Medical SpecialtyOpen Access

Kronik lenfositik lösemili hastalarda periferik kandaki çekirdekli eritrosit sayısı ve eritrosit indekslerinin hastalık prognozu ile ilişkisi

2024
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Funda Tanrıkulu

Abstract (TR)

Amaç: Kronik Lenfositik Lösemi batı toplumlarında en sık görülen lösemi türüdür. Hastalık gidişatı heterojen bir seyir göstermektedir. Bu nedenle, hastalığın gidişatı hakkında bilgi sahibi olabilmek hastalık yönetiminde, tedavi planlanmasında ve izleminde, tahmini yaşam süresini öngörmede önemli bir yer tutmaktadır. Hastalığın prognozuna ait bilgiler edinmek için Rai ve Binet gibi evrelendirme sistemleri, sitogenetik incelemeler, bazı laboratuar parametreleri (ldh, B2 mikroglobulin), flow sito-metrik incelemeler (CD38, ZAP70) ve lenfosit ikilenme zamanından faydalanılmaktadır. Bu çalışmada çekirdekli eritrosit ve diğer eritrosit indekslerinin hastalık prognozunu öngörmedeki yerini ve hastalığın prognozu hakkında bilgi veren bazı belirteçlerle olan ilişkisini incelemeyi amaçladık. Yöntem: Ocak 2018-Aralık 2023 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ve Sağlık Bakanlığı Adana şehir Eğitim ve Araştırma hastanesi erişkin hematoloji kliniklerine başvuran KLL ile takipli 163 hastanın elektronik sistemdeki dosya, laboratuvar sonuçları ve görüntüleme sonuçları retrospektif olarak incelendi. Hastaların yaş, cinsiyet gibi demografik verileri ve hemogram değerleri, biyokimyasal değerler, 17p delesyon durumları, kemik iliği biyopsi sonuçları ve komorbidite durumları kayıt altına alındı. Analizler için hastalar tedavi ihtiyacı olanlar ve olmayanlar olarak iki gruba ayrıldı. Ayrıca Rai ve Binet evreleme modellerine göre evreleri hesaplanarak gruplandı. Tam kan sayımında otomatik olarak raporlanan nRBC ve diğer eritrosit indekslerinden RDW'nin kayıt altına alınan bu verilerle ilişkisi analiz edildi. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 62,49±10,58 yıl olup 98'i erkek (%60,9) 65'i kadın (%39,9) idi. Tedaviye ihtiyacı olan hastaların sayısı 69 (%42,3) iken hiç tedavi almadan tedavisiz takip edilen hastaların sayısı 94 (%57,7) idi. Rai evreleme sistemi kullanılarak yapılan evrelemede hastaların 16 (%9,8)'sı düşük riskli, 106 (%65)'sı orta riskli, 41 tanesi (%25,2) ise yüksek riskli evredeydi. Binet evreleme sistemi kullanılarak yapılan evrelemede 83 hasta(%50,9) evre A, 40 (%24,5)'evre B, 40 (%24,5)'ı ise evre C idi. Analizler sonunda komorbiditesi olan ve olmayan hastalar arasında ortalama nRBC sayı ve nRBC% değerleri için anlamlı bir farklılık saptanmadı. nRBC sayı ve nRBC% değerleri tedaviye ihtiyacı olanlarda anlamlı olarak daha yüksek bulundu. Hastalar Rai evrelemesine göre gruplandırıldığında, nRBC sayısı ve nRBC% değerleri yüksek riskli hastalık grubunda daha yüksek bulundu ve sonuçlar istatistiksel olarak anlamlıydı. Binet evrelmesine göre yapılan gruplar kıyaslandığında, nRBC sayısı ve nRBC% gruplar arasında anlamlı bir farklılık gösterdi ve evre C için daha yüksek olduğu görüldü. 17p delesyon negatif ve pozitif olanlar arasında ortalama nRBC sayısı ve nRBC% değerleri arasında anlamlı bir farklılık saptanmadı. nRBC değerleri ile lenfosit sayısı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptandı, ancak kemik iliği lenfosit yüzdesi ile nRBC değerleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. RDW değerleri tedaviye ihtiyacı olanlarda anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p<0.001). Hastalar Rai evrelemesine göre gruplandırıldığında, RDW değerleri gruplar arasında anlamlı bir farklılık göstermiştir ve yüksek riskli hasta gruplarında daha yüksek bulunmuştur. RDW ile periferik kandaki mutlak lenfosit sayısı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanırken, RDW ile kemik iliği lenfosit yüzdesi arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Tartışma ve Sonuç: KLL ile takip edilen hastalarda Rai ve Binet evrelemesine göre yüksek riskli olarak adlandırılan ileri evre hastalarda ve tedavi ihtiyacı gelişenlerde nRBC ve RDW düzeyleri anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. KLL'li olgularda hastalık takibi için prognostik belirteçler önemli olmakla birlikte, bugün için hangi hastalarda tedavi ihtiyacının gelişeceğini mutlak kesinlikle öngören bir belirteç bulunmamaktadır. Bulgularımız, eritrosit indekslerinden nRBC ve RDW'nin bu olgularda yüksek riskli hastalık ve tedavi ihtiyacının gelişimini öngörecek belirteçler olabileceğini göstermektedir. Ek olarak, nRBC ve RDW düzeyleri ile periferik kan mutlak lenfosit sayısı arasında da pozitif yönde korelasyon tespit edilmiştir. Literatürde bazı çalışmalarda lenfositozun ilerlemiş hastalıkla ilişkisinin olmadığı rapor edilse de bazı çalışmalarda ilişkili olduğu gösterilmiştir. Hem nRBC ve hem de RDW güncel cihazlar ile yapılan hemogram tetkiklerinde rutin olarak rapor edilen parametreler olup, ek maliyet gerektirmeyen basit testlerdir. Bulgularımız, bu eritrosit indekslerinin KLL'li olgularda prognostik belirteç olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Literatürde, KLL'li olgularda RDW ile ilgili çalışmalar sınırlı sayıdadır, nRBC ile ilgili başka bir çalışmaya rastlanmamıştır ve bulgularımızın prospektif, çok merkezli, geniş vaka serilerinin dahil edildiği araştırmalarla desteklenmesi gereklidir. Bu açıdan, çalışmamızın gelecekteki araştırmalar için hem dayanak oluşturacağı hem de ilham vereceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: nRBC, Kronik lenfositik lösemi, RDW, Prognoz

Author

Kübra Gizem Payaslı

How to Cite

Kübra Gizem Payaslı (Tıpta Uzmanlık Tezi). Kronik lenfositik lösemili hastalarda periferik kandaki çekirdekli eritrosit sayısı ve eritrosit indekslerinin hastalık prognozu ile ilişkisi, 2024, Çukurova University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Çukurova University