DoktoraAçık Erişim

Kuşeyrî'nin Tertibü's-Sülûk ve Sülemî'nin Sülûkü'l-Ârifin eserleri bağlamında sülûk

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2023
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Tasavvufun erken döneminde, sülûk kavramı, insanın Allah'a yaklaşması ve O'na ulaşması için gerekli ruhsal yolculuğu ifade eder. Araştırmada, tasavvufun erken döneminde sülûk kavramının ortaya çıkışı, gelişimi ve farklı tasavvufi düşünürler tarafından nasıl anlaşıldığı incelenmiştir. Ayrıca, tezde sülûk kavramının insanın Allah'a yaklaşmasındaki önemi ve bu sürecin nasıl gerçekleştirileceği üzerinde durulmuştur. Çalışma kapsamında İslam medeniyetinde tasavvuf eğitimi ve mürid-mürşit ilişkisi ele alınmaktadır. Öncelikle, tarikatlar öncesi dönemde ilim öğrenimi için mürşitlerin varlığına ve onlardan faydalanmaya önem verildiği ancak mürşid-mürid ilişkisinin sistematik olmadığı gibi herhangi bir mürşide bağlanma zorunluluğunun olmadığı belirlenmiştir. Tarikatlar döneminde ise daha sistemli bir anlayış benimsemiştir. Mürid belirli bir mürşide bağlanarak ondan hem manevi hem de ilmi konularda yardım almaya çalışmaktadır. Bu bağlılık, mürşidin kendisine duyulan güvenin bir ifadesi olarak görülmektedir. İslam coğrafyasında bir öğreticinin gereğinin yanında, din eğitimi ve tasavvuf faaliyetlerinin yürütülmesinde, Sûfî evleri, camiler, ribatlar, hankâhlar, medreseler ve tekkeler gibi kurumlar kullanılmıştır. Erken dönemde bu mekanlar genel itibari ile benzer işlevler görmüş, başlangıçta farklı amaçlarla kurulmuş olsa da sonuçta hepsi Sûfîlerin bulunduğu tasavvufi eğitim merkezlerine dönüşmüştür. Zamanla da tekke ismiyle anılmaya başlamışlardır. Tekkeler, özellikle tarikatların yaygınlaşmasıyla önem kazanmış ve tasavvufi hayatın merkezi haline gelmiştir. Tarikatlar döneminde bir tekkeye gelerek mürşide bağlanan müridin manevi eğitiminde çeşitli yöntemler tercih edilmektedir. Her ne kadar bir sistemleşmeden bahsedilmese de erken dönemde de benzer yöntemlerin kullanıldığı ortaya konulmuştur. Müridin marifete ulaşması için sohbet, soru-cevap, tedric ve yaşayarak öğrenme gibi yöntemler kullanılmıştır. Bu yöntemlerin hangilerinin kullanılacağı ya da ağırlıklarının nasıl olacağı müridin bilgisine, karakterine ve derecesine göre değişiklik göstermiştir. Erken dönem tasavvuf klasikleri göstermektedir ki manevi olgunluk yolunda sadece bir mürşide başvurmak, mekanlara gitmek ya da yöntemlere göre hareket etmek yeterli değildir. Bu yolda insanın nefsi ve şeytan kendisine engel olmaya çalışmaktadır. Bu bağlamda nefsin kontrol altına alınması, şeytana karşı dikkatli olunması ve Allah'tan korkmak önemli bir yer tutmaktadır. Ayrıca, sülûk sürecinde müridin çeşitli hâllerde bulunduğu da belirlenmiştir. Araştırmada özellikle sülûk sürecinde yaşanan hâlleri olduğu gibi yazılı şekilde anlatması nedeniyle Tertibü's-sülûk'a göre bunların neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda müridin "gaybet - huzur", "sekr - sahv", "fena - beka", "havf - recâ", "kabz - bast", "heybet - üns", "zevk - şürb", "cem - fark" ve "varid - havatır" gibi hâllerde bulunduğu belirlenmiştir.

Yazar

Edibe Taş

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Edibe Taş (Doktora Tezi). Kuşeyrî'nin Tertibü's-Sülûk ve Sülemî'nin Sülûkü'l-Ârifin eserleri bağlamında sülûk, 2023, Ankara University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Ankara University tezlerinden daha fazlası