Master'sOpen Access

Uluslararası halkla ilişkiler bağlamında sağlık diplomasisi faaliyetlerinin ulus markalama stratejisine etkisi: Türkiye Cumhuriyeti'nin COVID-19 pandemisi sürecinde yaptığı dış yardımlar örneği

2022
1 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Elgiz Yılmaz Altuntaş

Abstract (TR)

21. yüzyılda küreselleşme ile birlikte iletişim ve ulaşım teknolojilerinde gerçekleşen yeniliklerle rekabet kavramı ivme kazanmış ve sadece ürünler ve hizmetler arasında sınırlı olmaktan çıkmıştır. Buna bağlı olarak dünya sistemlerinde meydana gelen değişikliklerin de ülkelerin bahsi geçen rekabet ortamına girmelerine sebebiyet verdiği görülmektedir. Widler'in ulus markalamanın fonksiyonunu anlattığı ifadeleri bu durumu açıklar niteliktedir; "Günümüz dünyasında rekabet sadece şirketler arasında sınırlı değildir; aynı zamanda ülkeleri de kapsar durumdadır. "Markalama" araçlarının, ulusların küresel marketlerin bir parçası olduğu düzende, diğer ülkelerin ve vatandaşların dikkatini çekmek, iyi niyetlerini göstermek ve haklarında oluşan önyargıları kırmak için önemli bir araç olduğu görülmektedir."9 Bundan hareketle kamu diplomasilerinin bir parçası olarak yürütülmesi gereken ulus markalama stratejilerinin, ülkelerin rekabet ortamında rakiplerinden farklılaşması ve istenilen iç ve dış hedeflerine ulaşmaları için önem arz ettiği görülmektedir. Ulus markalamanın babası olarak bilinen Simon Anholt, ülkelerin birçok alanda diğer ülkelerle sıkı bir rekabet içerisinde olduklarını ve kendileriyle ilgili ortaya konulan söylemi kontrol edebilmek adına kendilerini "pazarlama" zorunlulukları olduğunu ifade etmektedir.10 Normal zamanlarda bile bu kadar hayati öneme sahip olan ulus markalama çalışmalarının Covid-19 pandemisi gibi insanların ve ülkelerin tüm alışkanlıklarının değişime zorlandığı bir küresel kriz döneminde nasıl bir rol oynadığı sorusu araştırmanın temelini oluşturmuş ve örneklem olarak ve Türkiye'nin Covid – 19 kapsamında yaptığı tıbbi yardımlar haberleri seçilmiştir. Yukarıda bahsedildiği üzere pandemiyle birlikte ülkelerin iş yapış şekillerinde değişikliğe gidilmesi gerekmiştir. Sadece ülkelerin kendilerini tanıtma faaliyetleri ve öncelikleri değil; ancak ülkeler arasındaki etki ağı ve büyük devlet kavramlarının da yeniden sorgulanmaya başladığı bir küresel kriz olan Covid – 19'la, kamu sağlığının hem ülkelerin kendi ekonomik sistemleri ve sağlık sistemlerindeki sorunların düzeltilmesi hem de diğer ülkelerle olan ilişkilerinin yeniden tanımlanması adına önem taşıyan bir unsur olduğu görülmüştür. Yakın tarihin en bulaşıcı hastalıklarından biri olan Covid – 19'un, ülkeler içerisindeki bulaşıcılığının kontrol edilebilmesi için hükümetler tarafından atılan adımların, uluslararası ilişkiler açısından iyi bir komşu olmanın temel unsurlarından biri olarak kabul edilmektedir. Ülkeler sadece sınırları içerisinde hastalığı muhafaza etmekle kalmayıp, aynı zamanda diğer ülkelerin pandemiyle olan savaşlarında yardımcı olmak adına sağlık personeli eğitimi, tıbbi ve koruyucu malzeme bağışı, solunum cihazı ve aşı hibe edilmesi gibi küresel sağlık diplomasisi kapsamında adımlar atmıştır. Küresel sağlık diplomasisinin birçok örneğine gebe olan Covid-19 pandemisinin, diğer pandemilerden ayıran bir diğer özellik ise yapılan yardımların parçalı bir yapıda olmasıdır. Bu açıdan küresel sağlık diplomasisi faaliyetlerinin Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) gibi örgütlerden uzaklaştığı görülürken11, ülkelerin yardımseverliği ve cömertliği hayati önem kazanmıştır. Bu sebeple Covid – 19'la ülkelerin, uluslararası arenada liderler ve diğer ülkelerin vatandaşları nezdinde, pandemiyle özdeşleşen yeni ulus algılarının hasta sayıları, mortalite oranları, aşılama çabaları ve yaptıkları yardımlarla şekillendiği görülmektedir. Çoğu ülkenin yeterli koruyu malzemelerine ulaşımda sıkıntı çektiği ve yardım talebinde bulunduğu bu küresel sağlık krizi döneminde, Türkiye'de bu yardım taleplerini karşılayan ve yaptığı yardımlarla üçüncü en çok yardım yapan ülke olmuştur.12 Araştırma bu kapsamda Türkiye'nin yaptığı tıbbi yardımlarının ulus markalama araçları ve yumuşak güç stratejileri açısından taşıdığı önemi somut örnekler üzerinden irdelenmiştir. Türkiye'de ilk Covid-19 vakasının görüldüğü 10 Mart 2020 ve kısıtlamaların kaldırılmaya başlandığı 16 Mart 2020 tarihleri arasında incelemesi yapılan Türkiye'nin Covid-19 pandemisi kapsamında yaptığı tıbbi yardımları konu eden ve ulusal gazetelerde yer alan haberlerle ulus markalama çalışmaları kapsamında oluşturulan söylem, Van Dijk'in Eleştirel Söylem Çözümlemesi ile analiz edilmiştir. Böylelikle yapılan yardımların, Türkiye'nin dış amaçlarına ulaşması, diğer ülkelerin vatandaşları ve liderleriyle olan ilişkilerin yeniden tanımlanarak Türkiye markasını güçlendirmek için önemli bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İç hedef kitle de ise halka bu zor zamanda güven vermek ve yapılan yardımların uluslararası önemi artırılmaya çalışılmış ve ulus markalamanın itme ve çekme fonksiyonları aktif bir şekilde kullanılmıştır. Van Dijk'in söylem analizi ile incelenen haberlerden elde edilen bulgulara göre, genel olarak dış tıbbi yardımlar önemli bir soft power aracı olarak gözükse de ideolojik olarak ayrışan gazeteler bu yardımları farklı şekillerde ele almıştır. Sol yönelimli gazetelerde, ülkenin kendi vatandaşlarının Covid-19'un bilinmezlikleri ile endişe içerisindeyken, dış yardımların gerekliliğine eleştirel bir bakış açısı sergilerken, sağ ve orta yönelimli gazetelerin bu yardımların Türkiye'ye getireceği prestij ve uluslararası arenadaki söz hakkı üzerinde durmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ulus Markalama, Covid – 19 Pandemisi, İmaj ve İtibar Yönetimi, Uluslararası Halkla İlişkiler, Ulusal Gazeteler, Söylem Analizi

Author

Dr. Buket Fatma Özeke

How to Cite

Buket Fatma Özeke (Yüksek Lisans Tezi). Uluslararası halkla ilişkiler bağlamında sağlık diplomasisi faaliyetlerinin ulus markalama stratejisine etkisi: Türkiye Cumhuriyeti'nin COVID-19 pandemisi sürecinde yaptığı dış yardımlar örneği, 2022, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University