Uluslararası hukukta ayrılma: Eleştirel bir değerlendirme
2018
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Ahmet Rauf Versan
Özet (TR)
Hukukun yapısal belirsizliği ve hegemon / hakim devletlerin uluslararası ilişkilerdeki belirleyiciliği, eleştirel uluslararası hukuk yaklaşımının temel savları arasındadır ve ayrılma konusunda açıklayıcıdır. Hukukun yapısal belirsizliği tezi, devlet egemenliği ile uluslararası toplumun çıkarları arasındaki çözülemez çelişkinin, uluslararası hukukun içeriğini büyük ölçüde belirsizleştirdiği savıdır. Uluslararası hukuk hem devlet egemenliğini, hem uluslararası toplumun düzen ve değerlerini korumayı amaçlamaktadır; bu da birbiriyle çelişen kuralların oluşmasına yol açar. Böylece her davranışı bir hukuk kuralı ile gerekçelendirmek mümkün hale gelir; bu nedenle hukuk, içeriği nesnel olarak saptanabilen bir reçete olarak değerlendirilemez. Hukukun yapısal belirsizliği, hakim devletlerin, her tür eylemlerini hukukla gerekçelendirmelerini de mümkün kılar. Devlet oluşumu hukuku, etkinlik-normlar-egemenlik arasında kısırdöngü içindedir. Normlar hem etkinlik ilkesi ile, hem devlet egemenliği ile çözülemez bir çelişki halindedir. Bu da devlet oluşumu hukukunun içeriğini belirsiz kılar. Uluslararası hukuk hem etkinlik ilkesine, hem kendi kaderini tayin hakkı vb. normlara, hem de devletlerin toprak bütünlüğü ilkesine belli ölçüde geçerlilik tanımaktadır; bu da kaygan bir zemin oluşturur. Ayrılmanın başarıya ulaşması, hakim devletler tarafından tanınmasına bağlıdır. Hakim devletler, egemenlik oluşumu konusundaki belirleyiciliklerini hukukla gerekçelendirmektedir. Gerektiğinde farklı kural ve ilkelere referans vererek, devlet oluşumu / ayrılma konusundaki tutumlarını hukuk çerçevesinde açıklamaktadırlar. Gerek hukukun farklı yorumlanması yoluyla, gerekse hegemonik mekanizmalar üzerinden, ayrılma konusunda belirleyici olmaktadırlar. Bu çerçevede Yugoslavya'nın parçalanması, sürecin 'dağılma' olarak tanımlanması yoluyla inşa edilmiş, Kosova'nın tanınması 'istisna' kılınarak emsal oluşturması önlenmeye çalışılmıştır. Filistin, devlet oluşumu hukukunun pek çok açıdan manipüle edilebildiğini ve Batılı hakim devletlerce tanınmanın önemini göstermektedir. Bangladeş-KKTC-Kosova karşılaştırması, ayrılmada dış güç kullanılmaması kuralının farklı yorumlanabildiğini göstermekte, Kırım, ayrılmanın her durumda farklı şekilde gerekçelendirilebileceğini ortaya koymaktadır. Güney Sudan ise, hakim devletlerin, BM Güvenlik Konseyi yetkileri çerçevesinde ayrılmaya ana devlet rızası oluşturmada etkili olduğu bir örnek olarak, ayrılma konusunda hegemonik mekanizmaların rolüne işaret etmektedir. Ayrılma / devlet oluşumu konusunda hukuk hakim devletlerce manipüle edilse de hukukun göreli bağımsızlığı çerçevesinde halk-ülke ilişkisi hukukileşmekte, bu da devlet-altı birimlerin lehine olmaktadır.
Yazar
Dr. Pınar Yüksel
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Pınar Yüksel (Doktora Tezi). Uluslararası hukukta ayrılma: Eleştirel bir değerlendirme, 2018, İstanbul University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
İstanbul University tezlerinden daha fazlası
- In the covid 19 pandemic of female employees at a university hospital attitudes and affecting factors in nutrition of 9 months-6 years old children(2022)
- Türkiye'de sağ akımların 27 Mayıs Darbesi'ne dair algısı: 1960-1980(2020)
- La Turquie Gazetesi'nin 1890 yılı haberlerine göre: Osmanlı Devleti'nde iktisadi ve sosyal hayat (Fihrist-çeviri-değerlendirme)(2022)
- Emevîler döneminde toprak rejimi(2022)
- Merkel hücreli karsinomda tanısal ve prognostik belirteçler(2022)
- Solunum sistemi hastalıklarının sınıflandırılmasında makine öğrenmesi yöntemlerinin kullanımı(2021)