Solunum sıkıntısı ile yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatan hastalardaki vitamin D düzeyi, maternal vitamin D düzeyi, vitamin D gen polimorfizmi ile solunum sıkıntısı arasındaki ilişki
2019
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Cumhur Aydemir
Abstract (TR)
Giriş ve Amaç: D vitamini yağda çözünen bir vitamin olup çok az miktarda besinlerde bulunur, asıl kaynağı güneş ışığı ile ciltte sentezdir. D vitamininin gebelikte ve erken çocukluk döneminde, yaşamın ilerleyen dönemlerinde bazı hastalıklara karşı koruduğu gösterilmiştir. Kordon kanındaki serum 25(OH) vitamin D düzeyi annenin serum düzeyinin %50-60'ı kadardır. Bu nedenle annenin serum D vitamini düzeyinin düşük olması erken bebeklik dönemindeki vitamin D eksiklik ya da yetersizliği için en önemli risk faktörü olarak düşünülmektedir. Vitamin D'nin en aktif formu serum 1,25 (OH) 2 vitamin D, vitamin D reseptörü (VDR) yoluyla hedef dokular üzerindeki etkisini göstermektedir. Birçok doku VDR içerir ve bu reseptör geninin insanda çeşitli polimorfik formları bulunmaktadır. Fok I, Bsm I, Apa I ve Taq I en çok tanımlanan uzun parçalı polimorfizmlerdir. Vitamin D'nin kalsiyum ve kemik metabolizmasının yanında kardiyovasküler, immün sistem, solunum sitemi ve daha pek çok sisteme etkisi açısından araştırmalar yapılmış olmasına rağmen; gebelik sırasında ve sonrasında anneye ve bebeğe olan etkileri ile ilgili çalışmalar devam etmektedir. Çalışmamızda serum 25(OH) vitamin D düzeyinin ve gen polimorfizmlerinin (Fok I ve Taq I) yenidoğanda solunum sistemi hastalıkları ile olan ilişkilerini tespit etmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızın hasta grubu Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'ne Mart 2018-Ağustos 2018 tarihleri arasında solunum sıkıntısı nedeni ile yatışı yapılan; doğum haftası 34-42 hafta arasında olan hastalar ile annelerinden oluşturuldu. Kontrol grubu ise 34-42 gebelik haftasında (GH) doğan sağlıklı yenidoğanlar ile annelerinden oluşturuldu. Tüm olguların demografik özellikleri, doğum haftası, doğum kilosu, doğum şekli, erken doğum nedeni, doğumda müdahale olup olmadığı, prenatal bilgileri, tekli/çoğul gebelik durumu, antenatal steroid uygulanma durumu, annenin gebelikte kullandığı rutin ilaçlar, solunum sıkıntısı nedenleri; yenidoğanın geçici takipnesi (TTN), Respiratuvar Distress Sendromu (RDS), konjenital pnömoni, Bronkopulmoner Displazi (BPD), sürfaktan uygulama durumu, ek komplikasyon, Mekonyum Aspirasyon Sendromu (MAS), hava kaçağı sendromları, pnömotoraks gibi durumların varlığı sorgulandı. Hasta ve kontrol grubundaki tüm annelere imzalı onamları alınarak anket uygulandı; yaşları, eğitim durumu, gebelikte ilaç kullanımı, multivitamin, güneş kremi kullanımı, başörtüsü durumu, ikamet edilen konut tipi sorgulandı. Bulgular: Çalışmamıza 67 hasta yenidoğan ve anneleri ile 67 kontrol yenidoğan ve annelerinden olmak üzere toplam 268 birey dahil edildi. Alınan hasta ve kontrol yenidoğan grupların %50,8 (n=68)'i kız, %49,2 (n=66)'si ise erkek olarak saptandı (p>0,05). Çalışmaya alınan grupların gestasyonel hafta ortalamaları hasta grupta 36,0±1,6 hafta, kontrol grupta ise 36,9±1,4 hafta olarak bulundu (p>0,05). Hasta grubun doğum kilosu ortalaması 2774,8±563 gram, kontrol grubun doğum kilosu ortalaması ise 2828,0±550 gram olarak bulundu (p>0,05). Hasta ve kontrol grubu tüm yenidoğanların vitamin D düzeyleri incelendiğinde; hasta yenidoğanların vitamin D düzey ortalaması 15,8±8,8 ng/ml, kontrol yenidoğanların vitamin D düzey ortalaması 17,2±6,6 ng/ml saptandı (p>0,05). Çalışmaya alınan annelerde ise hasta grubu annelerin vitamin D düzey ortalaması 13,01±7,7 ng/ml, kontrol grubu annelerin vitamin D düzey ortalaması 16,6±7,2 ng/ml bulundu (p>0,05). Hasta yenidoğanların vitamin D düzeyleri ile solunum sistemi hastalıkları arasındaki ilişki incelendi. RDS, TTN, konjenital pnömoni ile yenidoğan yoğun bakıma yatışı yapılan yenidoğanların vitamin D düzeyleri arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). Genetik değerlendirme hasta ve kontrol yenidoğanlarda çalışıldı. Genetik değerlendirme aşamalarında kontrol gruptan 2 yenidoğanın DNA izolasyonundan sonuç alınamaması nedeniyle çalışmadan çıkarıldı. Sonuç olarak genetik değerlendirmede çalışmamıza 67 hasta ve 65 kontrol olmak üzere toplam 132 yenidoğan dahil edildi. Vitamin D Reseptörü Fok I polimorfizmlerinin FF, Ff, ff genotiplerinden ff genotipi çalışma grubumuzda saptanmadı. Vitamin D Reseptörü Fok I polimorfizmlerinden FF, Ff genotipleri açısından hasta ve kontrol grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Vitamin D Reseptörü Taq I polimorfizmi hasta grubunda 67, kontrol grubunda 65 yenidoğanda çalışıldı. Vitamin D Reseptörü Taq I polimorfizmlerinden CC, CT, TT genotipleri açısından hasta ve kontrol grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Çalışmaya alınan yenidoğanlarda bakılan her iki gen polimorfizminin de vitamin D düzeyi ile arasında ilişki bulunmadı (p>0,05). Vitamin D Reseptörü Taq I ve Fok I polimorfizmlerinin hasta yenidoğanlardaki solunum sistemi hastalıkları (TTN, RDS, Konjenital Pnömoni) ile arasındaki ilişki araştırıldı. Her iki gen polimorfizmi ile RDS, konjenital pnömoni, TTN arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). Tartışma ve Sonuç: Ülkemizde doğurganlık yaş grubundaki kadınlardaki D vitamini eksikliğinin %80 oranında olduğu bildirilmiştir. Çalışmamızda maternal ve yenidoğan vitamin D düzeyleri ile yenidoğan solunum sistemi hastalıkları (TTN, RDS, Konjenital Pnömoni) arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı. Genetik polimorfizmler açısından çalışmamızın sonuçlarında Fok I ve Taq I gen polimorfizmleri ile TTN, RDS, Konjenital Pnömoni arasında anlamlı ilişki bulunmadı. Gelecekte daha geniş popülasyonlar üzerinde yapılacak olan çalışmalar ile VDR gen polimorfizmlerinin solunum sistemi hastalıkları ve daha pek çok sistem hastalıkları patogenezindeki rolünün daha net olarak anlaşılması beklenilebilir ve gebelerin takiplerinin daha sık aralıklarla yapılması, sağlık bakanlığı destek programı kapsamında verilen vitamin D desteğinin daha efektif uygulandığından emin olunması ile hem annelerin hem yenidoğanların postpartum dönemde vitamin D eksikliğine bağlı oluşabilecek sorunlarının azaltılması sağlanabilir.
Author
Dr. Fatma Güven Şanver
How to Cite
Fatma Güven Şanver (Tıpta Uzmanlık Tezi). Solunum sıkıntısı ile yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatan hastalardaki vitamin D düzeyi, maternal vitamin D düzeyi, vitamin D gen polimorfizmi ile solunum sıkıntısı arasındaki ilişki, 2019, Zonguldak Bülent Ecevit University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Zonguldak Bülent Ecevit University
- Ortaokul öğrencilerinin matematik dersine yönelik algılanan araçsallıkları ve öz yeterlik inancı kaynaklarının öz yeterlik inançları ve tutumlarına etkisi(2019)
- Sıçan femur kırık modelinde traneksamik asit kullanımının kırık iyileşmesine etkisinin değerlendirilmesi: Deneysel çalışma(2019)
- Uçucu Kül Stabilizasyonunun Killi Zeminlerin Dayanım ve Durabilite Özelliklerine Etkisi(2021)
- Sayısal ve Analitik Yöntemler ile Kohezyonsuz Zeminlerin Taşıma Gücü Hesabı(2014)
- Yabancılara Türkçe öğretiminde kültür aktarımının başka bir boyutu: Ders kitaplarının cinsiyet tercihi açısından incelenmesi(2019)
- Fen bilimleri öğretmenlerinin STEM uygulamaları ile ilgili görüşleri(2019)
