Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Sol taraflı aksesuar yolu olan wolf- parkınson-whıte sendromlu hastalarda ilk tercih retrograd aortik yolla ablasyon yapılanlarda transseptal yola geçiş prediktörleri

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2024
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Giriş: Wolf-Parkinson-White sendromu en sık görülen preeksitasyon tipidir. WPW sendromunun küratif tedavisinde radyofrekans kateter ablasyonun güvenli olduğu ve yüksek başarı oranlarına ulaştığı bilinmektedir. Ablasyon işlemi için aksesuar yolun lokalizasyonuna göre venöz ve arteriyel giriş yolu kullanılır. Sağ taraflı aksesuar yollarda venöz yol kullanılırken, sol taraflı aksesuar yolu olan hastalarda transaortik (arteriyel) ve ya transseptal (venöz) yaklaşım tercih edilir. Şimdiye kadar, sol taraflı aksesuar yol ablasyonu için optimal yaklaşım konusunda net öneriler yapılmamıştır. Bizim kliniğimizde de genelde sol taraflı aksesuar yollara ilk yaklaşım retrograd aortik yol olmaktadır. Bu çalışmanın amacı sol taraflı aksesuar yolu olan hasta grubunda ilk olarak transseptal yol tercih edilmesi için gereken prediktif faktörleri belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Ocak 2017 ve Mart 2024 tarihleri arasında Ankara Şehir Hastanesi ve Yüksek İhtisas Hastanesi Kardiyoloji bölümünde ablasyon işlemi yapılan Wolf-Parkinson-White sendromlu 557 hasta incelendi. Bu hastalardan 235' i sağ taraflı aksesuar yolu oldukları için dışlandılar. 322 hastada sol taraflı aksesuar yol vardı ve çalışmaya bu hasta grubu ile devam edildi. Hastaların hepsi 18 yaş üstüydü. Elektrokardiyografi parametreleri, ekokardiyografi bulguları, elektrofizyolojik çalışma (EFÇ) raporları, kilo ve boy parametreleri hastane veri sisteminden elde edildi. Bulgular: Çalışmaya sol taraflı aksesuar yolu olan Wolf-Parkinson- White sendromlu 322 hasta alındı. Hastaların yaş ortalaması 38.96±13.40 yıl olup minimum hasta yaşı 18, maksimum hasta yaşı 78 idi. Hastaların %32,3'ü kadın, %67.7'si erkek idi. Hastaların 242'de manifest, 80 'de concealed aksesuar yol mevcut idi. Transseptal yol ile ablasyon yapılan 55 hastadan 2 'de hipertrofik kardiyomiyopati (HKMP), 6 'da ise hipertansiyon ( HT) hastalığı mevcut idi. Asendan aort (AA) çapı ortalaması 32.29± 2.85 mm, sol atriyum (SA) 34.33± 3.03 mm idi. Hastaların VKİ değerleri retrograd aortik yol ile başarılı olan grupta 24.94±3.94, başarısız olan grupta ise 24.24±4.68 şeklinde idi ve iki grup arasında istatiksel fark izlenmedi. Hastaların EF değerleri retrograd yolla başarılı olan grupta % 61.66±3.91, başarısız olan grupta %61.07±3.82 idi ve EF değerleri açısından iki grup arasında istatiksel fark bulunmadı. Çalışma popülasyonunda, retrograd aortik yolla ablasyon başarılı olan hasta grubu ile başarısız olan grup arasında diğer ekokardiyografik İVS, SVAD, sol ventrikül EDD değerleri her iki grupta benzerdi. Yine retrograd aortik yolla ablasyon işleminde başarılı olan grupta sol atriyum değerleri 34.39±2.97 mm, başarısız grupta 34.04±3.45 mm idi ve sol atriyum değerleri iki grup arasında benzerdi. Hastaların %82.9'unda retrograd aortik yol ile ablasyon başarılı idi. Retrograd aortik yolla ablasyon sonucunda başarılı olan hastalarla başarısız olan (transseptal yola geçilen) hastaların karşılaştırmaları yapıldığında hastaların AA değerlerinin transseptal geçiş için prediktör faktör olarak anlamlı olduğu tespit edildi. Asendan aort çapı 31 mm ve daha küçük hasta grubunda retrograd aortik yolla ablasyonun başarısız olduğu görüldü (p<0.01). Radyofrekans ablasyon işlemi sonucunda başarılı olan hastalarla başarısız olan hastaların aksesuar yol lokalizasyonları arasında istatiksel fark bulunmasa da (p>0.05), transseptal geçiş yapılan 55 hastadan 23' de (% 41.8) aksesuar yol lokalizasyonunun lateral duvarda olduğu görülmüştür. Sonuç: Yaptığımız çalışmada aort çapı küçük olan hasta grubunda ilk tercih retrograd aortik yol ile ablasyon işlemine alınan hastalarda transseptal girişime geçişin daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca lateral duvar yerleşimli aksesuar yollardada transseptal geçiş oranının yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç olarak küçük aortası olan ve lateral/anterolateral yerleşimli aksesuar yol varlığında ilk tercih olarak transseptal girişimle ablasyon işlemine başlamak mantıklı olabilir.

Yazar

Sona Huseynova

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Sona Huseynova (Tıpta Uzmanlık Tezi). Sol taraflı aksesuar yolu olan wolf- parkınson-whıte sendromlu hastalarda ilk tercih retrograd aortik yolla ablasyon yapılanlarda transseptal yola geçiş prediktörleri, 2024, Ankara Yıldırım Beyazıt University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Ankara Yıldırım Beyazıt University tezlerinden daha fazlası