The impact of technology on unemployment
2021
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Mehmet Kutluğhan Savaş Ökte
Özet (TR)
Bilimsel araştırmaların en önemli amaçlarından bir tanesi, insan emeğinin en faydalı şekilde kullanılabilmesine yönelik yöntem ve araçlar geliştirmektir. Bu maksatla ortaya konulan ve zamanla teknolojik çıktılara dönüştürülen bilimsel araştırmalar, mevcut işlerde yapısal değişikliklere yol açmakta ve bazı mesleklerin tamamen yok olmasına veya yerlerine yenilerinin gelmesine neden olmaktadır. Bu da bizleri, işsizlik gibi, emeğin bir üretim faktörü olarak kullanılmaya başlanmasından bu yana varlığını sürdüren, dahası devletlerin aldığı tüm sosyal ve ekonomik önlemlere rağmen etkisini her geçen gün artıran bir sosyoekonomik problem ile karşı karşıya getirmektedir. Teknoloji ve istihdam arasındaki ilişki uzun süredir devam eden oldukça ihtilaflı bir konudur. Sanayi Devrimi ile birlikte özellikle imalat sektöründe kullanılan emek tasarrufu sağlayan teknolojiler, ekonomi literatüründe teknolojik işsizlik kaygılarını alevlendirerek dikkatleri bu konuya yoğunlaştırsa da, bu alandaki genişçe literatür henüz kesin bir sonuca varamamıştır. Bu ihtilaftan hareketle bu tez, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelere ayrı ayrı odaklanarak ve bunun yanı sıra farklı sektörleri de dikkate alarak teknoloji ve işsizlik arasındaki ilişkiyi makro düzeyde incelemeyi amaçlamıştır. 1990-2019 dönemini kapsayan geniş bir veri seti kullanılarak ilk aşamada 21 gelişmiş ve 23 gelişmekte olan ülke ayrı ayrı ele alınmış, son aşamada ise 30 gelişmiş ve gelişmekte olan ülke için üç ana sektör özelinde teknoloji-istihdam ilişkisine odaklanılmıştır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için yapılan çalışmalarda ilk etapta bağımlı değişken olarak toplam işsizlik oranı kullanılmış, çalışanların beceri gruplarını baz alan ve aynı ülke grupları için gerçekleştirilen analizlerde ise istihdam oranları bağımlı değişken olarak tanımlanmıştır. Sektörel düzeydeki analizlerde tüm modellerde bağımlı değişkenler ilgili sektörün istihdam oranlarıdır. Ayrıca, çalışmanın temel ilgi alanı teknolojinin istihdam üzerindeki etkisi olduğundan, gelişmiş ve gelişmekte olan ülke analizlerinde kişi başı gayri safi yurtiçi AR-GE harcamaları ve sektörel analizlerde ise kişi başı özel sektör AR-GE harcamaları ana teknoloji değişkeni olarak tanımlanmıştır. Diğer yandan, tezin ana teması teknoloji-işsizlik ilişkisi üzerine olsa da, ampirik modellerde kişi başı gelir, enflasyon, işçi verimliliği, reel efektif döviz kuru endeksi, reel faiz oranı, ticari açıklık, kamu işsizlik harcamaları ve sendika yoğunluğu gibi makro değişkenler de kullanılmış ve dolayısıyla istihdamın birçok önemli makro gösterge ile ilişkisi de sorgulanmıştır. Yukarıda bahsedilen amaçlar doğrultusunda çalışmada takip edilen ampirik süreç üç aşamadan oluşmaktadır. Öncelikle, teknoloji-işsizlik ilişkisini yansıttığı düşünülen modellerde yer alan serilerin birim kök testleri gerçekleştirilerek, serilerin tamamının birinci farklarının durağan oldukları gösterilmiştir. İkinci aşamada ise serilerin uzun dönemde ilişkili oldukları hem Pedroni eşbütünleşme testleri (Pedroni, 1999, 2004) hem de Kao eşbütünleşme testi (Kao, 1999) ile kanıtlanmıştır. Son aşamada Pedroni (2001a), Kao ve Chiang (2001) ve Mark ve Sul (2003) tarafından önerilen Panel Dinamik En Küçük Kareler (PDOLS) ve Philips ve Moon (1999), Pedroni (2001b), Kao ve Chiang (2001) tarafından geliştirilen Modifiye En Küçük Kareler (FMOLS) yöntemleri ile ilgili modellerin katsayı tahminleri yapılmıştır. Bu tezde yer alan ampirik analizler sonucunda elde edilen ilk bulgu gelişmiş ülkeler üzerinedir ve bu bölümdeki sonuçlar hem teknolojinin genel işsizlik üzerindeki, hem de iki farklı beceri grubunun istihdam düzeyleri üzerindeki etkileri adına önemli çıkarımlar içermektedir. Temel sonuçlar, gelişmiş ekonomilerde AR-GE harcamaları arttıkça, yüksek vasıflı işçilerin istihdam düzeyinin arttığını, diğer yandan düşük vasıflı işçiler için bunun tersinin geçerli olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla gelişmiş ekonomilerde teknoloji, yüksek vasıflı işçiler üzerinde tamamlayıcı bir etkiye sahiptir ve istihdam düzeylerini artırır. Ancak düşük vasıflı grup için teknolojinin tamamlayıcı etkisinden ziyade yok edici etkisinin ağır bastığı söylenebilir . Ek olarak, toplam işsizlik bağımlı değişkeni için oluşturulan genel modellerde AR-GE harcamasının tahmin edilen katsayısı pozitif ve anlamlıdır, bu da daha yüksek AR-GE'nin işsizlik üzerinde gerçekten olumsuz bir etkisi olduğuna dair kanıt sağlar. Bu sonucun olası nedeni, gelişmiş ülkelerde vasıflı işçi yoğunluğunun, vasıfsız veya düşük vasıflı işçi yoğunluğundan hala daha az olması olabilir. Düşük vasıflı işçilerin işgücündeki payı azalırsa ve istihdam yapısı daha beceri yoğun hale gelirse ve/veya düşük vasıflı işçiler daha donanımlı hale gelir ve yeni teknolojilere uyum sağlarsa, gelecekte teknolojinin genel işsizlik üzerindeki etkisi tersine dönebilir. Gelişmiş ülkeler için teknoloji-işsizlik ilişkisine dair bulguların yanı sıra, diğer önemli makro değişkenler arasından kişi başı gelirin istihdam etkisi olumlu, enflasyonun ise olumsuz olarak tespit edilmiştir. Reel faiz oranı, kamu işsizlik harcamaları ve sendika yoğunluğu gibi faktörlerin de işsizliği arttırdığı tespit edilmiştir. Bahsedilen bu makroekonomik göstergelerin becerilere göre istihdam üzerindeki etkileri ise kişi başı gelir hariç olmak üzere heterojendir. Kişi başı gelirdeki artışın her iki beceri grubunun istihdamına da olumlu yönde yansıdığı tespit edilmiştir. Tezin ikinci ana bulgusu gelişmekte olan ülkeler üzerinedir. Teknoloji-istihdam ilişkisine dair literatürde gelişmekte olan ülkelere dokunan çalışmalar son derece sınırlıdır. İktisat literatürünün özellikle Sanayi Devrimi'nden bu yana teknoloji ve işsizlik ilişkisini konu almaya başlaması ve makinelerin ilk olarak gelişmiş ülkelerde ortaya çıkması nedeniyle gelişmekte olan ülkeler uzun süre ihmal edilmiş, doğal olarak istihdam kaygıları önce bu coğrafyalarda başlamıştır. Gelişmekte olan ülkelere dair literatür boşluğunu doldurmak amacıyla da bu çalışmada teknolojinin istihdam üzerindeki etkisi gelişmekte olan ülkeler özelinde geniş bir ülke grubu ve zaman diliminde tartışılmıştır. Sonuçlara göre gelişmekte olan ülkelerde teknolojinin genel işsizlik etkisi gelişmiş ülkelerde olduğu gibi emek tasarrufu yönündedir. Ayrıca gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde teknolojinin istihdam üzerindeki etki büyüklükleri birbirine yakındır. Gelişmekte olan ülkelerde her iki beceri grubunun da teknolojiden olumsuz etkilendiği görülmekle birlikte, yüksek vasıflı istihdam üzerindeki olumsuz etkisi nispeten düşüktür. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerdeki düşük vasıflı istihdam, gelişmiş ülkelere göre teknolojiden daha az etkilenmektedir. Bunun olası sebeplerinden bir tanesi bu ülkelerdeki işçilerin nispi ücretlerinin düşük olması ve dolayısıyla emeğin karşılaştırmalı üstünlüğünün daha uzun süre devam etmesidir. Diğer yandan, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi gelişmekte olan ülkelerde de kişi başı gelirin istihdam etkisi olumludur. Kişi başı gelirdeki artış, her iki beceri grubunun istihdam seviyesini de arttırmaktadır. Enflasyonun etkisi ise, beceri gruplarına göre heterojen olmakla birlikte genel istihdam üzerinde negatiftir. Faiz oranı ve reel efektif döviz kuru endeksi ile gelişmekte olan ülkelerdeki işsizlik arasındaki ilişki güçlü değildir. Diğer yandan ticaret açıklığının yükske beceri grubu istihdamını güçlü bir şekilde olumlu yönde etkilediği fakat düşük beceri grubu üzerindeki etkisinin de pozitif fakat zayıf olduğu tespit edilmiştir. Son olarak belirtmek gerekir ki, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler özelinde elde edilen bulgular arasında dikkate değer farklılıklar çarpmaktadır. Dolayısıyla gerek teknolojinin işsizlik üzerindeki etkisi, gerekse işsizliğin diğer makro göstergeler ile hareketi ülke grupları arasında heterojen bir yapıdadır. Tezin üçüncü önemli bulgusu, teknolojinin farklı sektörlerde istihdama etkileri üzerinedir. İnovasyonun istihdam üzerindeki etkisinin sektörler arasında farklılık göstermesi beklenmektedir ve tezin bulguları bu hipotezi desteklemektedir. Sonuçlar, tarımda ve sanayide üretilen teknolojinin yine tarım ve sanayide istihdamı azalttığını göstermektedir. Tarım sektöründe teknolojinin istihdamı yıkıcı etkisi gelir üzerinden dahi bastırılamamakta ve sektörün doğası gereği esnek olmayan veya geçmişe nazaran daha az esnek olan talep, insan gücünün kullanılacağı ek istihdam alanları oluşturamamaktadır. Diğer yandan ekonomik büyüme sanayi için önemli bir telafi mekanizmasıdır ancak teknolojinin emek tasarrufu sağlayan etkisini tamamen ortadan kaldırmaz, kısmen hafifletir. Bu durum, çalışmada kapsanan gelişmiş ve bazı gelişmekte olan ülkeler için geçerlidir. Son olarak hizmet sektöründe ise teknolojinin istihdam üzerindeki etkisi olumlu olarak tespit edilmiştir. Diğer bir ifade edile, hizmet sektöründeki AR-GE harcamaları sektör içi istihdamı arttırır. Bu bölümde elde edilen sonuçlar dolaylı olarak rutin/görev yanlı teknolojik değişim ve iş kutuplaşması hipotezlerini de desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Teknoloji ve İşsizlik İlişkisi, Teknolojik İşsizlik, Beceri Grupları, AR-GE Harcamaları, Beceri-Yanlı Teknolojik Değişim (SBTC), Rutin-Yanlı Teknolojik Değişim (RBTC), İş Kutuplaşması, Panel Eşbütünleşme, Pedroni Eşbütünleşme, PDOLS, FMOLS.
Yazar
Dr. Hami Saka
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Hami Saka (Doktora Tezi). The impact of technology on unemployment, 2021, İstanbul University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
İstanbul University tezlerinden daha fazlası
- In the covid 19 pandemic of female employees at a university hospital attitudes and affecting factors in nutrition of 9 months-6 years old children(2022)
- Türkiye'de sağ akımların 27 Mayıs Darbesi'ne dair algısı: 1960-1980(2020)
- La Turquie Gazetesi'nin 1890 yılı haberlerine göre: Osmanlı Devleti'nde iktisadi ve sosyal hayat (Fihrist-çeviri-değerlendirme)(2022)
- Emevîler döneminde toprak rejimi(2022)
- Merkel hücreli karsinomda tanısal ve prognostik belirteçler(2022)
- Solunum sistemi hastalıklarının sınıflandırılmasında makine öğrenmesi yöntemlerinin kullanımı(2021)