Yüksek LisansAçık Erişim

Uluslararası Satım Sözleşmelerine İlişkin Birleşmiş Milletler Antlaşması (CISG) uyarınca alıcının sözleşmeden dönmesi

2013
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. M. Turgut Öz

Özet (TR)

Farklı devletlerde hüküm süren hukuk sistemleri arasındaki farklılık, öteden beri uluslararası ticaretin gelişmesinin önünde duran bir engel olarak algılanmıştır. Nitekim 20. yüzyılda ekonominin uluslararası niteliğinin güçlenmesi karşısında özel hukukun uyumlaştırılması konusunda yapılan çalışmalar hız kazanmıştır. UNCITRAL tarafından yürütülen çalışmalar neticesinde oluşturulan Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması (United Nations Convention on Contracts for the International Sale of Goods, "CISG") Bu çerçevede özel bir önem taşımaktadır. Ulaştığı başarı ile diğer pek çok uluslararası antlaşma arasından sıyrılan CISG, günümüzde lex mercatoria'nın önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Antlaşma'nın görmüş olduğu yaygın uluslararası kabul karşısında Türkiye de kayıtsız kalamamış ve Antlaşma'ya taraf olmuştur. CISG, gerekli işlemlerin tamamlanmasını takiben 1.8.2011'de herhangi bir çekinceyle kayıtlanmış olmaksızın Türk hukuku açısından yürürlüğe girmiştir. Antlaşma'nın Türkiye'de yürürlüğe girdiği tarih, Türk satım hukukunda yeni bir dönemin başlangıcıdır. Böylelikle Türk satım hukuku "ikili bir yapıya" kavuşmuştur. CISG'ın uygulama alanı içinde olmayan satımlara, münhasıran CISG dışındaki Türk satım hukuku mevzuatı (TBK, TTK, TKHK) uygulanacaktır. CISG'ın uygulama alanı içinde kalan satımlarda ise öncelikle CISG'a başvurulacak, CISG dışındaki Türk satım hukuku mevzuatına başvurulması ancak tâli olarak mümkün olacaktır. Yaygın kabul kazanan Antlaşma'nın en önemli özelliklerinden biri, common law ve civil law geleneklerini başarıyla kaynaştırmış olmasıdır. Civil law ailesine mensup olan Türk hukuku açısından, Antlaşma'da özellikle ifa engelleri sistemine nüfuz etmiş olan common law etkisi ilgi çekicidir. CISG'ın ifa engelleri sisteminin karakteristik özelliği, "yeknesak sözleşme ihlali anlayışı" çerçevesinde yapılandırılmış olmasıdır. Bu anlayış, CISG ifa engelleri sistemini İsviçre - Türk hukuklarında benimsenen sistemden ayırmaktadır. Fakat ifa engelleri sisteminin temel yaptırımlarından biri olan sözleşmeden dönme hakkını inceleyen bu çalışma, CISG'ın sadece common law veya sadece civil law ışığında açıklanamayacak kendine özgü otonom bir sistem kurduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma, alıcının sözleşmeden dönme hakkını temel alan sınırlı bir bakış açısı çerçevesinde CISG'ın otonom ifa engelleri sistemini incelemektedir. xix Sözleşmeden dönme kurumu, Antlaşma çerçevesinde diğer hukuk sistemlerinde olduğu gibi, favor contractus ilkesiyle dengelenmiştir. Favor contractus, sözleşmenin geçerli olarak kurulmasının ve varlığını korumasının desteklenmesini konu alan genel bir ilkedir. Bu ilke çerçevesinde, sözleşmenin ayakta tutulması, taraflardan birinin tek taraflı iradesiyle sona erdirilmesine nazaran tercih edilir. CISG da, alacaklıya, başka bir hukuki imkân ile tatmin edilmesinin mümkün olmadığı durumda sözleşmeden dönme hakkı tanımıştır. Başka bir deyişle, CISG için, sözleşmeden dönme, ultima ratio (son çare) olarak başvurulabilecek bir hukuki imkândır. Alıcının sözleşmeden dönme hakkı, CISG'ın sözleşmenin geçerli olarak ayakta tutulmasını destekleyici anlayışı doğrultusunda katı şartlara bağlanmıştır. CISG çerçevesinde alıcıya sözleşmeden dönme hakkı tanıyan temel hüküm m. 49'dur. Fakat öne alınmış sözleşme ihlali durumunda dönme hakkı ile art arda teslimli sözleşmelerde dönme hakkı, m. 49'a ek olarak Antlaşma'da ayrıca düzenlenmiştir. CISG m. 49(1), alıcının sözleşmeden dönebileceği durumları numerus clausus olarak iki bent halinde saymıştır. a) Alıcı, ilk olarak, satıcının sözleşmeyi esaslı olarak ihlâl ettiği durumda sözleşmeden dönebilir. CISG'ın ifa engelleri sisteminde alıcının sözleşmeden dönme hakkı, kural olarak esaslı ihlalin varlığına bağlanmıştır. Sözleşme esaslı olarak ihlal edildiği takdirde, alıcı, m. 49(1)(a) uyarınca sözleşmeden dönebilir. Sözleşmenin esaslı ihlâli, m. 25'te tanımlanmıştır. Bu hüküm uyarınca, sözleşmenin esaslışekilde ihlâl edildiğinin kabul edilebilmesi, üç şartın bir arada bulunmasına bağlıdır. İlk şart, borçlunun bir yükümlülüğünü ihlâl etmiş olmasıdır. İkinci şart, bu ihlâlin alacaklı aleyhine bir olumsuzluğa sebep olmuş olması ve bu olumsuzluğun alacaklıyı sözleşmeden beklemekte haklı olduğu şeyden yani sözleşmesel menfaatten önemli ölçüde yoksun bırakmış olmasıdır. Üçüncü şart ise ihlâlin sebep olduğu bu sonucun borçlu tarafından öngörülmüş olması veya aynı konum ve koşullar içindeki makul bir kişi tarafından öngörülebilecek olmasıdır. b) CISG'ın ifa engelleri sisteminde alıcının sözleşmeden dönme hakkı, kural olarak esaslı ihlalin varlığına bağlanmış olsa da, satıcının satım konusu malları teslim etmemesi durumuna ilişkin istisnai bir düzenleme bulunmaktadır. CISG m. 49(1)(b)'deki bu istisnai düzenleme uyarınca, sözleşme konusu malları vadede teslim etmeyen satıcının kendisine tanınan mehile xx rağmen teslim borcunu ifa etmemesi veya ifa etmeyeceğini bildirmesi hâlinde, esaslı ihlal mevcut olmasa bile sözleşmeden dönülebilir. Böylelikle sözleşmeden dönme hakkının mutlak olarak esaslı ihlal durumuna hasredilmesinin önüne geçilmiş ve istisnai olarak esaslı olmayan bir ihlalin sanki esaslıymış gibi sözleşmeden dönme hakkına dayanak oluşturması sağlanmıştır. Alıcının bu çerçevede sözleşmeden dönebilmesi için, üç şartın yerine gelmiş olması gerekir. Satıcı satım konusu malları teslim etmemiş olmalıdır; satıcıya m. 47 uyarınca malların teslim edilmesi için belirli ve makul uzunlukta bir mehil tanınmış olmalıdır; satıcının sözleşme konusu malları mehile rağmen teslim etmiş olmaması veya teslim etmeyeceğini bildirmesi neticesinde mehil sonuçsuz kalmış olmalıdır. Bu iki durumdan birinin varlığı kural olarak, alıcıya sözleşmeden dönme hakkı tanıyacaktır. Bununla beraber, Antlaşma'da, alıcının sözleşmeden dönme hakkını sınırlayan bazı hükümler bulunmaktadır. Kimi zaman alıcı, CISG m. 49(1) uyarınca sözleşmeden hakkına temel oluşturacak bir durumun varlığına rağmen, başka bir sınırlayıcı hüküm nedeniyle sözleşmeden dönme hakkından mahrum kalır. a) Alıcının sözleşmeden dönme hakkını sınırlayan bu hükümlerden ilki, satıcının ihlali giderme hakkıdır. Fakat satıcının ihlali giderme hakkının, alıcının sözleşmeden dönme hakkının önünde doğrudan ve mutlak bir engel oluşturmadığı belirtilmelidir. Yani sözleşme esaslı olarak ihlal edildiyse veya borcun hiç ifa edilmemesi karşısında tanınan mehilin sonunda ifa etmeme durumu devam ediyorsa; alıcı sözleşmeden dönebilir. Fakat satıcı sözleşmeye aykırı mal teslim ettiyse, kimi durumlarda ihlali giderme hakkı, esaslı ihlalin oluşmasını önleyerek alıcının sözleşmeden dönmesini engelleyebilecektir. b) CISG m. 82(1), malları teslim almış olduğu hâlde sözleşmeden dönmek isteyen alıcının sözleşmeden dönme hakkını, ek bir sınıra tâbi tutmuştur: Alıcının, teslim aldığı malları, teslim aldığı andaki duruma önemli ölçüde yakın bir durumda iade etmesi mümkün olmalıdır. Böyle bir iade mümkün değilse alıcı sözleşmeden dönemez. Bununla beraber, alıcının sözleşmeden dönme hakkını sınırlayan bu koşul, m. 82(2)'de belirtilmiş olan istisnalardan herhangi biri varlığı hâlinde uygulama bulmaz. c) Alıcının sözleşmeden dönme hakkını sınırlayan bir diğer hüküm de m. 80'dir. Bu hüküm uyarınca alıcı, satıcının sözleşmeyi ihlal etmesine kendi eylemi veya eylemsizliğiyle yol açtığı takdirde sözleşmeden dönemez. d) Alıcının sözleşmeden dönebilmesi için sözleşmeden dönme hakkıyla bağdaşmayacak bir seçimlik haktan yani aynen ifa veya semenin tenzili talebinden xxi faydalanmaması gerekir. e) Satıcının sözleşmeye aykırı mal teslim ettiği durumda, alıcının sözleşmeden dönebilmesi için malı muayene edip sözleşmeye aykırılığı m. 39 uyarınca satıcıya ihbar yoluyla bildirmesi şarttır. İhbarda bulunmayan alıcı, diğer seçimlik hakların yanı sıra sözleşmeden dönme hakkını kaybeder. f) Satıcının üçüncü kişilerin hak ve taleplerinden âri olmayan mal teslim ettiği durumda alıcının sözleşmeden dönebilmesi için üçüncü kişinin hakkını veya talebini m. 43 uyarınca satıcıya ihbar yoluyla bildirmesi şarttır. İhbarda bulunmayan alıcı, diğer seçimlik hakların yanı sıra sözleşmeden dönme hakkını kaybeder. Antlaşma, belirli şartların sağlanmasını halinde sözleşme ilişkisinin ipso facto (kendiliğinden) sona ermesini sağlayan bir mekanizma öngörmemiştir. CISG uyarınca sözleşmeden kurtulmak isteyen alıcının, sözleşmeden dönme hakkına temel oluşturacak bir durum ortaya çıktıktan sonra, CISG m. 49(2)'deki süre sınırlaması içinde sözleşmeden dönme beyanında bulunması gerekir. Somut olaya m. 49(2)'deki süre sınırlamasının uygulanması için, alıcının sözleşmeden dönme beyanında bulunmasından önce malların teslim edilmiş olması gerekir. CISG m. 49(1)'den doğan bir dönme hakkına sahip olan ve m. 49(2)'deki koşulları sağlayan bir beyanda bulunan alıcı, beyanı gönderdiği anda sözleşmeden dönmüş olur. Alıcının sözleşmeden dönme yönündeki bildirimi, m. 27 uyarınca, gönderilmekle hüküm ifade eder. Buna bağlı olarak sözleşmeden dönülmesinin sonuçları devreye girer. Alıcının sözleşmeden dönmesi, tarafların henüz ifa etmemiş oldukları borçları sona erdirir ve hâlihazırda ifa etmiş oldukları edimlerin edimlerden elde edilen yararlarla birlikte iadesini gerektirir (m. 81 vd.). Ayrıca taraflar uğradıkları zarara ilişkin olarak tazminat talebinde bulunabileceklerdir (m. 74 vd.). Böylelikle status quo ante sağlanmış olur. Bu çerçevede dönmenin sözleşmeyi dolaysız olarak etkileyecek bir güce sahip olmadığını kabul etmek, CISG bağlamındaki en uygun sonuç olacaktır. Dönme, sözleşmenin varlığını etkilemez. Başka bir deyişle, sözleşmeyi geriye veya ileriye etkili olarak geçersizleştirmez. Ancak sözleşmenin konusunu ileriye etkili olarak değiştirerek, sözleşmeyi ters yüz eder. Böylelikle sözleşme içerik değiştirip bir tasfiye ilişkisine dönüşerek varlığını sürdürür. Sözleşmeden dönmenin status quo ante'yi sağlayan iki ayağından ilki, m. 81(1) uyarınca, henüz ifa edilmemiş olan borçlardan kurtarıcı etki (effet libératoire) xxii biçiminde görülür. Tarafların ifa etmemiş oldukları borçlar, dönmenin hüküm ifade etmesiyle birlikte kendiliğinden sona erecektir. Sözleşmeden dönmenin ifa edilmiş olan edimleri geri sağlayıcı etkisi (effet récupératoire) ise status quo ante'yi sağlama amacının ikinci ayağını oluşturmaktadır. Bu çerçevede taraflar ifa etmiş oldukları edimlerin, bu edimlerden elde edilen yararlarla birlikte iadesini karşı taraftan talep edebilir. İade talebi, taraflar arasında varlığını sürdüren sözleşmeye dayanır. Dönme üzerine status quo ante'nin sağlanabilmesi için, satım sözleşmesi çerçevesinde ifa edilmiş olan edimlerin yanı sıra, bu edimlerden elde edilen yararların da karşı tarafa iade edilmesi gerekir. Bu çerçevede satım bedelini iade edecek olan satıcı, satım bedeli üzerinde tasarrufta bulunabildiği döneme ilişkin olarak bir faiz ödemelidir. Satıcının faiz ödeme borcu, m. 84(1)'de düzenlenmiştir. Alıcı ise malları iade ederken bu mallardan elde ettiği yararların ve malları iade edemiyorsa bu mallardan elde ettiği ikame değerlerin karşılığını satıcıya ödeyecektir. Alıcının yararların karşılığını ödeme borcu, m. 84(2)'de düzenlenmiştir. Alıcının satıcıya verdiklerinin ve bunlardan elde edilen yararların iadesi, sözleşmeden dönen alıcıyı tatmin etmek için çoğu zaman yeterli olmaz. Sözleşmeden dönme hakkının doğmasına yol açan ihlalin alıcı nezdinde oluşturduğu zararın ayrıca tazmin edilmesi gerekir. Sözleşmeden dönen alıcı, uğramış olduğu zararın tazminini CISG m. 74 vd. uyarınca talep edebilir. CISG m. 74 uyarınca, "Taraflardan birinin sözleşmeyi ihlâli halinde ödenecek tazminat, mahrum kalınan kâr dâhil olmak üzere, ihlâlden dolayı diğer tarafın uğradığı zararın toplamına eşittir. Söz konusu tazminat, ihlâl eden tarafın sözleşmenin kurulması sırasında sözleşme ihlâlinin muhtemel sonucu olarak öngördüğü veya o tarihte bildiği veya bilmesi gerektiği veriler ışığında öngörmesi gerektiği zararı aşamaz." Bu hüküm uyarınca alıcının bir tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle satıcının sözleşmeyi ihlal etmiş olması gerekmektedir. Tazminat sorumluluğunun varlığı açısından satıcının sözleşmeyi ihlal etmiş olması yeterlidir, kusura gerek yoktur. Alıcı satıcının ihlaline dayanarak sözleşmeden döndüğüne göre, bu koşul hâlihazırda zaten yerine gelmiştir. Önemli olan, satıcının tazminat sorumluluğunun kapsamını belirlemektir. Tazmin edilecek zararın kapsamı, temelde çatışan iki ilke ışığında belirlenir. Tam tazmin ilkesi uyarınca kural, alıcının ihlal dolayısıyla uğramış olduğu zararın tamamının satıcı tarafından tazmin edilmesidir. Ancak diğer yandan öngörülebilirlik ilkesi uyarınca satıcı ancak sözleşmenin kurulması anında öngörebileceği zarardan ötürü xxiii sorumlu tutulabilecektir. Ayrıca nedensellik bağı ve alıcının zararı azaltma külfeti de satıcının tazminat sorumluluğunun kapsamını sınırlayan diğer kurumlardır. Sözleşmeden dönen alıcının zararının hesaplanmasına ilişkin genel hüküm, m. 74'tür. Antlaşma, sözleşmeden dönen alıcının ifa etmeme zararının hesaplanması konusunu ayrıca özel olarak m. 75 ve 76'da düzenlemiştir. Sözleşmeden dönen alıcının uğramış olduğu ifa etmeme zararı, alıcı ikame bir işlem gerçekleştirmişse m. 75 uyarınca ikame alım bedeline kıyasla somut olarak hesaplanabilir. Buna göre, alıcı, dönmeden itibaren makul bir süre içerisinde ve makul bir şekilde ikame mal satın alırsa, dönülen sözleşmedeki satım bedeli ile ikame işlemdeki satım bedeli arasındaki farkı talep edebilecektir. Böyle bir işlem yapılmamışsa alıcının ifa etmeme zararı, m. 76 uyarınca piyasadaki cari fiyata kıyasla soyut olarak hesaplanabilir. Buna göre alıcı, sözleşmede kararlaştırılan fiyat ile piyasadaki cari fiyat arasındaki farkı tazminat olarak talep edebilecektir

Yazar

Dr. Işıl Yelkenci

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Işıl Yelkenci (Yüksek Lisans Tezi). Uluslararası Satım Sözleşmelerine İlişkin Birleşmiş Milletler Antlaşması (CISG) uyarınca alıcının sözleşmeden dönmesi, 2013, Galatasaray University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Galatasaray University tezlerinden daha fazlası