
1.487
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
6
Enstitü
0%
DOI Oranı
Son Eklenen Tezler
Tümünü GörHititçe çiviyazılı kaynaklara göre doğa olayları
Hititler için doğa ve doğa olayları kuşkusuz büyük bir öneme sahipti. Doğa koşullarının iyi ya da kötü olması günlük yaşamlarını büyük ölçüde etkilemekteydi. Hitit dininin de doğa ile yakından ilgisi bulunmaktadır. Hitit tanrılarının hemen hepsi doğanın düzenini sağlamakla yükümlülerdi. İnsanlar da tanrıların bu düzenini devam ettirmeleri için tanrılara iyi davranmak ve onlara birtakım sunular yapmak durumundalardı. Aksi takdirde, tanrılar öfkelenebilir ve doğanın düzeni altüst olabilirdi. Bu doğrultuda Hitit metinlerinde birçok doğa olayı geçmektedir. Hitit arşivinde doğa olaylarının geçtiği metinlerin birçoğu su ile ilgili olanlardır. Gökyüzü, bulutlar, gök gürültüsü, yağmur ve bu olayların yönetici gücü olarak Fırtına Tanrısı'nın geçtiği metinler ağırlıktadır. Mezopotamya ve özellikle Eski Babil kökenli, gökyüzündeki Ay, Güneş ve yıldızlara göre yorumlanan kehanet metinleri de arşiv de büyük yer tutmaktadır. Hitit dünyasının doğaya bakış açıları mitolojik metinler ile daha yakından değerlendirilebilmektedir. Özellikle mitoslarda bir anda ortadan kaybolan tanrı hikâyeleri anlatılmakta, tanrının kayboluşu ve ard arda gelen doğa felaketleri sıralanmaktadır. Tanrının tekrar dönüşü ile ülke bolluk ve refaha erişmektedir. Tez çalışmamızı genel olarak değerlendirdiğimizde, Hititçe çiviyazılı kaynaklarda doğa olaylarının nasıl meydana geldikleri ve ne zaman oluştuklarına dair net bilgiler elde edememekteyiz. Hitit coğrafyası ve iklimi düşünüldüğünde kar gibi bir doğa olayının metinlerde geçmemesi oldukça şaşırtıcı bir durumdur. Deprem gibi bir doğa olayını Hititçe'de tam karşılayan bir sözcük bulunmamakla birlikte, tarafımızdan katkattenu- fiilinin depremi ifade ettiği düşünülmektedir.
G.E.M. Anscombe'un ahlak anlayışı: Ahlaki eylemin oluşturulması
Bu çalışmada bir bütün olarak Anscombe'un ahlak felsefesi ele alınmış olup, buradan hareketle onun mevcut ahlak teorileri hakkındaki tespit, eleştiri ve tavsiyeleri incelenmiştir. Anscombe, ahlak felsefesi alanındaki başlıca çalışması sayılan "Modern Ahlak Felsefesi" adlı makalesini 1958'de yayımlamıştır. Anscombe'un makalesi, kadim gelenekten kopan ahlak teorilerinin modern çağın sorunlarıyla baş edemediği iddiası etrafında örgütlenir ve üç ana tez sunar: Ahlak alanında psikoloji felsefesi üzerinden ilerlemek gerekir; ahlaki yükümlülük meselesi 'ödev', 'gerekir', 'doğru' ve 'yanlış' gibi kavramlarla hâlledilemez; ahlaki eylemi sadece sonuçlarına göre değerlendiren filozoflar arasında hiçbir fark yoktur. Birinci bölümde Anscombe'un ilk tezine, yani 'ahlak alanında psikoloji felsefesi üzerinden ilerlemek gerekir' düşüncesine yer verildi. Bu çerçevede Anscombe'un niyet kavramına merkezlenen eylem felsefesi tartışmaya açıldı ve söz konusu anlayışı tarif eden eylem, benlik, birinci şahıs, pratik bilgi, pratik akıl ve pratik çıkarım kavramları açıklığa kavuşturulmaya çalışıldı. İkinci bölümde Anscombe'un diğer iki tezi birlikte ele alındı. Bu bölümde Anscombe'un 'ahlaki yükümlülük meselesi 'ödev', 'gerekir', 'doğru' ve 'yanlış' gibi kavramlarla hâlledilemez' ve 'ahlaki eylemi sadece sonuçlarına göre değerlendiren filozoflar arasında hiçbir fark yoktur' şeklinde ifade ettiği tezlerin ne anlama geldiği tartışıldı. Böylece bu iddiaların kadim ve modern ahlak teorileriyle bağlantıları, 'sonuççuluğun' anlamı, en nihayetinde tüm bu terimlerden ne anlaşılması gerektiği üzerinde duruldu. Sonuç olarak Anscombe'a göre çağımızın problemlerine cevap verebilecek işlevsel bir ahlak teorisine ancak psikoloji üzerinden erişilebilir. Dahası ödev, yasa, ahlaki gerekir gibi kadim ahlak tasavvurumuzun kalıntıları olan kavramlarla ahlak problemi çözülemez çünkü bunlar modern dönemin sorunlarına cevap veremez. Ahlaki eylemi salt sonuçlarına göre yargılayan filozoflar/teoriler eylemin kast edilen ve öngörülen sonuçları arasında bir ayrım yaparak, ahlaki sorumluluk meselesini açıklığa kavuşturamamışlardır.
Türkçe ve Korece'nin karşılaştırmalı yapıya göre Korece öğretim sırası ve öğretim faktörleri
Türkçeye göre etkili Korece öğretimi araştırması yapmak için Anka-ra Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi'nin 1.sınıftan 4.sınıfa kadar olan öğrencilerinin verileri ile karşılaştırmalı yapıya göre öğretim sırası ve öğretim fak-törleri araştırılmıştır. Bunun için iki dil arasındaki özelliklere göre 1.'Türkçe ile aynı' yapı, 2.'Türkçede çoklu karşılıklı' yapı, 3.'Türkçe ile farklı' yapı, 4.'Türkçede bulunmayan'yapı, 5.'Korecede çoklu karşılıklı' yapı ve 6.'Türkçede bulunmayıp Korecede bölünmüş olan' yapı olarak Prator'un zor-luk hiyerarşisi modifiye edilip araştırılmıştır. Öğrenci verilerinden(yazı, test, anket) , zor-luk hiyerarşisi, Kore dilini ana dil konuşucu-larının değerlendirmelerinden hata önemi hiyerarşisi, ders kitaplarından öğretim içeri-kleri sıklık hiyerarşi ile derste genel kapsamlı ağırlık ve öncelik için hiyerarşiler önerilmiştir. Birleşik zorluk hiyerarşisinde en yüksek 6.'Türkçede bulunmayıp Korecede bölünmüş olan' yapı, hata önemi hiyerarşisinde en yüksek 2.'Türkçede çoklu karşılıklı' yapı, hata sıklık hiyerarşisi ve öğretim içeriği sıklık hiyerarşisinde ise en yüksek 5.'Korecede çoklu karşılıklı' yapı olarak öne çıkmıştır. Aynı zamanda 5. yapının, ağırlık ve öncelik açısından hiyerarşide en yüksekte olduğu ortaya çıkmıştır. Koreceyi anadili olarak konuşan kişilerin iletişimde an-laşılabilirlik açısından dilbilgisinden çok iletişimsel hata önemini değerlendirdiği an-laşılmıştır. Hiyerarşiler arasındaki korelasyon incelendiğinde sonuç olarak; ankette yer alan öğrenim psikolojik zorluğu ile birleşik zorluk hiyerarşisi arasında doğru orantılı yüksek bir korelasyon bulunmuştur. Ders kitaplarındaki öğretim içerikleri sıklık hiyerarşisi'nin derslerdeki önceliği iyi yansıttığı ve yazı zorluğu ile ters korelasyona sa-hip olduğu görülmüştür. Hata sıklığı, hata önemi ile tam tersi şekilde çok yüksek korela-syon gösterirken birleşik zorluk ile herhangi bir korelasyon göstermemiştir. Test zorluğu ile ağırlık arasında çok yüksek bir korelasyon görülmemiştir. Bununla birlikte birleşik zorluk hiyerarşisinin öğrenim psikolojik zorluğunu yansıttığı görülmüştür. Hata sıklığı arttıkça hata öneminin düştüğü ve hata sıklığı ile zorluk arasında herhangi bir bağlantı olmadığı doğrulanmıştır. Öğrencilerin, ders kitaplarında az görülen yapının içeriklerini yazıda kullanırken zorlandıkları anlaşılmıştır. Yüksek ağırlığı olan yapıların testte puanının düşük olduğu gözlemlenmiştir. Dolayısıyla, Türk öğrenciler için Kore dili öğretiminde öncelik ve ağırlık hiyerarşisi kurmak amacıyla çeşitli açılardan bir hiyerarşinin uygula-masının önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna dayanarak etkili öğretim sırası için çekim ekleri ve bağlantı ifadeleri araştırılmıştır. Çekim eklerinde önce Korece cümle yapısına göre sonra kullanım sıklığı (Korece ana dil konuşucuları derlemi), birleşik zorluk ve hata önemi hiyerarşileri ile önerilmiştir. Sonuç olarak -(이)에요((i)eyo) ve -입니다(imnida) ile başlayıp -습니다(sımnida), -아/어요(a/oyo), -지요(jiyo), -(으)ㄹ까요((ı)lggayo)?, -(으)세요((ı)seyo), -(으)십시오((ı)sipsio), -(으)ㅂ시다 ((ı)psida) öncelik sıralanması belirlenmiştir. Ağırlıkta -습니다(sımnida), -아/어요(a/oyo), -(으)ㄹ까요((ı)lggayo), -지요(jiyo), -(으)세요((ı)seyo), -(으)십시오((ı)sipsio) ve -(으)ㅂ시다((ı)psida) sırası görülmüştür. Çekim eklerinin ders öncelik sıralaması göz önünde bulundurulduğunda (으)ㄹ까요((ı)lggayo) çekim ekinin, düşük öncelik sırasında yer almakta olduğu görülmektedir. Ancak, ekin ilgili konu için önemi nedeniyle ilgili konu içinde öğretilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Ayrıca, bağlantı ifadeleri için de kapsam-lı zorluk(sözdizimsel,semantik, karşılaştırmalı) ve kullanım sıklığı ve hata önemi hiyerarşilerine dayanarak bir öncelik sıralaması önerilmiştir. Sonuç olarak --지만(ciman), -고(go:yan yana koyma), -(으)면((ı)myon:koşul), -아/어서(a/oso:sebep), -는데(nınde:zaman), -(으)면서((ı)myonso), -고(go:sıra), -아/어서(a/oso:sıra), -(으)니까((ı)nigga:sebep) sırasına denk gelecek şekilde bir öncelik sırası saptanmıştır. Ağırlıkta 10.sıraya kadar -지만(ciman), -(으)면((ı)myon), -아/어서(a/oso:sebep), -(으)면서((ı)myonso), -고(go:yan yana koyulma), -는데(nınde), -고(go:sıra), -아/어서(a/oso:sıra), -도록(dorok) ve -(으)니/니까((ı)nigga:sebep) sırası ortaya çıkmıştır. Bağlantı ifadelerinin sırasında -(으)면((ı)myon), -아/어서(a/oso), -(으)면서((ı)myonso), -(으)려고((ı)ryogo), -(으)려면((ı)ryomyon), -(으)러((ı)ryo) ve -느라고(nırago) ifadelerinin ise derste öncelik sırasında düşük olmalarına rağmen ilgili konu için ağırlıklı öğretimlerinin gerekli olduğu görülmüştür. Etkili öğretim faktörlerini araştırmak için yapılan ankette, her dersi etkileyen un-surlar arasındaki bağlantısallık ve karşılaştırmalı yapıya göre ders unsurları da araştırılmıştır. Her karşılaştırmalı yapıya göre etkili olan sınıf faktörlerinin farklı olduğunu ve özellikle en çok Türkçe gereksinimi olan yapıların 3,1,6 sıralamasındaki yapılar olduğu görülmüştür. Ayrıca, her bir yapıda, öğrencilerin düşük ve yüksek puan gruplarına göre etkili olan sınıf faktörlerinde bir farklılık tespit edilmiştir. Dolayısıyla, her bir yapıda, öğrencilerin puanlarına göre başvurulacak olan sınıf faktörleri, etkili bir öğretim için farklı bir şekilde uygulanmalıdır. Sonuç olarak Türkçeye göre etkili Korece öğretimi için altı karşılaştırmalı yapıya göre hiyerarşiler kurulup etkili öğretim sırası ve öğretim faktörü belirlenmiştir. Özellikle öncelikte ve ağırlıkta en önemli olan 5.'Korecede çoklu karşılıklı' yapı ve birleşik zorlukta en yüksek sırada olan 6.'Türkçede bulunmayıp Korecede bölünmüş olan' yapı için etkili öğretim modeli ku-rulmasının çok acil ve önemli olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkçe, Korece, Karşılaştırmalı Yapı, Sıklık, Zorluk Hiyerarşisi, Hata Önemi Hiyerarşisi, Öğretim İçeriklerinde Sıklık Hiyerarşisi, Öncelik, Ağırlık, Öğretim Sırası, Sınıf faktörleri, Öğretim Faktörleri
Hitit ritüellerinde sağaltma ve arındırma
"Hitit Ritüellerinde Sağaltma ve Arındırma" başlıklı bu tez çalışmasının iki amacı vardır: (1) Söz konusu ritüeller aracılığıyla tedavi edilen hastalık, rahatsızlık ve olumsuzlukları incelemek, onlarla ilgili belirtilen semptomlar doğrultusunda da Hititler'in muzdarip olduğu durumların, modern tıpta benzer bir karşılığının olup olmadığını belirlemek. (2) Bu ritüellerdeki uygulamaların hastaların sağaltılması ve arındırılması noktasında başvurduğu edimleri, bu edimlerin işlevlerini ve bunlar doğrultusunda da ritüellerin hasta üzerinde nasıl bir etkiye sahip olmuş olabileceğini tespit etmektir. Bu doğrultuda beş bölümden oluşan bu çalışmanın üçüncü ve beşinci bölümleri asıl olarak çalışmanın amaçlarına yöneliktir. Diğer bölümler ise söz konusu ritüellerin unsurlarını, araçlarını, öğelerini ve doğasını daha iyi anlamlandırmamızı sağlayacak bilgi ve analizler içerir. Anahtar Kelimeler: Hitit, Ritüel, Sağaltma, Arındırma, Plasebo, İyileştirme
Fahreddîn er-Râzî'nin Mu'tezile atıfları ve eleştirileri
Bu çalışma, Kelâm'da gelenek halini alan Mu'tezile atıflarını ve eleştirilerini Fahreddîn er-Râzî özelinde ve belirlenen konular çerçevesinde ele almaktadır. Bu bağlamda Ehl-i Sünnet kelâmcılarının Mu'tezile'ye yönelik atıf ve eleştirilerinin bir örneğinin sunulması ve yapılan eleştirilerin ilmî bir tahlili hedeflenmektedir. Bu doğrultuda konular, atıf ve eleştirilerin yoğunlaştığı ulûhiyet, fiiller, rü'yetullah ve kelâmullah ile hüsün ve kubuh başlıkları etrafında ele alınmaktadır. Çalışma, Kelâm ilminin kurucusu olan ve kelâmın tüm konularını sistematik olarak ele alan Mu'tezile'ye hangi gerekçeler üzerinden eleştiri yöneltildiği açısından önem arzetmektedir. Zira Mu'tezile, Hasan-ı Basrî'nin meclisinden Vâsıl b. Atâ'nın uzaklaştırılmasıyla başlayan ve daha sonra İmam Eş'arî'nin Mu'tezile'den ayrılmasıyla devam eden süreçte çeşitli yönlerden eleştiriye uğramış ve bu, bir gelenek halini almıştır. Bu gelenek neredeyse tüm Eş'arî ve Mâtürîdî kelâm eserlerinde devam ettirilmiştir. Bu bağlamda çalışmamız, kelâm düşüncesi açısından önem arz eden bu eleştirilerin gerekçe ve niteliklerinin araştırılmasını amaç edinmektedir.
Language, religion and place in Romanian adaptations of Turkish tv series
Over time, Romanian television has undergone turbulence that has led to a series of constant changes in the audiovisual market. Socio-political, economic patterns and daily life habits have influenced the flow of television to which audiences have been exposed. The television adaptation industry has gradually evolved from literary adaptations to various internationally recognized and broadcast foreign series adaptations. Over the years television adaptations have conformed to international trends, but the political economy of the market has contributed to fluctuations in the adaptation process. In the 2000s, Romania has seen an exponential increase in Latin American adaptations, and in the last five years local production of TV adaptations has focused on the famous Turkish series. In this regard, this dissertation aims to study the cultural adaptations of Turkish television series in Romanian environment as a way to exemplify how global television series are getting national and culturally localized. Through a critical perspective, this research emphasizes how Romanian cultural identity has been preserved throughout the television history, following the line of socio-political events and investigates how television series adaptations contribute to the cultural identity of Romanians highlighting on elements of language, religion, and place. Using a combination of qualitative methods, such as Focus group, analysis of data collection that implies online comments, news articles and blog posts, this research presents a complex analytical framework based on the analysis of four television adaptations of Turkish series in Romania (Aşk-I Memnu/Fructul Oprit; Ezel/Vlad; O Hayat Benim/Adela; İçere/Clanul) and their original version. Research findings show how television adaptations are reinterpreted and reconfigured in the local context, pointing to symbols, myths, practices, and representations of everyday life. As such, the broadcasting television market is open to the assimilation of new values and cultural traditions without changing its basic identity structure. The constant exposure to series from the international market familiarized the audience with new cultural patterns. Thus, even if Romania and Turkey are spatially close, the adaptation of the Turkish series in the Romanian space addressed global issues from different perspectives. The cultural negotiation and local character were provided by the distinctive elements that gave uniqueness to the new television productions and ensured the transfer to the international market flow of television series.