Küreselleşme çağında sosyal konut kavramının yeniden değerlendirilmesi: Türkiye örneği
2015
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Pelin Dursun
Abstract (TR)
Günümüzde dünya nüfusunun yarısı (3,4 milyar) kentlerde yaşamaktadır. Kentli nüfusun hızlı artışının devamlılığı halinde, 2030 yılında toplam kentli sayısının beş milyar civarında olması öngörülmektedir (Url-1). Nüfus yoğunluğunun artması, küresel kapitalist sistem içerisinde, kentlerin metropollere evrilmesini hızlandırıcı bir dönüşümü de beraberinde getirmektedir. Bu durumda, kentlerin metropolleşmesi ve bir sonraki evrede megapolleşmesi tarihsel süreçle birlikte ilerleyecektir. Kentlerin hızla metropolleşmesi, küreselleşmenin etkidiği alanların artmasına neden olmaktadır. Dış sermaye kuruluşlarının, metropoller üzerinde şube açmasıyla genişleyen finans ağı içerisinde, bu alanlar, kaynak yatırım ve dağıtım merkezlerine dönüşmektedir. Ekonomik merkez işlevinde görülen metropoller, istihdam olanaklarının gelişmesiyle kentten kente göçlerin artması sonucu, sosyokültürel değişimleri birlikte yaşamaktadır. De Certeau bu yerleşimler üzerinden sosyal değişimi; kaos, heterojen yapı, parçalanma, merkezden uzağa yayılma, gruplaşma, bireysel özgürlük ve erkten bağımsız hareketlerin oluşturduğu mekansal büyüme gibi postmodern etkilerle açıklamaktadır (de Certeau, 1984). Kaosun ve karmaşanın her daim var olduğu kentlerde, demografik büyüme ve farklı insan profillerinin bir araya gelmesine bağlı olarak heterojen sosyal çevrelerin ortaya çıktığı gözlenmektedir. Metropolün olumlu özellikleri içerisinde ele alınan heterojen yapısı ve bu yapının oluşturduğu kültürel melezleşme sonucu kentler, siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda birçok farklı katmanın iç içe geçtiği karmaşık, yaşayan ve canlı bir organizma durumundadır. Bu katmanlaşmanın kent için hem olumlu hem de olumsuz yönleri mevcuttur. Olumlu yönü, kent yaşamının, farklı bireysel isteklerle durağan olmayan, dinamik bir dönüşümle evrilmesi ve kültürel farklılıkların bu devinimi hızlandırmasıdır. Olumsuz yönü ise, devlet politikalarıyla desteklenerek kaosun, kent yaşamına adapte olmakta güçlük çeken kent yoksullarını daha da görünmez hale getirmesi olarak değerlendirebilir. Daha somut bir anlatımla, kent yoksullarının yaşamsal gereksinimleri ve talepleri, bu kesimin istedikleri ölçütlerde karşılanamayarak, kent içindeki mağduriyetlerinin artmasına sebep olunmaktadır. Sağlık, beslenme ve barınma geçmişten günümüze kentsel mekanda üç temel yaşamsal ihtiyaç olarak belirmektedir. Bu gereksinimlerin karşılanmasında ortaya çıkan eksiklikler ve eşitsizlikler ise her dönem devlet yöneticilerinin, yerel idarecilerin, mimar, kent plancıları, sosyal bilimciler gibi farklı disiplinlerin çözmeye çalıştığı konular arasında yer almıştır. Kalabalık nüfusun kentteki en temel gereksinmesi barınma olarak belirmekte, bu konu en çok kentli yoksulları etkilemektedir. Dar gelirli ve yoksul (işsiz, göçmen, mülteci, engelli, yaşlı, öğrenci, vb.) olarak adlandırılan kentli mağdurun barınma gereksinimine bir çözüm olarak ortaya çıkan sosyal konut kavramı, en genel ifadeyle devletin alt gelirli, yoksul olarak tanımlanan vatandaşlarına az maliyetli ya da tamamen ücretsiz sunduğu bir konut / barındırma hizmeti olarak tanımlanabilir. Başka bir tanımda, sosyal konutun düşük gelirli ya da belirli ihtiyaçlara muhtaç olan insanlar için kamu kuruluşları veya kar amacı gütmeyen kuruluşlar tarafından sağlanan konutlar olduğu ifade edilmektedir (Soanes, Stevenson, 2003). Sosyal konut kavramı, sosyal devlet düşüncesinin oluştuğu 1945 yılından sonra ortaya çıkmış olmasına rağmen bu yıl öncesinde de olgunun, farklı aktörler, ekonomik koşullar, uygulamalar bağlamında farklı şekillerde tanımlandığı görülür. Günümüzde bu tanımlardan bazıları kullanılmaya devam etmektedir. "Komünal-müşterek konut" (communal housing), "şirket kent konutları" (company town), "yerel yönetimin inşa ettiği konutlar" (council housing), "toplu konutlar" (public housing), "kiralık konutlar" (rental housing), "dar gelirliler için konut" (affordable housing) sosyal konutun tarihsel süreçte ekonomik bileşenlere bağlı olarak aldığı farklı isimlendirmeler olarak sıralanabilir. Sosyal konut modellerinin ortaya çıkmasında üç önemli kırılma dikkat çekmektedir. Bunlar Endüstri Devrimi, İkinci Dünya Savaşı ve 1970 sonrası neoliberal dönem olarak ele alınmaktadır. Bu çalışma kapsamında sosyal konutun evrimi bu kırılmalar arasında yaşanan dört dönem içerisinde ele alınmaktadır: 1. Endüstri Devrimi Öncesi Dönem, 2. Endüstri Devrimi - İkinci Dünya Savaşı Arasındaki Dönem, 3. İkinci Dünya Savaşı - 1972 Pruitt-Igoe Sosyal Konutu'nun Yıkılışı arasındaki Dönem, 4. 1972'den Günümüze Yaşanan Neoliberal Dönem. Küresel konut politikalarındaki kırılmaların gerçekleştiği bu dört dönem içerisinde, Endüstri Devrimi'nin başladığı İngiltere, erken endüstrileşen Fransa, geç endüstrileşen Almanya, Pruitt-Igoe sosyal konut uygulamasının yapıldığı Amerika ile sosyalist Sovyetler Birliği incelenecek ülkeler olarak belirlenmiştir. Tezin ilk bölümünde, çalışma konusuna giriş yapılarak, araştırmanın yöntemi ve çalışma kapsamında ele alınacak sorular ortaya konmuştur. Tezin ikinci bölümünde, sosyal konutun ilk dile geldiği ütopyalardan günümüze değin dünyada mimari uygulamalarda ve politik modellerde yer bulan hikayesi dört dönem içerisinde incelenmeye çalışılmıştır. Her dönem aralığında, mimari uygulamalar mekansal olarak haritalanmıştır. Tezin üçüncü bölümünde, dünyadaki sosyal konut uygulamalarında öne çıkan kavramsal bileşenler belirlenmiş, bu bileşenler idari ve mimari bileşenler anlamında örnekler üzerinden tartışılarak değerlendirilmiştir. Tezin dördüncü bölümünde, Türkiye özelinde sosyal konut ele alınmış, sözü edilen dört dönem içerisinde konut politikaları, modelleri, aktörleri ve uygulamaları incelenmiştir. Her dönem aralığında, Türkiye'deki mimari uygulamalar, dünyada sosyal konut tasarımında ele alınan kavramsal bileşenler temel alınarak değerlendirilmiştir. Tezin sonuç bölümünde, dünyadaki ve Türkiye'deki sosyal konut pratikleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Türkiye'de gelecekte kentli mağdur (dar gelirli, işsiz, yoksul, evsiz, mülteci, yaşlı, öğrenci, vb.) için tasarlanan konutlara yeni bir bakış açısı getirilmesi ve mimari çözüm ve yaklaşımlara yeni bir yön verilmesi hedeflenmiştir.
Author
Dr. Ezgi Hazar
Institution
How to Cite
Ezgi Hazar (Yüksek Lisans Tezi). Küreselleşme çağında sosyal konut kavramının yeniden değerlendirilmesi: Türkiye örneği, 2015, Istanbul Technical University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Istanbul Technical University
- Investigation Of Stretching Effect With Mixed Finite Element Formulations For Laminated Beams And Plates(2023)
- Veri madenciliği yöntemlerini kullanarak anemi sınıflandırılmasına yönelik bir uygulama(2015)
- Moebius elektrolizi anot çamurlarından platin grubu metallerin uzaklaştırılması ve geri kazanımı(2015)
- İlçe belediye hizmet binalarında tasarım yaklaşımlarının mekân dizim yöntemi ile incelenmesi(2015)
- Bir II. Alman İmparatorluğu projesi: Kaiser Wilhelm Anıtı'ndan Alman çeşmesine(2015)
- Soil salinity mapping by integrating remote sensing data with ground measurements; a case study in Lower Seyhan Plate, Adana, Turkey(2015)
