Rethinking agricultural communication in the context of power/knowledge: Socialization of digital agriculture in Geyve
2024
1 views
1 downloads
Advisor: Prof. Dr. Halime Yücel Bourse
Abstract (TR)
Tarımsal iletişim, tarım ve iletişim literatürünün kesişiminde yer alan disiplinler arası bir alandır. Tarımsal yayım, tarımsal bilgi ve bilgi sistemleri, tarımsal eğitim, tarımsal okuryazarlık, tarımsal risk ve karar yönetimi tarımsal iletişimin temel alanlarıdır. Temel olarak, tarımsal enformasyon ve bilgi üretimi ile bunların ilgili paydaşlar arasında iletişimini kapsayan bir çerçevedir. Bununla birlikte birbiriyle oldukça yakın temaslar kuran tarımsal iletişim, yayım, enformasyon ve bilgi literatüründe pozitivist paradigma hakimdir ve nicel çalışmalar yürütülmektedir. Teknoloji salt bir araçsallığın ifadesi olarak ele alınırken, bilimsel bilgi politik açıdan tarafsız kabul edilmekte, iletişim kaynak-alıcı ikiliği sınırlılığında anaakım anlayışın içine hapsedilmektedir. Teknolojik gelişmeleri ve bilimsel bilgileri çiftçilere en doğru şekilde aktaran, onların yeniliği benimsemesini sağlayan etkili iletişim ve yayım yöntemleri geliştirilmesi, bilgi ağlarının oluşturulması çalışmaların ana eksenini oluşturmakta, bu çalışmalarda kısa süreli, nicel veri toplamaya dayalı araştırma teknikleri kullanılmaktadır. Bu çalışma ise teknolojik determinizmden sıyrılarak tarım toplumu ve teknoloji arasındaki ilişkinin karşılıklı olarak nasıl kurulduğuna bakmaktadır. Bilim ve Toplum Çalışmaları'nın ortak inşacı teorik çerçevesine yaslanan çalışma, Foucault'nun bilgi/iktidar kavramsallaştırmasını baz alarak teknolojinin ve bilimsel bilginin toplumsal referanslarına başvurmaktadır. Bilimsel bilginin çeşitli güç mücadeleleri doğurduğunu, teknolojik gelişmelerin bu mücadelelerle birlikte evrildiğini tartışmaktadır. İklim kriziyle mücadele öne çıkan araçlarından biri olarak görülen dijital tarımın başka bir deyişle büyük veri güdümlü bilginin tarımsal üretimi sürdürülebilir kılacağına dair iddiayı da bu kavramsal çerçevede sınamaktadır. Bu perspektifin bir gereği olarak dijital tarım tarihsel, toplumsal bir ürün olarak ele alınmış, dijital tarımın soykütüksel bir çözümlemesi yapılmıştır. Ardından örneklem olarak Geyve ve teknoloji olarak dijital tarım istasyonları seçilerek bir saha çalışması yapılmıştır. Saha çalışmasında öncelikle tarımsal bilginin hangi bilgi/iktidar mücadeleleriyle aracılığıyla toplumsallaştığı tartışılmış, ardından devlet eliyle yaygınlaştırılmaya çalışılan "dijital dönüşüm" hamlesinin, büyük veri güdümlü bilgiden oluşan erken uyarı mesajlarının bilginin toplumsallaşma biçimlerine hangi şekillerde eklemlendiği, bu karar destek sisteminin mevcut bilgi/iktidar mücadelesini nasıl etkilediği son kertede dijital iklim istasyonlarının tarımsal üretimdeki sürdürülebilirliği hangi ölçüde sağladığı tartışılmıştır. Tarımsal bilginin nasıl üretildiği, dolaşıma sokulduğu, hangi aktörler tarafından nasıl kullanıldığı kısacası nasıl toplumsallaştığını araştırmak tarımsal iletişime sosyalbilimsel bir perspektiften bakmayı sağlamakta, literatürdeki pozitivist paradigmanın karşısında eleştirel sosyal düşünceyi yerleştirmektedir. Çalışmanın birinci ve ikinci bölümleri tarımsal iletişim, yayım, enformasyon ve bilgi sistemleri literatürünü aktarmakta, dijital tarımın bu çalışmalarla ilişkisini ortaya koymaktadır. Birinci bölümde tarımsal iletişim tarımsal bilgi ve enformasyon sistemleri odağında çerçevelenmektedir. İkinci bölümde ise karar destek sistemleri olarak tarımsal bilgi ve enformasyon sistemlerine eklemlenen dijital tarım teknolojilerinin ortaya çıkışını, teknik imkanlarını, yaygınlaştırılma biçimlerini, olası imkânlarını aktarmaktadır. Üçüncü, dördüncü ve beşinci bölümde dijital tarım tarihsel ve toplumsal bir ürün olarak ele alınmış, dijital tarımı ve büyük veri güdümlü bilginin kullanımını sürdürülebilirliği sağlayan bir faktör ortaya çıkaran tarihsel akış incelenmiştir. Bunun için Foucault'nun şimdinin tarihi yöntemi uygulanmış, dijital tarım soykütüksel bir çözümlemeye tabii tutulmuştur. Lineer ve ilerlemeci tarih anlayışı yerine süreksizliklere, kopuklukluklara, kırılımlara odaklanan şimdinin tarihi yöntemi tarımsal bilgi, teknoloji ve toplum üçgenindeki belirgin dönüşümleri ortaya çıkarmış, Türkiye'nin bu anlamdaki tarihsel tecrübesini belirli dönemle aracılığıyla aktarabilmeyi sağlamıştır. Söz konusu dönemselleştirme 1923-1949, 1950-1980'ler, 1980'ler-2000'ler ve 2000'ler-bugün olarak ortaya çıkmıştır. 1923-1949 arası dönemde tarımsal bilginin devlet eliyle yaygınlaştırıldığı, köy enstitülerinde ve okullarındaki eğitimin bilimsel bilgi ve köylü bilgisi arasında karşılıklılık esasına dayandığını ortaya konmuştur. Ulusalcı kalkınma çerçevesinde yetiştirdiği insan kaynaklarıyla köylülerin bilgi ihtiyacını karşılayan devlet, uygulamalı eğitimlerde köylülerin geleneksel bilgilerini, yerel gözlemlerini dikkate alacak bir anlayışla hareket etmiştir. 1950-1980'ler arası dönemde Amerikan kalkınmacılık anlayışına geçildiğini, tarımsal üretimde verimliliği esas alan girdi yoğun tarımın Marshall planlarıyla birlikte yaygınlaştığı, temellükçülük odaklı bilimsel bilgi olarak kabul edildiği, bu bilginin devlet eliyle ziraat mühendisleri ve teknisyenler aracılığıyla yayımının yapıldığını, bu hususta kitle iletişim araçlarının kullanıldığı görülmektedir. Tarımsal üretimdeki temellükçülüğün çiftçinin yerel bilgisinin altını oyduğu, 1923- 1949 arasındaki etkileşimin, bu dönemde tek taraflı bilgi aktarımına döndüğü görülmektedir. Köy enstitülerinin yerine açılan 4-K grupları bunun bir örneğidir. Özellikle kırsaldaki çocukları yetiştirmek adına oluşturulan ve Amerika'da 4-H topluluğundan esinlenerek oluşturulan 4-K, tarımsal bilgiyi modernleştirmek, üretimde verimliliği artırmak üzerine tek taraflı bilgi aktarımının yapıldığı eğitim faaliyetlerinden oluşmaktadır. 1980-2000'ler arası tarımsal yayım ve iletişim süreçlerinde çok temel bir kırılımlar yaşanmıştır. 1984 yılında Tarım Bakanlığı'nın neoliberal politikalar aracılığıyla yeniden organizasyonu, devletin tarımsal bilginin düzenlenişindeki korumacı rolünü zayıflatmış, tarımsal danışmanlığı arz güdümlüden talep güdümlüye dönüştürmüştür. Özellikle Dünya Bankası tarafından uygulanan "Tarımsal Yayım ve Uygulamalı Araştırma" adlı proje ile çiftçi bilgiye erişmede maliyet paylaşan bir birey olarak görülmüştür. Danışmanlıklar ticarileşmiş, bilgiye erişim bireyselleşmiş, çiftçi bir müşteri, danışmanlar ise hizmet sağlayıcı olarak görülmüştür. Başka bir deyişle, kamucu yayım oldukça sınırlanmıştır. 2000'ler -bugün döneminde ise danışmanlıkları yürüten insan kaynağının sahanın gerçekliklerinden kopacak müfredatlara tabii kılındığını, tarımsal yayımdaki ara eleman ihtiyacını karşılan teknisyenlerin yetiştirildiği zirai meslek liselerinin Tarım Bakanlığı'ndan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanmasıyla birlikte uygulamalı eğitimlerin kaldırıldığı görülmektedir. Kamucu tarımsal yayımda kullanılan bilgiyi ortaya çıkaran ve araştırma geliştirme faaliyetlerini yürüten ToprakSu araştırma enstitülerinin işlevsizleştiği ve kapatıldığı görülmektedir. Sahanın gerçekliklerinden uzaklaştırılan ve sınırlandıran kamucu yayım anlayışının yerine ticari danışmanlıklar geçmiştir. 2000'li yıllarda "Köy-Mer" ve "Tar-Gel" projeleriyle canlandırılmaya çalışan kamucu yayım faaliyetleri, yetiştirilen insan kaynağının tarımsal gerçekliklerden uzak oluşu, çiftçilerle yeterli etkileşminin sağlananaması gibi sebeplerle sonlanmıştır. Bu süreçte ayrıca çiftçilere karar verme süreçlerinde yardımcı olması için büyük veri odaklı karar destek mekanizmaları, dijital tarım çözümleri tasarlanmaya başlanmış, tarımsal bilgi bir dataficaition sürecine girmiştir. Dijital tarım dönüşümleriyle tarımsal bilgi büyük veri güdümlü kılınmaya başlanmış, büyük veri kullanımına araçsal mantık çerçevesinde ilerlemeci bir teknolojik gelişme, nötr bir bilimsellik atfedilmiştir. Söz konusu dönemselleştirmeler belirli kırılımları gösterse de aradaki gri alanlar kaybolabilmektedir. Bu gri alanları yakalamak adına bilgi/iktidar mücadelesindeki direnişlere, çiftçi-mühendis karşılaşmalarına, çiftçi bilgisi-bilimsel bilgi arasındaki gerilimin nasıl kurulduğuna bakılmıştır. Arşiv taramasının yanı sıra sözlü tanıklıklar aracılığıyla çiftçilerin bilimsel bilginin otoritesine karşı geliştirdikleri taktikler ortaya atılmıştır. Bu noktada çiftçilerin "güvenilirlik eşiği" olarak kavramsallaştırdığım güvenirlik testlerine başvurdukları ortaya çıkmıştır. Bilimsel bilginin mutlak otoritesine karşı kurulan direniş biçimleri Kültürel Çalışmalar alanından ödünç alınan kavram setleriyle, De Certeau'nun taktikleriyle incelemiştir. Altıncı ve yedinci bölüm ise tarihsel akış içerisine yerleştirilen dijital tarımın hangi biçimlerde toplumsallaştığını araştırmaktadır. Bu amaç doğrultusunda örneklemi Geyve, dijital tarım teknoloji ise dijital iklim istasyonları olarak seçilerek etnografik bir saha çalışması yapılmıştır. Altıncı bölümde araştırma tasarımına, yöntemine, araştırma sorularına, tekniklerine yer verilmiştir. 13.04.2023-20.05.2023 tarihleri arasında beş hafta süren saha çalışmasında, derinlemesine görüşme, katılımcı gözlem, yürüme ve konuşma, özdüşünümsel notlar almak olmak üzere farklı araştırma teknikleri kullanılmış, tarımsal bilginin toplumsallaşma mekanizmalarına ilişkin derin bir içgörü sunulmaya çalışılmıştır. Yedinci bölümde ise araştırmanın bulguları yer almaktadır. Görüşmeler arasındaki örüntüleri belirli dizgeselliğe sokmak adına zihin haritaları tasarlanmıştır. Tarımsal bilginin toplumsallaşmasında ortaya çıkan bilgi/iktidar mücadelelerinde iktidarı pekiştiren, direniş imkanları açan mekanizmalar ovada ve dağda farklı şekilde ele alınmıştır. Tarımsal bilginin toplumsallaşma iskeleti ortaya konduktan sonra dijital tarımın bu iskelete nasıl eklemlendiği, sürdürülebilirliğe hangi ölçüde katkı sağladığı tartışılmıştır. Ovada girdi yoğun tarımın ve temellükçülüğün baskın olduğu, bu iktidarın ticarileşme, tıbbileşme ve patriyarkikleşme mekanizmalarıyla kurulduğu görülmüştür. Bu iktidarın düzenlenişine karşı etkileşim biçimleri ile dil kullanım biçimleri olmak üzere farklı taktikler geliştirilmiş, girdi yoğun tarımı yapısal olarak sarsan örgütlü direniş hatları kurulamamıştır. Ovadaki çiftçilerin direniş Scott'un gündelik direnişlerinden ve De Certeau'nun taktiklerden oluşmaktadır. Geçimlik tarımın hakim olduğu dağda ise çiftçilerin yerel bilgisi ile temellekçülük arasında bir doğruluk savaşı yaşanmaktadır. Doğruluk savaşının mekanizmaları yapısal izolasyon, ticarileşme ve yerel bilgiyi koruma olarak ortaya çıkmıştır. Geçimlik üretim yapan çiftçiler, reçetelerin ve temellükçülüğün otoritesine karşı dağın bilgisini korumaya çalışmaktadır. Öte yandan, genç neslin tarıma yabancılaşması yerel bilgide süreksizliklere yol açmakta ve onu bir direniş biçimi olarak zayıflatmaktadır. Üretimde tarımsal kimyasalların yaygın kullanımı ise girdi yoğun üretim anlayışını teşvik etmektedir. Nihayetinde tarımsal bilginin toplumsallaşma mekanizmalarında ortaya çıkan bilgi/iktidar mücadelelerinin tarımsal üretim biçimine göre değiştiği görülmüştür. Tarımsal bilgininin toplumsallaşma iskeleti çıktıktan sonra büyük verinin bu toplumsallaşma biçimlerine nasıl entegre edildiğine ilişkin bulgulara yer verilmiştir. Dijital tarımın epistemolojik ve ontolojik varsayımları ile sahadaki tarımsal yapının ontolojik ve epistemolojik varsayımları birbiriyle örtüşmemektedir. Bu örtüşmeme hali iklim istasyonların, girdi yoğun tarımın iktidarını pekiştiren mekanizmalar aracılığıyla yeniden düzenlenişini getirmiş; dijital tarım mevcut ayrımlarını ve açmazlarını yeniden üreten bir unsura dönüşmüştür. Dijital tarım bu mekanizmalar tarafından temellük edilmiş, çiftçilerin büyük veri güdümlü bilgiye erişimini sağlayacağı düşünülen erken uyarı mesajları işlevselliğini kaybetmiştir. İklim kriziyle mücadele çiftçi güçlendireceği, tarımsal üretimdeki sürdürülebilirliğe anlamlı bir katkı sağlayacağı düşünülen dijital tarım hedeflerinden uzaklaşmıştır. Çalışmanın sekizinci bölümde saha bulguları tarihsel çözümleme ile birlikte ele alınmış, tartışmanın sosyal teori içerisindeki pozisyonu birtakım yeni kavramsallaştırmalarla aktarılmaya çalışılmıştır. Sahanın ilk temel bulgusu bilgi/iktidar mekanizmalarının tarımsal üretim biçimine göre farklılaştığıdır. Her ne kadar farklı şekilde açığa çıksalar da söz konusu mekanizmalar aracılığıyla enformasyonun birikerek bilgiye dönüşmemekte, süreksizleşmekte; bilginin ise aktarılamamakta ya da sürekli olarak parçalanmaktadır. Çiftçilerin karar verme süreçlerinde eyleyiciliklerini azaltan, sorgulayıcı güçlerini elinden alan bir epistemolojik krize dönüşmüştür. Bu krizi ovada "tarımsal bilginin atomikleşmesi" kavramsallaştırmasıyla açıklarken dağda "tarımsal bozulma" ile açıklıyorum. Ova için kullandığım tarımsal bilginin atomikleşmesi kavramsallaştırmasıyla deneyim ve bilgi arasındaki ayrışmayı, toplumsal hafıza yitimini, çiftçilerin eyleyiciliklerini azaltan relation of relationlesslerı açıklıyor, tarımsal bilginin toplumsallaşmasının bir toplumsallaşamama haline döndüğünü iddia ediyorum. Dağ için kullandığım tarımsal bozulma kavramsallaştırmasıyla Foucault'cu doğruluk savaşının tarihin bu aşamasında temellükçülük tarafından kazanılmakta olduğunu, yerel bilginin erozyona uğramaya başladığını, kırsaldaki çiftçinin bilgiye erişim hususunda hem kamucu yayımın hem ticari danışmanlıklar tarafından izole edildiğini bu nedenle "yapısal izolasyona tabii tutulduğunu iddia ediyorum. Bir sonraki neslin tarımdan yabancılaşmasıyla dağın bilgisinin aktarılamayacağını, nesilden nesile aktarılan yerel bilginin erimekte olduğunu ortaya koyuyor, bu çözülme karşısında dağdaki çiftçilerin Benjamin'in işaret ettiği "tarihin meleğine" dönüştüğünü tartışıyorum. Tezin ikinci bulgusu dijital tarımın varsaydığı ontolojik ve epistemolojik gerçeklikle, sahadaki toplumsal gerçekliğin birbiriyle örtüşmediğidir. Bu örtüşmenin sağlanması için dijital tarım teknolojileri odağına üretimde verimliliği, kâr maksimizasyonunu hedef alan girdi yoğun tarımsal yapıyı inşa eden mekanizmaları ortadan kaldırıp yerine odak noktası ekolojik kazanım olan tarımsal üretim biçimini yerleştirmelidir. Aksi takdirde mevcut mekanizmalar tarafından ele geçirilecektir. Geyve'de baskın olan girdi yoğun tarımsal üretim tarafından içi boşaltılan dijital tarım, ticarileşme, tıbbileşme ve patriyarkikleşme tarafından temellük edilmiş, orjinalliğini yitirmiştir. Söz konusu mekanizmalar içi boşaltılan dijital tarım teknolojilerini kendi lehine olacak şekilde yeniden düzenlemi, türetmiş girdi yoğun tarım sistemine uyumlandırmıştır. Şu halde çiftçileri karar verme süreçlerinde destekleyici olma, doğru zamanda doğru karar vermelerini sağlama, kullandıkları tarımsal kimyasal oranlarını düşürme gibi hedefleri olan dijital tarım istasyonlarından çiftçilere gönderilen erken uyarı mesajları hedeflerini gerçekleştirememiş, iktidar ilişkileri tarafından yeniden türetilerek bir simulakra dönüşmüştür. Üçüncü temel bulgum ise tezin kavramsal çerçevesine ilişkindir. Teknolojinin ve toplumun karşılıklı olarak kurulması için Geyve'de toplumsal olanın güçlendirilmesi gerekmekte, çiftçilerin eyleyiciliklerinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Karar verme süreçlerinde otonomilerini büyük ölçüde kaybeden, deneyimi ve toplumsal hafızayı büyük ölçüde yitiren, tek boyutlu bilgilerle kullanım talimatlarıyla sınırlandırılan çiftçiler toplumsal olanın çözüldüğüne işaret etmektedir. Bu nedenle Foucault'nun dediği gibi toplumu savunmak, Fakir Baykurt'un dediği gibi "toplumsal kirizma" yapmak gerekir. Çalışmanın sonunda toplumun nasıl savunulacağına, toplumsal kirizmanın nasıl yapılacağına, çiftçinin karar verme süreçlerinde eyleyiciliğinin nasıl güçlendireceğine dair öneriler ise Türkiye'nin tarihsel tecrübesine dayanarak belirli bir çerçeve içerisinde sıralanmıştır.
Author
Dr. Kübra Sultan Yüzüncüyıl
Institution
How to Cite
Kübra Sultan Yüzüncüyıl (Doktora Tezi). Rethinking agricultural communication in the context of power/knowledge: Socialization of digital agriculture in Geyve, 2024, Galatasaray University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Galatasaray University
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
