Yüksek LisansAçık Erişim

Yapay zekâ ve demokrasi

2023
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz

Özet (TR)

Demokrasi her toplumda ve her dönemde var olmamıştır. Öyle ki demokrasi, tarih boyunca belirli dönemlerde ve birbiriyle bağlantısız yerlerde ortaya çıkmıştır. Bu durum, demokrasinin var olabilmesi için birtakım bireysel ve toplumsal koşulların bir arada bulunması gerektiğini göstermektedir. Davranışları, alışkanlıkları ve düşünsel yapıyı derinden sarsan yapay zekâ sistemleri günümüzde bireysel ve toplumsal hayatın birçok alanında kullanılmaktadır. Dolayısıyla yapay zekânın demokratik yönetimi mümkün kılan bireysel ve toplumsal koşulları etkilemesi oldukça muhtemeldir. İşte bu çalışmada yapay zekânın demokrasiye etkisi incelenmiştir. Çalışmamızın temel sorusu yapay zekânın demokrasiyi neden ve nasıl etkilediğidir. Bu soru, yapay zekânın etkilerine karşı hukuken nasıl bir önlem alınacağı sorusunu beraberinde getirmektedir. Çalışmamızda bu konu anayasa hukuku bağlamında şu soru kapsamında incelenmiştir: "Anayasa hukukunun tarihsel süreç içerisinde ortaya çıkan ve demokrasiyi koruyan insan hakları, hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı gibi araçları günümüzde yapay zekânın tehditleri karşısında yeterli koruma sağlıyor mu?" Çalışmamız kapsamında bu inceleme insan hakları ile sınırlandırılmıştır. Yapay zekâ güncel, dinamik ve dar bir bakış açısıyla teknik bir alandır. Bu nedenle normatif bir çalışmadan ziyade tanımlayıcı bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada yapay zekânın bir ülke özelinde o ülkedeki demokrasiye etkisi incelenmemiştir. Dar alanlarda sınırlı görevlerde kullanılan yapay zekâ sistemlerinin demokratik kurumlara etkisi tespit edilmiş ve bu sonuçların demokratik idealler üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Çalışmamızda kamu hukukunun temel kavramları ve akademik çalışmaları temel alınmakla birlikte sosyal bilimler, beşerî bilimler ve sınırlı ölçüde bilgisayar bilimleri kavramları ve akademik çalışmalarından da yararlanılmıştır. Tezimiz giriş, üç ana bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Birinci bölümde yapay zekâ; temelleri, işleyişi, genel özellikleri, teknik uygulamaları ve kullanım alanları açısından incelenmiştir. Bu incelemenin amacı yapay zekânın kavramsal çerçevesinin belirlenmesidir. Yapay zekâ, geleneksel anlamda yapay zekâ ve makine öğrenmesini yöntemlerini içeren şemsiye bir kavramdır. Modern yapay zekâ çalışmalarının ilk yıllarında hâkim olarak geleneksel programlamaya dayalı yapay zekâ yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemde programcı önce zekâ gerektirdiği düşünülen bir hedef belirlemekte sonra bu hedefe ulaşmak için gerekli adımları tespit etmekte ve son olarak elle teker teker bu adımları makinelere aktarmaktadır. Yapay zekânın diğer bir alt dalı olan makine öğrenmesi yönteminde makine büyük miktarda veriyi analiz etmekte ve veriler arasındaki örüntüleri ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla makine öğrenmesi yöntemi için "büyük veri" olmazsa olmazdır. Günümüzde yapay zekâ çalışmalarında hâkim olarak kullanılan yöntem makine öğrenmesidir, bu nedenle çalışmamızda makine öğrenmesi yöntemi esas alınmıştır. Makine öğrenmesi yönteminde; gözetimli, gözetimsiz ve pekiştirmeli, derin öğrenme olmak üzere çeşitli öğrenme türleri bulunmaktadır. Makinenin öğrenme süreci, kullanılan makine öğrenmesi türüne göre değişiklik gösterebilmektedir. Makine öğrenmesi süreci genel olarak verilerin hazırlanması, model seçilmesi, modelin eğitilmesi, test edilmesi ve modelin dağıtılması aşamalarından oluşmaktadır. Makine öğrenmesi yönteminin en önemli özelliği eğitim verilerinin analiz edilmesi ile ortaya çıkarılan sonuçların daha önceden karşılaşılmamış girdiler için de uygulanabilmesidir. Bu özellik "genelleme" olarak adlandırılmaktadır. Makine öğrenmesinin genelleme özelliği, modelin her duruma uygulanabilecek tümel ve objektif bir sonuç elde ettiği ve geçmişte ortaya çıkarılan sonuçların gelecekteki durumlar için de geçerli olduğu varsayımlarına dayanmaktadır. Birinci bölümün üçüncü kısmında yapay zekânın kullanım alanları incelenmiştir. Zaman tasarrufu, verimlilik, daha fazla gelir vaat eden yapay zekâ sistemleri ticari uygulamalarda ve kolluk alanında ve yargı sisteminde karar vermeye yardımcı olarak kullanılmaktadır. Pek çok kritik alanda kullanılan yapay zekâ sistemlerinin bireysel ve toplumsal hayatı etkilemesi kaçınılmazdır. Çalışmamızın birinci bölümünün dördüncü kısmında yapay zekânın demokrasiye etkisinin kapsamlı bir şekilde anlaşılmasına ve bu doğrultuda etkin hukuki düzenlemelerin yapılmasına olanak sağlayacak "geniş anlamda yapay zekâ" tanımına ulaşılmıştır. Dar bir perspektiften bakıldığında, yapay zekâ sadece teknik bir sistem olarak tanımlanır. Ancak böyle dar bir bakış açısıyla ele alınırsa, yapay zekânın demokrasi üzerindeki etkisi sadece teknik bir sorun olarak değerlendirilecek ve teknik iyileştirmelerle çözüm aranacaktır. Bu nedenle çalışmamız kapsamında yapay zekâ, "teknik niteliği yanında büyük bir endüstriyel altyapıya sahip sosyoteknik bir sistem" olarak tanımlanmaktadır. Çalışmamızın ikinci bölümünde yapay zekânın demokrasiye etkisi incelenmiştir. İkinci bölümün ilk kısmında çalışmamız kapsamında esas alınan demokrasinin kavramsal çerçevesi ve demokrasi için elverişli toplumsal koşullar belirlenmiştir. Demokrasi kavramı, kullanıldığı zemin, kelime anlamı, tercih edilen teoriler ve yaklaşımlara göre farklılık gösterebilmektedir. Çalışmamızda liberal demokrasi anlayışı esas alınmıştır. Çalışmamızda teknik ve sosyoteknik sistemlerin yaşayan demokrasilere etkisi incelendiğinden demokrasi kavramı, ideallerinin yanında ampirik açıdan ele alınmıştır. Tam katılım ve eşitlik demokrasinin idealleridir. Ampirik demokrasi anlayışı ise demokratik devletleri inceleyen ve demokrasinin ilke ve kurumlarını ortaya koyan bir yaklaşımdır. Buna göre etkin katılım, oy kullanmada eşitlik, bilgi edinebilme, gündemin kontrolü ve yetişkinlerin dahil olması ampirik demokrasi anlayışı çerçevesinde belirlenen demokratik ilkelerdir. Ayrıca yöneticilerin özgür, adil ve sık yapılan seçimlerle belirlenmesi, vatandaşların dahil edilmesi, ifade özgürlüğü, alternatif bilgilenme kaynaklarına erişim ve kurumsal özerklik ampirik demokrasi anlayışı çerçevesinde belirlenen demokratik kurumlardır. Demokratik inanç ve siyasi kültür, modern piyasa ekonomisi, dinamik çoğulcu fakat tabakalaşmamış bir toplum demokrasi için elverişli toplumsal koşullardır. Çalışmamızın ikinci bölümünün ikinci kısmında yapay zekânın demokratik katılıma etkisi incelenmiştir. Liberal demokrasilerde seçim, temsil ve kamuoyu vatandaşların demokratik katılımını sağlayan araçlardır. Vatandaşlar özgür, adil ve sık yapılan seçimlerle siyasi iktidarı denetler. Özgür ve adil bir seçimin varlığı her şeyden önce demokratik bir kamuoyunu gerektirmektedir. Ampirik demokrasi çerçevesinde belirlenen ilke ve kurumlar, demokratik kamuoyunu oluşturan ve koruyan araçlardır. Demokratik bir kamuoyu ancak bütün vatandaşların dahil olduğu ve kamusal meseleler hakkında özgürce müzakere edebildiği demokratik bir kamusal alanda oluşmaktadır. Günümüzde insanlar ve nesneler ağa bağlı hale geldikçe yaşamların dikkate değer kısmı siber alanda geçmektedir. Bu durum siber alanı demokratik katılımın yeni bir ortamı haline getirmektedir. Habermas'a göre bu ortamda yeni bir kamusal iletişim biçimi oluşmuştur. Bu yeni iletişim biçimi bir yapay zekâ sistemi olan öneri sistemleri tarafından oluşturulmaktadır. Öneri sistemleri ile geçmiş çevrimiçi davranış verilerini analiz edilerek her bir kullanıcıya özgü kişisel profiller oluşturulmaktadır. Kişiselleştirilmiş siber alanlarda kişiler daha önceden karşılaştıkları fikirlerle ve kişilerle karşılaşmakta böylece filtre balonları ve yankı odaları oluşmaktadır. Bu ortamda tesadüfi karşılaşma veya farklı fikirlerle karşılaşma ihtimali oldukça azdır. Herkesin kendi kamusal meselesini oluşturduğu yarı-kamusal siber alanlarda "parçalanmış gerçeklikler" söz konusudur. Kendi seslerini her seferinde daha güçlü duyan kişilerin fikirleri radikalleşmektedir. Dolayısıyla siber alanlar, toplumsal fay hatlarını derinleştirmeye ve grup kutuplaşması oluşturmaya oldukça elverişli alanlardır. Çalışmamızın ikinci bölümünün ikinci kısmının sonunda siber alandaki demokratik katılım önündeki engeller incelenmiştir. Yapay zekâ destekli siber alanlar, kamusal meseleler hakkındaki kanaat oluşum sürecine dışarıdan müdahale edilebilmesi için oldukça elverişli bir ortam sunmaktadır. Avrupa Konseyi, yapay zekâ destekli sistemlerin kişilerin sosyal, ekonomik, siyasal konulardaki davranışlarını tahmin etme ve yönlendirme potansiyeline dikkat çekmiştir. Kişiselleştirilmiş profiller mikro hedeflemeli manipülasyon için oldukça elverişli alanlardır. Mikro hedefleme kavramı, seçmenlerin kanaatlerinin ve oy verme davranışlarının manipüle edilmesi amacıyla potansiyel seçmenlerin hedeflenmesini ifade etmektedir. Kullanılan kişisel verilere ve oluşturulan kişisel profillere göre farklı mikro hedefleme yöntemleri bulunmaktadır. Yapay zekâ destekli sistemler tarafından oluşturulan sahte bilgiler, sahte görüntüler, derin sahtelikler, bot ve trol hesaplarla hesaplamalı propaganda ile siber alanlarda kamusal meselelerin bilgi ögesi bozulmaktadır. Bu ortamlarda haberlerin doğruluğunu teyit edecek medya kurumlarının etkinliğinin azalması da siber alanlardaki güveni azaltmaktadır. Siber alanda demokratik katılım önündeki engellerden bir diğeri ise sosyal medya platformlarının arkasındaki şirketler tarafından yapılan çevrimiçi içerik denetlemesi faaliyetleridir. Otonom veya yarı otonom bir şekilde ve ticari amaçlarla yapılan denetim sonucunda platform kurallarına aykırı içeriklerin silinmesi veya hesapların kaldırılması söz konusudur. Bu nedenle eskiden kitle iletişim araçlarının gündemi kontrol etmesini sağlayan kapı bekçiliği rolünün ağa bağlı toplumda medya şirketleri tarafından üstlenildiği söylenebilir. Çalışmamızın ikinci bölümünün üçüncü kısmında yapay zekânın eşitlik üzerindeki etkisi incelenmiştir. İlk olarak eşitliğin kavramsal çerçevesi belirlenmiştir. Çalışmamız kapsamında demokrasinin ilke ve kurumlarının hayata geçirilebilmesi için liberal demokrasinin benimsediği siyasi ve hukuki eşitliğin yanında toplumsal bir asgari eşitlik ölçütü kabul edilmiştir. Bu ölçüte göre toplumdaki gruplar arasında derin ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin olmaması gerekmektedir. İnsanların kanaatlerini ve değer yargılarını yansıtan sosyoteknik niteliğe haiz yapay zekânın insanların kültürel ve tarihsel olarak sahip oldukları önyargıları da yansıtması oldukça muhtemeldir. Özellikle yapay zekâ sistemleri geniş alanlarda ölçeklendirildikçe ve genelleme ile her zaman ve her durum için uygulanabilir sonuçlar ürettikçe önyargı içeren ayrımcı sonuçlar küresel bir standart haline gelmektedir. Ayrıca yapay zekânın şeffaf olmayan işleyişi ve bu sistemlerin nesnel ve objektif bir karar verdiğine dair inanç bu sistemlerin olumsuz sonuçlarını derinleştirmektedir. Yapay zekânın eşitlik üzerindeki etkisi temelde tahsis zararları ve temsil zararları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Önyargı içeren ayrımcı yapay zekâ sistemleri ceza adaleti bağlamında kullanıldığında hukuken eşit muamele edilmesini engelleyebilir. Benzer şekilde fırsatların ve kaynakların dağıtımında kullanıldığında ekonomik eşitsizlikleri derinleştirebilir. Bu gibi durumlar "tahsis zararları" olarak nitelendirilmektedir. Temsil zararları ise bir grubun ikincilliğini pekiştiren ve sosyal tabakalaşmayı derinleştiren zararlardır. Özellikle uzun sürede ortaya çıkan temsil zararları insanların algılarını ve görüşlerini şekillendirerek demokratik bir siyasi kültürün oluşmasını engellemektedir. Klişeleri yansıtan, bir toplumsal grubu tanımayan veya bir grup hakkında aşağılayıcı ifadeler kullanan, belirli grupların az temsiline neden olan yapay zekâ sistemlerinin sonuçları temsil zararına örnek olarak verilebilir. Yapay zekânın eşitlik üzerindeki etkisi temelde makine öğrenmesinin işleyişine içkin ve sabit olan sınıflandırma politikasından kaynaklanmaktadır. Sınıflandırma, kişilerin veya nesnelerin önceden belirlenmiş bir dizi etiketten birine göre kategorize edilmesidir. Değişen sınıflara göre yapılan farklı muamelenin toplumsal eşitsizlikleri derinleştirmesi oldukça muhtemeldir. Kişiler içine atıldıkları grubun bir üyesi olarak muamele görürler. Sınıflandırma işlemi için neye göre ve nasıl sınıflandırma yapılacağının belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle sınıflandırma işleminde belirli değerlere ve bağlamlara öncelik verilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla sınıflandırma doğası gereği bir sosyal düzen dayatmasıdır. Böylece hiyerarşiler pekiştirilir ve toplumsal eşitsizlikler derinleşir. Çalışmamızın ikinci bölümün üçüncü kısmında yapay zekânın siyasi iktidara etkisi incelenmiştir. Bu amaçla siyasi iktidar kavramı, siyasi iktidarın gözetim ile ilişkisi, yapay zekâ ile gözetimin değişimi, siyasi iktidarın sayısallaşması ve güçlenmesi ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmiştir. Siyasi iktidar, yasa ve uygulama arasındaki zorunlu ilişki olarak tanımlanmaktadır. Uygulama, zorlayıcı güç kullanımını ifade ederken yasa, güce meşruiyet veren üstün ilkedir. Tarihsel süreç içerisinde sosyal ve siyasi koşulların değişimi kurumsallaşmış ve farklılaşmış bir siyasi iktidar tipi olan modern devleti ortaya çıkarmıştır. Modern devlette yasa yaratıcı ulus iken zorlayıcı gücün tek meşru sahibi modern devlet aygıtlarıdır. Liberal demokrasi de modern devlet kurgusu içerisinde ortaya çıkmıştır. Yapay zekâ sistemleri sahip oldukları özgün nitelikleri, kritik kullanım alanları ve siyasi iktidarın uygulamasının temel araçlarından olan gözetimi derinleştirmesi ile bir yandan modern devlete rakip olan özel aktörler ortaya çıkartırken diğer taraftan modern devlet yapılarını güçlendirmektedir. Bu nedenle çalışmamız kapsamında özel aktörlerin yeni bir siyasi iktidar tipi olarak nitelendirilmesinin mümkün olup olmadığı incelenmiştir. Yapay zekânın siyasi iktidara etkisi liberal demokrasiyi koruyan anayasal araçların etkinliğini yeniden düşünmeyi gerektirmektedir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde yapay zekânın demokrasiye yönelik tehditleri karşısında insan haklarının yeterliliği incelenmiştir. İnsan hakları demokrasinin ilke ve kurumlarının hayata geçirilmesini mümkün kılan anayasal düzenlemelerdir. Bu nedenle yapay zekânın demokrasiye yönelik tehditleri karşısında insan hakları koruması oldukça önemlidir. Çalışmamızın üçüncü bölümünün ikinci kısmında mevcut yapay zekâ düzenlemeleri demokrasiye ve insan haklarına etkisi bağlamında incelenmiştir. Bu inceleme ABD, Çin, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi düzenlemeleri kapsamında yapılmıştır. Avrupa Birliğinin yapay zekânın tehditleri karşısındaki tavrı, insan hakları ve demokratik değerlerin düzenleyici bir çerçevede yapay zekâ alanına aktarılması yönündedir. Bu nedenle AB öncü bir rol oynamaktadır.

Yazar

Dr. Ayşe Nur Yazıcılar

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Ayşe Nur Yazıcılar (Yüksek Lisans Tezi). Yapay zekâ ve demokrasi, 2023, Galatasaray University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Galatasaray University tezlerinden daha fazlası