Prolaktinoma hastalarında metabolik parametreler ve kabergolin tedavisinin bu parametreler üzerine etkilerinin incelenmesi
2025
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Mehtap Evran Olgun
Abstract (TR)
ÖZET Prolaktinoma Hastalarında Metabolik Parametreler ve Kabergolin Tedavisinin Bu Parametreler Üzerine Etkilerinin İncelenmesi Amaç: Bu çalışma son 5 yıl içinde başvurup prolaktinoma tanısı alan ve kabergolin (CAB) tedavisi başlanan hastalarda tedavi sonuçlarını ve tedavinin metabolik parametreler üzerine etkilerini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Materyal ve Metot: Çalışmamız Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Endokrinoloji kliniğinde son 5 yılda takip edilen prolaktinoma tanılı hastaların alındığı tek merkezli retrospektif bir çalışmadır. Tüm hastaların yaş, cinsiyet, ek hastalıkları, düzenli kullandıkları ilaçlar, sigara ve alkol kullanımı, başlangıç semptom ve bulguları, başlangıçtaki prolaktinomayla ilişkili fizik muayeneleri ve bel çevresi, Vücut Kitle İndeksi (VKİ), kan basıncı gibi muayene bulguları, tedavi öncesi ve tedavi sonrası ilk 2 yıl hastaların; kabergolin dozları, kabergolin kullanma süreleri, prolaktin (PRL) normalleşme süresi, ekokardiyografi (EKO) bulguları, ilaç yan etkisi, 6 ay ara ile açlık plazma glukozu (APG), karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, hemogram, ön hipofiz hormonları, lipit parametreleri ve hipofiz manyetik rezonans(MR) bulguları retrospektif olarak incelenip kaydedildi. Hasta verileri Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi'nde kullanılmakta olan otomasyon sistemi (Mergen Tech EBYS) kullanılarak ve hastaların hasta dosyaları ve e nabız verileri incelenerek tespit edilmiştir. Verilerin analizinde IBM SPSS Statistics (sürüm 27.0) kullanılmıştır. Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 45,4±12,4 yıl; vücut ağırlığı ortanca 75,0 kg (68,0–89,0) ve ortalama VKİ 28,1±4,4 kg/m² saptandı. En sık görülen semptom ve bulgular galaktore (%56,0), amenore (%26,7), nörolojik bulgular (%36,0) ve suprasellar yayılım (%45,3) iken; infertilite (%6,7), osteoporoz (%1,3) ve jinekomasti (%1,3) daha düşük oranlarda gözlendi. Katılımcıların %49,3'ünde mikroadenom, %50,7'sinde makroadenom vardı ve %26,7'sinde hastalık devam etmekteydi. Kabergolin tedavi başlangıç dozu genellikle haftada 0,5 mg olup, takip boyunca ortalama haftalık doz 0,5 mg (0,5–1,0), en yüksek haftalık doz 1,0 mg (0,5–1,5) ve tedavi süresi ortanca 48 ay (24–84) idi. Katılımcıların %69,3'ü kadın, %30,7'si erkekti. Başlangıçtaki prolaktin düzeyi yüksekliği ile erkek cinsiyet, vücut ağırlığı, VKİ ve alkol kullanımı pozitif yönde korelasyonlar gösterdi. Erkeklerde, ileri yaşta ve yüksek vücut ağırlığı/VKİ değerine sahip olanlarda kabergolin tedavi süresi daha uzun bulundu. Başlangıçtaki PRL düzeyi ile mikroadenom varlığı arasında anlamlı negatif korelasyon, makroadenom varlığı ile ise anlamlı pozitif korelasyon saptandı. Kabergolin kullanım süresi ve haftalık ortalama kabergolin dozu, mikroadenom varlığı ile negatif; makroadenom varlığı ile pozitif yönde anlamlı ilişki gösterdi. Makroadenom ve mikroadenom alanı ile PRL düzeyi ve kabergolin kullanım süresi arasında anlamlı ilişki bulunmadı. Prolaktin düzeyi ile galaktore, bası bulgusu, hipogonadizm, nörolojik bulgular ve suprasellar yayılım arasında pozitif yönde anlamlı korelasyonlar saptandı. Prolaktin düzeyi ile infertilite, amenore, impotans, osteoporoz, osteopeni, jinekomasti ve hirşutizm arasındaki ilişkiler istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Prolaktin düzeyi ile sistolik ve diyastolik kan basıncı, kreatinin düzeyi ve trigliserid (TG) seviyesi arasında pozitif yönde anlamlı korelasyon saptandı. Buna karşın beyaz kan hücresi (WBC), nötrofil, lenfosit, hemoglobin, trombosit, açlık plazma glukozu (APG), aspartat aminotransferaz (AST), alanin aminotransferaz (ALT), kan üre azotu (BUN), glikozile hemoglobin (HbA1c), total kolesterol, yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) ve düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) ile PRL düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon gözlenmedi. Altıncı aydaki PRL düzeyleri ile metabolik parametreler arasında anlamlı bir ilişki saptanmazken, on ikinci aydaki PRL düzeyi ile WBC, lenfosit, trombosit ve APG düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif ilişkiler bulundu. On sekizinci aydaki PRL düzeyi ile trombosit, APG ve HbA1c düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif ilişkiler saptanırken, diğer hemogram parametreleri ve metabolik parametrelerle PRL düzeyi arasında anlamlı bir korelasyon gözlenmedi. Yirmi dördüncü ayda ise PRL düzeyleri ile WBC ve LDL düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif ilişkiler bulunurken diğer parametrelerle ilişki saptanmadı. Haftalık ortalama kabergolin dozu ile PRL düzeyi pozitif yönde anlamlı korelasyon gösterirken, folikül uyarıcı hormon (FSH) ile negatif yönde anlamlı korelasyon, Luteinize edici hormon (LH) ile negatif yönde anlamlılık sınırında korelasyon gösterdi. Diğer hormon parametreleri ile haftalık kabergolin dozu arasında anlamlı bir ilişki görülmedi. Kabergolin kullanım süresi ile anormal EKO bulgusu görülme ihtimali arasında anlamlı pozitif korelasyon saptanırken, EKO bulgusu gelişme süresi ile haftalık ortalama kabergolin dozu arasında güçlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir negatif ilişki saptandı. Hipofiz yetmezliği ile cerrahi varlığı arasında anlamlı pozitif korelasyon saptandı. Ayrıca mikroadenom varlığı ile hipofiz yetmezliği arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunurken; mikroadenom boyutu ile pozitif ilişki gösterdiği belirlendi. Makroadenom varlığı ve makroadenom boyutu da hipofiz yetmezliği ile anlamlı pozitif korelasyon gösterdi. Sonuç: Bu çalışma, prolaktinoma tanılı hastalarda kabergolin tedavisinin yalnızca tümör kontrolüyle sınırlı kalmayıp metabolik, hormonal ve kardiyak parametreler üzerinde de belirgin etkiler oluşturduğunu göstermiştir. Bu bulgular, dopamin agonistlerinin insülin duyarlılığını artırarak glisemik kontrol ve lipid metabolizmasında olumlu yönde katkı sağladığını düşündürmektedir. Bununla birlikte, kabergolin tedavisinin süresi ve haftalık ortalama dozunun artmasıyla birlikte anormal EKO bulguların görülme olasılığında anlamlı bir artış saptanmıştır. Bu durum, uzun süreli dopamin agonisti kullanımında kardiyak izlem gerekliliğini vurgulamaktadır. Ayrıca, makroadenom varlığının ve tümör boyutunun hipofiz yetmezliği gelişimiyle pozitif korelasyon göstermesi, bu hastalarda düzenli endokrin takip ve görüntüleme gerekliliğini ortaya koymaktadır. Anahtar sözcükler: Dopamin agonistleri, hipofiz bezi, kabergolin, prolaktinoma
Author
Dr. Büşra Akdoğan
How to Cite
Büşra Akdoğan (Tıpta Uzmanlık Tezi). Prolaktinoma hastalarında metabolik parametreler ve kabergolin tedavisinin bu parametreler üzerine etkilerinin incelenmesi, 2025, Çukurova University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Çukurova University
- Okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile örgüt iklimi algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi(2021)
- Basic Weitzenböck derivations(2022)
- Öğretim elemanlarının çevrim içi öğretim becerileri ve stratejileri bağlamında çevrim içi öğretim süreçlerinin değerlendirilmesi: Bir meslek yüksekokulu örneği(2022)
- Hatay ili zeytin alanlarındakı zeytin halkalı leke hastalığı (Spilocaea oleaginea)'nın yaygınlığı ve infeksiyonlardan sorumlu inokulum kaynaklarının belirlenmesi(2022)
- Çağdaş kütüphanelerin yeni anlamı ve iç mekân tasarımı üzerine bir incelenme(2022)
- Otozomal dominant polikistik böbrek hastalığı olan çocuk hastalarda prognozu etkileyen faktörler(2022)
