Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Obsesif kompulsif bozuklukta otojen obsesyon varlığının psikoz benzeri yaşantılar, dürtüsellik, savunma mekanizmaları ve psikolojik dayanıklılık ile ilişkisi

2024
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Doç. Dr. Emin Oryal Taşkın

Özet (TR)

Amaç: Bilişsel kurama ait bir sınıflandırma olan otojen ve reaktif tip obsesyonların karşılaştırıldıklarında pek çok açıdan farklı özellikler gösterdiği görülmektedir. Bu alandaki çalışmalar çoğunlukla nörobiyolojik alanlarda sınırlı kalmıştır. Bu çalışma ile otojen tip obsesyon varlığının psikodinamik bir kavram olan ego gücü ve işlev düzeyi ile ilişkisini değerlendirmek için; psikoz benzeri yaşantılar, dürtüsellik, savunma mekanizmaları, psikolojik dayanıklılık arasındaki niteliksel farklılıkların belirlenmesini amaçlanmıştır. Yöntem: Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Psikiyatri polikliniğinde takipli SCID-5 görüşmesi ile OKB tanısı alan, çalışmamıza katılmayı kabul eden ve onam formu alınan, dahil edilme kriterlerine uyan 96 OKB hastası örneklem olarak alınmıştır. Çalışmaya katılan her hastaya sırasıyla Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği (YBOCS)- Belirti Kontrol Listesi, Toplumda Psişik Yaşantıları Değerlendirme Ölçeği (TPYÖ), Barratt Dürtüsellik Ölçeği kısa formu(BDO), Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ), Savunma Biçimleri Testi (SBT-40), Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği (HDDÖ) ve Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği (HADÖ) uygulanmıştır. İstatistiksel analizde ki-kare testi, shapiro-wilk testi, student t testi ya da Mann Whitney U testi yapılmıştır. İstatistiksel önemlilik açısından %95 güven aralığında, anlamlılık p<0,05 olarak kabul edilmiştir. İleri analizde anlamlı çıkan değişkenlerle modeller kurularak binary logistik regresyon uygulanmıştır. Bulgular: Hastalık ile ilişkili veriler değerlendirildiğinde; otojen obsesyon içeren grupta yatış sayısının, düzenli kontrollere katılımın, öncesinde psikotrop ilaç kullanımının daha fazla, ilk tanı yaşının daha erken olduğu bulunmuştur. Otojen obsesyon içeren grupta algısal anormalliklerin, bizar deneyimlerin, sanrısal düşüncelerin, immatür savunmaların, motor dürtüsellik, dikkat dürtüselliği, plan yapamama ve toplam dürtüsellik puanları saf reaktif gruba göre anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. Saf reaktif grupta ise psikolojik dayanıklılığın faktörlerinden olan sosyal kaynaklar, aile uyumu, yapısal stil, gelecek algısı ve kendilik algısı düzeylerinin otojen obsesyon içeren gruba göre anlamlı olarak daha yüksek olduğunu görülmüştür. Sonuç: İlk tanı yaşının daha erken olması, algısal anormalliklerin ve bizar deneyimlerin fazla olması, obsesyon şiddeti ve motor dürtüselliğin artması, dayanıklılık kavramı içindeki yapısal stil alanındaki zayıflığın olması otojen obsesyon varlığı ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak kısıtlılıklar sebebiyle daha geniş kapsamlı ve ileriye dönük araştırmalara gerek duyulduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Obsesif kompulsif bozukluk, otojen obsesyon, ego işlevleri, psikoz benzeri yaşantılar, dürtüsellik, savunma mekanizmaları, dayanıklılık

Yazar

Dr. Gülcan Karaca

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Gülcan Karaca (Tıpta Uzmanlık Tezi). Obsesif kompulsif bozuklukta otojen obsesyon varlığının psikoz benzeri yaşantılar, dürtüsellik, savunma mekanizmaları ve psikolojik dayanıklılık ile ilişkisi, 2024, Manisa Celal Bayar University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Manisa Celal Bayar University tezlerinden daha fazlası