Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Subakut tiroidit tanılı hastaların demografik özellikleri ve laboratuvar verilerinin değerlendirilmesi

2015
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Alpaslan Kemal Tuzcu

Özet (TR)

Giriş ve amaç: Tiroid bezinin inflamatuvar bir hastalığı olan subakut tiroidit hipertiroidi/tirotoksikozların nadir bir nedenidir. Kadınlarda daha fazla görülen bu hastalıkta mevsimsel ilişki mevcuttur. Subakut tiroidit, boyun ağrısı ve/veya hassasiyet, tiroid fonksiyonlarında dönemsel değişimler ile karakterizedir. Bu çalışmamızda Dicle Üniversitesi Endokrinoloji Polikliniğinde takip edilen hastaları retrospektif olarak inceleyip bu hastalarda tanı koymada yeni ipuçlarını araştırmayı amaçladık. Materyal ve metod: Bu çalışmaya 2010-2014 yılları arasında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Anabilim Dalı'na başvuran 50 hasta (36 kadın, 14 erkek) ile tiroid hastalığı olmayan ve kontrol amaçlı polikliniğe başvuran 51 kişilik (37 kadın, 14 erkek) kontrol grubu çalışmaya alındı. Hasta dosyalarından tanı yaşı, cinsiyet, geldiği şehir, tanı yılı ve ayı, ek hastalıkların varlığı, tanı anındaki ve kontrollerdeki serum serbest T4 (sT4), serbest T3 (sT3), TSH, tiroid otoantikor titreleri (anti-TPO ve anti-Tg), tiroglobulin, sedimantasyon, CRP, hemogram, ALT, AST, Ferritin, tiroid ultrasonografi ve tiroid sintigrafi bulguları açısından retrospektif olarak incelendi. Hasta ve kontrol grupları bu parametreler açısından karşılaştırıldı. Bulgular: Subakut tiroiditli hastaların yaş ortalaması 39,94±12,2 yıl, kontrol grubunun yaş ortalaması 37,4±13,44 yıl, hasta grupta K/E: 2,6/1 olarak bulundu. Hastalığın mevsimsel ilişkisi açısından yapılan değerlendirmede olguların % 42'si sonbahar, % 26'sı ilkbahar, % 20'si yaz, % 12'sine kış mevsiminde tanı konduğu tespit edildi. Subakut tiroiditli hastaların laboratuvar bulguları kontrol grubu ile karşılaştırıldığında sedimantasyon değeri hasta grupta anlamlı olarak yüksek bulundu (53.7±14.22, 11,02±696 sırasıyla, p<0.01). Lökosit sayısı, nötrofil sayısı, nötrofil/lenfosit oranı hasta grupta anlamlı olarak yüksek bulunurken (p<0.01) lenfosit sayısı arasında anlamlı fark saptanmadı. Ortalama trombosit hacmi (OTH, MPV) ve trombosit dağılım genişliği (TDG, PDW) kontrol grubuna kıyasla hasta grupta anlamlı olarak düşük saptandı (p<0.01). T4/T3 oranı hasta grupta anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0.01). Tiroid otoantikorları açısından yapılan değerlendirmede anti tiroglobulin (Anti Tg) pozitifliği hasta grupta anlamlı olarak yüksek bulundu (% 46.5, % 11.8 sırasıyla, p<0.01). Anti tiroid peroksidaz (Anti TPO) pozitifliği açısından anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Sonuç: Özellikle bahar aylarında boğaz ağrısı ve ESH yüksekliği olan hastalarda subakut tiroiditinde ayırıcı tanıda düşünülüp tiroid fonksiyon testleri istenmelidir. Subakut tiroiditli hastalarda Anti Tg düzeylerinin yüksek olabileceği gözlenmiş olup, Anti Tg pozitif hastalarda subakut tiroidit tanısı dışlanmamalıdır. Otoimmün tiroid hastalıklarının subakut tiroidit ayırıcı tanısında Anti Tg'den ziyade Anti TPO negatifliğinin daha değerli olduğu söylenebilir. Ayırıcı tanıda; T4/T3 oranı, nötrofil lenfosit oranı, MPV gibi belirteçlerin dikkate alınması için bu konuda daha geniş çaplı çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar sözcükler; subakut tiroidit, mevsimsel ilişki, sedimantasyon, Anti Tg, MPV

Yazar

Dr. Yakup Ergün

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Yakup Ergün (Tıpta Uzmanlık Tezi). Subakut tiroidit tanılı hastaların demografik özellikleri ve laboratuvar verilerinin değerlendirilmesi, 2015, Dicle University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Dicle University tezlerinden daha fazlası