Preeklampsi belirteçlerinin ve düzeylerinin maternal ve neonatal sonuçlara etkisinin araştırılması
2016
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Selahattin Kumru ; Yrd. Doç. Alper Başbuğ
Abstract (TR)
ÖZET GĠRĠġ: Hipertansif hastalıklar, gebelik sırasında en sık görülen tibbi komplikasyonlardır ve tüm gebeliklerin %5-10‟unda bulunurlar. Bu hastalıklar maternal ve perinatal mortalite ve morbiditenin en önemli sebeplerinden biridir. Gebelikte görülen hipertansif hastalıklar; kronik hipertansiyon, kronik hipertansiyona süperempoze preeklampsi, gestasyonel hipertansiyon ve preeklampsi-eklampsi sendromu olarak 4 grupa ayrılmaktadır. Preeklampsi olguları, klinisyenin doğum öncesi ve doğum sonrası takipte güçlük çektiği olgulardır. Yüksek riskli vakaların bu konuda tecrübeli ve iyi eğitim almış tıbbi personel tarafından erken tanınması ve vakit kaybetmeden daha ileri bir merkeze gönderilmesi, kritik gruptaki bu hastalarda maternal ve perinatal sonuçların iyileşmesini sağlayacaktır. AMAÇ: 2013 yılında ACOG (American College of Obstetricians and Gynecologists) tarafından proteinüri miktarının, preeklampsi şiddetini gösteren bir belirteç olmaktan çıkarılması önerildi. Bu çalışmanın amacı öncelikle proteinüri olmak üzere preeklampsi belirteçlerinin perinatal ve maternal sonuçlar ile ilişkisinin araştırılmasıdır. MATERYAL METOD: Preeklampsi tanısı ve sınıflandırması ACOG Task force on hpyertansion in pregnancy 2013 kriterlerine göre yapıldı. Düzce Üniversitesi Etik Kurul onayı alındıktan sonra Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğine Ocak 2012 ile Ekim 2015 tarihleri arasında çalışmaya dahil edilen 25-42 haftalık gebeliği olan 100 preeklamptik gebe ve herhangi bir medikal ve obstetrik komplikasyonu olmayan 100 sağlıklı gebe olmak üzere 200 gebede rektospektif olarak gebelik haftası, yaş, parite, gravida, kan basıncı ve abortus, hematolojik ve biyokimyasal parametreler, doğum şekli, maternal hastanede yatış süresi, sezaryen endikasyonu, plesenta dekolmanı, ABY(akut böbrek yetmezliği), pulmoner emboli, intrakranial kanama, DIC (dissemine intravasküler koagülasyon), kan ürünü replasmanı, dializ, plazmaferez ihtiyacı, karaciğer subkapsüler hematomu ,yenidoğan özellikleri; kilo, boy, fetal gelişim kısıtlılığı, apgar skoru, yenidoğan yoğun bakım ünitesi (YDYBÜ) ihtiyacı, YDYBÜ‟ nde kalış süresi, yenidoğanın geçici takipnesi, respiratuar distress sendromu, sepsis, perinatal ex, nekrotizan enterekolit, kayıt edilmiştir. Hastaların (HCT) hematokrit, (HGB) hemoglobin, trombosit sayısı, v alanin transaminaz (ALT), aspartat transaminaz (AST), laktat dehidrogenaz (LDH) , INR, kan –üre azotu (BUN), kreatinin, aktive parsiyel tromboplastin zamanı (aPTT), protrombin zamanı (PT), parametreleri kayıt edildi. Tanımlayıcı istatistikler frekans, yüzde, ortalama (mean), standart sapma (SD) ve medyan (ortanca), minimum (min), maksimum (max) değerleri ile sunulmuştur. Hasta ve kontrol grupları arasında sürekli değişkenler bakımından yapılan karşılaştırmalarda normal dağılım gösteren veriler için Independent samples t-test, normal dağılım göstermeyen veriler için Mann- Whitney U test kullanılmıştır. Sürekli değişkenler arası korelasyon analizlerinde normal dağılım gösteren değişkenler için Pearson korelasyon katsayısı, normal dağılım göstermeyen değişkenler için Sprearman rho korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. İstatistik analizler SPSS v.22 paket programı ile yapılmış ve anamlılık düzeyi 0,05 olarak alınmıştır. SONUÇ Preeklamptik gebelerde proteinüri miktarı arttıkça sezeryan oranı (p=451), plasenta dekolmanı görülme oranı (p=0,312), antihipertansif tedavi ihtiyacında (p=0,323), kan ve kan ürünü replasmanında (p=0,319) artış görüldüğü ama istatiksel olarak anlamlı olmadığı. YDYBÜ ihtiyacında proteinüri arttıkça artış görüldüğü (p=0,015) ve bunun istatiktiksel olarak anlmalı olduğu.YDYBÜ yatış endikasyonlarından FGR (p=0,033), RDS (p=0,613), sepsis (p=0,065) oranlarının arttığı ama istatiktiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Eklampsi sadece 3+ proteinürisi olan gebelerde görülmüş ve istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,018). Eldeki tez çalışmasının sonuçları; proteinüri miktarı arttıkça maternal ve neonatal komplikasyonların arttığı ama istatiksel açıdan bunların anlamlı olmadığını gösterdi. ACOG 2013 yılında yayımladığı bültende masif proteinüriyi ağır Preeklampsi tanı kriteri olmaktan çıkarmış ve proteinürinin maternal ve neonatal sonuçlarla ilişkisinin minimal olduğunu ifade etmiştir. Bizde çalışmamızdada proteinüri miktarı arttıkça maternal ve neonatal komplikasyonların arttığı ancak bunların istatiksel olarak anlamlı olmadığı sonucuna vardık.
Author
Dr. Attila Özkara
How to Cite
Attila Özkara (Tıpta Uzmanlık Tezi). Preeklampsi belirteçlerinin ve düzeylerinin maternal ve neonatal sonuçlara etkisinin araştırılması, 2016, Düzce University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Düzce University
- Cem Akaş'ın romanları üzerine bir inceleme(2021)
- Genelleştirilmiş kesirli integraller için yeni orta nokta tipli eşitsizlikler(2021)
- Mostarlı Hasan Ziyâ'î Divânı'nda maddi kültür(2021)
- Ebü'l-Hasen Alî b. Ahmed b. Muhammed en-Nîsâbûrî el-Vâhidî'nin hayatı ve "el-Vecîz fi Tefsîri'l-Kitab'il-'Azîz" isimli tefsirinin metodu(2021)
- Kara mizah üzerine görsel yorumlar(2022)
- Kur'ân-ı Kerîm'e göre model insan ve toplum üzerindeki etkisi(2022)
