Uzun süreli antihipertansif ilaç kullanımının kemik yoğunluğuna etkisinin dental volumetrik tomografi ile değerlendirilmesi
2021
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Kamil Serkan Ağaçayak
Özet (TR)
Hipertansiyon (HT) ya da yüksek kan basıncı ortalama arter kan basıncının normal olarak belirlenmiş değerlerin üzerinde olmasıdır. HT, sürekli kan basıncı yüksekliği ile kendini gösteren, sistemik bir hastalık olup, ciddi komplikasyonlara neden olması ve toplumda yaygın olarak görülmesi nedeniyle önemli bir sağlık problemi haline gelmiştir. Tedavi edilmeyen hipertansiyonun; kalp yetersizliği, koroner kalp hastalığı, hemorajik ve trombotik inme, böbrek yetersizliği, periferik arter hastalığı, aort diseksiyonu ve ölüm oranını arttırdığı ortaya konmuştur. HT tedavisindeki amaçlanan hedef, morbidite ve mortalitenin mümkün olduğu kadar azaltılmasıdır. HT tedavisinde kullanılan ilaçlar 5 grupta sınıflandırılmaktadır. Bunlar; diüretikler, sempatikolitikler ya da adrenerjik sinir sistemi antagonistleri, renin angiotensin sistemini etkileyen ilaçlar, damar düz kasında etkili ilaçlar ve yeni geliştirilmekte olan ilaçlardır. Osteoporoz, kemik yoğunluğundaki aşırı düşüş nedeniyle kemiklerin çok daha kırılgan bir yapıya dönüşmesi anlamına gelir. Osteoporoz, metabolik kemik hastalıklarının en sık görülen formudur. Kemiğin matriks ve minerallerinde birbirine paralel bir azalma ile karakterizedir. Antihipertansif ilaç kullanan hastalarda diğer yan etkilerin yanı sıra uzun süreli kullanımında osteopeni ve osteoporoz gelişme riski vardır. Antihipertansif ilaç kullanımına bağlı kemik yoğunluğunda azalma her iki cinsiyeti ve özellikle ileri yaş gruplarını etkilemektedir. Bundan dolayı iki yıldan uzun süre antihipertansif ilaç kullanımı ile yaşın 50 ve üzeri olması kemik yoğunluğunu etkileyebilecek risk faktörlerinden sayılabilir. Bu tez çalışmasında, düzenli antihipertansif ilaç kullanımın mandibulanın kortikal ve trabeküler kemik üzerindeki etkilerini Dental Volumetrik Tomografik (DVT) görüntüler üzerinde radyomorfometrik ölçümler yapılarak değerlendirmeyi amaçladık. Çalışmamız hipertansif tanısı konulmuş ve düzenli antihipertansif ilaç kullanan hastaların dahil edileceği retrospektif bir çalışma olarak planlandı. Çalışmaya farklı şikâyetler ile Dicle Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Polikliniğine başvurmuş ve çeşitli dental endikasyonlar sebebi ile DVT aldığımız, 25-75 yaş aralığındaki en az 5 yıl önce HT tanısı olup düzenli antihipertansif ilaç kullanan erkek hastalar dâhil edildi. Çalışma 4 grup olacak şekilde tasarlandı: Kontrol Grubu (N=60) - Herhangi bir sistemik rahatsızlığı ve düzenli olarak kulandığı bir ilaç bulunmayan 25-75 yaş aralığındaki hastalar. Kalsiyum Kanal Bloker Grubu (N=60) - Uzun dönem (5 yıl) Kalsiyum Kanal Bloker grubu ilaç kullanan 25-75 yaş aralığındaki hastalar. Beta Bloker Grubu (N=60) - Uzun dönem (5 yıl) Beta Bloker grubu ilaç kullanan 25-75 yaş aralığındaki hastalar. ACE İnhibitör Grubu (N=60) - Uzun dönem (5 yıl) ACE İnhibitör grubu ilaç kullanan 25-75 yaş aralığındaki hastalardan oluşturuldu. Çalışmaya dâhil edilen tüm hastaların DVT görüntüleri I-CAT vision yazılımı ile değerlendirildi. Radyomorfometrik indeks olarak; Dental Volumetrik Tomografik Mandibular İndeks İnferior (DVT-Mİİ), Dental Volumetrik Tomografik Kortikal İndeks (DVT-Kİ), Hounsfield Üniti - Kortikal (HU-KORTİKAL), Hounsfield Üniti -Spongioz (HU-SPONGİOZ) kullanıldı. Radyomorfometrik indeksler DVT görüntülerinin panoramik ve implant modunda hastanın sağ tarafından alınan kesitler üzerinden ölçüldü. Çalışmaya dâhil edilen dört ayrı gruba ait DVT-Mİİ, HU-KORTİKAL parametrelerinin değerleri, yapılan tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile DVT-Kİ ve HU-SPONGİOZ parametrelerinin değerleri ise Kruskal Wallis Test - Mann Whitney-U testi ile karşılaştırılmıştır. Tez çalışmamızın sonuçlarına göre uzun süreli Ca Kanal Bloker grup antihipertansif ilaç kullanımın hastaların kemik dokusuna olumsuz etkilerinin olduğu gözlenirken, Beta Bloker ve ACE İnhibitör grubu antihipertansif ilaç kullanımının Kontrol grubu ile kıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığını tespit ettik. Sonuç olarak diş hekimlerinin antihipertansif ilaçların yan etkilerinden haberdar olmaları hipertansif hastalarda osteoporoz ve osteopeni riskini önlemede oldukça önem arz etmektedir. Osteoporoz riski olan hipertansif hastalarda hastaya uygun ilaç seçimi ve doz ayarlanmasında diş hekimleri çok önemli yere sahiptirler.
Yazar
Dr. Rıdvan Güler
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Rıdvan Güler (Diş Hekimliği Uzmanlık Tezi). Uzun süreli antihipertansif ilaç kullanımının kemik yoğunluğuna etkisinin dental volumetrik tomografi ile değerlendirilmesi, 2021, Dicle University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Dicle University tezlerinden daha fazlası
- Sismik kırılganlık analizleri kullanılarak betonarme binaların dirençlilik esaslı tasarımı ve yeni bir duvar modeli(2023)
- Büyüme ve kalkınmada kurumsal yapı ile finansal mimarinin rolü: Diyarbakır örneği(2023)
- Demans ile ilişkili nöro-belirteçlerin EEG ve makine öğrenmesi ile belirlenmesi(2023)
- 6 şubat 2023 kahramanmaraş merkezli depremler sonucu Dicle Üniversitesi Tıp fakültesi hastanelerine başvuran depremzedelerin adli tıbbi incelenmesi(2024)
- Coğrafya eğitiminde STEAM ve örnek uygulamalar(2024)
- Güneydoğu anadolu bölgesi çayır-mera ve doğal vejetasyonlarında yetişen bazı trigonella genotiplerinde ot kalite özelliklerinin belirlenmesi(2024)
