DoctorateOpen Access

Müellifliğin inşaası ve bozulmasında mimari tasarım stüdyosunun potansiyelleri

Is this your thesis?

This record came from a bulk archive import. If it’s yours, link it to your profile.

2016
0 views
0 downloads

Abstract (TR)

Mimari müelliflik, mimarlık disiplininin etik, politik ve sosyal tavrını yönlendiren, sadece mimari ürünlerin düşünsel, estetik, kullanıma veya uygulamaya yönelik niteliklerine değil, aynı zamanda mimari süreçler aracılığıyla insancıl ve toplumsal etkilerine de şekil veren, temel ve karmaşık bir olgudur. Mimarlık kültürü içinde mimarlık disiplininin başlangıcından beri var olan, kanıksanmış ve kemikleşmiş geleneksel müelliflik kurumu ile buna karşı geliştirilen yepyeni, radikal açılımlar eşzamanlı ve etkileşim içinde devinerek süregelmektedir. Teknolojik ve kültürel dönüşümlerle giderek katmanlılaşan karmaşık yapısı ve doğurduğu kritik sonuçlar gereği mimari müelliflik olgusu mimarlık eğitimi dahil tüm mimari düşünce ve üretim alanlarında eleştirel bir bakışla yeniden değerlendirilmelidir. Mimarlık eğitimi ve stüdyo pedagojisi ile, tekno-kültürel dönüşümler sonucu ortaya çıkan yeni müelliflik kurguları, son yıllarda, birbirinden ayrı olarak akademik ve mesleki ortamlarda çokça üzerine çalışılan ve tartışılan konular olmuştur. Bahsi geçen alanlardaki tartışma ve gelişmeler, mimari düşünce ve eylemlerde de etkisini göstermiş, hem mimarlık kültürü hem de eğitiminde çeşitli söylemlerin ve pedagojik deneylerin önünü açmıştır. Bu iki alanın kesişiminde ortaya çıkan çelişki ve potansiyellerin müelliflik rollerinin tohumlarının atıldığı mimari tasarım stüdyosundaki karşılığı üzerine yapılacak akademik bir inceleme, değerlendirme ve eleştiri fikri bu tezin gerçekleştirilmesindeki temel itkiyi oluşturmakta ve gelecekteki olasılıklar adına incelemeye değer ilişkiler sunmaya devam etmektedir. Bu tez çalışmasının temel hedefi mimarlık eğitiminin, özellikle de mimari tasarım stüdyosunun mimari müelliflik ile ilgili kabulleri biçimlendirmek ve dönüştürmekteki rolünü araştırmaktır. Mimari tasarım stüdyosunun müelliflik kurgusunu oluşturma ve dönüştürme amacına hizmet eden açık veya içkin pedagojik yöntem, araç, ortam ve söylemlerinin araştırılması, bulguların eleştirel bir bakışla incelenmesi, böylece, geleneksel müelliflik kültürünün gölgesi altında kalan sosyal ve yaratıcı mimari üretim imkanlarını yeniden gün ışığına çıkaran bir mimari tasarım stüdyosu ve mimari müelliflik olasılıklarının tartışılması hedeflenmektedir. Çalışma iki temel hipotez üzerine kuruludur: birincisi, mimarlık eğitimi kültürünün günümüzde halen yaygın olarak 15.yüzyılda inşa edilmiş tekil-vizyoner-deha müellif mimar figürü üzerine kurulu olduğu, ikincisi ise mimarlık eğitiminin kalbi ve beyni olarak kabul edilen mimari tasarım stüdyosunun, mimari müelliflik rolleri, ilişkileri ve davranışlarının ilk olarak inşa edildiği, geliştirildiği ve uygulandığı pedagojik bir araç olduğudur. Özetle mimarlık eğitimi, özellikle de stüdyo ortamı, özgünlük üretimi aracılığıyla "yaratan müellif" figürünü besleyen, gerekçelendiren ve yönlendiren kavramsal ağ ve kabuller ile donatılmış bir uygulama alanıdır. Bu kabullere dayanarak, tez çalışması aracılığıyla mimari tasarım stüdyosunun pedagojik olarak belli müelliflik kabullerini nasıl inşa ettiği ve sürdürdüğü ile aynı zamanda nasıl dönüştürüp, çeşitlendirdiğini incelemek ve anlamak hedeflenmektedir. Bu anlayışın devamında, mimari tasarım stüdyosu kültüründeki ritüeller ve alışkanlıklar ile yaşatılan geleneksel müelliflik kabulüne alternatif olarak geliştirilen yeni müelliflik kurgularının mimarlık eğitimindeki sonuçlarının müelliflik sorunsalı ışığında sorgulanması, eleştirilmesi ve bu vesile ile mimarlık eğitiminde baskılanmış potansiyellerin ortaya çıkarılması tezin hedefleri arasındadır. Mimarın bağımsız, güçlü ve otoriter bir figür olarak inşası, mimarlık alanının 15.yüzyıl itibariyle özerk bir disipline dönüşerek kurumsallaşmasını sağlayan temel yapı taşlarından biridir. Rönesans düşüncesi, bireyi örgütlü üretim topluluklarındaki anonim konumundan çıkararak, kişisel donatı, yetenek ve becerileriyle yüceltir, ayrıcalıklı bir konuma taşır. Teknolojik gelişmelerle körüklenen bu sosyal ve felsefi dönüşüm aracılığıyla bugün modern toplumda kabul gören pek çok mesleki tanım bu dönemde ortaya çıkmış, bireylerin bu tanımlara uygun yetişmesini sağlayan kurumlar inşa edilmiş, onlara atfedilen ayrıcalıklı statüleri denetleyen mekanizmalar icad edilmiştir. Mimar da aynı dönemde, benzer bir düşünsel kurgunun ürünü olarak şekillenmeye başlayan bir figürdür. 1452'de Leon Battista Alberti'nin tanınmış mimari eseri "De re aedificatoria", mimarı inşa eden ustalardan farklı olarak, ulvi güzellikleri zihninde hayal ederek yer yüzüne aktarabilen yarı-tanrısal, "yaratıcı" bir figür olarak tarif eder. Böylece mimar ilk defa bir müellif olarak ortaya çıkmış, mimarlık ise inşa etmenin ötesinde özgün ve biricik yaratıcı fikirlerin de birer mimari eser olarak görüldüğü ve mimari temsiller aracılığıyla ortaya konduğu bir alan haline gelmiştir. Mimarlık kültürü uzun zamandır Alberti'nin tarif ettiği çerçevede kurumsallaşmış bir müellif kavramı (latince kökeniyle author) ile ona akraba olan müelliflik (authorship), iktidar (authority), özgünlük (authenticity) ve yetkilendirme (authorization) gibi kavramlar ağı ile örülüdür. Yoktan var eden yarı tanrısal bir müellif figürü, onun biçimsel farklılaşmaya dayalı biricik değer ve özgünlük üretme anlayışı, bu anlayışa dayalı yaratıcılık ontolojisini üreten, sürdüren ve denetleyen kurumlar vb. böyle bir kuramsal altyapıdan beslenmeye devam eder. Bu kavramsal çerçeve zamanla mimarın yetki, kazanım ve sorumlulukları güncel koşul ve kabullere göre her seferinde yeniden inşa eden, düzenleyen, sürdüren ve hükmeden kültürel, sosyal, ekonomik ve yasal bir sistemler bütününe evirilmiştir. Mimar figürünün iktidar arayışı mimarlık disiplini tarihi boyunca önceliğini her ne kadar korumuş olsa da, bu arayışı meşrulaştırmak için geliştirilen tekil-deha-müellif-mimar figürü ve onun yasal düzenlemesi, çoğu zaman, mimarlık bilgisinin karmaşıklığı veya mimari süreçlerin çoğulcu ve çok katmanlı yapısı ile örtüşmemektedir. Fikri mülkiyet mekanizması, diğer deyişi ile müelliflik kurumu, mimarlık alanı için hep zor, bulmacalı ve sorunlu bir konu olagelmiştir. Özellikle 20.yüzyıl itibariyle teknolojik gelişmelerle ortaya çıkan sosyo-ekonomik ve kültürel değişimler, müşterek bilginin mülkiyeti ve yönetilmesine dair oluşmuş derin iktidar yapılarının sorgulanmasına sebep olmuştur. Bilginin çoğalması, yaygınlaşması ve disipliner sınırların çözülmesi bilginin mülkiyeti üzerinden kurulan iktidar ilişkileri ve onun etkisiyle baskılanmış birçok üretim alanında krize yol açmış, bu durum çeşitli alanlarda felsefi, ekonomik ve sosyolojik boyutlarıyla eleştirilmiştir. Müelliflik sorunsalı olarak adlandırılan bu sorgulayıcı tavır, edebiyat, çağdaş sanat, tasarım, müzik, yazılım vb. pek çok yaratıcı pratikte yarı-ilahi tasarımcı birey ile onun yoktan yaratma saplantısını sorgulamaya, dönüştürmeye yönelik arayışlara sahne olmuştur. Bu arayışlar özgünlük kavramını yeniden tarif ederken, aynı zamanda, doğrudan veya dolaylı olarak üretim, sahiplik, ilişkisellik, çoğulculuk, bağlamsallık gibi kavramlara alternatif yaklaşımlar üretir. Benjamin, Barthes, Foucault, Eco müelliflik tartışmasını gündeme taşıyan önemli düşünürlerdendir. Bu düşünsel ortamda yeşeren bireysel ve çoğulcu pratiklere ek olarak, ikisinin arasında konumlanan, çeşitli yeni üretim, paylaşım, müzakere araçları, teknolojileri ve ortamları ortaya çıkar. Mimarlık pratiği ve mimarlık eğitiminde de benzer eğilimler sonucu, yaygın geleneksel tekil-otoriter müellif kurgusuna alternatif çeşitli yaklaşımlar giderek çeşitlenmeye ve görünürlük kazanmaya başlar. Mimar figürü değişen konvansiyonlara göre bir yandan yetkin ve otoriter konumunu her seferinde yeniden inşa etmek zorunda kalırken, bir yandan da ortaya çıkan bu yeni olasılıklar kemikleşmiş yalnız ve kapalı kimliğini aşındırılır. Mimar figürü bir yandan farklılaşma ve kendini var etme dürtüsüyle itkilenirken, eğitim ve mesleki kurumların sırtına yüklediği kültürel kimliğin, geleneklerin, mitolojilerin ağırlığı altındadır. İronik biçimde, aynı eğitim formasyonu, kendisinden mevcut normları aşıp yepyeni, özgün ve daha ileri olanı üretmesini bekler. Tez çalışması bu kapsamda iki temel problemi ele alır. İlk problem mimarlık eğitimi ve özellikle stüdyo kültüründe tekil-otoriter müellif mimar mitolojisine dayalı hakim pedagojik yaklaşımın mimari bilgi ve eylem üretiminde değerli olan diğer öncelikleri sekteye uğratmaya devam etmesidir. Bu problemin devamında ise, bu duruma karşılık ortaya çıkan ve giderek yaygınlaşan alternatif müelliflik kurguları üreten mimari tasarım stüdyosu pratikleri üzerine kapsamlı eleştirel yaklaşımların azlığıdır. Geleneksel müelliflik kurgusuna alternatif olma iddiasıyla ortaya çıkan çoğu stüdyo pedagojisi kapalı, yalıtılmış tasarım süreçlerini, biçimsel biricikliğe indirgenmiş özgünlük anlayışını, sorunlu ve kısıtlanmış etkileşim ilişkilerini başka şekillerde yeniden üretme potansiyeline sahiptir. Bu çalışma özelinde mimarlık kültürünün bir nüvesi olarak görülebilecek mimari tasarım stüdyosu, çeşitli vektörel güçlerin etkisi altındaki bir alana konumlandırılır. Bu dinamik vektörel alanda mimarlık bilgi ve eylemleri hem otoriter, kontrol edici, baskılayıcı disipliner etkilerin, hem de aksine, disipliner sınırlarını aşındıran, çözen, dönüştüren itkilerin etkisi altındadır. Böylesine dinamik bir alana konumlandırılmış mimari tasarım stüdyosundaki müelliflik olgusunu araştırmanın üç temel ayağı bulunur: ilki, geleneksel tekil-dahi-mimar müellif figürünü inşa eden ve sürdüren yaklaşım, ikincisi, müelliflik sorunsalı ile tetiklenen alternatif müelliflik pratiklerinin stüdyo ortamında üreten yaklaşımlar ve üçüncüsü her iki yaklaşımı bir süreklilik ve etkileşim içinde ele alan, değerlendiren ve eleştirel bütüncül bir araştırmadır. Tez ilk olarak (ikinci bölümde) müellifliğin pedagojik olarak inşa edilmesini incelemek amacıyla tarihsel ve kuramsal bir arka plan çalışması ile başlar. Bu çalışma için mimarlık ve müelliflik alanlarından seçilen kritik kavramlar ilişkisel bir yaklaşımla ele alınır. Her iki alandan seçilen, birbiriyle ilişkili dörder adet kavram çift olarak eşleştirilerek çarpıştırılır. Bu ikili yapıdaki okuma, müelliflik ve mimarlık kavramlarını arasında tek başlarına ele alındıklarında belirgin olmayan ilişkileri açığa çıkararak geleneksel mimari müellifliğin arka planında yatan niyetler, motivasyonlar, örtük ve sorgulanmamış ilişkiler, söylemler, mitolojiler, kurumsal ve disipliner düzenlemeleri tartışmaya açar. Bu tartışmanın devamında mimari tasarım stüdyo kültürü özelinde geleneksel müellifliğe dair davranış kalıplarını geliştirmek için kullanılan pedagojik yöntemler, tasarım araçları, ortamlar, ritüeller, ilişkiler vb. gözden geçirilir. Eğitimsel bir kavram olan "gizli müfredat" aracılığıyla mimari tasarım stüdyosunun tekil-yaratıcı mimar figürüne dayalı müelliflik kabulünü nasıl kurguladığı ve güçlendirdiği ana hatlarıyla incelenir ve detaylı olarak tartışılır. Ortaya çıkan müelliflik-kurgulayıcı genel geçer kabuller özetle şöyle sayılabilir; bireyselliğin müelliflik için temel şart olarak görülmesi, tasarımın boşluktan meydana gelmesi, özgünlük ve biricikliğin yaratıcılığın ön şartı olması kabulü, mimarlık kültürünün rekabetçi bir kültür olması, stüdyonun hiyerarşik işleyişi, stüdyo ortamının dış dünyadan, öğrencilerin de diğer tüm aktörlerden yalıtılması, dışarıdaki dünyanın stüdyoda simüle edilmesi, temsil araçlarının mimari fikirleri ideal halleriyle gerçekleştirip, en özgün ve orijinal halleriyle sabitleyen bir araç olarak görülmesi. Üçüncü bölüm hem geleneksel müelliflik kurgusunu sorunsallaştıran eleştirel kuram ve yaratıcı pratikleri, hem de bu pratiklerin etkisiyle müelliflik kurgusunu mimari tasarım stüdyosu kapsamında bozmaya, yıkmaya ve dönüştürmeye niyet eden pedagojileri ele alır. Üçüncü bölümün ilk yarısında müelliflik kurgusunun 20.yüzyıl başı itibariyle nasıl sorunsallaştırıldığı gerek söylem gerek uygulama bağlamında incelenir. Benjamin, Barthes, Foucault, Eco'nun eleştirel çalışmaları müelliflik sorunsalının söylemini yaratıcı pratikler bağlamında kavramak için yeniden ele alınır. Devamında, bu söylemlerin etkili olduğu 1960'lar itibariyle farklı yaratıcı alanlardan müellifliği çeşitlendiren, çoğaltan yöntem, söylem, araç, vb. karakterdeki kavramlar araştırılır. Elde edilen kavram seçkisi derlenerek sözlük formatında alfabetik olarak dizilir, ardışık okuma ile incelenir. Bu kavramlar daha sonra kutupsal bir harita üzerine yerleştirilerek kendi disipliner, alansal veya tarihsel bağlamlarından bağımsız olarak, üretim yapan aktörlerin ilişkisi, sayısı, temsil araçlarının türü ve işlevi gibi değişkenlere göre aynı düzlemin çeşitli noktalarına konumlandırılır. Çoğulcu üretimler veya kişi sayısının önemsiz olduğu üretimler ile temsil araçlarınına bağımlı veya bağımsız üretimler arasında uzanan iki kutup çizgisinin kesişiminde oluşan alanda çok çeşitli ara durumlar gözlenmiş, seçilen örneklerin müellifliği kurgulama biçimlerindeki farklılaşmalar, kümeleşmeler, karakterler, ayrışmalar ve eğilimler üzerine gözlem yapmak mümkün olmuştur. Bu gözlemler sonucunda 20.yüzyıl başı itibariyle çeşitli kuramsal çerçevelerde de tartışılan müelliflik sorunsalının yaratıcı pratiklerde etkisinin çok çeşitli şekillerde görünür olduğu, bu çeşitliliğin birbirinden farklı önceliklere sahip çok farklı müelliflik pratiklerini ortaya çıkardığı, dolayısıyla müelliflik kurgusunun da sorunlaştırmanın birden çok yöntem, araç, motivasyon ve önceliklerinin bu çeşitlilik ve çok katmanlılık içinde tartışılması gerektiği ortaya konmuştur. Aynı bölümün devamında araştırmanın odağı tekrar mimari tasarım stüdyosunda müelliflik kurgusunun nasıl çeşitlendirildiği, dönüştürüldüğüne yöneltilmiştir. Bu amaçla 1930'lar itibariyle çeşitli coğrafi ve kültürel bağlamlardan toplanmış çeşitli mimari tasarım stüdyosu örneklerinin geleneksel tekil-deha-yaratıcı mimar müellif kabulünü sorgulayan, çeşitlendiren, dönüştüren ve bozan pedagojik yaklaşımları ele alınmıştır. Bu örneklerin incelenmesinde bir önceki bölümde açığa çıkan geleneksel müelliflik kabullerinden yola çıkılarak her örneğin hangi müelliflik kabulünü bozmaya, dönüştürmeye, yıkmaya yönelik bir strateji geliştirdiği ve bunu hangi pedagojik taktiklerle yapmaya çalıştığı araştırılmıştır. Bunun için seçilen 14 adet mimari tasarım stüdyosu örneğinin stüdyo metni, işleyişi, organizasyonu, mekan kullanımı, temsil ve tasarım araçları vb. doğrudan katılım ve gözlem, öğrenci çalışmaları, stüdyonun çıkardığı veya stüdyo üzerine çıkarılmış yayınlar üzerinden elde edilen bilgiler ışığında gözlemlenmiştir. Bu inceleme sonucu ortaya çıkan çeşitlilikte altı adet strateji tespit edilmiştir: Buluntu, sıradan ve yinelenenin keşfi, Aktörlerin çokluğu, Genişletilmiş bireysellik, Stüdyo mekanının terk edilmesi, Bir tasarım stratejisi olarak açıklık, Güdümlü müellifler. Bu stratejik yaklaşımlar tez strüktürü içinde bu kategorik başlıklar altında verilen örneklerle okuyucuya sunulmuştur. Nitekim bu kategorilerin sayısının ve sınırlarının çok değişken olduğu, bazı stüdyo örneklerinin birden çok strateji ve taktiğe başvurarak onlar arasında yeni ilişkiler ürettiği gözlemlenmiş, bu durum çeşitli grafik anlatımlar ile görselleştirilmiş ve tartışılmıştır. Bu çalışma pratik sebeplerle mimari tasarım stüdyosunun müelliflik kurumu üzerindeki rolünü müellifliğin inşası ve bozulması olarak ikiye ayırarak inceliyor olsa da, aslında bu gündemlerin birbirine zıt ve ayrışmış bir ikililik olarak değil, içe içe geçmiş, eşzamanlı ve karmaşık, çok katmanlı ve evrimsel bir süreklilik içinde olduğunu kabul eder. Mimari tasarım stüdyo kültürü de, mimarlık kültürü gibi, tarihsel süreklilikler ile radikal dönüşümlerin çatıştığı ve eşzamanlı olarak var olduğu bir ortamdır. Bu kabul çerçevesinde dördüncü bölüm, tezin önceki iki bölümünde ayrı ayrı ele alınan mimari müellifliğin inşası ve bozulması konularını bir araya getirmeyi hedefler. Önceki bölümlerin araştırma sonuçları, elde edilen bulgular ve tartışmalar tezin araştırma sorusunu yeniden ele alan ve bu amaca yönelik üretilen ilişkisel bir tablo ile bir araya getirilerek bütüncül bir şekilde incelenir. Ortaya çıkan çapraz ilişkiler ve etkiler üzerinden elde edilen sonuçlar tartışılırken, gerek müelliflik kavramının gerek mimari stüdyo kültürünün içindeki çok sayıda değişkenin bir araya gelişlerinden bu konuda üretilebilecek pozisyonların çokluğu göze çarpar. Bu bütüncül tablo içinde değerlendirilen birikim ve tartışmalar ile alternatif müelliflik modellerine dair bir takım kabuller çürütülürken, mimari stüdyo pratiklerinde giderek yaygınlaşan alternatif müelliflik yaklaşımlarının pedagojik niyetleri ve uygulamalarına dair eleştiri üretilebilecek bir altlık elde edilir. Tez boyunca sürdürülen tartışmalara dayanarak söylenebilir ki, mimari müelliflik mimari üretim ilişkilerinde disipliner otorite ve kontrol mekanizmalarını oluşturmak ve sürdürmek amacıyla kurgulanmış bir ilişkiler ve değerler bütünüdür. Bunun yanı sıra, tekil mimar müellif figürünün ötesinde, üretim, temsil ve aidiyet ilişkilerini çoğaltan, mimari ürünleri ve süreçleri çoğulcu, paylaşımcı, esnek ve dönüşüme açık yönlerine eğilerek mimarlık bilgisini ve süreçlerini farklı öncelik, uygulama ve kapsamlarda çeşitlendiren çok türlü mimari müelliflik kurguları bulunmaktadır. Güncel tekno-kültürel gelişmelerle yaygınlaşan çoğulcu ve açık uçlu pratikler çeşitli alanlarda yeni ekonomik ve yasal düzenlemelere yol açmış, bu sayede bilginin mülkiyeti, erişilebilirliği ve çoğalması konusunda daha kapsayıcı, entellektüel ve yaratıcı üretim olanakları halen bireyin haklarını da görünür kılacak şekilde düzenlenebilmektedir. Müelliflik olgusu, mimarlık bilgisi, mimari stüdyo kültürünün kesişiminde her bir alanın çok katmanlı veri ve olasılıkları gereği bu çeşitlilik kaçınılmazdır, gereklidir ve giderek artacağı öngörülmektedir. Sosyo-ekonomik bir icat olan müelliflik kurumunun güç ilişkileri ve kapsamında baskın etkisinin süreceği ön görülse bile, mimarlık disiplininin ve müelliflik kavramının sınırları çözülmekte ve mimarlık eğitimi için önemli ve yeni bir araştırma alanı ortaya koymaktadır. Mimari stüdyo içindeki ritüelistik gelenekler bir şekilde varlığını sürdürmeye devam edecek de olsa, mimari tasarım pedagojisinin yakın gelecekte çok büyük dönüşüm ve açılımlara gebe olduğu kaçınılmazdır. Bu durumda müelliflik kavramının mimari tasarım eğitiminden başlayarak sorgulayıcı bir şekilde ele alınması, mimarlık alanının sosyal, etik, politik yaptırımları, bilgisi ve etkinlikleri üzerine büyük etkisi olacaktır. Bu anlamda örgütlenecek her yeni mimari müelliflik kurgusunun her seferinde eleştirel olarak yeniden ele alınarak eleştirel olarak değerlendirilmesi şarttır, hem mimarlık bilgisinin çoğalması hem de mimarlık eğitiminin rolü açısından büyük önem taşır.

Author

Sevgi Türkkan

How to Cite

Sevgi Türkkan (Doktora Tezi). Müellifliğin inşaası ve bozulmasında mimari tasarım stüdyosunun potansiyelleri, 2016, İstanbul Technical University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from İstanbul Technical University