Yüksek LisansAçık Erişim

Kanserli hastaların bazı sosyodemografik ve hastalığa ilişkin özelliklerine göre depresyon ve öz-duyarlık düzeylerinin incelenmesi

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2020
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

İnsanın doğumu ile birlikte hastalık gerçeği başlar ölümüne kadar bu mücadele devam eder. Günümüzde en yaygın görülen hastalıklardan olan kanser; ilk kez Hipokrat tarafından M.Ö. 460-377 ''karkinoma'' veya ''karkinos'' olarak adlandırılmıştır (1). Kanser yakın döneme kadar sadece fiziksel bir hastalık olarak kabul edilip o yönde tedavi işlemi uygulanmaktaydı. Fakat günümüzde kanserle mücadelede önemli faktörlerden biri de ruh sağlığı boyutu olarak kabul edilmektedir. Yaşamının herhangi bir döneminde kanserle karşılaşan bireyde ilk ortaya çıkan bulgular ruhsal çöküntü, umutsuzluk ve depresif semptomlardır (2). Bireyin kanser tanısı aldıktan sonra depresyonun ortaya çıkma prevalansı %40 gibi oldukça yüksek bir oranla ifade edilmektedir (4). Bu nedenle bireye uygulanan kanser tedavisinin yanı sıra olumsuz ruhsal durumu yönetmenin önemi dikkat çekmektedir. Son zamanlarda yapılan araştırmalarda depresyonla mücadele öz-duyarlık kavramı dikkat çekmektedir. Ruhsal iyilik durumunun ilişkili olduğu faktörlerden öz-duyarlık düzeyinin, iyilik hali üzerindeki etkisinin oldukça yüksek olduğu belirtilmektedir (6). Öz-duyarlık, mutluluk, huzur, iyimserlik gibi ruh sağlığının olumlu boyutlarını güçlendiren ve bireyin ruhsal iyilik halini geliştiren bir kavramdır (7). Ruh sağlığını bozan depresif bulgulara öz-duyarlık kavramı ile yaklaşabilmek bireyin daha mutlu hissetmesini sağlamakta ve kendine karşı daha duyarlı davranış göstermesini desteklemektedir. Yapılan araştırmalar depresif semptomlar gösteren bireylerin daha önce öz-duyarlık deneyimlemediklerini ve ruhsal bozukluk yaşadıkları durumlarda öz-duyarlığın ortadan kalktığını ortaya koymuştur (8). Öz-duyarlıkları yüksek olan bireylerin mutluluk ve iyimserlik düzeyleri yüksektir. Ayrıca bu kişiler, pozitif ruhsal duruma sahiptirler (10). Bununla birlikte, öz-duyarlık koruyucu ruh sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Öz-duyarlığın akıl sağlığının bir yordayıcısı olduğu ve yüksek öz-duyarlığa sahip bireylerin düşük anksiyete, depresyon ve yüksek sosyal bağlılık gösterdiği görülmektedir (11). Böylece olumsuz duygular bireyin etkili ve uygun yollarla kendini, çevresini değiştirecek eylemleri benimsemesine yardımcı olan daha olumlu duygulara dönüştürülmektedir. Bu araştırmanın amacı kanserli hastalarda depresyon ve öz-duyarlık düzeylerinin hastaların bazı sosyodemografik ve hastalığa ilişkin tanıtıcı özelliklerine göre incelenmesi, depresyon ve öz-duyarlık arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırmanın örneklemini, İstanbul'da özel bir vakıf üniversitesi hastanesinde 29 Şubat- 05 Mayıs 2019 tarihleri arasında hastanenin onkoloji, günübirlik kemoterapi, kemik iliği transplantasyonu servisinde kanser tanısı alarak tedaviye başvurmuş 22-65 yaş aralığındaki 100 hasta oluşturmuştur. Araştırmanın verileri ''Kanser Hastalarına Yönelik Tanıtıcı Bilgi Formu'', ''Öz-duyarlık Ölçeği Formu'' ve ''Beck Depresyon Ölçeği Formu'' ile toplanmıştır. Veriler; SPSS 20.0 programında, tanımlayıcı istatistiksel analizler (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değer), Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis Varyans Analizi kullanılarak %95'lik güven aralığında ve p<0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda araştırmaya katılan hastaların; medeni duruma göre evli olanların öz-duyarlık düzeylerinin bekarlardan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu (p<0,05), hastalık evresine göre 1. evrede olanların, tanı öncesine göre yaşantısının değiştiğini düşünenlerin, gelecek ile ilgili olarak bu süreci aşacağını düşünenlerin, tanı öncesi ve sonrası süreçte kendini mutlu–huzurlu hissedenlerin diğer gruplara göre öz-duyarlık düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu (p<0,05), ailede kanser hikâyesi bulunma durumuna göre olanların, tanı alma süresine göre tanıdan itibaren 91 gün ve üstünde zaman geçenlerin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek depresyon düzeyinin olduğu (p<0,05), tanı öncesi yaşantısına göre fark olduğunu düşünenlerin, gelecek ile ilgili düşüncesine göre endişeli olanların, öz-bakım ihtiyacını karşılayan kişiye göre ailesi tarafından karşılananların, kanser öncesi ve şimdiki duruma göre mutsuz ve endişeli olanların, hastalık evresine göre 4. evrede olanların depresyon düzeyinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu (p<0,05), beck depresyon ölçeği puan ortalaması ile öz-duyarlılık ölçeği puan ortalaması arasında istatiksel açıdan anlamlı, negatif yönde ve yüksek düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda kanser hastaları ile çalışan hemşirelerin, hastaların öz-duyarlık düzeylerini artırmaya yönelik bilgilendirilmesinin sağlanması, hastaların öz-duyarlık düzeyleri desteklenerek depresyon düzeylerinin azaltılması amacıyla lisans eğitiminde bu konunun öneminin vurgulanması, kanserli hastaların öz-duyarlığının artırılmasına yönelik farkındalık yaratmak için öz-duyarlık düzeylerinin rutin olarak ölçülmesinin sağlanması, öz-duyarlık ve depresyon düzeylerinin aileleri de içerecek şekilde aynı çalışmanın tekrarlanması, bekârların, 4. evre kanseri olanların, kanser süreci ile ilgili olumsuz duyguları fazla olanların öz-duyarlık düzeyleri düşük bulunduğundan uygulamada özellikle risk altında olan bu gruplara yönelik özel dikkat sarf edilmesi önerilebilir.

Yazar

Muhammet Bilen

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Muhammet Bilen (Yüksek Lisans Tezi). Kanserli hastaların bazı sosyodemografik ve hastalığa ilişkin özelliklerine göre depresyon ve öz-duyarlık düzeylerinin incelenmesi, 2020, Yeditepe University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Yeditepe University tezlerinden daha fazlası