DoctorateOpen Access

Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinde küçük ve orta boyutlu işletmeler açısından istihdam politikaları

1997
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Fikret Sönmez

Abstract (TR)

1970 ve 1980'li yıllarda peşpeşe yaşanılan petrol şokları ve hammadde sıkıntısı; beraberinde maliyet artışlarıyla birlikte, ciddi üretim krizlerini de getirmiştir. Bu ortam içinde büyük işletmeler, bir taraftan eski kârlılıklarını kaybederken; diğer taraftan krizlerden büyük oranda etkilenmişler, hatta esnek arz ve talep modeline tam anlamıyla cevap verememişlerdir. Nitekim ileri teknoloji kullanımının yaygın olduğu bu işletmelerde üretimin gerilediği görülmüştür. Bunun yanında aynı yıllarda KOBİ'lerde durum ters yönde gelişmiştir. Yaşanılan hammadde krizleri ve büyümenin durması sonucu, başlangıçta bir çok KOBİ kapanmak mecburiyetinde kalmıştır. Buna rağmen genel istihdam içinde, KOBİ'lerin istihdam hacimlerinde; büyük işletmelere oranla, önemli bir gerileme olmamıştır. Hatta esnek yapılan sebebiyle, kısa bir süre sonra yeni istihdam alanları da yaratabilmişlerdir. KOBİ'lerin sanayi içindeki yapısı incelendiğinde; kriz şartlarına daha iyi karşı koydukları, ölçekleri itibariyle yeni piyasa şartlarına daha iyi uyum sağladıkları, hızlı işgücü hareketliliği, ileri üretim tekniklerine gösterdikleri uyum, işi benimseme, esnek arz ve talebe olumlu cevap vermeleri, her birinin meslekî eğitimde birer okul görevi üstlenmeleri ile istihdam yaratmadaki katkıları gibi özellikleriyle ekonomik, teknolojik, siyasî ve sosyal alanda giderek önem kazandıkları görülür. İşsizliğin büyük problem olduğu günümüzde, KOBİ'lerin yeni iş alanları meydana getirmedeki başarılan ve bölgesel kalkınmaya yaptıkları katkılar da bu işletmelerin önemini daha da artırmıştır. İşsizliği azaltma ve istihdam yaratmada gittikçe önemli yeri olan KOBİ'lerin; ileri üretim teknolojileriyle donatılması, beraberinde KOBİ tanımını da getirmiştir. Milletlerarası literatürde resmî bir KOBİ tanımı olmadığı gibi, uygulamada Birliğe üye ülkeler arasında ve ülkemizde de bu konuda ortak tanım birlikteliği sağlanamamışta. Yapılan tanımlarda çalışan sayısı ortak özellik olarak karşımıza çıkarken, ülkeler arasında çalışan sayısında da ortak kriter belirlenmiş değildir. İşletmelerin istihdam kapasitesindekibu farklılığa, daha sonra; iş hacmi, ciro, sabit sermaye gibi kriterler de eklenerek, tanım genişletilmiştir. İçinde bulunduğumuz yüzyıl; ekonomik, teknolojik ve sosyal alanda devrim niteliği taşıyan önemli değişimlerle doludur. Bu değişimlerin ortaya çıkmasında, ekonominin dünya çapında yeniden yapılanması ile teknolojik değimlerin büyük etkisi olmuştur. Ortaya çıkan değişimin en önemli göstergeleri arasında; istihdam ile mesleklerin yapısında ortaya çıkan değişiklikler yer alır. Genel olarak ifade etmek gerekirse, yeni bilgi ekonomisinde zenginliğin temel kaynağım; tabiî kaynaklar ve fİ7İkî emek yerine, bilgi ve haberleşme oluşturur. İstihdamın sektörel dağılımında görülen gelişmeler arasında, tüm çalışma hayatını etkileyen faktörler içinde; standart-dışı çalışmanın yaygınlaştırılması karşımıza çıkar. Bunun yanında işgücünün yapısındaki gelişmeleri incelediğimizde; kadın işgücünün artan önemi ve en az bunlar kadar işsizlik içinde belirgin konuma sahip sakatlar ile işgücünün vasıf düzeyindeki gelişmeler değişimi hazırlayan diğer faktörler arasında yer alır. Küreselleşen dünyamızda toplumların temel problemi, rekabet gücü olan işyerlerinin genişletilmesiyle; büyüme ve istihdam artışının sağlanmasıdır. İşletmelerin dünya piyasalarına açılarak, ürettikleri malı ihraç etmelerinde; rekabet kabiliyetlerinin artırılması, bugünün sanayi stratejilerinin temel unsurunu oluşturur. Böyle bir hedefin gerçekleştirilmesinde, bir taraftan işletmeler verimli çalışmaya yönlendirilirken; diğer taraftan teknolojiye dayalı kaliteli üretim yapan, vasıf seviyesi yüksek işgücü yetiştirmek suretiyle, istihdamın artırılmasının sağlanması oldukça önem arz eder. Bu gelişme stratejileri içinde özellikle KOBİ'lerin çok önemli rolü bulunmaktadır. Avrupa Birliği' nde KOBİ'lerin Avrupa Sosyal Alam ve Gümrük Birliği bütünleşmesi ile istihdam hedeflerinin gerçekleştirilmesinde çok yönlü rol oynadıkları görülür. Büyüme ve ihracattaki duraklamayla birlikte artan işsizlik; dikkatleri KOBİ'lerin rekabet güçlerinin geliştirilmesi, yeni iş ve işyerleri yaratmak suretiyle istihdamın artırılmasına çevirmiştir. II, Aslında rekabet gücü, üretim ve istihdamın artması; hayat standartlarının iyileştirilmesi için temel şarttır. Bir ülkede rekabet gücünün artması; üretim,- ihracat, kârlılık ve dolayısıyla yeni yatırımların artmasına sebep olacaklar. Bu durum istihdamın genişlemesine imkân sağlayacaktır. Ayrıca buna AB 'de işgücünün gittikçe yaşlanmasından doğan sosyal güvenlik sistemlerinin finansmanı ilâve edildiğinde, Avrupa'nın dünya ticaretindeki payı daralacaktir. Dolayısıyla rekabet gücü zayıflayacağından, işsizlik oranlarında büyüme görülecektir. Sanayileşerek kalkınmasını sağlamak mecburiyetinde olan ülkemizde, kalkınmanın gerçekleştirilmesi için; ihtiyaç duyulan vasıflı ve verimli işgücünün yetiştirmesinin yolu, meslekî eğitimden geçmektedir. Bu sebeple günümüzde meslekî eğitim, istihdam problemleriyle birlikte ele alınmaktadır. Avrupa Birliği' nin meslekî eğitim politikasına bakıldığında, üye ülkeler arasındaki sosyo-kültürel farklılıklar sebebiyle; standart bir eğitim politikası takip edilmediği, bunun yanında üye ülkelerin meslekî eğitimine yönelik düzenlemelerinde Birliğin eğitim alanında belirlediği temel prensiplere uyum istendiği görülmektedir. Durum Türkiye açısından ele alındığında; ülkemizde uygulanan geleneksel eğitim modelinin iş piyasasının ihtiyaçlarına cevap verebilecek yeterlilik ve kaliteden uzak olduğu görülür. Oysa ülkemiz sanayiinin en önemli problemleri arasında yer alan vasıfsız işgücü fazlasına karşılık, kalifiye insan kaynağı eksikliği bulunmaktadır. Geleneksel eğitim modeli üzerine kurulmuş bulunan eğitim sistemimizde; sanayi- okul işbirliği yerleştirilemediğinden, meslekî eğitim teoride kalmakta ve uygulamada başardı sonuçlar alınamamaktadır. Ülkemizdeki hızlı nüfus artışına karşılık, eğitim sistemimizde; eğitim kurumlarının yetersiz sayıda oluşu, eğitim programlarının çeşitlendirememiş olması ve gençlerin meslekî eğitim konusunda yeterli ölçüde bilgilendirilememesi, eğitime ayrılan kaynakların ihtiyaçları karşılayamaması ile sanayi- okul işbirliğinin yaygınlaştırılamaması gibi bir çok problemlerle karşı karşıyadır. Bütün bunların yanı sıra, KOBİ'lerin eğitime katılımları sağlanmak suretiyle; çıraklık sisteminin geliştirilmesi ve işletme içi eğitimin yaygınlaştırılması gerçekleştirilmelidir., Teknolojik gelişmenin ekonomik büyüme üzerindeki etki ve katkıları göz önünde tutularak, Avrupa Birliği' nde teknolojinin ekonomide oynadığı rol ve ülkemizdeki durumu ele alınmıştır. Ayrıca teknoloji-sanayileşme-ekonomik büyüme ve istihdam arasındaki ilişki ortaya konulmuş; teknolojik gelişmede gerek duyulan yeni şartlara uygun vasıfta işgücü yetiştirilmesi, teknoloji transferi ve kullanımı ile araştırma ve geliştirme çalışmalarında karşımıza çıkan uygulamalar incelenmiştir. Avrupa Birliği' ne üye ülkeler, teknolojik değişimin gerçekleştirilmesinde; Ar+Ge faaliyetlerine oldukça fazla yer ve finansman ayırmışlardır. Ülkemizde bu konuya, yeterli bir boyut kazandırılamamıştır. Gerek AB 'de ve gerekse ülkemizde, üretim tekniklerinde ortaya çıkan değişmelerin sonucu; eğitim ve yeniden eğitim programlarının önemi artmış, pasif iş piyasası politikaları terk edilerek bakışlar aktif iş piyasalarına çevrilmiştir.

Author

Rebii Savaşır

How to Cite

Rebii Savaşır (Doktora Tezi). Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinde küçük ve orta boyutlu işletmeler açısından istihdam politikaları, 1997, Dokuz Eylül University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Dokuz Eylül University