Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Sistemik lupus eritematozus tanılı hastaların klinik ve immunolojik özellikleri

2021
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Refik Ali Sarı

Özet (TR)

Amaç: Karadeniz Teknik Üniversitesi İmmunoloji Bilim Dalı'nda Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) tanısı ile izlenen olgularda, klinik ve immunolojik özelliklerin incelenerek; yaş, cinsiyet, otoimmun markerlar, biyokimyasal belirteçler, organ tutulumlarının incelenerek, epidemiyolojik ve klinik özelliklerin istatistiksel olarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma tek merkezli, retrospektif, zaman sınırlamalı bir klinik çalışma olarak planlandı. Çalışmaya K.T.Ü Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi İmmunoloji Bilim Dalı'nda 01.06.2012-01.06.2020 tarihleri arasında en az 1 yıl boyunca takip edilmiş olan Sistemik Lupus Eritematozus tanılı hastaların dâhil edilmesi kararı alındı. Çalışmaya 2012 yılında SLE hastalarının tanısında kullanılan SLICC (Systemic Lupus International Collaborating Clinics) kriterlerine göre SLE tanısı ile takip edilen, 18 yaşın üzerinde olup kendilerinden hemogram, biyokimya, otoimmun markerlar çalışılmış olan ve bilgilerine ulaşılabilen, en az 1 yıl boyunca takip edilmiş olan tüm hastalar dâhil edildi. Bu bağlamda çalışmaya belirtilen kriterlere uygun olarak SLE tanısı almış 239 hasta dâhil edilmiştir. Bulgular: SLE tanısı olan 239 hastanın verilerini analiz ettik. Çalışmaya dâhil edilen 239 hastanın ortalama tanı yaşının 35,62 olduğu ve %89,1'inin kadın olduğunu tespit ettik. Hastalardaki en sık klinik bulgunun %81,2 ile eklem tutulumu (artrit veya artralji) olduğunu belirledik. Hastaların %18,4'ünde renal tutulum olduğu görüldü. Renal tutulumu olan hastalarda anti-dsDNA, anti-Sm ve anti-RNP-Sm pozitifliklerinin renal tutulumu olmayanlardan anlamlı şekilde daha sık olduğu görüldü (sırası ile p<0,01, p<0,01 ve p=0,011). Kompleman düzeyleri değerlendirildiğinde, hastaların %44,5'inde, C3 veya C4 düşüklüğü olduğu görüldü (C3 ile C4 beraber veya ayrı ayrı). Kompleman değerlerinin düşüklüğü plevral veya perikardiyal efüzyon gelişimi ile (p=0,04), renal tutulum ile (p<0,001), lökopeni/lenfopeni gelişimi ile (p<0,001), trombositopeni gelişimi ile (p=0,001) ve hemolitik anemi gelişimi ile (p=0,023) ilişkili olarak bulundu. Çalışmamıza dâhil ettiğimiz otoantikorlar ile klinik bulgular karşılaştırmalı olarak değerlendirildiğinde; anti-dsDNA, anti-Sm, anti RNP-Sm pozitif olanlarda renal tutulumun daha sık olduğu saptandı (sırası ile p<0,001, p<0,001, p=0,011). Çalışmamızda SLE+AFS (Anti Fosfolipid Sendrom) olan 18 hasta (%7,5) olup; SLE+AFS olan hastalarda anti-kardiyolipin antikorları SLE hastalarına göre anlamlı şekilde yüksek saptandı (p=0,04). Çalışmamızda SLE+sekonder Sjögren tanılı 9 hasta (%3,8) mevcuttu. RF, anti-SS-A ve anti-SS-B antikorları, SLE+sekonder Sjögren Sendromu olan hastalarda, SLE hastalarına göre anlamlı şekilde sık görüldü (sırası ile p=0,02, p=0,046, p=0,025). Sonuç: SLE hastalarının tanısında ve takibinde, klinik bulguların, laboratuvar değerlerinin izlemi ve değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Hastaların morbidite ve mortalitesini yönetebilmek, hastalık progresyonunu engellemek ve doğru tedavi seçeneğini kullanabilmek için klinik bulgularını doğru analiz edebilmek oldukça önemlidir. Anahtar Kelimeler: Sistemik Lupus Eritematozus, AFS, Sekonder Sjögren Sendromu, Klinik ve laboratuvar veriler, Otoantikorlar

Yazar

Dr. Hasibe Bilge Gür

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Hasibe Bilge Gür (Tıpta Uzmanlık Tezi). Sistemik lupus eritematozus tanılı hastaların klinik ve immunolojik özellikleri, 2021, Karadeniz Technical University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Karadeniz Technical University tezlerinden daha fazlası