Gender roles

179 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de ücretin ve ücret dağılımının bölgesel dinamikleri: 2004-2014 dönemi

Eğitim düzeyi, cinsiyet, iş tecrübesi, yaş, medeni durum, hane büyüklüğü, çalışılan sektör, çalışan başına kullanılan sermaye miktarı gibi etmenler ücretin belirlenmesi ve ücret dağılımı üzerinde etkili olmaktadır. Türkiye'de gerek bölge gerekse sektör düzeyinde işgücünün bu etmenler açısından dağılımında heterojenlikler bulunmaktadır. Bölgeler ve sektörler arasında işgücü arzında heterojenliklerin bulunması ise ücretin belirlenmesinde ve ücret dağılımında farklılıklara yol açmaktadır. Bu çalışmada sektör ve bölge düzeyinde ücretin belirlenmesinde meydana gelen farklılıkların ampirik olarak ortaya konması amacıyla Heckman Seçim modeli kapsamında bir ücret denklemi tasarlanmış ve bu denklem 2004-2014 dönemine ait Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştirilen Hanehalkı İşgücü Anketlerine ait mikro veri setleri üzerinden STATA ekonometri yazılımı kullanılarak test edilmiştir. Çalışmanın bulguları, söz konusu dönemde ücreti belirleyen faktörlerin gerek istatistiksel anlamlılık düzeyi, gerekse katsayı büyüklükleri açısından bölgesel ve sektörel düzeyde farklılıkların bulunduğunu göstermektedir. Çalışmada ayrıca bölge, sektör, cinsiyet, eğitim düzeyi ve kır/kent ikameti eksenlerinde ücret dağılımı da STATA yazılımıyla Gini bileşenleri (dekompozisyonu) hesaplanarak incelenmiştir. Ampirik bulgular bölgeler ve sektörler arasında ücret dağılımı açısından da heterojenlikler bulunduğunu ve söz konusu dönemde ücret dağılımının daha adaletsiz hale geldiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Ücret Denklemi, Bölgesel ve Sektörel Farklılıklar, Heckman Seçim Modeli, Ücret Dağılımı, Hanehalkı İşgücü Anketi

Bölgesel faktörlerCinsiyet rolleriHanehalkı iş gücü araştırması+7
Taylan Akgül
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Agatha Christie'nin Ölüm Çığlığı adlı romanı ile Sir Arthur Conan Doyle'un Kızıl Soruşturma adlı romanına feminist bir yaklaşım

Cinsiyet, biyolojik özellikler temel alınarak belirlenen bir kavramdır. Toplumsal cinsiyet ise toplum tarafından belirlenen ve bir cinsiyetten beklenen rolleri ve davranışları içeren bir kavramdır. Bu konuda önemli olan, toplumsal cinsiyet rollerinin her kadına ya da erkeğe uymadığı ve her bireyin farklı yeteneklere ve ilgi alanlarına sahip olabileceğidir. Toplumsal cinsiyet rolleri bireylerin özgür iradelerini kısıtlayabileceği gibi cinsiyet eşitsizliğine de sebep olmaktadır. Toplumsal normların sebep olduğu cinsiyetçi tutum iş, eğitim, siyaset ve diğer sosyal bilimlerde olduğu gibi edebiyatın konusu olarak da karşımıza çıkmaktadır. Erkek egemen bir tür olan polisiye romanlara, zamanla kadın karakterler dahil edilse de kadın dedektifler, türün yapısı gereği toplumsal cinsiyet rollerini aşamayan karakterler olarak karşımıza çıkar. Bu çalışmada, Agatha Christie'nin Ölüm Çığlığı romanı ile Sir Arthur Conan Doyle'un Kızıl Soruşturma romanı, Jane Marple ve Sherlock Holmes karakterleri kapsamında, feminist eleştiri yönteminden faydalanarak incelenecektir. Sherlock Holmes ve Jane Marple'ın, toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında olaylara bakış açıları, yöntemleri ve mesleki başarıları karşılaştırılacaktır. Bu çalışma ile polisiye roman türünün başarılı yazarlarından olan Agatha Christie'nin kurgusal kadın dedektifi Miss Jane Marple ve Sir Arthur Conan Doyle'un kaleme aldığı Sherlock Holmes isimli erkek dedektif karakter arasındaki benzer ve farklı yönleri ortaya çıkarmak, kadın ve erkek dedektif karakterlerin polisiye roman türüne nasıl uyum sağladıklarını saptamaya çalışmak amaçlanmaktadır.

Christie, AgathaCinsiyet rolleriCinsiyetçilik+7
Burcu Altın
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Din görevlilerinin toplumsal cinsiyet rolleri karşısındaki tutumları: Çorum örneği

Din görevlilerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarını tespit etmek amacıyla yapılan bu çalışma tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırma Çorum İl Müftülüğüne bağlı il merkezi ve merkeze bağlı köylerde görev yapan 527 din görevlisini kapsamaktadır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan din görevlilerinin sosyo-demografik özelliklerini belirlemeye yönelik anket formu, geçerlik ve güvenirliği 2008 yılında Zeyneloğlu tarafından yapılan Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği kullanılarak 15 Mart 2021- 30 Mart 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Elde edilen veriler; tanımlayıcı istatistikler, iki grup ortalamaları karşılaştırması için Student's T Testi, ikiden fazla grup ortalamaları karşılaştırması için One Way ANOVA ve çoklu karşılaştırmalarda Post Hoc test olarak Tukey testi; ileri analizler için Ordinal Lojistik Regresyon Analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmada din görevlilerinin Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği toplam puan ortalamasının 129,92±12,18 olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bu sonuç bize din görevlilerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutuma sahip olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte kadın din görevlilerinin erkeklere göre, 51 yaş altında olanların 51 yaş üstünde olanlara göre, fakülte ve yüksek lisans-doktora mezunu olanların lise ve yüksek okul mezunlarına göre, eşleri çalışanların eşleri çalışmayanlara göre, şehirde görev yapanların köyde görev yapanlara göre toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin daha eşitlikçi bir tutum içinde oldukları tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, din görevlilerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarının daha eşitlikçi olmasını sağlamaya ve din görevlilerinde toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin farkındalık oluşturmaya yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Cinsiyet rolleriDin görevlileriDin-toplum ilişkileri+6
Nihayet Kübra Kiraz
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Devlet ve özel üniversite perspektifinden spor eğitimi alan öğrencilerin cinsiyet rolü ve liderlik özellikleri

Spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinin devlet ve özel üniversite perspektifinden cinsiyet rollerini ve liderlik özelliklerini belirleyerek, aralarındaki ilişkinin yönünü ve düzeyini tespit etmek amacı ile gerçekleştirilen bu araştırmanın evrenini üniversite öğrenimlerine devam eden spor yöneticiliği, rekreasyon, antrenörlük eğitimi, beden eğitimi ve spor bölümü öğrencileri oluşturmaktadır. Buna göre çalışmaya; Esenyurt Üniversitesi (n=102), Nişantaşı Üniversitesi (n=102), Marmara Üniversitesi (n=149) Gelişim Üniversitesi (n=92), Bilgi Üniversitesi (n=98) ve Hitit Üniversitesi (n=1113), olmak üzere toplam 687 öğrenci katılmıştır. Nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmada veriler, toplamda 3 bölümden oluşan araştırma formu ile toplanmıştır. Araştırma formunun birinci bölümünde katılımcıların demografik bilgilerine ilişkin sorular, ikinci bölümünde Türkçe uyarlaması Dökmen (2009) tarafından gerçekleştirilen 'BEM cinsiyet rolü envanteri" yer alırken, üçüncü bölümde ise Türkçe 'ye uyarlaması Tabak, Sığrı ve Türköz (2013) tarafından gerçekleştirilen 'Öz-liderlik ölçeği' yer almaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinin öğrenim gördükleri üniversite türü, değişkenlerinin ÖLÖ tüm alt faktörlerinde anlamlı farklılığa neden olmaktadır. Öğrencilerin cinsiyetleri, öğrenim gördükleri bölümler, ÖLÖ kendini ödüllendirme ve kendini cezalandırma alt faktörlerinde anlamlı farklılığa neden olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin cinsiyet, BEM tüm alt boyutlarında anlamlı farklılığa, öğrenim gördükleri bölümler BEM kadınsılık ve erkeksilik alt boyutlarında, anlamlı farklılığa neden olduğu tespit edilmiştir.

Cinsiyet rolleriLiderlikSpor+7
Ayşegül Söylemez
Hitit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep'te beyaz yakalıların mobbing deneyimleri

Mobbing, çalışma hayatında bireylerin sıkça karşılaştıkları bir durumdur. Gaziantep'te beyaz yakalıların mobbing deneyimlerinin irdelendiği bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Çalışma kapsamında, farklı mesleklere sahip olan on beş kadın ve yedi erkek ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Çalışma genelinde, mobbing deneyimi toplumsal cinsiyet perspektifiyle ilişkilendirilerek tartışılmıştır. Bu bağlamda beyaz yakalıların çalışma hayatındaki değişimlerine bağlı olarak konumları ele alınmıştır. Çalışma hayatındaki ast- üst ilişkilerinin keskinleşmesi, güvencesiz iş ilişkileri, aynı statüde çalışan bireylerin yükselme kaygısı, stresli, gergin ortam ve çalışma yaşamında toplumsal cinsiyet rollerinin etkisi mobbing deneyimini şekillendirmektedir. Bu çerçevede tezde mobbingin nedenleri, etkileri ve sonuçları çok yönlü olarak tartışılmaktadır. Anahtar Kelimeler:Mobbing, Cinsiyet, Beyaz Yakalılar, İş Hayatı, Gaziantep

Beyaz yakalıCinsiyet rolleriGaziantep+5
Elif Simge Sınmaz
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden üretimi: Diyarbakır mezar taşları

Bu çalışma, Diyarbakır'daki mezar taşlarını toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden üretimi bağlamında ele almaktadır. Ataerkil ideolojiye içkin hiyerarşilerin mezar taşlarındaki temsilini sorunsallaştıran bu tez, toplumsal cinsiyet rollerinin bu temsiller üzerinden nasıl yeniden üretildiğini söylem analizi yöntemiyle incelemektedir. Mezar taşlarındaki toplumsal cinsiyet temsillerinin analizi, sosyo-kültürel statü ve sınıfsal konum gibi ayrımları göz önünde bulunduran bir kavram seti çerçevesinde gerçekleşmektedir. Örneklem analizinde, ataerkil ideolojinin mezar taşlarındaki temsiller aracılığıyla, kadın kimliğinin sosyal, sınıfsal ve kültürel sınırlarını belirlediği tespit edilmektedir. Mezar taşlarındaki temsillerde erkek ile bağı üzerinden tanımlanan kadınlar, çoğunlukla "çaresiz", "zayıf", "güçsüz" gibi ifadelerle anılmakta ve böylece geleneksel toplumsal cinsiyet rolleri teyit edilmektedir. Anahtar Kelimler: Toplumsal cinsiyet, Mezar taşları, Diyarbakır, Eleştirel söylem analizi, İdeoloji, Kimlik.

Cinsiyet rolleriDiyarbakırEleştirel söylem çözümlemesi+5
Hülya Aslan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki müzik eğitimi alan kadınların meslek tercihlerinde toplumsal cinsiyet rollerinin ve sosyokültürel yapının etkisi

Toplumsal cinsiyet kavramı, müziğin sosyal analiziyle ilgili yapılan çalışmalarda sosyokültürel yapı içerisinde değerlendirilmesi gereken konulardan biridir. Sosyokültürel yapı kavramı, kültürel ve sosyal kurumların birlikteliğinden meydana gelen bir kavram olarak tanımlanabilir. Bu çalışmanın amacı mesleki müzik eğitimi alan kadınların meslek tercihlerindeki sebepler ve bu sebeplere bağlı olarak tercihleri ve toplumsal cinsiyet rolleri ve sosyokültürel yapı arasında bir bağın olup olmadığıdır. Araştırma kesitsel tanımlayıcı desende tasarlanmış olup, katılımcıların tespitinde olasılıklı (temsili) örneklem seçim tekniklerinden, basit (tesadüfi) örneklem seçim tekniği kullanılmıştır. Çalışmada hem nicel hem de nitel verilere ihtiyaç duyulduğundan dolayı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmada katılımcıların meslek tercihlerinde toplumsal cinsiyet rollerinin etkisini belirleyebilmek için katılımcılara Google Forms uygulaması üzerinden Bem Cinsiyet Rolleri Envanteri uygulanmış, ayrıca sosyokültürel yapının meslek tercihlerindeki etkisini belirleyebilmek için araştırmacı tarafından geliştirilen ve on sorudan oluşan yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcıların toplumsal cinsiyet rolleri ölçeğinden aldıkları puanlar çerçevesinde cinsiyet rolleri belirlendikten sonra meslek tercihlerinde toplumsal cinsiyet rollerinin etkisini incelemek için Chi Square testi uygulanmıştır. Veriler Microsoft Excel 2016 ve SPSS v26'da analiz edilmiş ve anlamlılık düzeyi p<.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmaya katılanların büyük bir çoğunluğunun (%42) androjen özellik taşıyor olması ve bu durumun meslek tercihlerine yansıması araştırmanın en dikkat çekici bulgusudur. Bunun yanı sıra sosyokültürel yapının da kadınların meslek tercihlerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Cinsiyet rolleriKadınlarMeslek seçimi+5
Zeynep Setenay Yılmaz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların çatışma durumunda verdikleri tepkiler ile erillik / dişilik seviyeleri arasındaki ilişki: İlaç sektörü üzerine bir uygulama

Çalışanların çatışma durumunda verdikleri tepkiler ile ülke kültürü boyutlarından erillik/dişillik arasında ilişki arayan bu çalışmada Adana Diyarbakır ve İstanbul'da çalışan 8 ilaç firmasının 167 satış tanıtım ve pazarlama çalışanına (mümessil) anket yöntemi kullanılarak ulaşılmıştır. Çalışmanın sonucunda model olarak alman ünlü Hofsetede çalışmasından farklı olarak eğitim düzeyi erillik/dişillik arasında bir ilişki bulunamamıştır. Ayrıca çalışma sonucunda çalışanların çalıştıkları il kültürünün çalıştıkları firma kültürüne göre daha belirleyici olduğu saptanmıştır. Çalışma sonucunda ulaşılan bir diğer önemli bilgi ise; çalışanların çatışma yaşamaları durumunda verdikleri tepki alternatiflerinden "işbirlikçi" ve "yardımsever" tutum ile dişillik seviyesinin yüksek olması arasında anlamlı bir ilişkinin bulunmasıdır. Bu nedenle araştırma sonuçlarının kısmi olarak literatür bilgilerini desteklediği söylenebilir. Araştırma sonucu elde edilen bu bilgiler yardımı ile firmalar çalışanlarının kültürünü ve bir çatışma yaşaması durumunda nasıl tepki vereceğini önceden bilerek yaşanan çatışmayı en olumlu şekilde çözme şansına sahip olduğunu görebilecektir. Bu anlamda hem kültür hem de kültürle şekillendiği söylenebilen çatışma tepkileri konusunun başarılı bir yönetim için gözardı edilemeyecek kavramlar olduğu açıktır. Anahtar Kelimeler: Kültür, Ülke Kültürü, Erillik/Dişillik, Çatışma, Çatışma Durumunda Verilen Tepkiler

Cinsiyet rolleriDişilikErkeklik+5
Ayşe Esmeray Yoğun
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Adana il merkezinde ve kırsal alanında yaşayarak tarımsal faaliyetlerine devam eden ailelerde toplumsal yapı ve toplumsal cinsiyet

Bu çalışmada, Adana il merkezinde ve kırsal alanında yaşayarak tarımsal faaliyetlerine devam eden çiftçiler, toplumsal yapı ve toplumsal cinsiyet açısından incelenmiştir. Ayrıca, kırsal ve kentsel kesim arasında kuşaklararası karşılaştırma yapılarak aradaki farkların ortaya konulmasına çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Yapı, Toplumsal Cinsiyet,, Toplumsal Değişme, Göç, Cinsiyet Rolleri

AdanaCinsel kimlikCinsiyet rolleri+4
Müge Kantar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite personelinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarının değerlendirilmesi (Çankırı Karatekin Üniversitesi örneği)

Kadınlar, ücretli çalışma alanına uzun çabalar sonucu çıkmayı başarabilmiştir. Kadın, sosyal çevresinde, çalışma yaşamında ve aile ortamında cinsiyet eşitsizliğine maruz kalmaktadır. Bu eşitsizliğe ilişkin üniversitede çalışan belirli bir eğitim seviyesindeki personelin tutumlarının incelenmesi tezin amacını oluşturmaktadır. Çankırı Karatekin üniversitesi örneği ile üniversitede çalışan personelin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları iki bölümden oluşan anket soruları ile değerlendirilmiştir. Tanımlayıcı tipte yapılan çalışmada Çankırı Karatekin Üniversitesinde çalışan idari ve akademik 250 personel çalışmaya katılım sağlamıştır. Sosyodemografik soruların yer aldığı ilk bölümde çalışmaya katılmayı kabul edenlerin büyük çoğunluğunu akademik personel oluşturmaktadır. Katılımcıların %70,8'inin hayatının büyük çoğunluğunu geçirdiği yer kent olarak çıkmıştır. Üniversitede yöneticilik konumunda %80,8 ile en fazla erkeklerin, %19,2 ile kadınların yönetici olduğu saptanmıştır. Bu sonuca göre kadınların yöneticilik kariyeri yapmasındaki engeller ya da yöneticilik kariyerini neden yapamadığının araştırılması gerektiği düşünülmektedir. Hamilelik ve çocuk bakımı gibi rollerin de her kadının kariyeri önünde bir engel olarak durduğunu söylemek mümkündür. Mevcut çalışmada cinsiyet, eğitim durumu ve annenin çalışma durumu değişkenlerine göre ki-kare anlamlılık testi uygulanmıştır. Cinsiyet ve eğitim durumuna göre katılımcıların büyük çoğunluğunun toplumsal cinsiyet eşitliği tutumlarına duyarlı olduğu tespit edilmiştir. Anne çalışma durumunun katılımcıların cinsiyet eşitliğine ilişkin tutumlarına herhangi bir etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Literatürde toplumsal cinsiyet tutumları ile ilgili yapılan çalışmaların birçoğu üniversite öğrencileri ile yapılmıştır. 18-30 yaş arası katılımcılar da anne çalışma durumunun cinsiyetçi tutumlar üzerinde etkisi olumlu ya da olumsuz olarak tespit edilirken bu çalışmada anlamlılık tespit edilmemiştir. Mevcut çalışmada akademik kariyeri yüksek ve belirli bir yaş üstündeki bireylerle çalışılmasından dolayı annenin çalışma durumunun katılımcıların cinsiyet algıları üzerinde etkili olmadığı saptanmıştır.

Cinsel tutumlarCinsiyet eşitsizliğiCinsiyet rolleri+5
Pınar Demir Şahin
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Boğaziçi Üniversitesi'nde psikolojiye giriş dersi alan üniversite öğrencilerinin bilişsel biçemleri ile cinsiyetleri, alanları ve genel akademik başarıları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın genel amacı, Boğaziçi Üniversitesi'nde Psikolojiye Giriş dersi alan üniversite öğrencilerinin bilişsel biçemleri ile cinsiyetleri, alanları ve genel akademik basanları arasında nasıl bir ilişkinin olduğunu belirlemek; aradaki farklılıklann istatistiksel olarak bir anlamlılık taşıyıp taşımadığım saptamaktır. Araştırma verileri, Richard J. Riding'in geliştirmiş olduğu bilgisayar temelli Bilişsel Biçemler Analizi (Cognitive Styles Analysis) kullanılarak; 74'ü kız, 42'si erkek olmak üzere toplam 116 öğrenci üzerinde yapılan uygulamadan elde edilmiştir. Öğrenci beyanları ve test uygulamasıyla elde edilen veriler, Pearson Ki-kare ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) gibi teknikler kullanılarak çözümlenmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, uygulama yapılan öğrencilerin bilişsel biçemlerinin (bütüncül, orta ve analitik biçemler için) cinsiyetlerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği saptanmıştır. Öğrencilerin bilişsel biçemleri ile alanlarına ilişkin çözümleme sonucunda ise, öğrencilerin alanlarının bilişsel biçemlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Genel akademik başatı açısından yapılan çözümleme sonucunda da öğrencilerin genel akademik başarılarının bilişsel biçemlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur.

Akademik başarıBaşarıBilişsel tarzlar+7
Ebru Kılıç Bebek
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de cinsiyete dayalı istihdamın emek verimliliğine etkisi

Ekonomide emek faktörü üretimde yer alan en önemli faktörlerden biridir. Fakat emek faktörünün kendi içinde cinsiyet temelinde kadın emeği ve erkek emeği olarak ikiye ayrıldığı ve üretimde daha çok erkek emeğinin tercih edildiği görülmektedir. Üretimde ağırlıklı olarak erkek emeğinin tercih edilmesinde genellikle cinsiyet ayrımcılığına dayalı istihdam politikaları etkili olmaktadır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde işgücüne katılım açısından kadının payı, her zaman erkekten daha az olmuştur. Genel olarak kadın emeğinin üretime çok az veya yetersiz dâhil edilmesi ekonomik açıdan ülkelerin büyümesini ve kalkınmasını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle kadınların istihdamlarının artırılması gerekmektedir. Bu doğrultuda kadınların ekonomik hayata katılmalarında cinsiyet ayrımcılığının önüne geçilerek istihdamdaki paylarının artırılması, sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Çalışmada Türkiye'de cinsiyete dayalı istihdamın emek verimliliğine olan etkisi incelenecektir. Çalışmada Türkiye için 1988-2020 yıllık veriler ile emek verimliliğinin, istihdam edilen kadın ve erkeğin, eğitimi ve medeni durumu ile olan ilişkisi Toda-Yamamoto Nedensellik analizi çerçevesinde ele alınarak, bu unsurların emek verimliliği üzerindeki etkileri ve yönü hakkında tespitlerde bulunulacaktır. Çalışmadaki değişkenlere ait veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) elektronik veri tabanından elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cinsiyet Ayrımcılığı, Kadın, Emek Verimliliği

CinsiyetCinsiyet rolleriKadın iş gücü+5
Esma Nur Çınar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İş görenlerin iş yaşam dengesi algılamaları ile cinsiyet rolleri ve bireysel özelliklerinin ilişkisi: Büyük ölçekli bir işletmede inceleme

Bireylerin yaşamlarını alanlara ayıracak olursak, iş ve özel yaşam olmak üzere iki alandan bahsedilebilir. Günümüz yaşam şartlarında bireyler özel yaşamlarına verdikleri önemi işlerine de göstermeye başlamışlardır. Hatta bazıları iş yaşamlarındaki yoğunluktan dolayı özel yaşamlarına gereken önemi bile gösteremez olmuşlardır. Bazıları da özel işlerinden dolayı işlerini aksatabilir hale gelmişlerdir. Bu durumda da iş yaşam dengesizliği yaşamak kaçınılmaz olmaktadır. İş yaşam dengesi denilen kavram bireylerin her iki alana ayıracakları zamanı, önemi ayarlayamamaktan kaynaklanmaktadır. Günümüzde kadın ve erkeğin iş yaşam dengesi birbirinden farklılık göstermektedir. Geçmişten günümüze kadına ve erkeğe toplumun yüklemiş olduğu cinsiyet rollerinden kaynaklı, toplumun cinslerden beklentileri kalıplaşmıştır. Örneğin, özel yaşamda kadına anne olmasından kaynaklı, ev işlerinden kaynaklı sorumluluklar yüklenirken, erkeğe aileyi koruyucu, savaşçı roller yüklenmiştir. Günümüzde kadın ve erkek hem iş yaşamlarında kendilerinden beklenen rolleri erine getirmeye çalışırken, hem de özel yaşamlarından kaynaklı sorumluluklarını yerine getirmeye çalışmaktadırlar. Bu noktada da bazı bireyler iş yaşam dengesini sağlamada başarılı olurken bazıları da iş yaşam dengesini sağlayamamaktan şikayetçi olmaktadırlar. Bireylerin iş yaşam dengesi algılamalarının cinsiyet rolleri ve bireysel özellikleri ile ilişkisinin incelenmesi bireylerin kendilerini daha iyi tanımaları açından önemlidir. Kendilerine yüklenen rolleri iş yaşam dengesini sağlamak adına daha esnek hale getirebilirler. Diğer taraftan iş yaşam dengesi algılamalarının cinsiyet rolleri ve bireysel özellikler ile ilişkilerinin incelenmesi mevcut akademik yazını da genişletecektir.Bu çalışmanın temel amacı bireylerin iş yaşam dengesi algılamaları ile cinsiyet rolleri ve bireysel özelliklerinin ilişkisinin incelenmesidir. Bu amaçla iş yaşam dengesi algılamalarının cinsiyet rollerinden olan bağlılık, duyarlılık, özgüven, akılcılık, bağımsızlık vs. ile ilişkisi ve bunların bireysel özellikler ile ilişkileri incelemeye tabi tutulmuştur.Çalışma evrenini büyük ölçekli bir firmanın beyaz yaka çalışanları oluşturmaktadır. Bu çalışanların 97'sine ulaşarak gerekli veriler sağlanmıştır. Sağlanan veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın temel bulgusuna göre, daha aktif, daha akılcı davranan, özgüveni yüksek, empati yeteneği güçlü olan bireylerin, pasiflik, duygusallık ve saldırganlık özellikleri fazla olan bireylere göre iş yaşam dengesini sağlamada daha başarılı oldukları ortaya çıkmıştır. Bunların yanı sıra evli olan ve çocuk sahibi olmayan bireylerin de iş ve özel yaşam arasındaki denge, bekar olanlara göre daha sağlamdır.

Bireysel farklılıkBüyük ölçekli işletmelerCinsiyet rolleri+6
Sabahat Ballıca
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Yerli ve göçmen ortaokul öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerine yönelik algıları

Bu araştırmanın amacı yerli ve göçmen ortaokul öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerine yönelik algılarını belirlemek, bu algılardaki benzerlikleri ve farklılıkları ve bu farklılığa etki eden değişkenleri ortaya koymaktır. Ankara ili Keçiören ilçesinde bir ortaokulda 2022- 2023 eğitim öğretim yılında öğrenim gören 12-14 yaş aralığındaki 11 yerli ve 9 göçmen öğrenciden oluşan 20 katılımcılı çalışma grubu ile gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yönteminden yararlanılan çalışmanın veri toplama aşamasında katılımcı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Araştırma sonucunda yerli ve göçmen ortaokul öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerine yönelik algılarının benzerlik gösterdiği, meslek seçiminde cinsiyet eşitliğini destekleyici tutuma sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların kadın kelimesini edilgen sıfatlarla ilişkilendirdikleri, erkek kelimesini ise etken sıfatlarla ilişkilendirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyici tutumlarına rağmen günlük yaşantılarındaki davranış, oyun, arkadaş seçimlerinde toplumsal cinsiyet rollerinin etkisinde kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Ailelerin kız ve erkek çocuklardan beklentilerinin toplumsal cinsiyet rolleri çerçevesinde şekillendiği, katılımcı ailelerinde ev içi görevlerden kadınların sorumlu olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Yerli ve göçmen öğrencilerin toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle gerçekleştiremedikleri eylemlerin nedenlerinin aile, sosyal çevre ve toplum olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Farklı kültürlere, eğitim düzeylerine, sosyo-ekonomik düzeylere sahip ailelerin çocuklarının toplumsal cinsiyetle ilgili algılarının benzerlik gösterdiği görülmüştür. Katılımcı görüşlerinden yola çıkılarak toplumsal cinsiyet rollerinin aktarımında aile, sosyal çevre ve akran grubunun etkili olduğu sonucuna varılmıştır.

Cinsiyet rolleriGöçmenlerKadın-erkek eşitliği+4
Fatma Derya Acar Öztürk
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Evli ve çalışan yetişkinlikerin toplumsal cinsiyet rolleri ile evlilik doyumu ve iş doyumu ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, evli ve çalışan yetişkinlerin toplumsal cinsiyet rolleri ile, evlilik doyumu ve iş doyumu ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma, hem evli olan hem de çalışan 180 yetişkin birey ile gerçekleştirilmiştir. Bireylerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin veriler, ?Bem Cinsiyet Rolü Envanteri? (Bem, 1974) ile, evlilik doyumlarına ilişkin veriler ?Evlilik Yaşam Ölçeği? (Tezer, 1986) ile iş doyumları da ?Minnesota İş Doyum Ölçeği? (Weiss, Davis, England ve Lofquist, 1967) ile ve kişisel bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan ?Kişisel Bilgi Formu? ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, t-testi, Mann-Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır.Araştırma bulgularına göre, evli ve çalışan yetişkinlerin cinsiyetlerine, yaşlarına ve ailelerinin aylık ortalama gelirlerine göre evlilik doyumları arasında anlamlı bir fark bulunmazken, bireylerin eğitim düzeylerine ve eşlerinin eğitim düzeylerine göre evlilik doyumları arasında anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Ayrıca, evli ve çalışan yetişkinlerin cinsiyetlerine, yaşlarına, mesleklerine ve ailelerinin aylık ortalama gelirlerine göre iş doyumları arasında anlamlı bir fark bulunmazken, bireylerin eğitim düzeylerine göre iş doyumları arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Bununla birlikte adrojen cinsiyet rolüne sahip bireylerin evlilik doyumları, belirsiz cinsiyet rollerine sahip bireylerin evlilik doyumlarından anlamlı bir şekilde yüksekken, erkeksi cinsiyet rolüne sahip bireylerin iş doyumları belirsiz cinsiyet rolüne sahip bireylerin iş doyumlarından anlamlı bir şekilde yüksektir.Ayrıca, yapılan çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre, bireylerin kadınsılık ve erkeksilik puanlarından erkeksilik puanlarının, evlilik doyumunun ve iş doyumunun anlamlı bir yordayıcısı olduğu bulunmuştur.Son olarak ise, araştırmaya katılan evli ve çalışan yetişkinlerin evlilik doyumları ve iş doyumları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler: Toplumsal cinsiyet rolleri, evlilik doyumu, iş doyumu.

Cinsel kimlikCinsiyet rolleriEvli çiftler+3
Burçin Anar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın ve erkek akademisyenlerin mesleki ve sivil örgütlenme yaşamlarındaki liderlilk davranışlarının karşılaştırılması

Bu çalışmada akademisyenlerin cinsiyetlerinin liderlik davranışları üzerinde etkisi olup olmadığını analiz edilmeye çalışılmıştır.Bu araştırmanın örneklemini Türkiye'de bulunan on üniversitedeki dokuz farklı bölümde bulunan öğretim üyelerinden 145 kişi oluşturmaktadır.Çalışmada liderlik davranışlarına ve becerilerine yönelik bilgi toplamak amacıyla Kabacoff'un Lider Etkinliği Analizi'nden yararlanılarak oluşturulan anket kullanılmıştır. Verilerin analizi için ortalama, standart sapma, regresyon analizi ve çapraz tablolardan yararlanılmıştır.Analiz sonucunda kadın ve erkek akademisyenlerin sivil hayatlarında ve mesleki liderlik becerilerinde farklılıklar bulunurken, mesleki liderlik davranış boyutlarında anlamlı bir fark gözlenmemiştir.Anahtar Kelimeler: Liderlik, Cam Tavan, Yöneticilik

AkademisyenlerCam tavan sendromuCinsiyet farkları+5
Yaprak Gonca Ağıl
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin ve farklı sosyo-ekonomik düzeye sahip anne-babaların cinsiyet rolleri algısının 60-72 ay arası çocukların oyuncak tercihleri ve akran etkileşimleri ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, anne- babaların ve öğretmenlerin cinsiyet rolleri algısı ile 60-72 aylık okul öncesi çocuklarının akranları ile olan etkileşimleri ve oyuncak tercihleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada tabakalı amaçsal örnekleme yöntemi doğrultusunda Adana il merkezinde anasınıfları bulunan ilköğretim okulları; sosyo-ekonomik düzey (üst, orta, alt) göz önüne alınarak üç gruba ayrılmıştır. Çalışmanın örneklemini, yansız numaralar kullanılarak seçilen okullardan gelen; üst sosyo-ekonomik düzeyden 50 (15 anne; 16 baba; 19 öğretmen), orta sosyo-ekonomik düzeyden 33 (12 anne; 10 baba; 11 öğretmen), alt sosyo-ekonomik düzeyden 34 katılımcı (13 anne; 12 baba; 9 öğretmen) olmak üzere toplam 117 katılımcı (N=117) ve 61 çocuk (N=61) oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Demografik Bilgi Formları, Cinsiyet Rolleri Davranış Ölçeği (CRDÖ), Grup Gözlem Formu ve Bireysel Gözlem Formu, Anne-Baba Görüşme Formu kullanılmıştır. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin cinsiyet rolleri algısı Cinsiyet Rolleri Davranış Ölçeği (CRDÖ) ile ölçülmüş, çocuklara ilişkin veriler grup gözlemi, bireysel gözlem ve ebeveynlerle yapılan kısa görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Bu çalışmada yararlanılan CRDÖ uyarlaması Gökkaya'nın (1994) tezinin ek bölümünden alınmıştır. Araştırmada verileri analizde tek yönlü varyans analizleri (ANOVA), t-testi ve pearson korelasyon analizleri kullanılmıştır.Araştırma bulguları, babaların erillik cinsiyet rol algısının sosyo-ekonomik düzeye göre farklılaştığını ortaya koymuştur. Gözlem sonuçları kız ve erkek çocuklarının farklı etkinlikleri tercih ettiklerini ve bu etkinliklerde harcadıkları zamanın anlamlı bir şekilde farklılaştığını göstermiştir. Erkekler güç, hız ve dayanıklılık gerektiren oyunları tercih ederken, kızlar bakım vermeyi, ebeveyn rolünde olmayı ve grup içi etkileşimleri gerektiren etkinlikleri tercih etmişlerdir. Erkek çocuklar daha büyük gruplarla geniş alanlarda yapılan etkinlikleri tercih ederken, kız çocuklar daha küçük gruplarla dar alanlarda oynanabilen oyunları tercih etmişlerdir. Ayrıca bu yaş grubundaki çocukların genellikle kendi hemcinsleri ile oynamayı tercih ettikleri, karşı cinsten arkadaşları ile sınırlı düzeyde etkileşime geçtikleri gözlenmiştir. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin dişil ve eril cinsiyet rol algısı ile çocukların tercih ettikleri bazı etkinlikler arasında anlamlı ilişki olduğu bulgular arasındadır.

Akran etkileşimiAna-baba algısıCinsiyet rolleri+7
Münire Aydilek Çiftçi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsiyet rollerinin doğum ağrısı üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı normal doğum yapan kadınların cinsiyet rollerinin doğum ağrısına etkisini incelemektir. Bu araştırma tanımlayıcı, kesitsel ve ilişkisel olarak yapılmıştır. Araştırma İç Anadolu Bölgesinde yer alan bir ilin şehir hastanesinin doğumhanesine Eylül 2019- Eylül 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırma örneklemini normal doğum yapmak için başvuran 231 primipar gebe oluşturmaktadır. Araştırma verileri "Kadınları Tanıtıcı Bilgi Formu", "Doğum İzlem Formu", "Visuel Analog Skala (VAS) Ağrı Formu" ve "BEM Cinsiyet Rolleri Envanteri (BCRE)" kullanılarak toplanmıştır. Cinsiyet rollerinin kadınsılık ve erkeksilik rolü alt boyutları ile doğumun evrelerine göre doğum ağrısı puan ortalamaları arasındaki ilişki pearson korelasyon analizi ile incelenmiştir. Cinsiyet rollerinin doğumun evrelerine göre doğum ağrısına etkisini belirlemek için basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda doğumun geçiş fazında kadının eğitim durumuna göre doğum ağrısı puan ortalamaları arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Regresyon analizi sonucuna göre kadınsılık cinsiyet rolü puan ortalaması yükseldikçe kadınların doğum ağrısı puan ortalamasının yükseldiği bulunmuştur. Sonuç olarak, cinsiyet rollerinin kadınların doğum ağrısı üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Doğum ağrısına yönelik bakım veren hemşire ve ebelerin cinsiyet rollerini kadınların doğum ağrısını etkileyen bir faktör olarak değerlendirmelidirler.

AğrıAğrı algısıCinsiyet+5
Yasemin Karatepe
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Gender representations in the efl course book; Yes You Can A2.1

School textbooks transmit not only an understanding of history and a world view but also models of social behaviors, norms and values (Brugeilles and Cromer, 2009). These models of behaviors, norms and values of the society not only direct students' attitudes towards their own gendered adult role but also their present and future relationships with the opposite gender. The first course book analyses in terms of gender representations and women's presence dates back to the 70s and the 80s (e.g. Hartman, Judd 1978; Porreca 1984; Schmitz 1975, 1984; Stern 1976) showing that in most of the course books analyzed, men have been overemphasized while women have been neglected. Despite the fact that studies on course book analyses on gender have multiplied noting some desirable results within decades, there still seems to be a need for a more detailed and methodological study on the gender representations in English course books for Turkish learners of English. This study is a detailed gender analysis of the EFL course book "Yes You Can A2.1", designed and published by The Ministry of National Education in Turkey. The analysis of gender representations has been based on the data collection framework introduced by Brugeilles and Cromer (2009). The focus is on how gender is represented in addition to gender bias, stereotyping or imbalance. Quantitative data was collected through five sections: the general frame of the course book, the cover, typology of the characters, texts and illustrations. Each of the characters in the course book was examined in different databases in terms of social representations of male and female characteristics. The results have put forward that females have been underrepresented in many categories like occupational, educational and social actions.

Gender rolesTextbooksLanguage teaching+4
Filiz Egemen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Örtük programda toplumsal cinsiyet: Bir ilkokulun örtük programında toplumsal cinsiyete ilişkin nitel bir çalışma

Kazandırılması amaçlanan değerlerin ancak örtük program yoluyla benimsetileceğinden yola çıkarak; varlığını gizli ya da örtük şekilde sürdüren toplumsal cinsiyete dayalı ilişkilerin, okul kültürü içinde hangi pratikler veya uygulamalar yoluyla yaşanmakta ya da yaşatılmakta olduğu sorusu bu araştırmanın temel çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu araştırma okul örtük programının üç temel unsuru; "öğretmen tutum ve davranışları", "kullanılan dil" ve "oynanan oyunlar" odak alınarak gerçekleştirilmiş nitel bir çalışmadır. Çalışmada bir ilkokulda görev yapan 6 sınıf öğretmeni ve 1 rehber öğretmeni ile bu öğretmenlerin dersine girdiği toplamda 162 öğrenci araştırma grubu olarak belirlenmiştir. Üç ay boyunca her bir sınıf 18 ders saati olmak üzere; toplamda 108 ders saati boyunca gözlemlere devam edilmiştir. Böylelikle örtük programa ilişkin olabilecek toplumsal cinsiyet örüntüleri doğal ortamında doğrudan ve bütün yönleriyle derinlemesine inceleme olanağı elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Örtük program, toplumsal cinsiyet, ayrımcılık, kalıpyargı,cinsiyetçilik.

AyrımcılıkCinsel kimlikCinsiyet rolleri+6
Arzu Saldıray
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın sporcuların cinsiyet rolleri ile saldırganlık düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırma kadın sporcuların cinsiyet rolü özellikleri ile saldırganlık düzeyi ilişkisini çeşitli değişkenler açısından belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi Ankara ilinde faaliyet gösteren amatör ve profesyonel kulüplerde lisanlı olarak spor yapan 137 kadın sporcudan oluşmaktadır. Bu araştırmada, veri toplama aracı olarak İpek İlter (Kiper) tarafından geliştirilen "Saldırganlık Envanteri" (Kiper 1984) ile BEM tarafından geliştirilen Türkçeye uyarlaması Kavuncu (1987) tarafından gerçekleştirilen "BEM Cinsiyet Rolü Envanteri" ve araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinin analizinde parametrik dağılımlarda bağımsız gruplar t testi (independent sample t test) ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmış, ANOVA analizlerinin anlamlı bulunan gruplar arası farklılıklar için ikinci seviye testi olan Tukey HSD kullanıldı. Araştırmanın sonucuna göre kadınsılık tutumu ile yıkıcı, edilgen ve genel saldırganlık arasında pozitif yönde ilişki bulunmuştur. Sporcuların yaşlarının büyümesiyle birlikte saldırganlık düzeylerinde azalma tespit edilmiştir. En düşük Cinsiyet rolü puanları spor yılı olarak en fazla tecrübeye olan kadın sporcularda tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın, spor, saldırganlık, cinsiyet rolü.

Cinsiyet rolleriKadınlarSaldırganlık+2
Hilal Şöhret
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yayınlanan Hint dizilerinde üretilen toplumsal cinsiyet rolleri ve bu rollerin kadınlar tarafından alımlama biçimleri: Gaziantep örneği

Bu tez çalışmasında toplumsal cinsiyet kimliklerinin oluşturulma sürecinde medyanın rolü incelenmiştir. Birinci Dünya Savaşı'ndan bu yana yapısı önemli oranda değişen medya bu değişimle birlikte ideolojik bir aktarım aracı haline gelmiştir. Bu aktarımlar, toplumsal yaşamdaki kültürel kimliklerin oluşturulma sürecinde eril bir yol izleyerek kimliklerin bu doğrultuda örülmesini öncelemektedir. Eril köklere bağlı olan bu inşa süreci toplumsal alanın bütün uğrak noktalarında etkin tutulmaya çalışılmaktadır. ideolojik aktarım sürecinde, özellikle kadınların gündelik yaşamın cinsiyetçi örüntülerinden kaçmaya çalıştıkları pembe dizi tüketim süreçlerine başvurulmaktadır. Bunun sonucunda medya kadınlar için gündelik yaşamın eril dilini kırmayı ve/veya geçici bir süreliğine de olsa kendi avantajlarına çevirmeyi amaçladıkları bir aktivite olarak pembe dizi izleme sürecinde, ataerkil değerleri yeniden işleyerek kadınları sürekli bir biçimde toplumsal yaşamın cinsiyetçi biçimine hazırlamaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de yayınlanan ilk Hint dizisi olan Bir Garip Aşk adlı medya metni toplumsal cinsiyet bağlamında incelenerek, belirlenen bazı katılımcıların bu diziyi alımlama biçimleri incelenmiştir. Tezin örneklemini oluşturan bu katılımcıların genelini Kürt kadınları oluşturmaktadır. Çoğunun herhangi bir işte çalışmadığı bu kadınlar, genellikle ev içi alana sıkıştırılmış, okul öğrenimi görmemiş, çocuklu ev hanımlarından oluşmaktadır. Çalışmanın sonucunda ulaşılan temel bulgulardan birisi kadınların incelediğimiz pembe diziyi izleme alışkanlıklarının gündelik yaşamlarının akışını değiştirebilecek biçimde öncelikleri haline getirdikleridir. Ulaşılan diğer bulgulardan birisi de içeriğinde kadınlık ve erkeklik kurgusuna ilişkin yoğun ideolojiler barındıran bu dizinin kadının çaresizliğinin yeniden üretilmesine yol açtığı yönündedir. Bunların yanı sıra kadınların kendi kültürleriyle dizide yansıtılan kültürel öğeler arasında yakınlık kurdukları ve bu yakınlığı kendi hayatlarına yansıttıkları görülmüştür.

Cinsel kimlikCinsiyet rolleriDizi film+6
Revşan Şen
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyete ilişkin görüşlerinde Erasmus Programı deneyimlerinin rolü: Ege Üniversitesi örneği

Bu araştırmanın amacı, Erasmus Programına katılmış öğrencilerin toplumsal cinsiyete ilişkin görüşleri, düşünceleri ve fikirleri üzerinde Erasmus deneyimlerinin herhangi bir etkisi olup olmadığını ortaya çıkarmak ve öğrencilerin bu süreçte toplumsal cinsiyete ilişkin elde etmiş oldukları farkındalıklarının ve görüşlerinin toplumsal cinsiyet eşitsizliği sorununa getireceği çözüm önerilerini de ele almaktır. Bu çözüm önerilerinin değerlendirilmesiyle elde edilecek bulgular, yükseköğretim kurumlarındaki toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışının geliştirilmesine ve yaygınlaştırılmasına katkı sağlaması da amaçlanmaktadır. Bu çalışma kapsamında nitel araştırma yöntemlerinden olan fenomenoloji modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak ise derinlemesine görüşme tekniği kullanılmıştır. Bu doğrultuda çalışmanın ana evrenini 2021/2022 akademik yılı bahar döneminde Almanya'nın çeşitli üniversitelerinde öğrenim görmüş ve yurtta konaklamış olan Ege Üniversitesi'nin farklı fakülte ve bölümlerinden 6 erkek 5 kadın olmak üzere toplamda 11 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, Erasmus deneyimi, farklı kültürlerle bir arada yaşamanın yeni bakış açıları, özgüven, duyarlılık, tolerans ve farkındalık gibi faydalar sağladığı ortaya çıkmıştır. Erasmus süreci, kadın katılımcılar için toplumsal cinsiyet rollerini sorgulama ve değiştirme fırsatı sağlamıştır. Erasmus deneyimi, öğrencilerin toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığına ulaşmalarını ve gelecek planlarını değiştirmelerini de sağlamıştır. Sonuç olarak, Erasmus deneyimi, daha eşitlikçi ve özgür toplumların oluşmasına katkıda bulunma isteğini artırmaktadır. Öğrenciler, farklı kültürleri tanıma deneyimleriyle birlikte toplumsal cinsiyet algılarının değiştiğini ifade etmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliği hakkında farkındalığın artırılması için öneriler arasında ise ilk ve orta öğretimde toplumsal cinsiyet dersi verilmesi, karma cinsiyetli yurtların yaygınlaştırılması ve cinsiyet eşitliği farkındalığı etkinliklerinin yapılması bulunmaktadır.

Cinsiyet eşitsizliğiCinsiyet rolleriErasmus+5
Esra Aydemir
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Oyuncak seçiminde ebeveynlerin cinsiyet algısı ve kişiliğin satın alma niyeti üzerindeki etkisi

Oyuncak; çocuğun fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal gelişiminde rol oynayan oldukça önemli ve işlevsel bir tüketim nesnesidir. Bir oyun nesnesi olmakla beraber ek olarak, toplumsal cinsiyet rollerinin yansıtıldığı ve toplumsal normlardan izler taşıyan bir ürün niteliği taşımaktadır. Son yıllarda oldukça çeşitlenen ve talep gören bu nesne aynı zamanda çocuk- ebeveyn- toplum üçgeni arasında cinsiyete dair toplumsal algının da aktarımını sağlayan bir araç mahiyetindedir. Mevcut toplumsal algı ebeveynlerin oyuncak konusundaki tüketim pratiklerini de önemli ölçüde etkileyerek yön vermektedir Günümüzde markaların birçoğu oyuncakları renk, şekil, içerik, fonksiyon gibi açılardan farklılaştırıp toplumsal cinsiyet kazandırarak tüketicilere sunmaktadırlar. Reklam, animasyon film, çizgi film, youtube çocuk kanalı, gibi tutundurma faaliyetleriyle ürünün toplumsal cinsiyetini vurgulayarak pekiştirmektedirler. Kullanılan tüm bu cinsiyet göstergelerine karşın ebeveynin farkındalığı ve tutumu önem teşkil etmektedir. Bu kapsamda bu çalışmanın amacı, firmaların oyuncaklarda kullanmış oldukları renk, şekil ve içerik gibi cinsiyet göstergelerine karşı ebeveynlerin tutumlarını incelemek ve bu tutumlar üzerinde etkisi olan toplumsal cinsiyet algısını ve kültürel kodları belirlemektir. Bu kapsamda çalışma, nitel ve nicel araştırma metotları kullanılarak karma yöntemle tasarlanmıştır. Nicel araştırma kısmında veri toplama aracı olarak; satın alma niyeti ölçeği, cinsiyet rolleri tutum ölçeği, kişilik ölçeği kullanılmıştır. Anket çalışması, 0-6 yaş grubu çocuğu olan ebeveynlere online şekilde uygulanmıştır. Veri analizi SPSS programı ile yapılarak yorumlanmıştır. Toplumsal cinsiyet algısının oyuncak satın alma niyeti üzerinde etkili olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ebeveynlerin oyuncak seçiminde cinsiyet algıları demografik özelliklerine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Ebeveynlerin satın alma niyetlerinin demografik özelliklerine ve eğitim durumlarına göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Nitel araştırma kısmında, yarı yapılandırılmış görüşme formu ile ebeveynlerle derinlemesine görüşme yapılmıştır. Veriler, betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri kullanılarak ATLAS.ti programı ile yorumlanmıştır. 7 adet tema belirlenmiştir. Bu temalar; aile-çocuk ilişkisi, ebeveynin cinsiyetsiz çocukluğu, oyun-oyuncak ilişkisi, oyuncak satın alma davranışı, oyuncak tercih kriteri, toplumsal cinsiyet algısı, renklerin cinsiyet algısına etkisi olarak nitelendirilmiştir.

Ana-baba algısıCinsiyet rolleriEbeveynler+3
Öznur Özer
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects