Yüksek LisansAçık Erişim

Güç paylaşımı Lübnan, Irak ve Suriye karşılaştırmalı çalışma

2019
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Mesut Şöhret

Özet (TR)

20. Yüzyılın başlarında, bölgede bazı ülkeler ortaya çıktı. Bu ülkelerin halklarının, ülkelerinin oluşması hakkında hiçbir fikirleri yoktu. Ülkelerinin aldığı kararı, Osmanlı Halifeliğinden ayrılmayı ve şimdiki sınırlar içerisinde olmayı kendileri seçememişlerdir. Bunun daha kötüsü ise bu ülkelerin halklarının o zamanlardan bugüne kadar kendilerini yöneten siyasi sistemlerin seçiminde hiç bir rollerinin olmamasıdır. Bu milletler diktatörlük yönetimi, özgürlüklerin kısıtlanması, cezaevi ve idamlar altında, zor şartlarda yaşadılar. Bunlarla birlikte ekonominin geriliğini, siyasi inzivaya çekilmeyi ve askeri yenilgiyi yaşadılar. 21. Yüzyılın ilk on yılının bitmesi ve iletişim araçlarının yaygınlaşması ile birlikte Arap milletleri dünyayla İletişim halinde oldu ve onlar için ekonomi, sosyal ve siyasi durum artık çekilmez bir hale gelmişti. Bunun etkisi ile Tunus halkı ayaklandı ve kendi cumhurbaşkanları Zein El Abidin'i 14 ocak 2011 tarihinde görevinden ettiler. Daha sonra o da Suudi Arabistan'a kaçtı. Böylece Arap baharındaki devrimler Mısır , Libya daha sonra da Yemen'de yaşandı ve diktatör başkanlarını görevlerinden aldılar. Bütün bunlardan sonra bu bahar Suriye'ye 15 Mart 2011' de geldi. Ancak, bu defa halk bütün zorlukları çekip başkanını görevinden uzaklaştıramadı. Babasından sonra bu makama gelen Beşer Esed ne kazananı ne de kaybedeni olan bu savaşına hala devam etmektedir. Bu devrimde 15 Mart 2011 tarihinden 14 Mart 2018 tarihe kadar çoğu sivil, kadın ve çocuk olmak üzere yaklaşık 300.000 kişi öldü. Suriye'de yaşayanların yarısı evlerinden ayrıldı. Bu kişilerin yaklaşık 7 milyonu ülke dışına çıktı, Türkiye 3,5 milyon kişiyi misafir ediyor. Temmuz 2017'de Dünya Bankası çalışmalarına göre çatışmalardaki hasarlar 226 milyar dolara (183 milyar avro) denk geliyor ve bu da çatışmalardan önceki gelirin dörtte biri demek oluyor. Geçen herşeye rağmen Suriye rejimini devrimciler yenemedi. Sebepleri ne olursa olsun devrimciler de bütün askeri ve siyasi biçimlerine rağmen rejimi yenemedi. Ancak kesin olan şey Suriye halkının oluşumların da, Sünni olan Kürtler ve Araplar, Beşar Esed'in ait olduğu Alevi sınıfı halkın çoğunluğunu oluşturan müslüman ve hristiyanların arasında güven sorunu ortaya çıkmasına sebep oldu. Bu sorunun çözülmesi için yetkili, siyasi bir sistem gerekirken gerçek bir krize dönüştü.Buna paralel olarak uluslararası toplumda, her iki taraf da askeri çözümü başaramadıklarından siyasi çözümün Suriye için tek yol olduğu anlaşıldı. Siyasi çözüm önerilerinden biri de Suriye içerisindeki yetkili taraflar arasında güç paylaşımıdır. Güç paylaşımı Suriye yönetiminde ve Arap bölgelerinde bir kaç ülkenin yaşadığı siyasi krizlerin çözümü olarak sunulan ilk öneri değildir. Bu ortak tarihe sahip , Fransa dışişleri bakanlığı Picot ve İngiltere dışişleri bakanlığı Sykes arasında 1916 yapılan Sykes-Picot antlaşması olarak adlandıran antlaşmanın sonucunda gelmiştir. Bu antlaşmanın ülkeleri çeşitli demografilerinde ortak olmuşlardır. Batılı devletlerin yönetmesi ile Uluslararası sistem, Lübnan'ı Suriye'den ayırıp ayrı bir Cumhuriyet olarak duyurmasından sonra Lübnan'dan başlayarak yönetimde güç paylaşımı üzerinde çalışmışlardır. Bunun dışında da Lübnan büyük siyasi sorunlar ve 16 yıl süren yıkıcı bir iç savaş yaşamış ve uzun süre istikrara kavuşmamıştır. Daha sonrada 2003'te Batı, Amerikan işgali sürecinde de Irak'ta yönetim için güç paylaşımı olmak zorunda bırakıldı, böylece Irak'ta çok uzun bir süre diktatörlük ve tek parti rejimini altında bırakan Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin devrildi. Bununla birlikte, bir kez daha, Irak halkının bileşenlerin de ayrılığın derinleşmesi, mezhepsel ve ırkçılığın yükseltmesini görebiliyoruz. Belki de bunlar yönetimde güç paylaşımı olmasından önce yoktu. Bu çalışma bazı soruların cevabının araştırılmasıdır. Neden güç paylaşımı, yetkili oluşumların arasında güvenliliği arttırılmasında yardımcı olmadı, bu yönetim şekli Lübnan'ın istikrarını gerçeklestirmek için ne kadar yardımcı oldu? Irak oluşumunda diktatörlük yerine demokrasi, güvenlilik, istikrar ve yasal kanunu gerçekleştirebilmek için güç paylaşımı iyi bir yöntem olabildimi? Çalışmanın ele aldığı diğer soru ise Suriye'deki diktatörlük yönetiminden demokrasi yönetimine, tek parti rejimden çok parti rejimine, siyasi ekonomi ve sosyal gerilimden, gelişmesini sağlayacak istikrara taşıyacak ideal güç paylaşım yönetim şekli nedir? Bu çalışma, Suriye'nin başarısında Suriye olayına siyasi bir çözüm olarak rol oynayabilecek en etkili şekli belirlemeyi amaçlamaktadır.

Yazar

Dr. Saad Hüseyin Vefai

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Saad Hüseyin Vefai (Yüksek Lisans Tezi). Güç paylaşımı Lübnan, Irak ve Suriye karşılaştırmalı çalışma, 2019, Gaziantep University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Gaziantep University tezlerinden daha fazlası