DoctorateOpen Access

Televizyon üzerinden dindar/mütedeyyin kadınları anlamak: Dindar kadınların televizyonu alımlama ve kullanım biçimleri

2022
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Özlem Danacı Yüce

Abstract (TR)

İletişim çalışmalarında egemen ideolojinin aktarmak istediği mesajı çözümlemesi, anlamlandırması ve kabul etmesi beklenen izleyici, mesajın nihai hedefi olarak iletişim sürecinin göz ardı edilmemesi gereken unsurudur. Kullanımlar ve Doyumlar kuramı ile başlayan, Stuart Hall'un kodlama/kodaçımı modeli ile devam eden etkin, aktif izleyici yaklaşımı ya da izleyicinin tümüyle pasif, edilgen özne olarak görülemeyeceği perspektifi, David Morley'nin öncülük ettiği kapsamlı ampirik araştırmalarla önemli bir yol kat etmiştir. 1980-90'lı yıllar boyunca, vaka incelemeleri ve etnografik araştırma yöntemlerinin kullanımı ile gelişen izleyici çalışmaları özellikle bu dönemde yapılan öncü araştırmalarla kendi sınırlarını zorlamaya başlamıştır. Temel eksikliğin izleyici davranışlarının sosyolojik zeminde analiz edilmemesi olduğu saptamasıyla, alanın önde gelen araştırmacıları, eleştirel kültürel çalışmalar geleneği içerisinde, bulguların toplumsal ve tarihsel şartlar bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. Eleştirel yorumlayıcı alımlama teorisyenleri, anlamlardaki farklılaşmanın, izleyicilerin sahip oldukları farklı kültürel yapı ve koşullardan kaynaklandığını vurgulamaktadır. Bu, verilerin bağlamsal çerçevede (contextual framework) yorumlanması yani daha kapsayıcı, bütünlüklü ve açıklayıcı sonuçlara ulaşılması anlamına gelmektedir. İzleme ve mesajların alımlanması toplumsal boyutları olan bir pratiktir ve çözümlemesi güç bir süreçtir. Başka deyişle, yeni izleyici araştırmaları, bugün gelinen noktada salt "vaka incelemeleri" olmaktan çıkmış, medya ile izleyici arasındaki karmaşık ilişkiyi, toplumsal iktidar ve güç ilişkileri kavramlarıyla bir arada düşünmeyi ve anlamlandırmayı amaç edinmiştir. Bu bağlamda, habitus ile televizyon izleme pratiği arasındaki ilişki önem kazanmış ve araştırmalar toplumsal ve kültürel yapılar ile televizyon arasındaki etkileşime odaklanmıştır. Kısaca, bu yaklaşım, izleyicinin televizyon metinlerinden çıkardığı anlamları kültürel ve bağlamsal koşulların şekillendirdiğine işaret eder ve sözü edilen kültürel yapıları, bu kapsamda, birer "tahakküm" kaynağı olarak değerlendirir. Dolayısıyla, Türkiye'de yapılan alımlama çalışmalarının çoğunluğunda hala kullanılan, alanın ilk adımları sayılabilecek Kullanımlar ve Doyumlar yaklaşımı ile kodlama/kodaçımı modeli, medya-izleyici ilişkisini açıklamada artık yetersiz kalmaktadır. Bu çalışma, alımlama araştırmalarının dünyadaki bu gelişimini takip ederek, en genel tanımıyla, dindar kadın izleyici ile televizyon metinleri arasındaki ilişkiyi toplumsal hiyerarşik yapılar bağlamına oturtarak anlamlandırmak ve somutlaştırmak çabasındadır. Çalışmanın amacı, televizyonun dindar kadınların gündelik hayatları ile nerelerde, nasıl kesiştiğini ya da ayrıştığını, uzlaşma ve çatışma alanlarını, dinî değer ve yargılarının televizyon ile kurdukları ilişkide ne ölçüde belirleyici olduğunu, varsa etkileşimi ve bu etkileşimin alımlama anı ötesine taşınıp taşınmadığını görmektir. Bu amaç doğrultusunda, bir televizyon metninin yalnızca "nasıl" okunduğu değil, aynı zamanda "neden" o şekilde okunduğu sorusuna odaklanılmaktadır. Çalışma, tek bir televizyon programı ya da türe (genre) odaklanmak yerine, alanın önemli araştırmacılarından Ellen Seiter'in "gerçek hayat" yaklaşımını benimsemiştir. Bu yaklaşıma göre, program veya tür seçimi, her ne kadar kapsamını sınırlandırarak araştırmayı daha hızlı sonuca ulaştıracak olsa da, katılımcılara hakkında konuşmak istedikleri televizyon metinlerini belirleme şansı vermemek anlamına gelmektedir. Oysa, kadınların kendilerinin yaptığı metin tercihleri de bakış açılarını yansıtan anlamlı bir veri olarak ayrıca değerlidir. Dindar kadınların televizyonu alımlama ve kullanım biçimlerini konu eden bu çalışmaya, teorik altyapının oluşturulması amacıyla ilgili kaynakların taranması ile başlanmıştır. Araştırma konusunun çok katmanlı niteliği gereği birbirinden farklı alanlarda literatür incelemesi yapılmıştır. Medya iletişim alanında izleyici araştırmaları ve özellikle eleştirel alımlama teorileri ile ilgili kaynaklar taranırken, sahadan toplanan verilerin doğru ve anlamlı analizi için kadın araştırmaları ile din ve toplum sosyolojisi literatürü de taranmaya çalışılmıştır. Bu süreç devam ederken saha çalışmalarına başlanmış, kartopu metodu ile ulaşılan toplam 23 kadınla yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş, ayrıca katılımcı gözlem yöntemiyle grup görüşmeleri yapılmıştır. Mayıs 2015 - Mayıs 2017 tarihleri arasında gerçekleştirilen saha çalışmasında, tüm görüşmelerde katılımcıların izni alınarak ses kayıt cihazı kullanılmıştır. Katılımcı kadınların verdikleri yanıtlar nitel veri analiz yöntemlerinden biri olan betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiş ve veriler, belirlenen temalara göre ayrıştırılarak yorumlanmıştır. Doğrudan ve geniş alıntılara yer verilerek katılımcıların görüşlerini kendi cümleleriyle, kendi çerçevelerinden aktarmaları amaçlanmıştır. Elde edilen verilerin belli bağlamlarda analiz edilmesi yoluyla bütünlüklü bir çözümleme gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Görüşülen kadınların televizyonla kurdukları ilişkinin ve televizyon metinlerinden anlam üretme süreçlerinin bütüncül analizinin ancak kadınları toplumsal özneler olarak gündelik yaşamın çeşitli alanlarında da tanımakla mümkün olacağı düşünülerek görüşme kılavuzu genişletilmiş ve kadın/anne/eş olmak, eğitim, ekonomik özgürlük, vatan, millet gibi temalar yüz yüze mülakatlara dahil edilmiştir. Bunun sonucu olarak, katılımcıların bu tema ve kavramlar hakkında konuşurken kullandıkları din referanslı söylem ile gündelik hayat pratikleri arasında örtüşmelerin yanı sıra farklılaşmaların da olabildiği gözlemlenmiştir. Başka deyişle, bu çalışma aynı zamanda, kadınların kendilerinden beklenen ile gerçekte hissettikleri, düşündükleri arasında; inançları ve içinde yaşadıkları sosyal sistemin kutsal gördüğü değerler ile bireysel arzu, ihtiyaç ve duyguları arasında çelişki yaşayıp yaşamadıklarını, böyle bir durumda ürettikleri taktik ve çözümleri de ortaya koymaktadır. Saha araştırmasından ortaya çıkan bulgular, en genel haliyle, dindar değerler temelinde şekillenen yaşam tarzları ve ortak dağarcıklarının sonucu olarak kadınların televizyona yaklaşımlarında büyük oranda benzerlikler olduğunu, ancak ortak dinî habitusa rağmen alımlama süreçlerinde bütünüyle aynı çerçeveyi kullanmadıklarını göstermektedir. Dinî değerler ile televizyon izleme pratiği arasındaki ilişkinin de çok katmanlı, karmaşık ve çelişkili olduğunu, katılımcıların dindarlıkları ile televizyon metinleri arasına net bir çizgi çekerek iki dünyayı birbirinden ayırmadıklarını belirtmek gerekir. Alımlama ve anlamlandırma süreçlerinde toplumsal cinsiyet rolleri, dinî değerler, dindarlık seviyeleri, öznellikler, iç hesaplaşmalar gibi pek çok unsurun belirleyici olduğu görülmektedir. Bir çeşit uzlaşma ve mücadele alanı olarak tanımlanabilecek televizyon izleme ve alımlama pratiği sürecinde, kadınların savunma ve meşrulaştırma taktikleri kullanarak kendilerine en uygun konumu bulmaya çalıştıkları gözlemlenmektedir. Yapılan derinlemesine görüşmelerden ortaya çıkan bulgular, alımlama farklılıkların kesinlikle sosyo-ekonomik sınıf değişkenleriyle açıklanamayacak kadar karmaşık olduğunu, yaş, ekonomik statü, eğitim düzeyi kategorilerinin, verileri değerlendirmede yetersiz kaldığını göstermektedir. Toplanan verilerin işlenmeye başlamasıyla birlikte belirginleşen üç ana değişkenden söz edilebilir: Dindarlık seviyesi, toplumsal temas sıklığı ve siyasi/ideolojik duruş. Katılımcı kadınlar dindar muhafazakar değerler temelinde birleşmekte, dolayısıyla hayata ve olaylara bakışlarında makro çerçevede benzeşmektedirler. Ancak bununla birlikte, yetiştikleri aile, bireysel deneyimleri, içinde bulundukları toplumsal çevre, dinî grup, tarikat veya cemaat aidiyetleri kadınları detaylarda farklılaştıran değişkenler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu noktada, saha çalışmalarının, Türkiye yakın tarihinde siyasal ve toplumsal anlamda büyük değişimlere yol açan 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin öncesi ve sonrasında gerçekleşmiş olduğunu belirtmek gerekir. Bu çalışma, bu özelliğiyle tarihi bir momentumu yakalamıştır. 15 Temmuz'un toplumun dindar muhafazakar kesimi içerisinde bir bölünmeye yol açtığı, bu çalışmanın saha araştırması sürecinde net olarak ortaya çıkmıştır. Bu bölünmenin, bu çalışma kapsamında en çarpıcı etkisi ise katılımcı dindar kadınların televizyon kanalları ve özellikle dizi tercih ve beğenilerine yansımış olduğudur. Kendilerini dindar olarak tanımlayan, gündelik pratiklerini dinin talepleri doğrultusunda düzenleyen, kutsallık atfettikleri dinî metinlere uygun bir hayat yaşamak çabasında olan kadınlarla gerçekleştirilen bu çalışma, birbirini tamamlayan iki ana gövdeden oluşturulmuştur. Bunlardan ilki, sosyal bilimler kuram ve kavramlarıyla teorik olarak desteklenerek, katılımcı kadınların gündelik yaşam pratiklerinden, çeşitli kavramlara ilişkin düşünce ve eylemlerinden örnekler sunan bölümdür. Bu bölümün amacı, kurumsal din ve eril tahakküm yapılarının şekillendirdiği hayat tarzlarını görünür kılma yoluyla katılımcı kadınları tanımak ve anlamaktır. İkincisi ise görüşülen dindar kadınların, bir önceki bölümde çizilen toplumsal ve kültürel yapılar tablosu ışığında, televizyonu kullanım biçimlerini ve alımlama süreçlerini bağlamsal bir çerçeveye oturtarak analiz eden bölümdür. Bu bölümde de amaç, kadınların televizyon ile kurdukları ilişkinin bireysel tercihlere indirgenerek açıklanamayacağını, ancak aynı zamanda "dindar kadınlar" üst başlığına rağmen, tümüyle homojen bir gruptan da söz edilemeyeceğini ortaya koymaktır. Ortak habitus değerlerinin ürünü ortak düşünce ve davranış biçimlerine karşın televizyon metinlerini alımlama süreçlerinde saptanan farklılıklar başka dinamiklerin de devrede olduğunu göstermektedir. Bu dinamiklerin neler olduğu ise bu iki ana gövdede sunulan bulguların birlikte değerlendirilmeleri durumunda daha net anlaşılacaktır. "Katılımcı Dindar Kadınları Tanımak: Gündelik Yaşamları ve Çeşitli Konulara Yaklaşımları" başlığını taşıyan bölüm, örneklemi oluşturan dindar kadınların yaşamlarına yakından bakmayı, habitus özelliklerini görmeyi amaçlar. Bu bölümün temel hedefi, katılımcıların kişisel tarihleri, deneyimleri ve gündelik hayat pratiklerinden derinlemesine görüşmeler ve yarı etnografik saha çalışmalarıyla elde edilmiş kesitler sunmaktır. Katılımcı kadınların habituslarının özelliklerini, benzerlik ve farklılıklarını ortaya koymak, hayatın farklı alanlarında nerede durduklarına, nasıl yaşadıklarına, gündelik yaşam deneyimlerine ve kişisel hayat tecrübelerine dair bilgi sahibi olmak televizyonu alımlama biçimlerinin bütünsel analizine altyapı oluşturacaktır. Bölümde teorik zemini Bourdieu'nün habitus, dinî habitus tanımları ve dini toplumsal tahakküm yapılarından biri olarak değerlendiren yaklaşımı oluşturmaktadır. Gerçekleştirilen görüşmelerden çıkan sonuç, içinde bulundukları dinî habitusun, kadınların düşünme ve eyleme biçimlerinden kullandıkları sözcüklere, komşu/arkadaş seçimlerinden aile içi rol paylaşımlarına, tüketim ürünlerinde marka tercihlerinden televizyon ile kurdukları ilişkiye kadar gündelik yaşamlarının her anında etkin ve güçlü konumda olduğudur. Bireyin inanç dünyasının yanı sıra toplumsal hayatı da düzenleyen kurumsal yapılar olarak dinlerin gündelik yaşam pratiklerini de belirlediği tezinden hareket eden bu bölümde, katılımcı kadınların yatkınlıklarını, beğenilerini, duygu, düşünce ve davranışlarını geniş bir kapsamda irdelenmesine çalışılmıştır. Gündelik yaşam pratiklerindeki detayların ve hayatın akışı içerisinde geliştirdikleri taktiklerin anlaşılması sahip oldukları sosyokültürel alanı anlamak için gereklidir. Gerçekleştirilen görüşmelerden toplanan veri incelemesinde öne çıkan temalar kategorize edilerek "Gündelik Yaşam Pratikleri", "Makbul Kadın", "Kutsal Aile ve Dişil İtaat" ile "Vatan, Devlet, Millet" olmak üzere toplam dört alt başlık halinde sunulmuştur. Çalışmanın bu bölümünde ulaşılan sonuçların özet bir değerlendirmesi yapılacak olursa şunlar söylenebilir. Gündelik hayat organizasyonunda din ve dinî değerler en önemli unsur olarak öne çıkmaktadır. Ev, eş ve özellikle çocukların ihtiyaçlarının karşılanması temelinde yapılandırılmış bir gündelik yaşam söz konusudur. Katılımcıların bireysel ve toplumsal olayları dindar muhafazakar bakış açısıyla yorumladıkları, bu kapsamda Allah inancı ve iman gücü ile aile, kadınlık, annelik, vatan, devlet, millet, askerlik kavramlarını çoğunlukla birbirlerini tamamlayan değerler olarak niteledikleri ortaya çıkmıştır. Dinî toplantılar, cemaat sohbetleri, türbe ziyaretleri ya da duaların okunduğu "kadın kadına" ev buluşmaları kadının evinden dışarı çıkarak kamusal alana karışmasını meşrulaştırmaktadır. Yaşam tarzlarını dinsel referanslara uygun biçimlendirme çabasında birleşmelerine karşın, dini yorumlama ve uygulamalarında farklılıklara rastlanmaktadır. Bu anlamda, temas halinde oldukları sosyal çevrenin çeşitliliği ve habituslarının özellikleri din ile kurdukları ilişkide belirgin değişkenler olarak öne çıkmaktadır. Başka bir deyişle, sahip oldukları habitus ve kültürel sermayeleri, kadınların dindarlıklarını birbirinden farklı boyutlarda yaşamalarını, gündelik hayatlarına farklı biçimlerde yansıtmalarını, erkek egemen düzenin toplumsal cinsiyet rollerine farklı bakış açılarını mümkün kılmaktadır. "Katılımcı Kadınların Televizyonu Kullanım Biçimleri" ve "Katılımcı Kadınların Televizyon Programlarını Alımlama Analizi" başlıklarını taşıyan veri analizi bölümleri ise kadınların televizyonu nasıl kullandıklarını, televizyon metinlerinden ne tür anlamlar ürettiklerini, dinî habituslarını dikkate alarak incelemektedir. Bu bölümlerde açılan alt başlıklarla, habitus tanıtan bir önceki bölümün başlıkları birbirlerini tamamlayacak şekilde oluşturulmuştur. Görüşülen kadınlar, psikolojik indirgemeci bir yaklaşımla, yalnızca kişisel gereksinimlerini televizyon aracılığıyla karşılayan psiko-sosyal özneler olarak değil, aynı zamanda ortak dinsel ve kültürel bağlara sahip, benzer habitustan beslenen toplumsal özneler olarak konumlandırılmaktadır. Derinlemesine görüşmeler ve yapılan "televizyon sohbetleri" ile sahadan toplanan veriler, katılımcı dindar kadınların bireysel yaşam öykülerinden parçalar taşıyan, beklentilerine, hayal kırıklıklarına dair ip uçları verirken, aynı zamanda toplumsal özne olarak kadını sarmalayan ataerkil toplumsal yapının hiyerarşik ilişkiler ağını ve dinin, eril toplumsal düzenin devamlılığını sağlamada oynadığı işlevsel rolü de görünür kılmaktadır. Sonuçta, dinî inanç ve değerler sisteminin de güçlendirdiği köklü tahakküm yapılarının "kadın özne" olarak var olmayı zorlaştırdığı görülmektedir. Bu noktada, kadınların gündelik yaşamlarının önemli unsurlarından biri olduğu belirlenen televizyon, başka şartlarda dillendirilmesi güç kişisel duygu ve düşüncelerin paylaşılmasına aracılık etmektedir. Görüşülen kadınlar ile televizyon arasındaki ilişkinin, aynı zamanda hem bir uzlaşma hem de bir mücadele ilişkisi olduğu ve anlam inşası ile alımlama sürecinin bu zeminde gerçekleştiği saptanmaktadır. Televizyon, görüşülen kadınların hayatlarına sahip oldukları yaşam tarzından çok farklı, inandıkları değerleri tehdit eden görüntü ya da hikayeleriyle girebilen bir araç konumundadır. Katılımcılar gündelik yaşamlarında yaptıkları tercihler ve aldıkları kararlarla kolaylıkla güçlendirebildikleri savunmacı dinsel kimliklerini televizyon karşısında yeterince koruyamadıklarını düşünmekte ve durumu nefislerine yenik düşmek şeklinde açıklamaktadırlar. Bu özelliğiyle televizyon kadınlar için bir mücadele alanına dönüşmektedir. Katılımcı kadınlar ile televizyon arasında eril ve dinî tahakkümün içselleştirilmiş olmasından kaynaklanan gerilimli bir ilişki söz konusudur.

Author

Dr. Ergen Devrim Karagöz

How to Cite

Ergen Devrim Karagöz (Doktora Tezi). Televizyon üzerinden dindar/mütedeyyin kadınları anlamak: Dindar kadınların televizyonu alımlama ve kullanım biçimleri, 2022, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University