Tirotoksikoz kliniği ile endokrinoloji vemetabolizma hastalıkları kliniği'nebaşvuran hastaların retrospektif olarakdeğerlendirilmesi
2021
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Mustafa Kemal Balcı
Abstract (TR)
Tirotoksikoz Kliniği ile Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Kliniği'ne Başvuran Hastaların Retrospektif Olarak Değerlendirilmesi Tirotoksikoz sık görülen ve tüm yaş gruplarını etkileyen kronik bir hastalıktır. Etkin ve hızlı bir şekilde tanısının konarak tedavisinin başlanması gerekmektedir. Tirotoksikoz etyolojisinin ve tedavi yaklaşımlarının retrospektif olarak değerlendirildiği çalışmada, TSH değeri <0,55 µIU/mL olan 1651 tirotoksikoz tanılı hasta değerlendirildi. Buna göre; Hastaların yaş ortalaması 51,29 yıl olarak hesaplanırken 1350 hastanın (%81,8) 65 yaş altı ve 301 hastanın (%18,2) ise 65 yaş ve üstü olduğu görülmüştür. Hastaların %18'i erkek ve %82'si ise kadın hastalardan oluşmaktadır. TSH değeri düşük olan 1651 hasta ile yaptığımız bu çalışmada, TSH düşüklüğünün en sık nedeni ilaç ilişkili tirotoksikoz (%71,4) olarak saptadık. İlaç kullanımı olan hastalarda en sık levotiroksin kullanımına (%97,9) bağlı tirotoksikoz saptatık. Levotiroksin kullanımı olan hastaların %8,1'i tiroid malignitesi sonrası iyatrojenik olarak yüksek doz levotiroksin alan hastalardan oluşmaktaydı. Daha az oranda kontrast (%1,2) ve amiodaron (%0,2) ile ilişkili tirotoksikoza rastladık. Hipertiroidi nedenleri açısından bakıldığında literatürle benzer şekilde en sık neden Graves (%15,1) daha sonra TMNG-TN (%8,9) saptandı. 65 yaş üstü hasta grubunda ayrıca değerlendirildiğinde literatürle benzer şekilde en sık TMNG-TN saptadık. 65 yaş altı ve 65 yaş üstü TSH düşüklüğünün etyolojik nedenleri ile ilgili karşılaştırma yapıldığında, 65 yaş üstü grupta TMNG ve TN görülme sıklığının daha yüksek olduğu ve bu yüksekliğin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü (p<0,001). TSH düşüklüğü olan hastaların cinsiyete göre tanı oranları karşılaştırıldığında, kadınlarda ilaç ilişkili tirotoksikoz sıklığının (%76,9) erkeklere göre daha yüksek olduğu ve bu yüksekliğin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü (p<0,001). Erkeklerde Graves (%30,5), TMNG (%13,1) ve TN (%5,4) 47 sıklığının kadınlara göre daha yüksek olduğu ve bu yüksekliğin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü (p<0,001). Ortalama 12 ay ATİ kullanımı sonrası 2-3 yıl takip ettiğimiz Graves hastalarının %22,2'sinin remisyonda takip edildiği, %50'sine nüks sonrası RAİ tedavisi verildiği, %15,9'una cerrahi işlem yapıldığı görüldü. Graves hastalarında nüks gelişen ve remisyonda takip edilen hastaların yaş, cinsiyet ve laboratuvar parametreleri üzerinden yaptığımız karşılaştırmada, nüks gelişen Graves hastalarında, TRAb değerlerinin remisyonda olan hastalara göre daha yüksek olduğu ve bu yüksekliğin istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı (p=0,001). Çalışmanın tek merkezli olması, retrospektif özellikte olması bu çalışmanın kısıtlılıklarındandır. Bu konuda daha fazla sayıda katılımcı içeren hasta grupları ve daha uzun süreler ile yapılacak prospektif, çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Graves, Tirotoksikoz, Tirotoksikoz Nedenleri, Tedavi Yöntemleri, İlaca Bağlı Tirotoksikoz
Author
Dr. Ekrem Epcerev
How to Cite
Ekrem Epcerev (Tıpta Uzmanlık Tezi). Tirotoksikoz kliniği ile endokrinoloji vemetabolizma hastalıkları kliniği'nebaşvuran hastaların retrospektif olarakdeğerlendirilmesi, 2021, Akdeniz University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Akdeniz University
- Spin-1 Blume-Capel ve karma spin (1/2, 1) Ising modellerinin termodinamik geometri çerçevesinde incelenmesi(2024)
- Hava kirliliği ve kentleşme ile COVID-19 ilişkisinin coğrafi bilgisistemleri kullanılarak belirlenmesi(2025)
- Orman yangını risk alanlarının tespiti ve haritalanması: Kaş, Antalya örneği(2025)
- Christopher Marlowe'un eserlerinde değerlerin analizi(2022)
- Andriake Granarium'u ve sosyo-ekonomik etkileri(2022)
- Migrenli hastalarda transkranial ultrasonografi yoluyla beyin dokusu değişikliklerinin incelenmesi ve depresyonla ilişkisi(2023)
