Master'sOpen Access

L'analyse semiotique des traductions de l'œuvre intitulée Les Misérables de Victor Hugo dans le contexte Turc du point de vue de la sémiotique de la traduction

2024
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Sündüz Öztürk Kasar

Abstract (TR)

Çalışmamızın amacı Victor Hugo'nun Sefiller adlı romanın Türkçe çevirilerinin göstergebilimsel analizini kapsamaktadır. Araştırmamızda, 19. yy. Fransız edebiyatıyazarlarından Victor Hugo'nun Sefiller adlı kitabı üzerinde çalışmayı seçtik. Sefiller, Victor Hugo'nun 1862 yılında kaleme aldığı bir romandır ve Fransız edebiyatında edebiyatdünyasında insanlık tarihinin en önemli romanlarından biri olarak kabul edilmektedir. Eser, bir somun ekmek hırsızlığından mahkûm edilen Jean Valjean'ın hikayesini konu almaktadır. Kitabın ana karakteri olan Valjean fakir bir köylüdür. 19. yüzyılın sosyal sefaletinin zorluğunu çekmektedir. Sefiller, Fantine, Marius, Cosette, Les Thénardiers, Gavroche gibi pek çok karakterin bu sosyal sefalet karşındaki direniş ve kaderini anlatsa da esas olarak Jean Valjean'ın hikayesine odaklanmaktadır. Sefiller, önemli edebi özellikler taşıyan bir eser olması nedeniyle edebiyat dünyasında büyük bir yere sahiptir ve eser şiir gibi çeşitli edebi metin türlerini bir araya getirmektedir. Sefiller aynı zamanda sosyolojik önemi de olan bir eserdir. Zira, Sefiller 19. yüzyılın eşitsizliklerini, toplumsal adaletsizliklerini yansıtmaktadır. Eser o dönemde işçi sınıfı, köylü, burjuva gibi çeşitli toplumsal sınıfların mevcut olduğunu, dolayısıyla her sınıfın farklı hak ve özgürlüklere sahip olduğunu göz önüne sermektedir. Kitapta bu sosyal eşitsizlikler konu alınıp, okuyucuya hissettirilmiştir. Edebi ve toplumsal bağlamda önemli bir eser olduğundan, bu eserin birçok dile tercümesi yapılmıştır. Roman pek çok kez Türkçeye çevrilmiştir ancak Türkçeye ilk çevirisi 1862 yılında Münif Paşa tarafından yapılmıştır. Bu çalışma, romanın gösterge alanını daha iyi analiz edebilmek için romanın dört Türkçe versiyonunu çeviri göstergebilimi açısından incelemektedir. Giriş bölümünde 19. yüzyıl edebiyatı hakkında bilgi verilmektedir. 19. yüzyıl edebiyat tarihi, edebî eserlerin yazarın kendi gerçekliğiyle ilişki içinde yaratıldığını göstermektedir.19. yüzyıl edebiyatı bireyin iç dünyası, kendi gerçeklikleri ve dönemlerinin sosyo-kültürel koşullarını yansıtmaktadır.O dönemin edebiyatı gerçeklik ile irade arasında kalma ya da kaçma arayışı içindedir. Sefiller, yazarın kendi gerçekliğinden izler taşıyan bir eserdir. Eserde Hugo'nun sürgüne gönderilmesinin ardından topluma entegre olma çabasını ve yazarın kendi sürgün deneyimlerinden izler taşımaktadır. Çalışmamızın temel amacı, göstergebilim ile edebi çeviri arasındaki ilişkiyi göstermektir. Bu amaçla göstergebilim ile gösterge-analitik arasındaki ilişkibir sonraki bölümde sunulmaktadır.Anlam arayışında göstergebilim edebi çeviride vazgeçilmez bir araçtır. Göstergebilim, çeviri metnin eleştirisine ve analizine katkıda bulunmaktadır. Böylece orijinal metin ile çevrilmiş metninanlamsal evrenleri karşılaştırılmaktadır. Araştırmamızda eserin dört farklı tercümesi incelenmektedir. Bu araştırmada rehberimiz göstergebilimdir Bir sonraki bölümde araştırma problematiği, analiz yapısı ve bu çalışmaya yönelik metodolojik bakış açısı tanımlanmaktadır. Her metnin gösterge evreninin işaretlerini ve anlamları sunulmaktadır. Öncelikle, eserin dört farklı çevirisine genel bir bakışla başlayıp çevirmenleri hakkında bilgi verilmektedir. Çalışmamızın temel amacı, çevirmenin çeviri sürecinden haberdar olmasını sağlamak ve çevrilecek orijinal metnin gösterge evrenini oluşturan göstergeleri yeniden üretmesini sağlamaktır. Çevirmen bu yöntemle, kaynak metindeki göstergeleri yani metni oluşturan sözcükler, semboller, imgeler, kültürel unsurları belirler ve bunların anlamlarını analiz eder. Bu analiz de, metnin kültürel ve semantik boyutlarını kavramaya yardımcı olmaktadır. Göstergeler belirli bir amaca ve duruma işaret ederler. Her iletişim türünde bu göstergeler yinelenir ve yeni anlamlar kazanır. Bu yeni anlamlarda seçilen kelimeler, jestlerimiz, mimiklerimizle yeni göstergeleri oluşturur. Göstergebilimde, bu yeni anlamlar kazanan göstergelerin nasıl kullanıldığını ve nasıl anlaşıldığını ele alan dilbilgisel, toplumsal, kültürel bir araştırma alanı sunar. İsviçreli dilbilimci Ferdinand de Saussure'e göre dil bir gösterge dizgesidir ve her kelimenin anlamı ile kendisi arasında herhangi bir bağ bulunmamaktadır. Göstergebilim dilin dışında resim, mimari, müzik gibi çeşitli alanlarda da bir rehber görevi üstlenir. Zira göstergebilim yöntemiyle her sistemin nasıl anlaşılacağını ve bu sistemlerin nasıl yorumlanacağını anlaşılıp, analiz edilebilmektedir. Çeviri, özellikle de edebi çeviri yalnızca ele alınan eserin kelimelerini yani dil göstergelerini düşünerek değil aynı zamanda bu dil işaretlerinin ait olduğu sosyal göstergelerin de göz önünde bulundurularak metnin yeniden yazılması işidir. Bu yeniden yazma işi göstergebilim sayesinde, göstergebilimsel metotlarla, göstergebilimsel okumalarla daha kolay ve daha anlaşılır bir süreç haline gelmektedir. Bu nedenle gösterge evreninin dönüşüm, değişiklik ya da bozulma aşamalarını gözlemlemek amacıyla romanın dört Türkçe çevirmeni tarafından yeniden üretilen dört göstergesel evreni, orijinalini dört farklı çevirisiyle karşılaştırarak incelenmektedir. «Çeviride Anlam Evrilmesi Dizgeselliği çevirmenin anlam arayışı sırasında devreye giren dokuz eğilimi içerir: bu eğilimler anlamın aşırı yorumlanmasından başlayıp her kademede anlama daha ciddi bir müdahale getirerek anlamın yok edilmesine kadar varırlar. Eşit bir biçimde üç anlamlama alanına dağılan bu dokuz "eğilim"in etkisiyle, dokuz türde anlamı "eğilip bükülmüş" çeviri türü ortaya çıkar.8» Bu amaçla Sündüz Öztürk Kasar'ın 2020 yılında hazırladığı Systématique de la désignification en traduction adlı çalışmasında çeviride anlam evirici eğilimler dizgeselliğini sunulmaktadır.. Öztürk Kasar tarafından hazırlanan bu tablo, çeviri sırasında üç düzeyde ve dokuz derecede anlam evrilme sürecini göstermektedir. Öztürk Kasarifade belirlemeyi, çeviride göstergelerin bulunması ve çoğaltılması sırasında anlamın dönüşümü, değişimi, bozulması veya yok edilmesi eylemi veya durumu olarak tanımlamaktadır. Birinci düzeyde, anlamın aşırı yorumlanması, anlamın bulanıklaştırması ve anlamın eksik yorumlanmasıyla anlamın değiştirilmesini sağlanır. Anlamın aşırı yorumlanması, orijinalin anlamına aşırı yorum yapılması anlamına gelir veya aşırı çeviriye neden olur. Anlamın bulanıklaşması, gizli ya da belirsiz anlamı, orijinalin açık anlamı haline getirir. Anlamın yetersiz yorumlanması, orijinalde sağlanan bilgilerin gözden kaçırılmasına neden olur. İkinci aşamada anlamın değişmesi, eğreti çeviri, başka anlam ve anlamın karşıt anlamlarıyla sağlanmaktadır. Bu aşamada olası anlam ama bağlamda güncellenmemiş, yenilenmemiş anlamı içermektedir öyle ki asıl metinden farklı eğreti bir anlam ortaya çıkmaktadır. Başka anlamda ise asıl metinle hala anlamsal bir bağlantısı olmakla birlikte çeviri yoluyla hatalı başka bir anlamın ortaya çıkması söz konusudur. Anlam karşıtlığı orijinal metne göre zıt bir anlam sağlamaktadır. Üçüncü aşamada anlamın saptırılması, anlamın yok edilmesi ve yok edilmesiyle anlamın bozulmasına neden olmaktadır. Anlamın saptırılması, orijinal metinle anlamsal bağlantısı olmayan bir anlam yaratmaktadır. Anlamın yok edilmesi, artık anlamın olmadığı bir çeviri sağlamaktadır. Göstergenin yok edilmesi anlambiriminitamamen ortadan kaldırmaktadır. Çalışmanın bir sonraki bölümünde çeviriler göstergebilim bağlamında karşılaştırılmaktadır. Her çevirinin göstergebilimsel evreninin dönüşüm, değişiklik veya bozulma aşamaları gözlemlenmektedir. Çalışmamızdaki ilk tercüme Ceride-i Havadis'te yayınlanan Mağdurin Hikayesi isimli versiyonunu oluşturmaktadır. Bu eser, Fénelon'un Télémaque'ından sonra Osmanlı tarihinde Türkçeye çevrilen ikinci batılı romandır. Roman birçok kez Türkçeye çevrilmiştir ancak Türkçeye ilk çevirisi 1862 yılında Mağdurin Hikayesi adıyla yapılmıştır. 5 Mayıs 1862'de Ruznâme-i Ceride-i Havadis gazetesi, eseri ve bu eserin müellifini Türk okuyucuya tanıtmak amacıyla Sefiller'in içeriği olarak kısa öykü niteliğinde kısa bir özet yayınlamıştır. Bu özetin dili edebi bir dilden uzaktır. Orijinal metinde olduğu gibi çeviri metni de kişi ve yer isimleri değiştirerek Hugo'nun hayatını yansıtmaktadır. Çalışmamızın ikinci tercümesi Şemsettin Sami nüshasıdır. Bu çeviri orijinal eserin başlığının kelimesi kelimesine çevirisiyle yani Sefiller adıyla yayımlanmıştır. Şemsettin Sami, eserin ilk 402 sayfasını başından itibaren 9. bölümün Marius adlı ikinci bölümüne kadar tercüme etmiştir. Yani Şemsettin Sami eserin tercümesini tamamlamamıştır. Kerman'ın 1978 yılındaki araştırmasından, Şemsettin Sami'nin çevirisinin 1911 yılında Sabah gazetesi Yayın Kurulu müdürü Hasan Bedrettin Bey tarafından tamamlandığını ve bu çeviriyi 1934 yılında Latin harfleriyle yaptığını öğrenilmektedir. Şemsettin Sami'nin çevirdiği kısım yani bu versiyonda, eski kelimeler yer almakta ve bu kelimeler bazen orijinalinden uzak anlamları yansıtmaktadır « Le point le plus critique dans la traduction de Şemsettin Sami était le fait qu'il ait traduit « à la lettre >> le langage de Hugo par crainte de ne pas gâcher le style de l'original. » 9 Çalışmamızdaki üçüncü çeviri ise Cenap Karakaya çevirisidir. Karakaya'nın çevirisi 2013 yılında Sefiller adıyla yayımlanmıştır. Çeviri, Victor Hugo'nun yaşamını ve eserlerini dönemin sosyolojik ve politik olaylarıyla karşılaştıran illüstrasyonlar ve kronolojik bir listeyle başlamaktadır. Çalışmamızdaki dördüncü çeviri, çevirisini 2016 yılında Sefiller adıyla yayınlayan Volkan Yalçın Toklu'ya aittir. Toklu kaynak metindeki biçimi koruyarak yalın bir dilde çeviri metni sunmaktadır. Her çeviri metninin tanıtımının ardından bu çevirilerde bulunan örnekler signification yani anlam bağlamında karşılaştırılmaktadır. Bu karşılaştırmayı yapabilmek için, her versiyondaki anlamlamanın orijinal metinle karşılaştırmalı örneklerini bulunan tablolar hazırlanmıştır. Her örnek için bulunan eğilimler açıklanmaktadır. Bir sonraki bölümde analiz sürecinde karşılaşılan zorluklardan bahsedilmektedir. Bu zorlukların dilsel ve kültürel farklılıklardan kaynaklandığı belirtilmektedir. Dil ve kültür birbirinden ayrılamaz iki kavramdır. Dolayısıyla edebi bir metin, bir dilin kültürel ürünü olduğundan her zaman ait olduğu dilin kültürel unsurlarını taşımaktadır. Bu bağlamda kültürel unsurlar bazen çeviri sürecinde çevirmen için zorluk teşkil etmektedir. Bu nedenle bir çevirmenin öncelikle kendi diline, aynı zamanda hedef dile hâkim olması gerekir. O halde çevirmenin deyimsel ifadeler gibi kaynak kültürü ve hedef kültürü mümkün olduğu kadar bilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda burada, edebi bir metni analiz etmek ve tercüme etmek için göstergebilimin önemini vurgulamak gerekir. Çevirmenin edebi çeviriyi yapmadan önce metni analiz etme duyarlılığına sahip olması gerekmektedir. Göstergebilim, metinlerin, anlamların ve bağlamların nasıl yapılandığını ve aktarıldığını inceleyen bir bilim dalıdır. Çeviri bağlamında, göstergebilim metinlerin farklı dillerdeki anlamlarının nasıl değiştiğini ve bu anlamların hedef metne nasıl aktarıldığını anlamaya rehberlik etmektedir. Göstergebilimsel yöntemle metin analizi, çevrilmiş metinle kaynak metin arasındaki anlam bağlamındaki farkları ve benzerlikleri incelemeye olanak tanır. Bu analiz, her iki metnin göstergelerini inceleyerek ve bu yöntemle metinlerin anlam dünyalarını karşılaştırarak çevirmenin kaynak metindeki hangi anlamları koruyup hangilerini hedef metinde yeniden şekillendirdiğini belirlemektedir. Bu okuma ve çözümleme yöntemlerini oluşturmada göstergebilim rehber olmaktadır. Özellikle, bazı edebi eserler yazarının üslubu yani yazarının dili ve kullandığı kelime seçimleri nedeniyle okuma ve özellikle analiz sürecinde büyük bir zorluk teşkil etmektedir. Bu çeviri sürecinin doğru ve kolay bir şekilde ilerleyebilmesinde izlenecek yöntemler büyük bir önem taşımaktadır. Çevirmenin ilk olarak kaynak metindeki gösterge alanını iyi anlaması ve analiz etmesi gerekmektedir. Zira göstergebilimsel açıdan iyi analiz edilmiş bir metin özellikle edebi bir eserse çeviri sürecinde erek metinde anlam evrilmesi dediğimiz anlamın değişmesi, dönüşümü ve bozulması gibi bazı eğilimler olmadan anlaşılabilir ve kaynak metinden uzak olmayan bir metin olarak ortaya çıkmaktadır. Bir sonraki bölümde, her versiyonun önsözlerini karşılaştırmak için çevirilerin önsözlerini ekler bölümünde vermekteyiz. Bu önsözleri eklememizdeki amaç, her çevirmen ya da editörün kaynak metinden farklı bir önsöz metni eklemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Önsözlerdeki bu farklılık çevirmenin kelime seçimleri, etkilendiği akım, çeviri yaptığı dönem gibi birçok unsurdan etkilenmektedir ve bu unsurlarda çevirmenin dilini yani üslubunu etkilemektedir. Her versiyon için önsöz seçimi farklıdır ve ekler kısmında bu farklı önsözleri Fransızca çevirileri ile sunmaktayız. Aslında bu önsözler bize tercümanların çeviri süreçlerinde izledikleri yöntemler, etkilendikleri akım ve buna bağlı olarak sözcük seçimleri ve biçemlerini etkileyen unsurları gösterdiğinden bir ayna görevi üstlenmektedirler. Öyle ki romanda yer alan önemli olayların görselleri ve kronolojik listeleri Karakaya'nın çevirisinde önsözden hemen önce okuyucuya sunulmaktadır. Son olarak, tezden elde edilen sonuçlar değerlendirilmektedir. Bu bölümde tez konusu tanımlanmaktadır ve, kullanılan yöntemler özetlenmektedir. Elde edilen ana sonuçları anlatarak bu çalışmadançıkarılan sonuçlara değinerek çalışma sonlandırılmaktadır. Bu çalışmada, Sündüz Öztürk Kasar'ın 2008 yılında sunduğu ve önce Çeviride Anlam Bozucu Eğilimler Dizgeselliği olarak adlandırdığı ancak nihai aşamada bu çalışmayı güncelleyerek Çeviride Anlam Evrilmesi Dizgeselliği olarak 2020 'de yeniden adlandırdığı çalışmadan yararlanılmaktadır. 10İncelememizde anlam sorunlarının eserin anlam alanı, eserin dolay anlam alanı ve anlamsızlık alanı gibi üç anlam alanında işleyen bir sistematik oluşturduğu görülmektedir. Çalışmada bu üç alanda izlenecek adımlardan yararlanarak örnekler karşılaştırılmaktadır. Karşılaştırılan anlam evirici eğilimlerin her aşamada anlamı farklı derecede etkileyen bir süreçten geçtiği sonucuna varılmaktadır. Çalışmanın amacı, çevirmenin çeviri sürecindeki farkındalığını artırmak ve çevrilecek asıl metnin gösterge evrenini oluşturan göstergeleri yeniden üretmesini sağlamaktır.

Author

Dr. Serpil Özbüker

How to Cite

Serpil Özbüker (Yüksek Lisans Tezi). L'analyse semiotique des traductions de l'œuvre intitulée Les Misérables de Victor Hugo dans le contexte Turc du point de vue de la sémiotique de la traduction, 2024, Galatasaray University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University