Master'sOpen Access

Toplumsal cinsiyet rollerine bağlı olarak aile içi şiddetin anlamlandırılması

2018
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Sevim Cesur

Abstract (TR)

Toplumsal cinsiyete bağlı olarak toplumun kadın ve erkekten beklediği tutum, duygu, davranış ve kalıplaşmış sosyal roller toplumsal cinsiyet rolleri olarak adlandırılır (Dökmen, 2009). Cinsiyetçilik ise; ataerkillik, heteroseksüellik, cinsiyetler arası farklılaşma olmak üzere üç kaynaktan beslenmektedir. Cinsiyetçilik, bu üç kaynağın düşmanca ve korumacı yanlarını bünyesinde topladığından ve düşmanca ve korumacı ögeleri aynı anda barındırdığından dolayı, kadınlar hakkında tek boyutlu olumsuz bir ayrımcılık olarak değil "çelişik duygulu" bir şekilde kendini göstermektedir (Glick, Diebold, Bailey-Werner ve Zhu, 1997; Glick ve Fiske, 1996,1997). Aile içi şiddet, aile içindeki şiddet uygulayan kişinin diğerine karşı yönelttiği cezalandırma, güç gösterme, zorlama, aşağılama gibi şekillerde olmak üzere öfke ve gerginlik duygularını boşaltmak amacıyla yöneltmiş olduğu şiddet olarak tanımlanmıştır (WHO Raporu, 1998). Bu araştırmanın amacı, toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında, düşmanca ve korumacı cinsiyetçiliğin kadına yönelik şiddet ile ilişkisini incelemektir. Veri toplama sürecinde Gönüllü Katılım Formu ve Demografik Bilgi Formu, İlişki Değerlendirme Anketi (İLDA), Namus Adına Kadına Uygulanan Şiddete Yönelik Tutumlar Ölçeği (NKUŞTÖ), Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği ve Evlilikte Kadına Yönelik Şiddete İlişkin Tutumlar Ölçeği olmak üzere bir anket bataryası ve çocuklar için geliştirilen altı resim kartından şiddetle ilgili olan üçü seçilerek kullanılmıştır. Ancak bu çalışma için bu kartlar üç erkek üç kadın olmak üzere altı yetişkine aile içi şiddete yönelik tutumları değerlendirmek amacıyla yarı yapılandırılmış (semi-structured) mülakata destek amaçlı "Burada ne görüyorsunuz?" şeklinde açık uçlu sorular sorulmuştur. Bu araştırmanın örneklemini anket uygulamaları için 203 kadın ve 40 erkek olmak üzere 243 kişi, resim kartları için ise 3 kadın 3 erkek olmak üzere 6 kişi oluşturmaktadır. Katılımcıların yaş aralığı 18 ile 65 arasında değişmektedir. Yapılan analizler sonucunda iletişim düzeyi yüksek olan kişilerin iletişim düzeyi düşük olan kişilere göre şiddete toleransı daha az bulunmuştur. Bu bulguyla paralel şekilde yapılan görüşmeler de iletişim düzeyi yüksek olan kişilerin iletişim düzeyi düşük olan kişilere göre şiddete toleransının daha az olduğunu göstermektedir. Düşmanca cinsiyetçilik ile şiddet uygulanmasına yönelik tutum arasında pozitif ilişki bulunmuştur. Görüşmeler de yine analiz sonuçlarıyla tutarlıdır. Korumacı cinsiyetçilik ile şiddet uygulanmasına yönelik tutum arasında beklenenin aksine negatif ilişki bulunamamıştır. Ancak daha çok korumacı cinsiyet rollerine sahip olan birinci erkek katılımcı kadına şiddet uygulanmaması gerektiğini ve gerekli durumlarda korunması gerektiğini düşündüğünü belirtmiştir. Düşmanca ve korumacı cinsiyetçilik ile namusa bağlı aile içi şiddete tolerans arasında pozitif ilişki bulunmuştur. Bunların yanı sıra, beklenenin aksine düşmanca cinsiyetçilik tutumları yüksek olan kadınların korumacı cinsiyetçilik tutumları yüksek olan kadınlara göre ayrılmaya toleransı daha az bulunmuştur. Kadınların erkeklere oranla daha az düşmanca cinsiyetçi tutumlara sahip olduğu bulunmuştur. Ancak beklenenin aksine kadınların erkeklere oranla daha fazla korumacı cinsiyetçi tutumlara sahip olduğu bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Toplumsal cinsiyet rolleri, çelişik duygulu cinsiyetçilik, düşmanca cinsiyetçilik, korumacı cinsiyetçilik, aile içi şiddet, kadına yönelik şiddet, namus

Author

Dr. Bahar Işık

How to Cite

Bahar Işık (Yüksek Lisans Tezi). Toplumsal cinsiyet rollerine bağlı olarak aile içi şiddetin anlamlandırılması, 2018, İstanbul University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from İstanbul University