofik karakterde olduğu tespit edilmiştir. Doğancı baraj gölü suyunda hangi çevresel değişkenlerin önemli olduğunu ortaya koymak için uygulanan açıklayıcı faktör analizi (AFA) sonuçlarına göre veri kümesinde toplam varyansın % 80,752'sini açıklayan üç faktör yükü belirlenmiştir. İlk faktör yükünün havzanın jeolojik yapısı ve iklimsel faktörler ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. İkinci ve üçüncü faktör yüklerinde jeolojik yapının yanı sıra besin tuzu, askıda katı madde ve fitoplanktonun önemli olduğu görülmektedir. Türler ile çevresel değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek için uygulanan redundancy analizi sonucuna göre hacim (p= 0,002; F= 5,77), pH (p= 0,002; F= 5,73), giren su (p= 0,002; F= 5,29), buharlaşma (p= 0,002; F= 2,65), su sıcaklığı (p= 0,004; F= 2,40), nitrat (p= 0,040; F= 1,58) ve magnezyum'un (p= 0,048; F= 1,65) anlamlı olduğu tespit edilmiştir.

Doğancı BarajıFaktör analiziFitoplanktonlar+3
Sevil Atak
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya ili içme sularında radon ve radyum miktarlarının belirlenmesi

Sulardaki 222Rn ve 226Ra'yı belirlemenin pek çok yöntemi vardır. Bu çalışmada Kütahya ili içme sularından toplanan 30 örneğin Radon-222 ve Radyum-226 konsantrasyonları Kollektör yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Ayrıca örnekleme esnasında pH, iletkenlik, su sıcaklığı, basınç, nem ve yükseklik değerleri örneklerin koordinatlarına göre ölçülmüştür. 222Rn ve 226Ra konsantrasyonlarının etkin doz miktarları hesaplanmıştır.Yaptığımız çalışmanın sonunda, radon ve radyum konsantrasyonlarını USEPA ve diğer sağlık örgütlerince verilen sınır değerlerle karşılaştırdığımızda bazı noktalarda radon konsantrasyonunun bu limitlerden yüksek olduğu belirlenmiştir.

DozRadonRadyum+1
Hakan Çetinkaya
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Gaziantep il merkezindeki ilkokulların ve ortaokulların içme suyu parametrelerinin değerlendirilmesi

Kesitsel nitelikte olan bu çalışmada, Gaziantep il merkezindeki ilkokulların ve ortaokulların içme suyu parametrelerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Okulların genel bilgilerini ve içme suyu ile ilgili bilgilerini içeren bir anket formu, okul yöneticileri ile yüz yüze uygulanmıştır. İçme suyu parametrelerini değerlendirmek amacıyla 60 okuldan içme suyu numunesi alınmıştır. Verilerin analizinde Ki-Kare, T testi, Mann-Whitney U, Kruskall Wallis testleri ve SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Okulların %16,7'sinde içme suyu analiz sonucu, ulusal mevzuata uygunsuz olarak bulunmuştur. İçme suyu analiz sonucu uygunsuz olarak değerlendirilen okulların %90'ında, mikrobiyolojik parametreler sınır değerlerin üstünde bulunmuştur. 1 okulda ise pH parametresi uygunsuz olarak belirlenmiştir(%10). Okul bölgesi, okul tipi, okul ilçesine göre analiz sonuçları açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Okulların %91,7'sinde içme suyu ana kaynağı şebeke suyu olarak belirlenmiştir. Kırsal bölgedeki okullarda bu oran, kentsel bölgedeki okullardan daha düşüktür(%85-%95). Okulların %41,7'sinde kantin ve ambalajı su satışı yoktur. Sonuç olarak, okullarda şebeke suyuna erişim istenilen seviyede değildir. Okul içme sularındaki mikrobiyolojik bulaşın sebepleri araştırılmalı ve içme suyunu geliştirmeye yönelik kısa-orta-uzun vadeli planlar yapılmalıdır

GaziantepHalk sağlığıMikrobiyoloji+4
Osman Petek
Gaziantep University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Gerede havzasından Ankaraya içme suyu aktarımında mühendislik jeolojisi çalışmaları

Bu çalışma, Ankara İçme Suyu Projesi'ni örnek göstererek, çizgisel mühendislik yapısı projelerinde geçki seçiminin önemini vurgulamaktadır. Zamanlama, maliyet, duraylılık- güvenlik ve çevre etki değerlendirme mühendislik projelerinin hemen her aşamasında göz önünde tutulması gereken ana konulardır. Mühendislik projelerinin değiştirilebilir nitelik taşıması özellikle zaman, maliyet ve çevre açısından yadsınılamaz önem taşımaktadır. Genel jeoloji, hidrojeoloji ve mühendislik jeolojisi modelleri, güvenilebilir bir jeoteknik modelin ortaya çıkarılmasında temeli oluştururlar. Her modelin güvenilirliği bir öncekinden geçer. Modellerin ortaya çıkarılabilmesi için yukarıda verilen sıranın korunması gerekmektedir. Yukarıda değinilen mühendislik ilkeleri ve yaklaşımları, konu içerisinde verilen gerçek örneklerden de anlaşılabileceği gibi daha uygun tasarımın gerçekleştirilmesinde mühendisi yetkin kılar. Gerede havzası suyunun Ankara'ya aktarılması için bu çalışmada önerilen E5 (boru hattı) seçeneği 19601ı yulardan beri çalışılan Köroğludağı (tünel) seçeneğine göre yukarıda değinilen 4 ana konu açısından küçümsenemez üstünlükler sağlamaktadır. E-5 boru hattı boyunca ayrıntılı süreksizlik çalışmaları yapılıp, karşılaşılacak birimlerin mühendislik özellikleri ve açılacak boru kanalı yamaçlarında devrilme, kamatipi ve düzlemsel kayma analizleri kinematik yöntemle incelenmiştir. Köroğludağı seçeneğinde bulunan Işıklı Tünelleri'nde gerilmeler oranının değişmesinin tünel tasarımına etkisi sonlu elemanlar yöntemi ile araştırılmıştır. E-5 seçeneği tünelleri ortadan kaldırmakta ve içme suyu projesi olmasına rağmen ikincil enerji olanağı sunmaktadır. Hiç bir noktasına ulaşım sorunu yoktur. Çevre etki değerlendirmesi açısından sorun içermemektedir

AnkaraGerede HavzasıHidrojeoloji+2
Tamer Yiğit Duman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Doğankent sağlık eğitim araştırma bölgesinde kuyu sularının fiziksel, kimyasal ve bakteriyolojik incelenmesi

103 8-0 Z E T Doğankent Sağlık Eğitim Araştırma Bölgesindeki 3 köyde, toplam 69 kuyudan suların fiziksel, bakteriyolojik ve kimyasal incelenmesi planlandı ve uygulandı. Araştırmaya alınan kuyuların derinliklerinin ortalaması 32 (±5.48) metre olarak hesaplandı. Araştırma kapsamındaki kuyuların 51'inin (%73.9) 1 hane, 14' ünün (%20.3) 2 hane, 2'sinin (%2.9) 3 hane, 2'sinin (%2.9) 4 ve daha fazla hane tarafından kullanıldığı saptandı. Bir kuyuyu kullanan ortalama hane sayısı: 1.38 (±0.82) olarak saptandı. Araştırmamızda, kuyulardan yararlanan ortalama birey sayısı 8.46 (±5.23) olarak saptandı. Kuyulardan yararlanan birey sayısı arttıkça, ishal hızıda artmaktadadır (p=0.051). Kuyuların bulunduğu 69 haneden %76.4'sinde kuyular tuvalet çukurlarına 15 metreden daha yakındı. Tuvalet çukurlarının, kuyulara uzak ya da yakın olmasının, bakteriyolojik kirlilik bakımından farklılık bulunamadı. Kuyulardan yararlanan bireylerde ortalama günlük svı tüketimi: 34.4 (±9.6) litre olarak saptandı. Su tüketimi azaldıkça ishal görülme hızı arttığı görüldü (p<0.01). Fiziksel açıdan kuyu suları normal olarak değerlendirildi. Rutin kimyasal ölçümlerde; 65 (%94.2) kuyu suyunda nitrit olmadığı, 3 (%4,3) kuyu suyunda eser olduğu, 1 (%1.5) kuyu suyunda pozitif olduğu saptandı. PH, klorür, sertlik açısından kuyu suları normal sınırlarda bulundu. Bakteriyolojik açıdan; 10 (%14.5) kuyu temiz, 59 (%85.5) kuyu kirli olarak bulundu. 69 kuyudan 33 'ünde (%47.8) fekal Eschericia Coli saptandı. Bir yıl içinde, 69 kuyudan alınan 414 bakteriyolojik örneğin; 178'i (X43.0) temiz, 236'sı (%57.0) kirli olarak saptandı. Bu 414 örneğin 54 'ünde (%13.0) bakteri cinsi fekal Eschericia Coli olarak saptandı. 31 (%44.9) kuyudan yararlanan bireyler arasında ishal vakası saptandı. Bunlardan yalnızca biri (%3.2) bakteriyolojik açıdan temizdi. 38 (%55.1) kuyudan yararlanan bireyler arasında ishal saptanmadı. Bu kuyuların ise 9'u (%23.7) bakteriyolojik açıdan temizdi. Son 10 günde olan yağışların, kuyu sularında koliform kirlilik açısından farklılık oluşturmadığı bulundu (p>0.05). Mevsimler arasında koliform kirlilik bakımından farklılık yoktu (p>0.05). Fekal kontaminasyon açısından ise mevsimler arasında fark görüldü (p<0.05). Kirlilik en fazla sonbahar mevsiminde olduğu saptandı.

BakteriyolojiFiziksel özelliklerKimya teknikleri-analitik+2
Resul Buğdaycı
Çukurova University
1992
00
Master'sOpen AccessTR

Adana yöresi içme sularının fluorür düzeylerinin saptanması

Adana iline içme suyu sağlayan 68 kuyudan alınan su örneklerinin fluorür düzeyleri İSE ve iyonmetre ile tayin edildi.Bu kuyulardan 18 tanesinin ortalama fluorür içeriği 1 14.12,14 kuyunun 191.42, 22 kuyunun 335.14 ve 9 kuyunun 606.87 ug/L F- bulundu. Yüksek fluorür içeren kuyular Seyhan nehrinin kıyısında bulunmaktadır. Bu 9 kuyu hariç diğer kuyuların fluorür düzeyleri düşüktür. Bebeklerin ve 8 yaşından küçük çocukların diş ve kemik gelişimlerinin sağlıklı olması için fluorür düzeyi düşük olan kuyulara NaF halinde yeterli düzeyde fluorür eklenmelidir. Anahtar kelimeler.Fluor, Diş çürüğü, İçme suyu.

AdanaDiş çürükleriFlorürler+1
Saime Çakar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Cibuti atık su ve içme suyu altyapıları, karşılaşılan problemler ve önerilen çözümler

İçme Suyu ve atık su altyapı sistemleri, zamanla bozulur ya da arızalanır. Bu altyapı sistemlerinin, zamanla performanslarının düşmesine veya verdikleri hizmetin aksamasına neden olan sınırlı ömürleri vardır. Cibuti'deki atık su ve içme suyu arıtma şebekeleri bozulma durumundadır. Bu durumun belirtileri, ekipmanın kötü durumu, zayıf performansı ve düşük verimliliği ile ortaya çıkar. Ancak bozulma sorunu, doğanın fiziksel etkilerinin ötesinde bir durumdur. Ekipmanın gerçek kapasitesi ve kalite gereksinimleri, hizmetin amaçlarıyla uyumlu olması gerçeğinde yatmaktadır. Şebeke rehabilitasyonu, bozulma durumlarına yapılması gereken işlerden biridir. Kentsel teknik altyapıların yönetimi ve daha spesifik olarak şebekelerin rehabilitasyonu yeni bir gerekli dinamik oluşturmaktadır. Yöneticiler, mevcut tesislerin bakımını, onarımını ve yenilenmesini mümkün olan en verimli ve ekonomik şekilde ne zaman ve nasıl yapacaklarını belirlemelidir. Bu çalışmada, Cibuti'deki atık su ve içme suyu şebekelerinin sorunlarının tanımlanması, teşhisi ve rehabilitasyon yöntemleri incelenmiştir. Cibuti'deki bazı yerleşim yerlerinde detaylı çalışmalar yapılarak, sorunlar ortaya konmuş, atık su arıtma şebekesine ve içme suyu şebekesine erişimle ilgili problemler vurgulanmıştır. Bu problemler için çözümler önerilmiştir.

Atık suBozulmaCibuti+2
Abdıfatah Nour Mohamed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Measuring the concentration of radioactive radon gas in the drinking water of the city of Hilla before and after filtering

This study focuses on measuring radioactive radon gas concentrations in drinking water and residential areas in Hilla, before and after filtration. Sixty-two of water samples has been collected, including 17 raw samples and 45 samples of drinking water, and the location of each sample was determined by GPS program. the samples sites were selected from most of the major projects and water pumping stations of the Babylon Water Directorate Central Hilla, as well as a number of residential areas using the RAD7 detector with the supplement RAD7H2O. The average concentration of radon gas of the study area in Raw water before filtering was 0.065794 Bq.L-1, while in drink water after filtering, the average concentration of radon gas was 0.068919 BqL-1. In general, the obtained values were within the permissible limits of World Health Organization (WHO), where the upper limit of radon concentration in drinking water is 0.4-0.5 Bq.L-1, according to the Environmental Protection Agency (EPA) and that it is not dangerous to human life. As for the average total annual effective dose for the current study samples (raw water and drinking water.00050704 mSv.y-1), which is less than the internationally permissible limit of 1 mSv.y-1.

DetectorsIraqRadon+1
Alı Jaafar Obaıd Shaheen
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İçme suyu havzalarında planlama ve yönetim Ömerli içme suyu havzası örneği

Su kaynaklan, insan ve diğer canlıların yaşamındaki etkisi nedeni ile, korunarak sürdürülmesi gereken doğal kaynakların başında yer almaktadır. Ancak gelişen kentlerin su kaynaklan, ekosisteme yapılan olumsuz etkiler nedeni ile kirlenme ve tükenme sürecine girmiştir. İçme ve kullanma suyu elde edilen havzalarda sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi amacı ile yeni bir planlama-yönetim modeli araştırması bu çalışmanın konusunu oluşturmuştur. Havza ekosisteminin unsurlan ve havza ekosistemine olumsuz etkisi açısından kentsel sistemlerin andropojen unsurlan ise çalışmanın kapsamım belirlemiştir. Sistematik ve Geniş Kapsamlı Planlama Yaklaşımlan ile havza ekosisteminde parametreler ve parametrelerarası etkileşim; mevcut ve gelecekteki durum açısından incelenmiş, planlann uygulanmasında koordinasyon sağlanarak, amaçlann maksimum düzeyde gerçekleştirilebilmesi hedeflenmiştir. Ömerli İçme Suyu Havzası örnek seçilerek yapılan analizlerde su kaynaklannın kirlenmesi ve tükenmesinin, plan-yasa-yönetim sisteminin karmaşık ve çelişkili yapısından kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Türkiye dışından seçilmiş ülkelerde ve Türkiye'de havza yaklaşımı incelenerek uluslararası ve Ulusal düzeyde mevcut durum değerlendirmesi yapılmış, mevcut sistemdeki sorunlan çözümleyecek yargılara vanlmıştır. Buna göre Türkiye'de; havza planlarında; su veriminin, mevcutta ve süreç içinde optimizasyonu, kent planlannda; doğal kaynaklann yerleşim baskısından korunması hedeflenmelidir. Su havzalan yasal ve yönetsel açıdan özel statüye kavuşturulmalıdır. Yasa ve yönetimden kaynaklanan yetki karmaşası sakıncalı sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Yönetim tek merkezli olmalıdır. Havza yönetimine kullanıcıların da katılması, kimsenin kirletme hakkı olmadığının bilinmesi ve kirletenin bedeli ödemesi gerekmektedir. Uluslararası uygulamalara göre; Planlar sürekli gelişen bilimsel verilere dayandınlmaktadır. Havza yönetimi tek merkezli ve özerktir, yetki, yaptırım, yasa ve kaynak desteği vardır. Kullanıcılar yönetime katılmakta, kirleten, bedelini ödemektedir. Değerlendirmeler sonucunda ülkemizdeki mevcut yasal sistem içinde kalarak ancak bazı eklentiler ve düzenlemelerle yeni bir havza yönetim modeli önerilmiştir. Öneri modele göre, hiyerarşi şemasının üst kurumu olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı; - bilgi aktaracağı- DPT verileri doğrultusunda, alt birimleri olan DSİ Genel Müdürlüğü ve teşkilatı aracılığı ile havza yönetiminin tek yetkili ve sorumlu kurumu olarak belirlenmiştir. öneri yönetim modeli; uluslararası uygulamalarda benimsenen ilkeler ve Türkiye ile ilgili değerlendirmeler dikkate alınarak oluşturulmuştur. Aynı zamanda plan-yasa-yönetimden kaynaklanan sorunlan çözümleyici, kaynağın sürdürülebilirliğini sağlayan, tek merkezli bir modeldir.

EkosistemPlanlamaYönetim+1
Leyla Suri
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

İçme suyu arıtma tesisinde tehlikelerin, risklerin belirlenmesi ve risk değerlendirmesi

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında 31 Ocak 2013'ten itibaren tüm işyerlerine risk değerlendirmesi yapma zorunluluğu getirilmiştir. Bu uygulamaya yönelik akademik çalışmalara katkı sağlamak amacıyla iş sağlığı ve güvenliği temel konuları incelenip örnek bir risk değerlendirme uygulaması gerçekleştirilmiştir. İçme suyu arıtma tesislerinde iş sağlığı ve güvenliğine yönelik tehlikeler ve riskler belirlenerek hazırlanan bu risk değerlendirme çalışmasında Gaziantep Su ve Kanalizasyon İdaresi Hacıbaba İçme Suyu Arıtma Tesisi ele alınmıştır. Saha çalışmaları ve bütün bölümler incelenerek hangi bölümde hangi tehlikelerin bulunduğu ve bu tehlikelerin nasıl ortadan kaldırılacağı veya en aza indirgeneceği tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmalar sırasında yasal mevzuat temel alınıp ulaşılan sonuçlara yönelik öneriler dile getirilmiştir. Hazırlanan risk değerlendirmesi tablosunda Fine-Kinney metodu uygulanmıştır. Kullanılan bu metotta belirlenen tehlike ve riskler karşısında alınması gereken önlemler ayrıntılı bir şekilde belirtilmiştir. İçme suyu arıtma tesislerinde iş sağlığı ve güvenliğine yönelik çalışmaların, tesiste arıtılıp şebekeden musluğa kadar gelen suda aranan kalite kadar önemli olduğuna dikkat çekilmiştir.

Risk değerlendirmesiRisk faktörleriTehlike+5
Ozan Deniz Kılınç
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin su karnesi: Su içme alışkanlıkları ve içme suyu özelliklerinin üst bilişsel farkındalık düzeyleri ile ilişkisi

Amaç: Bu araştırmada ortaokul 6.sınıfta öğrenim gören çocukların su içme alışkanlıklarının ölçülmesi, su ve diğer sıvıların tüketim alışkanlıklarının saptanması ve su içme miktarı / alışkanlıkları ile sağlık ve bilişsel düzeylerinin karşılaştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma analitik kesitsel tipte bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini İzmir İli Bornova İlçesi Yahya Kemal Beyatlı Ortaokulundan 327, Şehit Polis Mehmet Çelik Ortaokulundan 216 ve Karacaoğlan Mahallesi Ortaokulundan 264 kişi olmak üzere toplam 807 öğrenci oluşturdu. Araştırmanın verileri su karnesi; tanıtıcı özellikler formu, 5 günlük sıvı tüketim ve idrara çıkma sıklığı çizelgesi ve üst bilişsel farkındalık ölçeği ile toplandı. Araştırmanın verileri SPSS 22.0 Windows programında değerlendirildi. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ve tek değişkenli analizler (Pearson korelasyon testi, Ki-Kare testi, Student t testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kruskal Wallis testi, Mann Whitney U testi ve Posthoc Test Tukey's HSD- honestly significant difference test) kullanıldı. Bulgular: Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin hafta içi üç gün su tüketim miktarları ile Üst Bilişsel Farkındalık Ölçeği Puanları arasında pozitif yönde düşük ilişki (0.23-0,27 arasında), ancak hafta sonu iki gün su tüketim miktarları ile pozitif yönde orta derecede ilişki (0,40- 0,44 arasında) bulundu (p<0.001). Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin idrara çıkma sıklıkları ile pozitif yönde orta derecede ilişkiler (0,34- 0,39 arasında) bulundu (p<0.001). Öğrencilerin Üst Bilişsel Farkındalık Ölçeği puan ortalamaları 64,51 ±9,51 olup; 29.00-89.00 puan arasında bulunmuştur. Sonuçlar: Öğrencilerin su dışındaki sıvı tüketimlerinin, su tüketiminden daha yaygın olduğu bulundu. Çalışma sonucunda öğrencilerin su içme sıklıkları ile Üst Bilişsel Farkındalık Ölçeği Puanlarının ilişkili olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Okul sağlığı, su, üst biliş, biliş, ortaokul öğrencileri

AlışkanlıklarBilişOkullar-halk sağlığı+6
Süheyla Kalmi
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce il merkezi içme suyu sorunu ve çözüm önerileri

Bu yüksek lisans tez çalışmasında, Düzce il merkezinin ilerleyen zamanlarda değişen nüfus tahminleri ve içme suyu ihtiyacına göre mevcut içme suyu kaynaklarının durum değerlendirilmesi yapılmıştır. Düzce il merkezinin içme suyu kaynaklarının mevcut durumu incelenerek ve içme suyundaki problemler ile alternatif çözüm yolları çalışmalar sonucunda belirtilmiştir. Düzce il merkezi içme suyu ihtiyaçlarını Uğur Suyu deresi, Kozluk Deresi, Oda Yeri Yaylası, Samandere Yaylası ve il merkezinin farklı noktalarında bulunan 16 adet sondaj kuyu sistemi ile sağlanmaktadır. 1989 yılında İller Bankasının içme suyu için yapmış olduğu 35 yıllık projelendirmesinde, 2025 yılı için yapılan hesaplamalarda öngörülen nüfus ve buna bağlı olarak ihtiyaç duyulacak temiz su, 2022 yılında mevcut verilerle su ihtiyacı hesaplamalarında maksimum değerlere ulaştığını ve içme suyu sistemi için yapılan hesaplamaların yetersiz kaldığı görülmektedir. Mevcut durumda il merkezinin nüfusu 197 557 kişi, içme suyu debisi 755 l/s ve 11000 m3 su deposu vardır. 2013 İller Bankası parametrelerine göre 2022 yılı için yapılan hesaplamalarda içme suyu debisi 771 l/s ve su deposu ihtiyacı 30000 m3 güncel veriler alınarak hesaplanmıştır. İçme suyu için 35 yıllık bir projelendirme çalışması yapılarak, kademeli olarak ilerlendiğinde 2055 yılında nüfus artış oranları ile ön görülen nüfus tespiti ve buna orantılı olarak içme suyu ihtiyacına çözüm önerileri sunulmaktadır. Başlangıçta acil olarak mevcut içme suyu kaynaklarının revize edilmesi ve isale hatlarını yenileme çalışmaları yapılmalıdır. Mevcut artıma tesisi revize edilerek ihtiyaca göre yeni su deposu yapılmalıdır. İl merkezine ait yeni ek terfi merkezleri ve su depoları yapılmalıdır. 35 yıllık içme suyu sistemi ile ilgili planlama çerçevesinde Gürcü Asar Köyü bölgesinde yapılacak yeni bir baraj ile uzun vadede Düzce il merkezine içme suyu kaynağı sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Düzce ili, İçme suyu, İçme suyu kaynakları, Debi hesabı, Su temini

Debi hesabıDüzceSu temini sistemleri+2
Ramis Öksüz
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce ilindeki içme ve kullanma sularının durumunun değerlendirilmesi

Bu kesitsel çalışmanın amacı Düzce ilinde içme ve kullanma sularının günlük üretilen ve dağıtılan miktarı, altyapı özelikleri, odak nokta, numune alma, kirlilik ve dezenfeksiyon durumu ve sularla ilişkili hastalıkların dağıtılan su ile ilişkisinin değerlendirilmesidir.Düzce ili ve ilçelerinin tamamını kapsayan çalışmada Düzce Sağlık Müdürlüğü'nün içme ve kullanma sularının izleme ve denetleme çalışmalarına ait form ve kayıtları veri toplamada kullanıldı. Veriler 6 ana başlık altında incelendi.Düzce il genelinde kişi başına düşen su miktarı ortalama 214 litredir. İl nüfusunun % 10'unun kişi başına düşen günlük su miktarı halen 100 litrenin altındadır. İçme ve kullanma sularının depo durumları değerlendirildiğinde % 83'ünün numune alma musluğu ve koruma alanı bulunmadığı, % 95'inde klorlama cihazı olmadığı tespit edildi. Kontrol izleme kapsamında alınan 771 numunenin % 52'si bakteriyolojik olarak uygun değildi. Düzce ili içme ve kullanma sularından 2009 yılı içerisinde 18.275 bakiye klor ölçümü yapıldığı saptandı. Yapılan ölçümlere bakiye klor tespit edilmeme oranı % 1,7 iken, yapılan ölçümlerin % 53,7'sinin bakiye klor düzeyinin 0,5 ppm düzeyinde olduğu tespit edildi. Eylül ayında diğer aylara oranla 0,5 ppm düzeyindeki bakiye klor miktarının daha düşük oranda olduğu, aynı ay akut barsak enfeksiyonları bildiriminde artış yaşandığı saptandı.Düzce ilinde içme ve kullanma suyu kaynaklarının potansiyelinin yeterince kullanılmadığı, içme ve kullanma suyu depolarının önemli bir kısmının taşıması gereken gerekli şartları sağlamadığı, bazı odak noktaların temsil yeteneklerinin yeterli düzeyde olmadığı, numune alma periyotlarında sistemli bir yöntem izlenmediği, köylerde klorlama çalışmalarının etkin olmadığı gözlendi. İçme ve kullanma sularından numune alınacak odak noktaların özellikleri, numune alma periyotları gibi kriterlerde belirli standartların sağlanması, su sağlayıcı ve izleyici kurum ve kuruluşların görev, yetki ve sorumluluklarını belirleyen yeni bir mevzuatın düzenlenmesinin su kalitesinin artmasına yarar sağlayacağı düşünüldü.Anahtar Sözcükler: İçme ve kullanma suyu, su deposu, odak nokta, su analizi, bakiye klor düzeyi, Düzce

DüzceKlorSu+6
Naile Gürleyik Erkman
Düzce University · Institute of Health Sciences
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Düzce ilinde avlanılan tatlı su ve deniz balıkları ile musluk sularında ağır metal düzeyleri

Amaç: Eylül 2014-Ağustos 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilen bu çalışmada Düzce İl'inde musluk sularında ve halkın tüketimine sunulan balıklarda ağır metallerin düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Balıkçı tezgahından alınan deniz balıkları ve farklı alabalık üretim tesislerinden alınan alabalıklar ile 14 noktadan toplanan musluk sularında bor (B), alüminyum (Al), skandiyum (Sc), vanadyum (V), krom (Cr), mangan (Mn), demir (Fe), kobalt (Co), nikel (Ni), bakır (Cu), çinko (Zn), arsenik (As), selenyum (Se), stronsiyum (Sr), molibden (Mo), gümüş (Ag), kadmiyum (Cd), kalay (Sn), antimon (Sb), baryum (Ba), civa (Hg), kurşun (Pb) ve Bizmut (Bi) düzeyleri incelenmiştir. Metal düzeylerinin analizinde ICP-MS cihazı kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmada bazı aylarda kurşun, kadmiyum, arsenik, civa ve çinko elementlerinin deniz balığı türlerinden bazılarında ve alabalık numunelerinde Türk Gıda Kodeksi'nde yer alan sınır değerlerin üstünde bulunduğu saptanmıştır. Musluk suyu numunelerinde ise bazı aylarda bazı numunelerin alüminyum ve demir elementleri bakımından Dünya Sağlık Örgütü tarafından aşılmaması önerilen üst sınırları aştığı görülmüştür. Sonuç ve Öneriler: Bu verilere göre bölgede avlanan balıkların metal yükü açısından sağlık sorunlarına yol açabileceği düşünülmektedir. Yüksek metal düzeylerinin saptandığı aylarda analizler tekrarlanarak, önemli bir protein kaynağı olan balıkların ağır metal kirliliğinden etkilenmemesi için gerekli önlemler alınmalıdır.

Ağır metallerBalıklarBalıkçılık+4
Filiz Bolu
Düzce University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce ili içme ve kullanma sularında atipik mikobakterilerin izolasyon ve tanımlanması

Mycobacterium tuberculosis kompleksi dışında kalan tüm mikobakteriler tüberküloz dışı mikobakteriler diye bilinir. NTM'ler çevrede yaygın olarak bulunmakta olup insan enfeksiyonlarının çoğunda bulaş kaynağının su olduğu kabul edilmektedir. Bu çalışmada Düzce bölgesinde içme kullanma sularında NTM varlığı araştırılmıştır. Bu amaçla Düzce bölgesinde çeşitli şebeke suyu, depo suyu, kaynak suyu ve çeşme suyu kaynaklarından 120 farklı su örneği alınmıştır. Örnekler steril 1(bir) litrelik kaplara, aynı kaynaktan iki steril kap olacak şekilde alınmış ve alınırken su sıcaklıkları ölçülerek kaydedildi. Bu şekilde laboratuvara ulaştırılan numunelerinin klor ve pH'larının ölçüldü. Daha sonra örneklere önce bir düzenek vasıtasıyla filtrasyon, ardından dekontaminasyon işlemi uygulanmıştır, sonra düzenekte kullanılan filtreler steril bir öze ve steril bir pens yardımı ile alınarak LJ, Middlebrook 7H11 ve MGİT besiyerlerine yerleştirilerek ekim işlemi tamamlandı. Besiyerlerinde üreme varlığı 5-7 gün aralıkla takip edildi. Örnekler, LJ ve Middlebrook 7H11 agar besiyerilerinde sekiz hafta sonuna kadar, MGIT besiyeri ise altı hafta boyunca izlendi. Bu sürenin sonunda üreme sinyali vermeyen MGIT besiyerleri değerlendirmeye alınmadı. Üreme sinyali veren MGIT besiyerinden yada koloni oluşumu gözlenen LJ ve Middlebrook 7H11 besiyerlerinden alınan mikroorganizmalar aside dirençli boyama (ARB) yöntemi ile asido-rezistans bakteriler varlığı açısından incelendi. Asido rezistans boyanma özelliği göstermeyen numuneler kontaminant olarak değerlendirildi. Aside dirençli olarak izole edilen mikroorganizmlara GenoType Mycobacteria CM ve GenoType Mycobacteria AS kitleri kullanılarak moleküler yöntemlerle identifikasyonu yapılmıştır. İdentifikasyonu yapılan örneklerin dokuz tanesi M.fortuitum, üç tanesi M.gordonae, üç tanesi M.szulgai, iki tanesi M.lentiflavum, iki tanesi M.chelonae, bir tanesi ise M.pregrinum olarak tanımlanmıştır. Sonuç olarak NTM'lerin kaynaklarına yönelik epidemiyolojik çalışmaların sınırlı olduğu ülkemizde, araştırmamızın hem bölgemiz hem de ülkemiz için önemli olduğunu düşünmekteyiz. Ayrıca araştırmamızda ülkemizde daha önce benzer çalışmalarda hiç bildirilmeyen NTM kökenlerinden M. szulgai'nin saptanması bu tür çalışmaların yapılmasının ve sayıca da arttırlmasının gerekliliğini ortaya koymakytadır. Anahtar kelimeler: Non tüberküloz mikobakteri (NTM) , Polimeraz zincir reaksiyou (PZR), Su

Atipik bakteri formlarıDüzceKullanma suyu+4
Dursun Atik
Düzce University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kapadokya bölgesinde tüketilen ambalajlı suların radyolojik ve kimyasal özelliklerinin belirlenmesi

Su, insan hayatı için elzemdir. Bu sebeple içme suyu, güvenli ve insani tüketim için yeterli nitelikte olmalıdır. Son zamanlarda, özellikle gelişmekte olan ülkelerin karşı karşıya kaldığı içme suyunun güvenli ve ulaşılabilir olmaması durumu, ambalajlı veya şişelenmiş içme sularının tüketimini arttırmıştır. Bu çalışmada, Kapadokya bölgesinde yer alan Nevşehir ilinde tüketilen 19 ticari markalı şişelenmiş içme suyu örneğinin kalitesi, insani tüketim uygunluğu için değerlendirildi. Su kalitesi ile ilgili analizler, toplam alfa (α), toplam beta (β) radyoaktivitesini ve çoğu ağır metal olan elementlerin nicel olarak belirlenmesini içermektedir. Şişelenmiş içme suyu örneklerinin toplam alfa ve toplam beta radyoaktivite derişimleri, gaz orantılı α/β sayacı kullanılarak ölçüldü. Toplam alfa ve toplam beta radyoaktivite derişimlerinin ortalama değeri, sırasıyla 21 ± 5 mBq/L ve 59 ± 12 mBq/L olarak bulundu. Şişelenmiş içme suyu örneklerindeki magnezyum (Mg), alüminyum (Al), krom (Cr), mangan (Mn), demir (Fe), kobalt (Co), nikel (Ni), bakır (Cu), çinko (Zn), arsenik (As), selenyum (Se), stronsiyum (Sr), gümüş (Ag), kadmiyum (Cd), antimon (Sb), cıva (Hg) ve kurşun (Pb) elementinin nicel analizleri, endüktif eşlenmiş - plazma optik emisyon spektrometresi (ICP-OES) kullanılarak yapıldı. Şişelenmiş içme suyu örneklerinin tamamında Al, As, Ag, Cu, Se ve Sb, ölçülebilir seviyenin altında bulundu. Mg, Sr, Fe, Pb, Hg, Zn, Cr, Co, Ni, Cd ve Mn'nin ortalama derişimi, sırasıyla 2898,95 µg/L, 62,89 µg/L, 3,35 µg/L, 3,08 µg/L, 2,03 µg/L, 1,97 µg/L, 1,89 µg/L, 1,70 µg/L, 1,69 µg/L, 1,23 µg/L ve 1,03 µg/L olarak ölçüldü Deneysel sonuçlar, cıva hariç, şişelenmiş içme suyu örneklerinde ölçülen bütün radyolojik ve kimyasal değerlerin, ulusal yönetmelikler ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından belirlenen sınır değerlerden daha küçük olduğunu ortaya koydu. Şişelenmiş içme suyu örneklerinde ölçülen ortalama cıva seviyesi, ulusal yönetmeliklerin belirlediği sınır değerlerden 2 – 20 kat daha büyüktür. Tüketilen şişelenmiş içme suyu örneklerindeki radyonüklitlerden yayınlanan iyonlaştırıcı radyasyonun oluşturduğu iç ışınlamanın sebep olduğu yıllık etkin radyasyon dozunun ortalama değeri bebek, çocuk ve yetişkinlerin için, sırasıyla 9 µSv/y, 13 µSv/y ve 25 µSv/y olarak hesaplandı. Bu doz değerleri, ulusal yönetmelikler ve DSÖ tarafından tavsiye edilen bireysel doz ölçütü olan 100 µSv/y'den önemli ölçüde daha küçüktür.

Doğal radyoaktiviteGross beta radyoaktivitesiİçme suyu
Nassrın Abdulwahed Em. Zrıba
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çevre eğitimi uygulamaları kapsamında su analizleri için yöntem geliştirme

Bu çalışmanın amacı, atık su ve içme suyu kimyasal analizleri için, uygulaması kolay ve ekonomik olacağı düşünülen, çevre eğitimi ve endüstriyel alanlardaki uygulamalı çalışmaları da destekleyebilecek bir yöntem geliştirmektir. Bu amaç kapsamda, Farklı derişimlere sahip standart çözeltilerden hareketle çözelti renk şiddetine bağlı olarak "Derişim Kontrol Kartları"nın geliştirilmesi ve bu kartların KOİ, Amonyum ve Nitrat parametrelerinin analizinde kullanılması hedeflenmiştir. Geliştirilen yöntemin uygulanabilirliği test edilmiş ve güvenirlik-geçerlilik çalışmaları, ayrıca yapılmıştır. Bu amaçla, araştırmacı tarafından çeşitli içme suyu ve atık su numuneleri üzerinde, kontrol kartları ile tespit edilen derişim aralıkları, spektrofotometre cihazları ile uygun sayıda yapılan ölçümlerden sonra elde edilen derişim değerleri ile karşılaştırılmıştır. Bu çalışmalardan sonra, yöntemin ekonomik ve uygulanabilir olduğu, eğitim-öğretim faaliyetlerinde ve endüstriyel uygulamalarda kullanılabilecek bir yöntem olduğu sonucuna varılmıştır.

Atık su arıtmaEğitimFen bilgisi+7
Özlem Taşkın
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Enerjilendirilmiş oksijen ile muamele edilmiş içme suyunun ticari erkek sığır besi süreci ve performansı üzerine etkilerinin araştırılması

Bu çalışma ticari bir besi işletmesinde sığırların içme sularının oksijence zenginleştirilerek hayvanların besi performansı ile karkas randımanları üzerine olası etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada 9-10 aylık yaşlardaki 10' ar baş Simental ve Holştayn olmak üzere toplam 20 baş erkek dana kullanılmıştır. Hayvanlar eşit sayıda iki gruba (her grupta beş Holştayn, beş Simental olacak şekilde) ayrılarak, birinci grup, işletmede halihazırda bulunan içme suyundan; ikinci gruptaki hayvanlar ise oksijence zenginleştirilmiş içme suyundan tüketmiştir. Çalışmada, Holştayn ırkı sığırların besiye başlama yaşları ile besi başı canlı ağırlıkları sırasıyla 298 gün ve 407,20 kg olurken; belirtilen değerler Simental ırkı için 286,20 gün ve 399,10 kg olarak belirlenmiştir. Holştaynların 6 aylık besi sonundaki canlı ağırlığı 571,60 kg olurken; Simental ırkı danaların ise 615 kg olarak belirlenmiş, ilk ay hariç tüm dönemler için ırklar arasındaki farklar istatistiki açıdan önemli (P<0.05) olmuştur. Besi süresince Holştaynların besi başında (1. ay) ve besi sonundaki (6. ay) günlük canlı ağırlık artışı değerleri sırasıyla 633 g ile 1133 g olurken; aynı dönemlerdeki Simental ırkı için 933 g ile 1,233 g olarak belirlenmiştir. Çalışmada oksijence zenginleştirilmiş su içen gruptaki hayvanların besi süresince gerek canlı ağırlık değişimi gerek de günlük canlı artışı değerleri açısından kuyu suyu içen gruba göre nispeten daha yüksek değerlere ulaştığı görülmekle birlikte, söz konusu farklılıklar istatistiki önem teşkil etmemiştir (P>0.05). Yine oksijence zenginleştirilmiş içme suyunu tüketen grubun besi süresindeki ortalama yemden yararlanma oranı 7,18 olurken; aynı oran kuyu suyu tüketenler için ise 7,26 olmuştur. Çalışmada besi süresi sonrasında kesime sevk edilen Simental ırkı sığırların Holştaynlara göre (%56,55), zenginleştirilmiş su tüketenlerin de kuyu suyu tüketenlere göre (%56,02) daha yüksek sıcak karkas randımanı değerlerine sahip oldukları görülmüştür. Tez çalışması, enerjilendirilmiş oksijenli içme suyunun sığırrlarda besi performansı üzerine olası etkilerinin belirlenmesine yönelik ilk olma özelliğini taşımakta ve dolayısıyla sonraki araştırmalar için de önemli bir veri niteliğinde olacağı ön görülmektedir.

Besi performansıHayvancılıkOksijen+3
Volkan Konaç
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İçme suyuyla verilen kitosan oligosakkaritin yumurtacı bıldırcınlar üzerindeki etkisi

İçme Suyuyla Verilen Kitosan Oligosakkaritin Yumurtacı Bıldırcınlar Üzerindeki Etkisi Bu araştırmanın amacı kitosan oligosakkaritin japon bıldırcınlarında yem tüketimi, yemden yararlanma oranı, bazı yumurta kalite parametreleri (yumurta ağırlığı, şekil indeksi, sarı indeksi, albumin indeksi, sarı rengi, Haugh birimi, kabuk kalınlığı, kabuk kül oranı, kabuk Ca, P, Mg düzeyi) ile bazı kan parametreleri (serum albümin, total protein, ALT, AST, trigiliserid, kolesterol, Ca, P, Mg, Cl, Na, K) üzerine olan etkilerini belirlemektir. Kitosan oligosakkaritin bıldırcınlara içme suyu aracılığıyla verilmiştir. Denemede toplam 192 adet 7 haftalık japon bıldırcını (Coturnix coturnix japonica) kullanılmıştır. Her biri 48 bıldırcın kapsayan bir kontrol ve 3 deneme grubu düzenlenmiştir. Her grup 8 bıldırcın içeren 6 alt gruba ayrılmıştır. Kontrol grubu içme suyuna herhangi bir katkı maddesi ilavesi yapılmamıştır. Birinci, ikinci ve üçüncü deneme grubu içme sularına kitosan oligosakkarit sırasıyla 0,015; 0,030 ve 0,045 g/L düzeylerinde ilave edilmiştir. Su ve yem ad libitum verilmiştir. Deneme başı ve sonu canlı ağırlık, yemden yararlanma oranı, yumurta verimi, yumurta ağırlığı, şekil indeksi, sarı indeksi, albumin indeksi, Haugh birimi, sarı rengi, yumurta kabuğu ham külü, kabuk kalınlığı ve bazı kan parametreleri bakımından istatistik fark önemli bulunmamıştır. Kitosan oligosakkariti 0,015 g/L tüketen grupta yem tüketiminin kontrol grubuna göre önemli derecede düştüğü bununla birlikte diğer deneme grupları ile arasındaki farkın önemsiz olduğu görülmüştür. İçme suyuna 0,030 g/L kitosan oligosakkarit ilave edilen ikinci deneme grubunun yumurta kabuk ağırlığı diğer deneme grupları ile benzerken, kontrol grubuna kıyasla önemli derecede yüksek (P <0,05) bulunmuştur. Sonuç olarak içme suyuna kitosan oligosakkarit ilavesinin yumurtacı bıldırcınlarda olumsuz bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bıldırcın, kitosan oligosakkarit, yemden yararlanma oranı, yumurta kalitesi.

BıldırcınKitosanKümes hayvanları yemleri+5
Cumhur Kiraz
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara Ayaş ilçesindeki içme ve sulama sularında organoklorlu pestisitlerin kromatografik tayini

Bu çalışmada, Ankara İli, Ayaş İlçesi, Asartepe Baraj Gölü ve baraj gölü çevresindeki çeşme sularından alınan örneklerde, bazı organoklorlu pestisitlerin kalıntı seviyeleri araştırılmıştır. Ayaş, Türkiye'nin önemli bir sebze ve meyve üretim merkezidir ve Asartepe Barajı, bölgedeki tek sulama suyu barajı olup, pestisit kirliliği açısından daha önce hiçbir araştırma yapılmamıştır. Su örnekleri, baraj gölü üzerinde belirlenen noktalardan, yağışlı ve kurak dönemi yansıtması için, Mayıs ve Ağustos aylarında alınmıştır. Su örneklerindeki organoklorlu pestisitlerin belirlenmesinde sıvı-sıvı özütlemesini takiben GC-ECD kullanılmıştır.Baraj sularında, her iki dönemde, ?-BHC, ß-BHC, ?-BHC, ?-BHC, heptaklor, heptaklorperoksit, aldrin, dieldrin, DDD, DDE, DDT, endosülfan-I, endosülfan-II, endrin aldehit pestisitleri belirlenmiştir. Çeşme sularında Mayıs ayında, ?-BHC, ß-BHC, ?-BHC, ?-BHC, heptaklor, heptaklorperoksit, aldrin, dieldrin, DDD, DDE ve Ağustos ayında, ?-BHC, ß-BHC, ?-BHC, ?-BHC, heptaklor, heptaklorperoksit, aldrin, dieldrin, DDD, DDE, DDT, endosülfan-I, endosülfan-II, endrin pestisitleri gözlenmiştir. Gerek baraj sularında gerekse içme sularında, organoklorlu pestisit miktarı, Avrupa Birliği 76/464/EEC 2006/11/EC `Tehlikeli maddelerin sucul çevreye deşarjı ile oluşan kirlilik' direktifi ve 80/778/EEC `İçme suyu' direktifinde belirtilen maksimum seviyeleri aşmıştır.

Asartepe Baraj GölüGaz kromatografisiSulama suyu+1
Özge Erdem
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İçme suyu şebekelerinde kayıp ve kaçakların genetik algoritma yöntemi ile analizi

İçme suyu şebekeleri, yerleşim yerlerine ihtiyaç duyulan içme ve kullanma suyunu ulaştırmak amacıyla tasarlanır. Şebekeler içerisinde suyun boru çeperleri ile temasından kaynaklanan sürtünme kayıpları, boru bağlantılarında oluşan su sızmaları, illegal boru bağlantıları, sayaçsız su kullanımı gibi çeşitli faktörler sonucu kayıp ve kaçaklar oluşabilmektedir. Şebekelerde flor konsantrasyonları kullanılarak kalibrasyon yapılması daha önce bir çalışmada (Özdemir ve Uçaner, 2007) fiktif bir şebeke üzerinde denenmiştir. Bu tez çalışmasında ise daha önce yapılan programa ek ve düzeltmeler getirilmiş ve gerçek bir şebeke üzerinde çalışılmıştır. Şebekedeki hidrolik çözümleri ve flor dağılımlarını bulmak için EPANET hazır yazılımından faydalanılmıştır. Geliştirilen Genetik Algoritma programı EPANET üzerinde varolan Toolkit fonksiyonlarından yararlanmaktadır. Şebekedeki bilinen su tüketimi değerleri toplamları değişmeyecek şekilde rassal olarak değiştirilmiştir. Böylece su tüketimlerinin bilinmedikleri varsayılmıştır. Bilgisayar modelde hayali (fiktif) kabul edilebilir ölçülerde flor konsantrasyonu şebekeye verilmiş ve konsantrasyonun zaman içindeki dağılımı incelenmiştir. Mümkün olabilecek en az düğüm noktasından flor ölçümü alındığı varsayımı ile şebeke analiz edilmiştir. Analiz sonucu değiştirilen su tüketimleri bulunmuştur.

Genetik algoritma tekniğiİçme suyu
Cem Kısıklı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ ili içme suyu problemleri ve çözüm önerileri

Günümüzdeki hzl nüfus art, sulu tarmn yaygnlamas ve endüstriyel kalknma, doal su sistemini nicelik ve nitelik yönünden zorlamaktadr. Bu durum, su ile ilgisi olan yasal, idari, sosyal, teknik ve ekonomik tüm faaliyetleri entegre bir biçimde kapsayan su kaynaklar yönetimine daha bilinçli ve sistematik yaklalmasn zorunlu klmaktadr. Su küresel ölçekte tükenmeyen doal kaynaklar grubu içinde saylabilirse de, bölgesel ve yerel olarak sonlu bir kaynak durumundadr. Elaz'da özellikle terör nedeni ile alnan göçler ve düzensiz ehirlemeden dolay, mevcut içme suyu ebekesi 2010 yllarndan sonra yetersiz duruma düecektir. Artan nüfus ihtiyacna cevap verebilecek kaynak ve eskiyip deitirilmesi gerekli olan tesislerin de gözden geçirilerek içme suyunun kalite ve nicelik olarak iyiletirilmesi konusu da ayr bir önem arz etmektedir. Bu çalmada Elaz linin 2025 ylna kadar içme ve kullanma suyu ihtiyac belirlenmi, bu ihtiyac giderebilecek alternatif kaynaklar aratrlm ve içme suyu tesisleri incelenerek sorunlar belirlenmeye çallm ve çözüm önerileri sunulmutur.

Borularİçme suyu
Necmettin Gül
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ İli içme kullanma sularının fiziko-kimyasal özellikleri

II ÖZET Yüksek Lisans Tezi ELAZIĞ İLİ İÇME ve KULLANMA SULARININ FİZİKO-KİMY ASAL ÖZELLİKLERİ Özlem ÖZTEKİN Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Jeoloji Mühendisliği Anabilim Dalı 1998, Sayfa: 124 "Elazığ İli İçme ve Kullanma Sularının Fiziko-Kimyasal Özellikleri" başlıklı bu çalışmada Karaçalı ve Haroğlu kaynakları ile yerleşim yerlerine su veren kuyu suları incelenmiştir. Çalışma sadece belirli bir havzayı değil, Elazığ ili ve yakın çevresini kapsamaktadır. Bu nedenle su numuneleri farklı bölgelerden yeraltı su seviyesinin en alçak ve en yüksek olduğu dönemlerde alınmıştır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün bölge için yapmış olduğu 63 yıllık yağış ortalaması 427.2 mm., sıcaklık ortalaması ise 12,°9 C'dir. Elazığ ve yakın çevresinde yaşları Paleozoyik'ten Senozoyik'e kadar değişen birimler yüzeylemektedir. Bu çalışma içinde adı geçen birimler yaşlıdan gence doğru Permo-Triyas yaşlı Keban Metamorfitleri, Senoniyen yaşlı Elazığ Magmatitleri, Maestrihtiyen-Alt Eosen yaşlı Hazar Grubu, Alt Paleosen yaşlı Kuşçular Formasyonu, Orta Paleosen-Alt Eosen yaşlı Seske Formasyonu, Orta Eosen yaşlı Maden Karmaşığı, Lütesiyen-Üst Oligosen yaşlı Kırkgeçit Formasyonu ve Pliyosen göl oluşukları şeklinde bir sıralanış göstermektedirler. Bölgede su taşıyan formasyonlar Keban Metamorfitleri, Elazığ Magmatitleri, Seske Formasyonu, Kırkgeçit Formasyonu, Pliyosen çakıltaşları ile silt ve kumtaşlarıdır. Kimyasal analiz neticelerine göre kaynak ve kuyu sularında bulunan başlıca anyon ve katyonların kökenleri açıklanmıştır. Bu verilerin yardımıyla suların Schoeller, Piper, üçgen, dairesel ve sütun diyagramları çizilerek suların kimyasal bileşimlerinin litolojiyle ilişkileri ortaya konulmuş, ayrıca suların birbirleriyle korelasyonu yapılmıştır. Kalsiyum, magnezyum ve bikarbonat sularda en fazla bulunan iyonlardır. Magmatik kayaçlardan beslenen suların mineralizasyonlan, sedimenter kayaçlardan beslenenlere oranla oldukça düşüktür. Su numunelerinin yapılan bakteriyolojik analizleri neticesinde sular temiz sular grubunda bulunmaktadırlar. Ayrıca Türk İçme Suyu Standartlarına göre de sular içmeye uygun sulardır. ANAHTAR KELİMELER: Elazığ, içme suları, Karaçalı Kaynakları, Haroğlu Kaynağı, Schoeller diyagramı.

ElazığFizikokimyasal özelliklerKullanma suyu+1
Özlem Öztekin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya şehir merkezi ile ilçe merkezlerinin içme sularının toplam alfa ve beta radyoaktivite seviyelerinin tayini

Bu çalışmada örneklerin ısı ile kaynatılmadan buharlaştırılması yönteminden yararlanılarak, sayıma hazır hale getirilen su örneklerinin radyoaktivite sayımları yapılmış ve elde edilen sonuçlar kullanılarak su örneklerinin toplam alfa ve toplam beta radyoaktivite seviyeleri belirlenmiştir. Buna göre, Malatya ve ilçelerinin içme sularındaki toplam ortalama alfa ve beta radyoaktiviteleri sırası ile (0,1185 ± 0,0106) Bq/1 ve (0,2078 ± 0,0122) Bq/1 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde Malatya'nın içme sularının alfa radyoaktivite seviyesi WHO (Dünya Sağlık Teşkilatı) tarafından içme suları için kabul edilen limite göre kullanılması tavsiye edilen sınır değerlerindeyken, suyun beta radyoaktivite seviyesi belirtilen sınır değerlerin altındadır. Anahtar Kelimeler : Malatya, Radyasyon, Toplam Alfa ve Toplam Beta Radyoaktiviteleri * a 3u tez, YDABÇAG - 569 nolu proje ile TÜBİTAK tarafından desteklenmiştir.

AlfaBetaRadyoaktivite+1
Mesut Yalçın
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00

Related subjects