DoktoraAçık Erişim

"Yapısal dönüşümler sürecinde toplumsal dışlanmışlıkların oluşumu-İzmir tarihi kent merkezi geçiş alanı örneği"

2001
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof.dr. Sezai Göksu

Özet (TR)

IV ÖZET Tüm ekonomik, toplumsal ve kültürel süreçlerin yansıması olan kent mekanı bu süreçlerin geçirdikleri dönüşümlerden etkilenir ve değişime uğrarlar, özellikle dünya ekonomik sisteminin gelişimi kentlerin yapısal olarak değişimlerinde önemli bir etken olmuştur. 17.yy.'da ticaret kapitalizminin gelişimi, 19 yy. ise sanayi kapitalizminin gelişimi kıtalar arası ticareti güçlendirmiş, kentlerin yapılarında köklü değişimlerin oluşmasına neden olmuştur. Dünya ekonomisine eklemlenme süreci kentlerde dışlanmış kitleler yaratmaya başlamıştır. Ancak gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler için farklı olarak gelişen bu süreç, her iki tür ülke için de farklı dışlanmışlık süreçlerinin oluşumuna neden olmuştur. Gelişmiş ülkeler 19yy.'daki sanayileşme sürecinde dışlanmış kitlelerin oluşumuna sahne olmuştur. Çünkü bu dönemde kentlerde çok ağır şartlarda çalışan, sağlıksız ortamlarda yaşayan bir işçi sınıfi oluşmuştur. Daha sonraki dönemlerde ekonomik sistemin içine düştüğü krizin aşılabilmesi için fordist üretim sistemleri ve Keynesçi refah devleti politikaları geliştirilmiştir. Bütün bunlar ekonomik sistemin sürekliliğinin sağlanması için gereklidir. Böylece bu düzenlemeler kentlerde dışlanmışlar olarak tarif edebileceğimiz kitlelerin azalmasına neden olmuştur. Bu dönemde gelişmiş ülkelerde ekonomik sistem içine giremeyen grupların varlığından söz edilir olmuştur İri, bunlar getto olarak anılan yerlerde yaşayanlardır. Ancak bu gruplar dahi gelecek açısından gelişme umudu taşımaktadır. Gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomik sistemine entegrasyonu ise 17. ve 18.yy.'da yoğunlaşan ticari ilişkilere dayanmaktadır. Ekonomik entegrasyon, gelişmekte olan ülkelerin kentlerinde mekansal dönüşümlere neden olurken, farklı toplumsal ayrımlaşmalara neden olmuştur, öncelikle bu yüzyıllarda gelişmekte olan ülkelerin liman kentleri, birer ticari merkez olmaları nedeniyle pekçok yabancının yerleşim alam haline gelmiş, ekonomik ve toplumsal ihtiyaçların bir sonucu olarak kentmekanı önemli yapısal değişimlere sahne olmuştur. Bu dönemde dışlanmışlar olarak tarif edebileceğimiz kesimler zaman zaman alt gelir grubundaki yerli halk haline gelmiştir. Daha sonra sanayileşme sürecine gelişmekte olan ülkeler de girmiş, ancak bu sürece tam olarak uyum sağlayamamışlar, teknoloji transferine dayalı bir sanayileşme gerçekleşmiştir. Böylece kırsal bölgelerden yoğun biçimde göç alan anakentler (Uman kentleri) oluşmuştur. Bu dönemde çok sayıda göç alan anakentlerde, tüm işgücünü emecek kapasitede iş olmadığı için ve göç eden kesimlerin tümü gerekli vasıflara sahip olmadıklarından en&rmelleşme süreci yaşanmaya başlamıştır. Enformelleşme ile birlikte toplumsal ve mekansal açıdan sağlıksız bir kentleşme modeli oluşmaya başlamıştır. 1980'lerden sonra ise hem gelişmiş, hem de gelişmekte olan ülkeler farklı ekonomik oluşumlar içerisine girmişlerdir. 1970'lerin sonunda yaşanan ekonomik krizler sonucunda çareyi neo-liberal ekonomi politikalarında aramışlardır. Teknolojik gelişmelerinde etkisiyle küresel ekonomik ilişkiler artmış, yatırımlar maliyetin en aza indirildiği yerlerde gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Böylece gelişmiş ülkelerde esnek üretim sistemlerinin benimsenmesi ve sanayilerin maliyetin en aza indiği bölgelere kaymasıyla sanayisizleşme ve işsizlik sorunları yaşanmaya başlamıştır. Diğer taraftan kamu harcamalarındaki kesintiler nedeniyle refah devleti koşullan zayıflamışta:. Bu süreç gelişmiş ülkelerin kentlerinde yoksul kitlelerin oluşmasına neden olmuştur. Toplumsal ve ekonomik yaşama entegre olamayan bu gruplar dışlanmışlar olarak tarif edilmektedir. Gelişmekte olan ülkeler de krizden etkilenmiştir. Pekçoğu liberal ekonomi politikalarım benimsemelerine karşın bu politikalardan tam olarak fayda sağlanamamıştır. Enflasyonist ortamlarda gerçek gelirler düşmüştür. Bu ülkelerde de krizden çıkış yolu olarak kamu harcamalarında kesintilere gidilmiştir. Sanayileşme bazı bölgelerde gelişmelere neden olmuştur, ancak bu durumdan en çok fayda sağlayanlar gelişmiş ülkelerdeki kontrol odaklandır. Gelişmekte olan ülkelerde global ekonomik sisteme entegre olabilen kentli nüfusu bu entegrasyondan sosyal ve ekonomik anlamda fayda sağlamış ve ekonomik süreçler içerisinde yer almışlardır. Böylece gelişmekte olan ülkelerde yapısal dönüşüm süreçlerinden fayda sağlayanlar ve sağlayamayanlar arasında yaşam biçimleri ve gelir durumu arasındaki farklar giderek daha keskin hale gelmiştir. Böylece gelişmekte olan ülkelerde 1960-70'lerde var olan umut kültürü yok olmaya başlamıştır.VI Türkiye'de diğer gelişmekte olan ülkeler ile benzer süreçler içerisinde yer almıştır. Türkiye'de 1960'k yıllarda artan sanayileşme, göç ve göçün sonucunda kente entegre olmaya çalışan bir nüfus grubu söz konusudur. Bu gruplar ile üst gelir grupları arasındaki ayrım henüz keskinleşmemiştir. Ayrıca göç eden kesimler arasında dayanışma ilişkileri vardır. Oysa 1980 sonrasında enflasyonist ortam, ücretlerdeki düşüşler, gelir grupları arasındaki aynmm uçuruma dönüşmesi ve dayanışma ilişkilerinin zayıflaması Türkiye'nin metropol kentlerinde dışlanmış kitlelerin oluşmasına neden olmuştur. İzmir kentinin tarihi kent merkezinde yer alan tarihi konut alanında yaşayan gruplar da böyle bir dışlanmış kitledir. 17.yy.'dan itibaren yoğun uluslararası ilişkilere giren kentin geçirdiği yapısal dönüşüm süreçleri, farklı zamanlarda farklı dışlanmışlıklar yaratmıştır. Artık yoksul gruplar arasında dayanışma ilişkileri zayıflamıştır. Merkezi geçiş alanı bunun örneklerindendir. Yeni göç etmiş genç ve yaşlı nüfus grubunu barındıran, çoğunluğun güvencesiz iş ortamlarında çalıştığı, eğitim düzeyinin oldukça düşük olduğu merkezi geçiş alanında oldukça hareketli bir nüfus kitlesinin varlığı söz konusudur. Özellikle nüfusun hareketli yapısı, kiracılık oranlarının yüksek olması ve konutların oluşum sürecine katılmama gibi faktörler dayanışma ilişkilerinin ve aidiyet duygusunun geliştirilmesini engellemektedir. Bölgede yaşayanların kentteki erişim alanları çok sınırlıdır. Bu gruplar kentin ekonomik ve toplumsal yaşamından dışlanmışlardır. Ayrıca kendi aralarında da dayanışma ilişkileri geliştirememiş olmaları nedeni ile kentte oldukça zor koşullarda yaşamlarım sürdürmektedirler. Sonuç olarak, bölge artık pekçok toplamsal, ekonomik ve mekansal sorunu barındırmaktadır. Mekansal sorunların üstesinden gelmek ise öncelikle toplumsal ve ekonomik sorunların üstesinden gelmek ile başarılabilir. Bu nedenle çalışmanın sonunda, bu doğrultuda makro ölçekten mikroya kadar uzanan ekonomi, toplum ve mekan temelli hedefler, politikalar ve stratejiler geliştirilmiştir.

Yazar

E. İpek Özbek Sönmez

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

E. İpek Özbek Sönmez (Doktora Tezi). "Yapısal dönüşümler sürecinde toplumsal dışlanmışlıkların oluşumu-İzmir tarihi kent merkezi geçiş alanı örneği", 2001, Dokuz Eylül University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Dokuz Eylül University tezlerinden daha fazlası