Domestic violence

139 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Edirne merkezinde aile içi şiddet farkındalığının ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Aile içi şiddet birey, aile ve toplumun tümüne biyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan olumsuz etkileri olan önemli bir sorundur. Aile içi şiddete yönelik farkındalığın artması ile şiddetin önlenmesi başta birey ve toplumun sağlığında iyileşme sağlayacaktır. Bu çalışmada Edirne il merkezindeki bireylerin aile içi şiddet farkındalıklarının ve bunu etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamız 1 Şubat 2023 ile 31 Mayıs 2023 tarihleri arasında Edirne il merkezindeki Aile Hekimliği birimine kayıtlı 18 yaş ve üzeri, çalışmamıza katılmayı kabul eden 405 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmayı kabul eden tüm hastalar çalışmanın evrenini oluşturmaktadır. Veriler, katılımcıların sosyodemografik özelliklerini, evlilik özelliklerini, aile içi şiddet konusundaki bilgi kaynaklarını, aile içi şiddet sonrası yardım alınabilecek yerleri, aile içi şiddet tecrübelerini, aile içi şiddet sonrasındaki davranış biçimlerini sorgulayan 29 soru ve Aile İçi Şiddet Farkındalık Ölçeği'ne ait 20 soruluk anket ile toplanmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 41,48±12,75 olup, Aile İçi Şiddet Farkındalık Ölçeği'nden aldıkları ortalama puan 24,03±4,43 saptanmıştır. Katılımcıların aile içi şiddet farkındalıklarının düşük olduğu belirlenmiştir. Çalışmamızda yaş, cinsiyet, evlilik durumu, evlenme çeşitleri, eşini tanıma süresi, çocuğa sahip olma, evde bakmakla yükümlü olunan birinin bulunması, eğitim durumu, eşinin eğitim durumu ve mesleğin aile içi şiddet farkındalığını etkilediği saptanmıştır. Aile hekimleri hastalarını potansiyel şiddet mağduru veya faili olarak kabul etmeli; hastaları bilgilendirme yapabileceği en erken dönemde aile içi şiddet hakkında danışmanlık vermeli, ve bunu yaparken hastanın evlilik ve ev içi dinamiklerine hakim olarak, etkin bir şekilde gerçekleştirmelidir.

Aile içi şiddet
Eralp Koca
Trakya University
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Aile içi şiddet nedeniyle kadın konukevinden hizmet alan kadınların sosyo-demografik faktörler açısından değerlendirilmesi: Trakya bölgesi örneği

Aile içi şiddet tüm toplumlar ve sosyo-ekonomik gruplardaki kadınları etkileyen önemli bir sorundur. Aile içi şiddet, kadınlarda, sakatlıklar, cinsel yolla bulaşan HIV/AIDS vb. hastalıklar, intihar, ilaç-alkol bağımlılığı, travma sonrası stres bozukluğu gibi fiziksel, sosyal ve ruhsal problemlere yol açmaktadır. Şiddet gören kadınların genel sağlık durumu kötüleşmekte, yaşam kaliteleri düşmekte bu nedenle de; sağlık hizmeti kullanma oranları artmaktadır. Dünyada milyonlarca kadının şiddete maruz kaldığı bilinmektedir. Ancak gelenekler, kadının statüsünün düşük olması ve ekonomik özgürlüğünün olmaması gibi nedenlerle kadına yönelik şiddet çoğunlukla gizli tutulmaktadır. Konukevleri şiddete maruz kalan kadınların koruma altında tutulduğu mekânların başında gelmektedir. Bu çalışmada aile içi şiddet sebebiyle kadın konuk evinde kalan kadınlar sosyo-demografik faktörler açısından araştırılmıştır. Çalışma çerçevesinde, Trakya bölgesindeki üç şehirdeki (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ) kadın konukevinde kalan, aile içi şiddet öyküsü olan 69 kadına uygulanan anketlerden elde edilen bulgular analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, eğitim seviyesi, ekonomik durum, birlikte yaşanılan süre, şiddet görme öyküsü gibi değişkenlerin kadınların şiddete maruz kalmaları üzerindeki etkisinin öne çıktığı görülmüştür. Bunun yanında, şiddete maruz kalmanın psikolojik açıdan farklı seviye ve türlerde rahatsızlıklara sebebiyet verdiği bulgulamıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgularla bu mağduriyetin yarattığı belirtilerin azaltılmasına yönelik çözümler elde edilmiştir. Bu çalışmanın, aile içi şiddet nedeniyle kadın konukevinden hizmet alan kadınların sosyo-demografik faktörlerin incelenmesi açısından ilerleyen dönemlerde yapılacak araştırmalar ve müdahale programlarına katkı sağlayabilecek bulgular sunduğu düşünülmektedir.

Aile içi şiddetKadın konuk evleriKadınlar+4
Rıza Mutlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara 112 il Ambulans Servisi Başhekimliği ambulansları tarafından müdahale edilen ev içi şiddet olgularının koronavirüs pandemisi öncesi (10 Mart 2019-09 mart 2020) ve pandeminin birinci yılındaki (10 Mart 2020-09 mart 2021) değişiminin değerlendirilmesi

Kadına yönelik ev içi şiddet dünya çapında yaygın halk sağlığı sorunlarından biridir. 20-44 yaş arası kadınların %26-%28'i hayatları boyunca en az bir kez fiziksel ya/ya da cinsel şiddete maruz kalmaktadır. 2020 yılı başlarında tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs pandemisi ev içi şiddet mağdurları için durumu daha da kötüleştirmiştir. Pandeminin yayılmasını engellemeye dönük "evde kal" emirleri, pandemiye bağlı olarak artan stres ve ekonomik zorluklar vakaların tespitini ve müdahale edilmesini daha da zorlaştırmıştır. Bu araştırmanın amacı Koronavirüs pandemisi öncesinde ve Koronavirüs pandemisi sırasında Ankara 112 İl Ambulans Servisi Başhekimliği ambulansları tarafından müdahale edilen ev içinde kadına yönelik şiddet olgularının incelenmesidir. Bu amaçla Ankara 112 İl Ambulans Servisi Başhekimliği ambulansları tarafından yapılan müdahaleler, Koronavirüs pandemisinin Türkiye'deki başlangıcı olan 10 Mart 2020 tarihinden itibaren bir yıl geriye dönük ve bir yıl ileriye dönük olarak değerlendirilmiştir. Bu tarihler arasında müdahale yapılan kadınları hedef alan ev içi şiddet vakalarına ait vaka formları, olgu ile ilgili değişkenler (yaş cinsiyet), çevresel özellikler (lokasyon, kırsal kentsel, zaman), hizmet özellikleri (yerinde müdahale, hastaneye nakil) gibi kriterler bakımından incelenmiştir. Araştırmada ev içi şiddete maruz kalan kadınların sayısı pandemi öncesinde 1032 iken pandemi sırasında 752 olarak bulunmuştur. Müdahale edilen olguların yaş ortalaması pandemi öncesi dönemde 36,4±14,9, pandemi döneminde 35,6±13,5 olarak bulunmuştur. Araştırma sonuçları dünyadaki diğer ülkelerle benzer şekildedir ve ambulans hizmetlerinin kullanımına benzer şekilde ambulans hizmeti kullanan kadına yönelik şiddet vakaları da azalmıştır. Bu durumun pandemi koşulları ve evde kal emirlerine bağlı olabileceği düşünülmüştür. Kadına yönelik ev içi şiddet vakalarının önlenmesinde kurumlar arası eşgüdüme dayanan bir sistem geliştirilmesi olgu sayılarının azaltılmasında ve önlenmesinde etkili olacaktır.

112 Acil Çağrı MerkeziAile içi şiddetKadına yönelik şiddet
İbrahim Çapar
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çiftlerin boşanma deneyimleri üzerinden aile arabuluculuğu ve boşanma danışmanlığı ihtiyaçlarının değerlendirilmesi: ankara ili örneği

Aile, birçok farklılığı bir arada barındıran çok sistemli bir oluşumdur. Bu sistemlerin etkileşiminde meydana gelen sorun ve uyuşmazlıklar, uygun biçimde çözülemediği takdirde çiftlerin boşanma kararı almalarına sebep olabilmektedir. Çözülmemiş sorun ve uyuşmazlıklar, tarafların maddi ve manevi açıdan yorulup yıpranması ve aralarındaki iletişimin bozulması gibi pek çok sorunu yaratarak boşanma sürecinin de çekişmeli geçmesine neden olabilmektedir. Dolayısıyla boşanma sürecindeki çiftlerin, boşanma danışmanlığı ve/veya aile arabuluculuğu hizmetlerinden yararlanmalarının destekleyici olacağı düşünülmektedir. Bu amaçla gerçekleştirilen bu araştırmada, evlilik birliği temelden sarsılmış boşanma sürecindeki çiftlerin deneyimleri, ihtiyaçları ve sorunları belirlenerek, aile arabuluculuğu ve/veya boşanma danışmanlığı uygulamalarına duyulan gereksinimleri değerlendirilmiştir. Araştırmada, bir nitel araştırma yöntemi olan fenomolojik modelden yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında Ankara'da yaşayan ve Ankara Adliyesi Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü'ne hakkında Sosyal İnceleme Raporu hazırlanılması talebinde bulunulmuş, 11 kadın ve 9 erkek katılımcıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yüz yüze derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizi sürecinde MAXQDA Analytics Pro 2024 programı kullanılmış ve veriler üzerine yapılan tematik analizlerin sonucunda, "Evlilik Süreci" ve "Boşanma Süreci" olmak üzere iki ana tema oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ışığında, evlilik birliğinde yaşanan sorunların çözümlenmemesine bağlı olarak boşanma sürecinde hem bu sorunların devam ettiği hem de yeni sorunların oluşmasına zemin hazırladığı, karşılaşılan sorunların hem taraflara hem de çocuklara yönelik olumsuz etkilerinin olduğu görülmüştür. Mevcut sorunların çözümü noktasında tarafların evlilik birlikteliklerinde ve boşanma sürecinde profesyonel bir destek bulamadıkları, hukuki ve psikososyal açılardan desteğe gereksinim duydukları fakat gereksinime yönelik ücretsiz hizmetlerin sunulmadığı ve katılımcıların hizmet sınırlılığından yakındıkları görülmüştür. Bu alanda yapılan çalışmaların sınırlı sayıda olduğu göz önünde bulundurulduğunda araştırmadan elde edilen verilerin literatüre katkı sağlayacağı, boşanma sürecine yönelik hizmetlerin ve sosyal politikaların güçlendirilmesi hedef alınarak oluşturulan önerilerin yararlı olacağı düşünülmektedir.

AileAile birliğiAile hukuku+7
Ceren Koç
Hacettepe University
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öfke duygusunun saldırgan davranışa dönüşmesinde kişilerarası ilişki boyutlarının rolünün incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin öfke ve saldırganlık tepkileri ile kişilerarası ilişki boyutları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma evrenini, 2016-2017 eğitim öğretim yılında İstanbul Aydın Üniversitesi'ne bağlı Fen Edebiyat, Sağlık Bilimleri, Eğitim ve Mühendislik Fakültesi'nin farklı bölümlerinden tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilen 257'si kız, 223'ü erkek olmak üzere toplam 480 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin bazı kişisel bilgileri için "Kişisel Bilgi Formu", öfke ve saldırganlık puanlarının belirlenmesi amacıyla "Öfkeye İlişkin Derin Düşünme Ölçeği" ve "Saldırganlık Envanteri" ile kişilerarası ilişki boyutları arasındaki ilişkinin belirlenebilmesi amacıyla "Kişilerarası İlişki Boyutları Ölçeği", kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem, T-testi, ANOVA, Çoklu Regresyon Analizi ve Aracı Değişken Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin öfke, saldırganlık ve kişilerarası ilişki boyutları ile cinsiyet, bölüm, sorun paylaşımı, çocukken aile içi şiddete maruz kalıp kalmama ve bazı sosyo-demografik değişkenler arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Araştırmanın regresyon analizi sonucuna göre; öğrencilerin öfke duyguları ile fiziksel, sözel saldırganlık alt boyutları ve başkalarına güven alt boyutu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu; onay bağımlılık alt boyutunda ise negatif yönde anlamlıbir ilişki olduğu görülmüştür. Çocukken anne ve/veya babaları tarafından aile içi şiddete maruz kalan öğrencilerin, şiddete maruz kalmayan öğrencilere göre öfke duygusunu daha yoğun yaşadıkları tespit edilmiştir. Araştırmanın aracı değişken analizi sonucuna göre ise, fiziksel saldırganlık davranışının ortaya çıkmasında intikam düşünceleri ile duygu farkındalığının birlikte güçlü bir etki yarattığı ve öğrencilerde görülen fiziksel saldırganlık davranışını açıkladığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Öfke, Saldırganlık, Aile İçi Şiddet, Kişilerarası İlişki Boyutları

Aile içi şiddetKişiler arası ilişkilerSaldırganlık+3
Muhsine Toptaş
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Yakın ilişkide psikolojik şiddet deneyimi ile travmatik stres belirtileri arasında peritravmatik sıkıntı ve kontrol kaybı ile posttravmatik duyguların aracı rolü

Bu çalışmada yakın ilişkide deneyimlenen psikolojik şiddet stresörleri ile travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) arasında travma sırasında deneyimlenen olumsuz duygular ve algılanan kontrol ile travma sonrası korku, çaresizlik, utanç ve öfkenin aracı rolü sınanmıştır. Psikolojik şiddet stresörlerini kapsamlı bir şekilde ölçebilecek Yakın İlişkide Psikolojik Şiddet Ölçeği geliştirilerek maddelerin işlerliği 337 kişiyi içeren bir pilot çalışmada incelenmiştir. Ulaşılabilir örnekleme ile partner şiddeti deneyimi olan 1012 kadınla yürütülen ana çalışmada ölçeğin güvenirlik katsayısı .98 olarak hesaplanmıştır. Faktör analizi ile ölçeğin yapı geçerliliği incelenmiş ve ölçeğin fiziksel ve duygusal ihtiyaçların ihmali, zarar vermeye yönelik korku yaratan tehditler, özgürlüğü kısıtlama/kıskançlık, aşağılayıcı muamele, tartışma sırasındaki korkutucu, zarar vermeye yönelik tehditler, güven sarsıcı davranışlar, suçlama ve delirdiğine inandırılma şeklinde sekiz yapıdan oluştuğu görülmüştür. Katılımcıların %42.9'u yalnızca psikolojik şiddet deneyimlemiştir ve bu kişilerde TSSB oranının %35.3 olduğu görülmüştür. Fiziksel / cinsel / psikolojik şiddet yaşayanlarda ise TSSB oranı %50.7 olarak bulunmuştur. Fiziksel ve cinsel şiddetin etkisi kontrol edilerek yapılan yapısal eşitlik modellemesi sonucu psikolojik şiddet stresörleri üzerinde kişinin algıladığı kontrolün olay esnasında deneyimlediği sıkıntıyı etkilediği gözlenmiştir. Travma sırasında deneyimlenen sıkıntı düzeyinin travma sonrası korku, çaresizlik, utanç ve öfke ile ilişkili olduğu ve bu duyguların TSSB belirtilerinin şiddetine etki ettiği görülmüştür. TSSB'ye en fazla etkiyi güvenliğe yönelik süregiden tehditle ilişkili korku ve yaşamdaki genel kontrol kaybı algısının yaptığı bulunmuştur. Bu bulgular, psikolojik şiddet stresörlerinin tek başına deneyimlendiğinde de travmatik strese yol açtığını, bu etkiyi süregiden korku ve kontrol kaybı algısı üzerinden gerçekleştirdiğini göstermiştir. Partner şiddeti deneyimlemiş kadınlarda TSSB tedavisinde kontrol algısına odaklanan sağaltım yöntemlerine odaklanılması önerilmiştir.

Aile içi şiddetPsikolojik travmaPsikolojik şiddet+6
Sinem Cankardaş Nalbantçılar
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilikte kadına yönelik fiziksel şiddeti meşru görme ile cinsiyetçi tutumlar ve adil dünya inancı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Evlilikte kadına yönelik fiziksel şiddeti meşru görme ile cinsiyetçi tutumlar ve adil dünya inancı arasındaki ilişkinin araştırılması bu çalışmanın temel amacı olarak belirlenmiştir. Çalışmada literatür taraması ve anket uygulaması yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Yapılan anket kapsamında İstanbul ilinde 105 erkek ve 103 kadın olmak üzere 208 kişiyle görüşülmüştür. Evlilikte kadına yönelik fiziksel şiddetin meşrulaştırılması üzerinde etkili olan faktörlerden cinsiyetçi tutumlar ve adil dünya inancı ekseninde açıklama getirilmiştir. Adil dünya inancı ile evlilikte kadına yönelik şiddeti meşru görme davranışı arasındaki ilişkisi daha önceki çalışmalarda incelenmemiştir. Bu yönüyle bu araştırma sonraki araştırmalara ışık tutacak niteliktedir. Elde edilen sonuçlara göre genel (global) adil dünya inancının ve düşmanca cinsiyetçiliğin evlilikte kadına yönelik fiziksel şiddeti meşrulaştırma düzeyi üzerinde anlamlı bir etkisi vardır. Genel (Global) adil dünya inancı ve düşmanca cinsiyetçilik arttıkça evlilikte kadına yönelik fiziksel şiddeti meşru görme davranışı artmaktadır.

Adil dünya inancıAile içi şiddetCinsiyetçilik+2
Ceren Kurtay
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilik birliği ilişkisi sürecinde aile içi şiddetin rolüne ilişkin kavramsal bir çalışma

Bu araştırmanın genel amacı, eşler arasındaki aile içi şiddet ve evlilik birliğine etkilerinin değerlendirilmesine ilişkin kadınların görüşlerini belirle-mektir.Araştırmanın verileri, nitel veri toplama yöntemlerinden yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, görüşme yapılan kadınlar evlilikleri sırasında eşlerinden çeşitli biçimlerde şiddete uğradıklarını belirtmişlerdir. Evlilik sırasında kadının küçük görülmesi, hizmetçi gibi davranılması, başkalarının önünde hakarete maruz bırakılması, farklı düşünmesine izin verilmemesi, parasız bırakılması, duygularına saygı gösterilmemesi, mallarının elinden alınması ya da zarara uğratılması sıklıkla belirtilen diğer sorunlardır. Anahtar Kelimeler: Boşanma, Aile İçi Şiddet/ Ev İçi Şiddet, Evlilik Birliği

Aile birleşmesiAile içi şiddetAile yapısı+5
Serkan Koç
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Aile içi şiddete maruz kalan kadınların kendilik algısı, aile içi şiddetle başa çıkma özyeterliği ve stresle başa çıkma tarzlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı eşi tarafından şiddete maruz kalan kadınların kendilik algılarının aile içi şiddetle başa çıkma özyeterlikleri ve stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkide; olumsuz otomatik düşüncelerinin ve duygu düzenleme güçlüklerinin aracılık etkisini incelemektir. Araştırma örneklemini eşi tarafından şiddete uğrayan 479 kadın oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında veri toplama amacıyla katılımcılara Sosyal Karşılaştırma Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği, Olumsuz Otomatik Düşünceler Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği, Aile İçi Şiddetle Başa Çıkma Özyeterliği Ölçeği ve demografik özellikleri değerlendirebilmek için araştırmacı tarafından oluşturulan demografik form uygulanmıştır. Araştırmanın hipotetik modeli Lisrel 8.80 paket programında Yapısal Eşitlik Modellemesi ile test edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; kadınların kendilik algıları ile aile içi şiddetle başa çıkma özyeterlikleri arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüklerinin ve olumsuz otomatik düşüncelerinin kısmi aracılık etkisinin olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın diğer bulgularına bakıldığında; olumsuz otomatik düşüncelerin kendilik algısı ile duygulara yönelik stresle başa çıkma arasındaki ilişkide tam aracılık etkisinin olduğu, kendilik algısı ile probleme yönelik stresle başa çıkma arasındaki ilişkide ise kısmi aracılık etkisinin olduğu görülmüştür. Ayrıca duygu düzenleme güçlüğünün, kendilik algısı ile duygulara yönelik stresle başa çıkma arasındaki ilişkide tam aracılık etkisinin olduğu, kendilik algısı ile probleme yönelik stresle başa çıkma arasındaki ilişkide ise kısmi aracılık etkisinin olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçları ilgili alan yazın kapsamında tartışılarak ileride yapılacak çalışmalar için öneriler sunulmuştur.

Aile içi şiddetBenlik algısıDuygu düzenleme güçlüğü+6
Nilgün Onnar
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Özel hastanede çalışan sağlık profesyonellerinin ve personellerin istanbul sözleşmesi hakkındaki bilgileri ile toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumunun değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırma özel hastanede çalışan sağlık profesyonellerinin ve personellerin İstanbul Sözleşmesi hakkındaki bilgileri ile toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumunu değerlendirmek amacıyla kesitsel tipte tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın verileri 17.11.2021-06.01.2022 tarihleri arasında online platform üzerinden elde edilmiştir. Araştırmanın örneklemini özel hastanede çalışan 300 kişi oluşturmuştur. Veri toplama formunun ilk ve ikinci bölümünde literatür doğrultusunda hazırlanan ve araştırmaya katılan sağlık profesyonelleri ve personelin sosyo-demografik ve tanıtıcı bilgileri (12 soru) ile İstanbul Sözleşmesi ile ilgili sorular (6 soru) bulunmaktadır. Üçüncü bölümde ise "Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği" (38 soru) kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların %68'ini kadınlar, %32'sini erkekler, örneklemin yarısını ise hemşire meslek grubu oluşturmaktadır. Türkiye'nin imzaladığı İstanbul Sözleşmesi'nden imzasını çekmesini doğru bir karar olarak bulanların %60'ı Türk gelenek ve ahlak kurallarına aykırı olduğunu, %50'si eşcinselliği özendirdiğini, %85'i ise cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliği gibi kavramların Türk Toplum yapısına uymamasını neden olarak sunmuştur. Araştırmaya katılanların Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeğinden aldıkları ortalama toplam puan 146,61±25,68 olup ölçekten alınabilecek en yüksek puanın 190 olduğu göz önüne alındığında, katılımcıların genel olarak eşitlikçi toplumsal cinsiyet rol tutumlarına sahip oldukları söylenebilir. TCRTÖ puanlarının katılımcıların tanımlayıcı özelliklerine göre farklılaşma durumuna bakıldığında tüm tanımlayıcı özelliklerde yani cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, aylık gelir düzeyi, doğum yerleri, meslek, aile tipi ve evlenme şekline göre anlamlı farklılık olduğu dikkati çekmiştir. İstanbul Sözleşmesi ile ilgili sorulardan olan "İstanbul Sözleşmesi hakkında bilginiz var mı?", "Toplumsal cinsiyet kavramını daha önce duydunuz mu?", "Türkiye'nin imzaladığı İstanbul Sözleşmesi'nden imzasını çekmesi sizce doğru bir karar mıdır?" ve "Türkiye İstanbul Sözleşmesi'nden çekildiğinde kadına yönelik şiddet artar mı?" sorularına olumlu cevap veren değişkenler bakımında değerlendirildiğinde TCRTÖ toplam puan ortalamasında yüksek alan grupların olduğu dikkati çekmiştir. Sonuç: Araştırmaya dahil edilen sağlık profesyonel ve personellerin çoğunun İstanbul Sözleşmesi hakkında bilgisi olduğu saptanmıştır. Bu çalışmada erkeklerin, eğitim düzeyi düşük olan bireylerin İstanbul Sözleşmesi hakkında daha az bilgiye sahip oldukları ve toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından geleneksel bir tutum sergiledikleri görülmüştür. Bu sebeple hastanedeki hizmet içi eğitimlerle birlikte ilkokul düzeyinde de toplumsal cinsiyet rollerine yönelik derslerin olması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Cinsiyet Eşitliği, Kadın, İstanbul Sözleşmesi

Aile içi şiddetCinsel kimlikCinsiyet rolleri+7
Sevda Nur Tunç
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eş şiddeti tehlikeliliği değerlendirme psikoeğitim programının etkililiği

Dünya genelinde her üç kadından en az birinin fiziksel, cinsel, zihinsel ve sosyal refahını etkileyen aile içi şiddet, birey ve toplum için maliyeti yüksek olan önemli bir halk sağlığı konusudur. Literatürde kadına yönelik şiddet üzerine yapılan çalışmaların sayıca fazla olduğu, fakat çalışmaların genellikle faillere ya da mağdurlara yönelik olarak gerçekleştirildiği gözlemlenmektedir. Bu çalışmada ise Eş Şiddeti Tehlikeliliği Değerlendirme Psikoeğitim Programının katılımcıların partner şiddetinin ortaya çıkış nedenlerine göre sınıflandırılmasına, şiddet riskinin değerlendirilmesine ve partner şiddeti için önerilen müdahalelere yönelik bilgi ve beceri düzeyleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Ön-test son-test kontrol grubu olarak dizayn edilmiş yarı deneysel desene sahip olan araştırmanın çalışma grubu okuma yazma bilen, 18 yaş üstü ve en az 1 yıldır evli olan 21'i psikoeğitim ve 28'i kontrol grubu olmak üzere toplamda 49 kişiden oluşmaktadır. Çalışmada araştırmacı tarafından geliştirilen ve 4 uzmanın da görüşleri alınarak şekillendirilen 42 soruluk bir anket kullanılmıştır. Psikoeğitim grubundaki katılımcılara 4 saatlik online bir psikoeğitim verilirken kontrol grubunda yer alan katılımcılar bekleme listesine alınmış ve bu süreçte herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Verilerin analiz edilmesinde 2x2 Tekrarlı Ölçümlerde Karma Desenli Varyans Analizi (ANOVA), Bağımlı ve Bağımsız Örneklem T Testi uygulanmıştır. Bağımsız Örneklem T Testi analizinden elde edilen bulgular psikoeğitim ve kontrol grubundaki katılımcıların ön test puanları arasında anlamlı bir fark olmamasına rağmen son test puanları arasında anlamlı bir fark olduğunu ortaya koymuş, Varyans Analizinden elde edilen bulgular bu değişimin zamana bağlı olarak farklılaştığını göstermiştir. Bağımlı Örneklem T Testi analizinden elde edilen bulgular kontrol grubundaki katılımcıların ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir değişim olmazken psikoeğitim grubunun ön test puanları ile karşılaştırıldığında son test puanlarında anlamlı bir artış olduğunu ortaya koymuştur. Araştırma bulguları, Eş Şiddeti Tehlikeliliği Değerlendirme Psikoeğitim Programının partner şiddetinin ortaya çıkış nedenlerine göre sınıflandırılmasına, şiddet riskinin değerlendirilmesine ve partner şiddeti için önerilen müdahalelere yönelik bilgi ve beceri düzeyleri üzerinde etkili olabileceğini desteklemektedir.

Aile içi şiddetFiziksel şiddetYakın partner şiddeti
Emine Sümeyra Hafızoğlu
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aile içi şiddet mağduru olan kadınlarda kendilik algısı, psikopatoloji ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri

Problemin Tanımı: Bu çalışmanın amacı, şiddete maruz kalan kadınlarda bilişsel duygu düzenleme stratejileri, kendilik algısı ve psikopatoloji arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Şiddete maruz kalan ve kontrol grubunu oluşturan şiddete maruz kalmayan kadınların, kullandıkları bilişsel duygu düzenleme stratejileri, kendilik algısı ve ruh sağlıkları arasında farklılaşma olup olmadığı da değerlendirilmiştir. Yöntem: Çalışmaya şiddete maruz kalan 121 kadın, şiddete maruz kalmayan 86 kadın olmak üzere toplam 207 kadın alınmıştır. Katılımcılara Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (BDDÖ), Sosyal Karşılaştırma Ölçeği (SKÖ), Belirti Tarama Listesi (SCL-90-R), cinsel ve fiziksel şiddeti değerlendirmek amacıyla Kadına Yönelik Şiddeti Derecelendirme Ölçeği (KYŞDÖ), sözel ve ekonomik şiddet yaşantılarını içeren anket ile sosyodemografik özellikler ve bilgi formu verilmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 32,34±10,82 olup, %46,6'sı evli, %59,9'u üniversite mezunudur. Şiddete maruz kalan kadınların SCL-90-R ve BDDÖ alt ölçeklerinden kendini suçlama, felaketleştirme ve diğerlerini suçlama puanlarının anlamlı derecede yüksek; kendilik algısı puanlarının ise anlamlı derecede düşük olduğu saptanmıştır. Kendilik algısı ile kendini suçlama, felaketleştirme, kabul bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve SCL-90-R'nin tüm alt ölçekleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır. SCL-90-R alt ölçekleri ile bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında anlamlı ilişkiler saptanmış olup felaketleştirme stratejisinin somatizasyon, anksiyete, hostilite düzeylerini pozitif yönde; kabul stratejisinin kişilerarası duyarlılık, depresyon, anksiyete düzeylerini pozitif yönde; bakış açısına yerleştirme stratejisinin depresyon düzeyini negatif yönde yordadığı bulunmuştur. Sonuç: Aile içi şiddet; beden, zihin ve ruh bütünlüğü açısından bir risk faktörüdür. Şiddete maruz kalan kadınlarda, uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri kullanıldıkça psikopatoloji düzeyleri artmakta ve kendilik algısı olumsuz etkilenmektedir. Olumsuz kendilik algısıyla, psikopatoloji belirtilerinde de artış gözlenmektedir. Şiddet mağduru kadınların kendilik algısının, psikopatoloji belirti düzeylerinin ve uyumsuz stratejilerinin yükselme eğiliminde olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulgular, şiddete maruz kalan kadınlar ile çalışan uzmanlara müdahale stratejileri oluştururken yol gösterici olabilir. Anahtar Kelimeler: Şiddet, Aile içi şiddet, Kadına şiddet, Bilişsel duygu düzenleme, Psikopatoloji, Kendilik algısı.

Aile içi şiddetBenlik algısıBilişsel duygu düzenleme+3
Zeynep Şahin
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Aile içi şiddet, çocukluk çağı travmaları, aleksitimi ve bedenselleştirme arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı evli kadınlarda aile içi şiddet yaşantıları, çocukluk çağı travma ve aleksitimi düzeyleri ile bedenselleştirme belirtileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Yöntem: Araştırmaya yaş ortalaması 37,94±9,69 olan 18 yaş ve üzeri toplam 383 kadın katılmıştır. Katılımcılara sırasıyla Sosyodemografik Bilgi Formu, Aile İçi Şiddet Ölçeği (AİŞÖ), Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği (ÇÇTÖ), Toronto Aleksitimi Ölçeği-20 (TAÖ-20), Bedensel Duyumları Abartma Ölçeği (BDAÖ) uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmanın sonucunda, AİŞÖ toplam puanı ile ÇÇTÖ, TAÖ-20, BDAÖ toplam puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Ayrıca, ÇÇTÖ toplam puanının, AİŞÖ toplam puanını ve AİŞÖ toplam puanının TAÖ-20 ve BDAÖ toplam puanlarını yordadığı belirlenmiştir. Evlilik ile ilgili özelliklerden evlilik süresi, evlilik biçimi, evlilik yaşı, evlilik sayısı, eşin evlilik sayısı ve çocuk sahibi olma ile AİŞÖ toplam puanı arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Sonuç: Araştırmamızda, çocukluk çağı travmatik yaşantılarının yetişkin kadınların şiddete maruz kalmalarında bir risk faktörü olabileceğine işaret etmektedir. Benzer şekilde, çocukluk çağı travmatik yaşantıları ve aile içi şiddet düzeyi yüksek kadınların aleksitimi ve bedenselleştirme eğiliminin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Elde edilen bulgular, şiddete maruz kalan kadınlar ile çalışan uzmanlara müdahale stratejileri oluştururken yol gösterici olması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: şiddet, aile içi şiddet, çocukluk çağı travmaları, aleksitimi, bedenselleştirme.

Aile içi şiddetAleksitimiBedenselleştirme+4
Şahika İzgi
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Partnerleri tarafından şiddete maruz kalan ve kalmayan kadınların aile içi şiddet öyküsü ve toplumsal cinsiyet algılarının karşılaştırılması

Araştırmamızda partnerleri tarafından şiddete maruz kalan ve kalmayan kadınların aile içi şiddet öyküleri ve toplumsal cinsiyet algılarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bununla birlikte elde edilen sonuçların demografik veriler ile ilişkisini saptamak amaçlanmaktadır. Araştırma kapsamında İstanbul ilinin Üsküdar ilçesinde yaşayan 18 yaş ve üzeri, 192 partnerleri tarafından şiddete maruz kalan kadın ve 192 şiddete maruz kalmayan toplam 384 kadına ''Sosyo-demografik Bilgi Formu'', "Çocukluk Çağı Örselenme Yaşantıları Ölçeği", ''Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği'' uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS-22 istatistik programı kullanılmıştır. Partneri tarafından şiddete maruz kalan katılımcıların çocukluk dönemi örselenme yaşantıları ile toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları arasında negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Partneri tarafından şiddete maruz kalmayan katılımcıların çocukluk dönemi örselenme yaşantıları ile toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları arasında negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Partneri tarafından şiddete uğramayan katılımcıların çocukluk dönemi örselenme yaşantıları ile toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları arasında negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Şiddet, Kadın, Çocukluk Çağı Örselenme Yaşantısı

Aile içi şiddetKadına yönelik şiddetKadınlar+4
Göksu Ceren Dübüş
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İslâm hukuku ve günümüz hukukunda erkeğin mâli yükümlülüklerinin aile içi şiddetle ilişkisi

Bu çalışmada, insanoğlunun cennette başlayıp dünyada devam eden hayat yolculuğunun en önemli kesiti olan aile hayatında, erkeğin mâli yükümlülüklerinin aile içi şiddetle ilişkisi araştırılmıştır. Aile kurumunu tüm aşamalarında etkileyen birçok faktör mevcuttur. Dini değerler, örf ve âdetler, sosyal çevre, uygulanan yasalar, eğitim durumu ve ekonomik şartlar bu faktörlerden bazılarıdır. Aileyi etkileyen bu etmenler aileye olumlu katkılar sunsa da zaman zaman aile içi şiddete de neden olmaktadır. Aile içi şiddet üzerine yapılan çalışmalar "Aile içi şiddet", "Eşler arası şiddet", "Ailede çocuklara yönelik şiddet", "Kadına karşı şiddet" ve "Kadın cinayetleri" gibi farklı başlıklarda ele alınmaktadır. Ekonomik hayata dair yaşanan sıkıntıların aile içi şiddete etkilerini araştırdığımız çalışmamız bir giriş, iki bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Çalışmanın giriş kısmında araştırmanın amacı, önemi, yöntemi ve problem durumu ile ilgili bilgi verilmektedir. Birinci bölümde genel hatları ile ailenin tanımı, önemi ve türlerine yer verilmektedir. Bu bağlamda Kur'ân-ı Kerîm'de ve Hz. Peygamber (s.a.v.)'in hayatında aileye dair hükümlerde ele alınmıştır. Ayrıca şiddetin tanımı, türleri ve nedenleri ile birlikte şiddet olaylarına İslâm hukukunun bakışı ve güncel hukuk sistemindeki karşılıkları ele alınmıştır. İkinci bölümde ise İslâm hukukunda evlilikle beraber başlayan erkeğin mâli sorumluluklarının tanımı, delilleri, miktarı, çeşitleri ve şiddete etkileri ele alınmıştır. Sonuç bölümünde ise aile içi şiddete sebep olabilecek davranışların önüne geçebilmek adına bireylerin ve kanun koyucunun alması gereken tedbirler İslâm hukuku açısından değerlendirilmiş ve birtakım öneriler sunulmuştur.

AileAile içi şiddetMali yükümlülükler+5
Hasan Aydemir
Uşak University
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Gruplarla sosyal hizmet uygulaması ile şiddet gören kadınların güçlendirilmesi

Pek çok müracaatçı grubu ile gerçekleştirilen gruplarla sosyal hizmet uygulaması şiddet gören kadınların güçlendirilmesi açısından da önemli bir yere sahiptir. Ankara ilinde iki Kadın Sığınma Evi (KSE)'nde yapılan bu araştırmada da gruplarla sosyal hizmet uygulaması ile şiddet gören güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada niteliksel ve niceliksel araştırma tekniklerinin birlikle yer aldığı karma yönteme başvurulmuştur. Öncelikli olarak iki KSE' de kalan 32 kadın ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme (DG) yapılmıştır. DG'lerin tematik ve betimsel analizi sonrasında kadınların şiddet deneyimlerine ilişkin dokuz tematik alan belirlenmiştir. Bunlar şiddet yaşantısı, şiddete maruz kalma nedenleri, şiddet ortamında kalma nedenleri, şiddetle baş etme yolları, şiddetin etkileri, güçlü yanlar, KSE ile ilgili görüşler, KSE sonrası planlar ve şiddetle mücadele önerileridir. Daha sonra iki KSE' den birinde kalan 11 kadın ile içeriği ve süresi DG' lerden elde edilen bulgular ve kadınların çalışmak istedikleri konular baz alınarak 13 hafta süren eklektik grup çalışması (GÇ) yapılmıştır. GÇ' nin gelişimi ve etkinliğine dair bulgular süreçte yapılan gözlemler ve çalışma sonunda verilen Grup Çalışması Değerlendirme Formu (GÇDF) ile ortaya konulmuştur. Ayrıca GÇ'nin nicel açıdan etkinliğinin değerlendirilmesi için grup çalışması öncesi ve sonrası iki KSE' de kalan kadınlara Kontrol Odağı Ölçeği (KOÖ) ve Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ) GÇ öncesi ve sonrası verilmiştir. Yapılan grup içi ve gruplar arası karşılaştırmalarda toplam KOÖ ve YPDÖ ile alt ölçeklerde ön test ve son test puanları arasında anlamlı düzeyde fark bulunamamıştır. Araştırmanın bütün aşamalarında elde edilen nitel, gözlemsel ve nicel bulgular ayrı ayrı ve birleştirilerek tartışılmış, daha sonra yapılacak araştırmalara ilişkin önerilerde bulunulmuştur.

Aile içi şiddetGrup odaklı sosyal hizmetGüçlendirme+4
Muradiye Oral
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

An investigation into the intergenerational transmission of psychological intimate partner violence

The main aim of the current thesis was to investigate psychosocial factors surrounding psychological intimate partner violence and its intergenerational transmission among young women. Accordingly, the experiences of young women exposed to psychological violence from their intimate partners and whose mothers were also subjected to psychological violence were examined from a clinical psychology perspective. A qualitative study was conducted to achieve this aim. Semi-structured interviews were conducted with seven young women, and obtained data were analyzed through Interpretative Phenomenological Analysis (IPA). Results suggested six super-ordinate themes across seven cases. These superordinate themes were (1) Simultenous presence of physical and psychological abuse, (2) "Feeling trapped": Gradual depletion of psychosocial resources as a consequence of psychological violence, (3) Self-harming as a self-defense, (4) "Better than my father": Preference for love and commitment over safety, (5) Possible routes of intergenerational transmission of violence, (6) Need for empowering mental health services. Findings were discussed in relation to literature with particular suggestions for psychosocial prevention and intervention programs.

Domestic violenceEmotional violenceIntergenerational transmission+4
Banu Özen
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Investigating the role of family-of-origin risk factors in the prediction of current intimate partner violence: Testing a proposed model based on object relations theory

The study aimed to propose and test a developmental model that explains the familial basis of intimate partner violence through object relations theory. In the proposed theoretical model, it was expected that the variables of family unpredictability, negative parenting attitudes, and interparental violence would predict violence in the current romantic relationship through object relations. The sample consisted of 352 individuals aged between 18-25 and having a romantic relationship that had been going on for at least one year. Participants were recruited through the convenience sampling method. Data were collected online. To measure the variables in the proposed model, the participants completed a scale set consisting of Retrospective Family Unpredictability Scale (Retro-FUS), Short EMBU-Children Form (S-EMBU-C), The Revised Conflict Tactics Scale (CTS 2), and Bell Object Relations and Reality Testing Inventory (BORRTI). Analyzes were carried out using the SPSS AMOS program to test whether the proposed theoretical model confirmed by the collected data. The results revealed that each of the variables of family unpredictability, negative parenting attitudes, and interparental violence positively predicted the current partner violence through object relations. In other words, the proposed model was confirmed by the collected data. These findings present empirical support for the crucial role of childhood family environment in shaping individuals' object relations, which in turn shed light on one of the underlying mechanisms of intimate partner violence.

Domestic violenceSexual violenceRomantic relationship+4
Ceren Şavk
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Migrant women's shelters: A comparative analysis of Germany and Türkiye

The intersection of migration and domestic violence is a crucial field in migration studies, however, some aspects have not yet been addressed. This study analyzes the role of women's shelters in supporting immigrant women in Germany and Türkiye through an analysis of the historical process, national and international policies, and institutional frameworks. The study takes intersectional theory as its theoretical underpinning, which argues that women are oppressed by not only gender but through the intersection of multiple identities, such as migration statuses. This theory also discusses the challenges that immigrant women experience with violence, as well as the challenges faced by intersecting identities in political and structural contexts. The thesis aims to understand the differences between the practices in Germany and Türkiye and to analyze the protection mechanisms immigrant women have against domestic violence. Thus, the qualitative comparative analysis method is used to compare women's shelters for immigrant women in Germany and Türkiye. Within the scope of the method, historical time, legal protection, the status of shelters, and the GREVIO reports on the Istanbul Convention were identified as factors. In Germany, the needs of immigrant women in women's shelters are more often addressed in the context of intersectionality. There are specialized services and efforts to address language barriers and special needs. However, it is not yet possible to talk about an intersectional approach for shelters in Türkiye. Although both countries have measures to address domestic violence, there are bureaucratic barriers and inclusion gaps for immigrant women in Turkish shelters. In this context, by positioning women's shelters as key protection centers, this research contributes to a comparative debate between Germany and Türkiye on the provision of inclusive and accessible support services for immigrant women.

Domestic violenceIntersectionality
Meri Merve Miettinen
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bir üniversiteye bağlı üçüncü basamak hastanelerde çalışan tıpta uzmanlık öğrencilerinin ve hemşirelerin çalışma koşullarının, algılanan stres düzeyinin ve pandeminin; aile ve çocuklarıyla olan yaşamlarına yansımalarının değerlendirilmesi

Bu araştırma Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanelerinde Temmuz-Eylül 2021 aylarında çalışmakta olan 101 hemşire ve 198 asistan hekimle yürütülmüştür. Bu çalışmada sağlık çalışanlarının pandemi sürecindeki çalışma koşulları, stres durumları ve aile yaşamlarına yansıması araştırılmıştır. Katılımcıların %66,2'si asistan hekim, %33,8'i hemşirelerden oluşmaktadır. Katılımcıların %66,2'si kadın, %33,8'i erkektir. Katılımcıların yaş ortalaması 32,2±6,8, ortanca değeri 30 olup yaş aralığı 24 ile 57 arasında değişmektedir. Hemşirelerin %60,4'ü ve tıpta uzmanlık öğrencilerinin %57,6'sı "08.00-17.00" mesai düzeninde çalışmaktadır; tıpta uzmanlık öğrencilerinin %11,6'sı nöbet ertesi gün mesai şeklinde çalışmakta, hemşirelerde böyle bir çalışma düzeni bulunmamaktadır (p<0,001). Katılımcıların %33,1'i kendisinin, %52,1'i birinci derece ve %26,1'i ikinci derece yakınlarının COVID-19 tanısı aldığını belirtmiştir. Tıpta uzmanlık öğrencilerinin %33,3'ü ve hemşirelerin %28,6'sı pandemi döneminde çocuklarına aşı yaptırmakta gecikme yaşadıklarını belirtmiştir (p>0,05). Tıpta uzmanlık öğrencilerinin Algılanan Stres Ölçeği'nden aldıkları puan ortalaması hemşirelerden yüksek bulunmuştur (p<0,001). Hemşirelerin COVID-19 Hanehalkı Çevre Ölçeği çatışma alt boyutundan aldıkları puan ortalaması Tıpta uzmanlık öğrencilerinden daha yüksek bulunmuştur (p=0,005). Katılımcılardan evli olanların Algılanan Stres Ölçeği'nden aldığı puan ortalaması 28,9±7,8 bekar katılımcılara göre daha düşük (30,8±7,7) bulunmuştur (p=0,03). Katılımcıların son 1 aylık çalışma düzenine göre Algılanan Stres Ölçeği'nden aldıkları puan ortalaması değerlendirildiğinde; en yüksek puan ortalamasına sahip grubun nöbet ertesi mesai (36 saat) şeklinde çalışanlar olduğu bulunmuştur (p=0,01). Katılımcılardan pandemi süresince çalıştıkları birimler ile Algılanan Stres Ölçeği'nden aldıkları puan ortalamaları karşılaştırıldığında; COVID-19 hastalarına hizmet veren yoğun bakım ünitesinde (p=0,002), diğer servis/ poliklinikler (p=0,02) ve yönetim (p=0,01) biriminde çalışanlar bu birimlerde çalışmayanlardan daha yüksek puan almıştır. Son 1 aydır nöbet ertesi mesai (36 saat) şeklinde çalışmak, mesai ile çalışmaya göre 1,688 kat yüksek stres düzeyi ile ilişkili bulunmuştur (p=0,04).COVID-19 hastalarına hizmet veren yoğun bakım ünitesinde çalışan kişilerin çalışmayanlara göre yüksek strese sahip olma durumları 1,748 kat bulunmuştur (p=0,03).Katılımcılardan çocuğu olanlarınCOVID-19 Hanehalkı Çevre Ölçeği Çatışma alt boyutundan aldıkları medyan puan, çocuğu olmayanlardan daha yüksektir ve aralarındaki fark istatistiksel olarak da anlamlıdır (p=0,002). Pandemide iş yükünde artış olduğunu düşünenler medyan puanı en yüksek gruptur. Gruplar arasındaki bu fark istatistiksel olarak da anlamlı bulunmuştur (p<0,001). Sağlık çalışanlarının pandemi sürecindeki çalışma koşulları stres düzeylerini etkileyen önemli bir faktördür. COVID-19 pandemisinden elde edilen deneyimlerle, gelecekte sağlık çalışanlarının stresini azaltmaya yönelik önlemler alınarak hastane pandemi planları oluşturulmalıdır.

Aile içi iletişimAile içi şiddetCOVID 19+7
Fahriye Has Akdağ
Hacettepe University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin aile içi şiddete yönelik tutumları ile öfke ifade tarzı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Gençlik araştırmaları, özellikle Türkiye gibi oldukça büyük ve genç nüfusa sahip, gelişmekte olan her ülke açısından daha da önem kazanmaktadır. Konuya bu açıdan bakıldığında gençliği araştıran, gençlik sorunları üzerinde duran, özellikle gençlik ve şiddet ile ilgilenen bilimsel araştırmaların, ülkemiz için önemi daha anlaşılır hale gelmektedir. Bu çalışmada son zamanlarda çok fazla yaygınlık gösteren ve dikkat çeken aile içi şiddete yönelik tutumlar konusunun üniversite öğrencileri üzerinde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda üniversitede eğitim gören gençlere anket çalışması uygulanarak şiddetin sadece fiziksel şiddetle sınırlı kalıp kalmadığı ayrıca ekonomik, duygusal, sözel ve cinsel şiddetin de var olup olmadığı incelenecektir. Geleceğin anne babaları olacak gençlerin şiddet karşısında takındıkları tutumları, onların ilerleyen süreçte eşlerine ya da çocuklarına şiddet uygulayıp uygulamayacakları konusunda davranışlarını etkileyebileceğinden, gençlerin görüşleri tespit edilecek ve öfkelerini ifade ediş biçimleri ile aile içi şiddete yönelik görüşleri incelenecektir. Böylelikle bu tez çalışmasının gelecekte yapılacak şiddetin azaltılabilmesi ile ilgili teorik ve uygulamalı çalışmalara ışık tutması düşünülmektedir. Araştırma grubu, İstanbul Gelişim Üniversitesi, İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi, Psikoloji Bölümü 1, 2, 3 ve 4. sınıf öğrencisi olup gönüllü olarak çalışmaya katılan kişilerden oluşmaktadır. Araştırma grubunu, 2019-2020 yılları arasında eğitim ve öğretimine devam eden İktisadi İdari Ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji bölümü 1, 2, 3 ve 4. Sınıf öğrencilerinden rastgele ve gönüllülük esasına göre seçilen 200 lisans öğrencisi oluşturacaktır. Bu araştırma için veriler uygulanan anketler aracılığı ile toplanmıştır. Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin, araştırmada kullanılacak olan Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği' ni ve Şiddete Yönelik Tutum Ölçeği' ni içten ve doğru cevapladıkları varsayımından hareket edilmiştir. Sonuç olarak araştırma bulguları Birinci sınıf öğrencilerinin öfkeyi içselleştirme düzeyleri dördüncü sınıf öğrencilerinden daha fazla olduğunu ve erkeklerin şiddeti olağanlaştırma, şiddeti genelleştirme ve şiddeti saklama düzeyleri kadınlardan daha fazla olduğuna işaret etmektedir.

AileAile içi şiddetGençler+5
Gülşah Kılınç
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik, hukuki ve siyasal gelişmelerin Türkiye'de kadın cinayetleri meselesine yansıması

Kadına yönelik şiddet ve cinayet konusu topyekûn mücadeleyi gerektiren toplumsal bir sorundur. Türkiye toplumunda da etkisini giderek artıran bu durum toplumsal bir mücadeleyi beraberinde gerektirmektedir. Şiddet ve cinayet eylemlerinin artması beraberinde hukuksal düzenlemelerinin devreye sokulmasını hızlandırmıştır. Hukuksal düzenlemelerin kadına yönelik şiddet ve cinayeti önleme konusunda yeterli olup olmadığı da tartışılan konuların başında gelmektedir. Bu çalışma son 10 yıl verilerine bakarak ekonomik, hukuksal ve siyasi gelişmeleri kadın cinayet sayılarındaki artış ile değerlendirip karşılaştırmıştır. Şiddet ve cinayet eylemlerinin altında yatan gerçeklere ulaşmak yerine, olguları karşılaştırmalı bir yöntemle değerlendirmeyi hedef almak çalışmanın özüdür. Cinayet rakamları son 10 yıl kapsamında kadın kuruluşları ve devlet kurumlarına yansıdığı ölçüde ele alınmış olup, ''kadın cinayeti'' kavramının ne anlama geldiği sorgulanmıştır. Öldürülen kadınların hangi ölçüde kadın cinayeti olarak değerlendirildiği ve bu bağlamda cinayet rakamlarının farklılıkları çalışmayı farklı kılan esas noktalardır. Yasal düzenlemelerin son 10 yıldaki süreci incelenmiş ve bu süreçte yürürlüğe konulan yasaların ön plana çıkanları (6284 sayılı kanun vb) değerlendirilmiştir. Bu yasaların kadın cinayetleri konusuna bakışı ve cinayet rakamlarına olumlu veya olumsuz yansıması ortaya konmuştur.

Aile içi şiddetEkonomik gelişmelerKadın cinayeti+7
İlyas Tüfekçi
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağında ebeveyn şiddetine maruz kalmış annelerin ebeveynlik tutumları

Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumları, sağlıklı bireylerin yetişmesinde önemli bir etkiye sahiptir ve toplumsal gelişime katkıda bulunur. Bu nedenle, ebeveyn tutumlarının oluşumunu etkileyen geçmiş yaşam deneyimleri, özellikle çocukluk çağı travmaları incelenmelidir. İhmal ve istismar gibi travmatik deneyimler, çocukluk döneminde ortaya çıkar. Bu çalışmanın amacı, ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarında çocukluk çağı ruhsal travmalarının yordayıcılığını incelemektir. Bu çalışmada, Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı okulöncesi eğitim sınıflarında, bağımsız anaokullarında, özel okulöncesi kurumlarında ve kreşlerde eğitim gören 2-6 yaş arası çocuklara sahip 104 ebeveyne Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği ve Ebeveyn Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Veriler SPSS 26 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Kategorik değişkenler için sıklık ve yüzdelik oranları hesaplanmıştır. Araştırmanın amacına yönelik olarak, bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki nedensel ilişkileri belirlemek için regresyon analizi yapılmıştır. Gruplar arasındaki anlamlı farklılıkları değerlendirmek için bağımsız örneklem t testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Üç veya daha fazla grup arasında ortalama karşılaştırmaları için ANOVA analizi kullanılmıştır. Araştırmada yer alan 104 kadın ebeveynin %44'ü psikolojik/duygusal şiddete maruz kalmışken, %56'sı fiziksel şiddete maruz kaldığı tespit edilmiştir. Bu araştırma, ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarını etkileyen faktörlerin başında kendi çocukluk dönemlerinde yaşadıkları travmaların geldiğini göstermektedir. Duygusal ve fiziksel istismar, demokratik tutumun ve aşırı koruyucu tutumun oluşmasında etkili olurken, duygusal ihmal ve fiziksel istismar otoriter tutumun oluşmasında etkili olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, bu araştırma çocukluk çağı travmatik deneyimlerinin ebeveyn tutumları üzerindeki etkisini ortaya koymaktadır. İhmale ve istismara maruz kalan ebeveynlerin, kendi çocuklarını yetiştirmedeki tutumlarını anlamak ve olumsuz etkileri azaltmak için yaygın bir ebeveyn eğitim programının gerekliliği vurgulanmaktadır. Bu program, ebeveynlere çocuk yetiştirme becerileri, iletişim yöntemleri ve duygusal destek konularında rehberlik etmeli ve çocuk istismarını önlemeye yönelik önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir.

Aile içi şiddetAile tutumuAna-baba tutumu+7
Özlem Ülker
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

The contribution of rapport between interviewer and respondent on interview quality from non-sampling error perspective: Evidence from 2014 research on domestic violence against women in Turkey

The dissertation aims to introduce two latent constructs in surveys which are rapport between interviewer and respondent, and interview quality. The third main objective is to investigate rapport impact on interview quality. Furthermore, secondary objectives are to determine levels of rapport and interview quality, to reveal differences among women whose interviews were completed with high rapport according to selected characteristics, and to investigate effect of interviewer characteristics on interview quality. From quantitative perspective, sophisticated measurement models are utilized to achieve thesis objectives. Data set of Research on Domestic Violence against Women in Turkey, which is a household survey conducted in 2014, is used for statistical analyses within the dissertation. The nationwide, cross-sectional, face-to-face survey was carried out by Hacettepe University Institute of Population Studies (HUIPS) in collaboration with Turkish Republic Ministry of Family and Social Policies, the General Directorate on the Status of Women (GDSW). The Field Staff data set was constructed separately and merged with women data set. In the first stage of the thesis, rapport and interview quality operationalization were given with several models. Afterwards, all phases to reach final measurement models for latent constructs were discussed and, finally, rapport impact on interview quality was investigated on the basis of structural equation model. In the second stage of the results section, differences among women interviews in terms of high rapport according to selected characteristics were revealed based on significance levels. Lastly, interviewer characteristics' impact on interview quality was investigated under the control of covariates, and influential interviewer characteristics on the likelihood of high interview quality were given. Operationalization of rapport and interview quality are found useful to make interpretations on survey related constructs which we cannot measure directly. Findings showed that timing and frequency of visits, socio-demographic and socio-economic similarity between interviewer and respondent, and dynamic interview factors contribute to measurement of rapport. Interviewer workload, respondent burden and response quality are detrimental factors on interview quality in a negative way. Not only factors behind rapport and interview quality, but also the impact of rapport on interview quality showed importance of interviewer recruitment, workload allocation, interviewer training, field management, and motivation.

Domestic violenceField researchInterview quality+5
Melike Saraç
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2021
00

Related subjects