Yüksek LisansAçık Erişim

Yeni kalkınmacılık anlayışında bölgesel kalkınma ajanslarının önemi ve AB'den seçilmiş ülke uygulamaları

2010
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Yrd. Doç. Dr. Metin Saraçoğlu

Özet (TR)

Bu çalışma, dengeli bir kalkınmayı hedefleyen ülkelerin yaşadığı bölgesel dengesizlik sorununu çözebilmek için günümüzde nasıl bir kalkınma anlayışı benimsediğini ve bu anlayış çerçevesinde hangi politika araçlarını geliştirdiğini incelemek ve bu anlayışın Türkiye yansımalarını irdelemek için yapılmıştır.1980'li yıllara kadar etkisi devam eden Neo-klasik anlayış ve öncesinde politikalara yön veren Keynezyen iktisadın, yaşanan ekonomik krizlere ve küreselleşme olgusuyla birlikte iyice derinleşen bölgesel dengesizliklere kalıcı çözümler üretememesi bu anlayışların yerini ?Yeni Kalkınmacılık? anlayışına bırakmasına neden olmuştur. Gelişmiş ve gelişmekte olan bölgelerin kendine özgü özelliklerini ve potansiyellerini ortaya çıkararak birbiriyle yarışan bölgeler yaratma çabası içinde olan yeni kalkınmacılık anlayışı, bu çabasını gerçekleştirmede bölgenin yerel aktörlerinin katkısını sağlayarak katılımcı bir görüntü çizmektedir.Yeni kalkınmacılık anlayışının temel politika aracı bölgesel kalkınma ajanslarıdır. Avrupa Birliği'ne üye ve aday ülkelerde İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırmasına uygun olarak kurulan kalkınma ajanslarının amacı, kuruldukları her bir bölgenin kendi özelliklerine uygun olarak kalkınma stratejisi oluşturmak ve bunun uygulanmasını sağlamaktır. Ajansların tek bir merkezde kurulmak yerine sınıflandırmaya uygun olarak bölgelerde kurulmasının nedeni bölgeyi yakından tanıyan yerel aktörlerle işbirliği içerisinde kalkınma stratejisini belirlemektir. Bu yapılanma tek bir planın ülkedeki tüm bölgeler için doğru plan olamayacağı, her bir bölgenin kalkınma dinamiklerinin farklı olduğu argümanına dayanmaktadır.AB ülkelerinde uzun zamandır hizmet veren bölgesel kalkınma ajanslarını incelediğimizde, gelişmiş bölgelerde kurulanların zaten bulundukları bölgenin potansiyeli yüksek olduğu için çalışmalarında başarılı oldukları gözlenmektedir. Dolayısıyla bilgi ve teknolojinin yoğun olduğu ve Ar-Ge çalışmalarının ön plana çıktığı bu bölgeler küresel rekabet gücünü ellerinde tutmaktadır. Ancak Türkiye örneğinde olduğu gibi gelişmekte olan bölgelerde kurulan kalkınma ajansları için durum aynı değildir. Henüz altyapı, ulaşım, eğitim gibi temel sorunlarını çözememişken bu bölgelerden sağlıklı işleyen rekabetçi bir pazar ekonomisi oluşturmalarını beklemenin ne derece gerçeğe yakın olduğu kanaatimce tartışma konusudur.Dolayısıyla Türkiye'den bu aşamada bölgelerarasındaki farklılıklarını gidererek küresel pazarda iyi bir yer edinmesini beklemek yerine ajanslar aracılığıyla bölge içi dengesizlikleri gidermesini beklemek daha uygun olacaktır. Bölge içi dengesizliklerin giderilmesi elbette bölgelerarasındaki farklılıkları azaltmada yardımcı olacaktır. Günümüze değin uyguladığı merkezden yönetimli kalkınma politikalarında başarılı bulunamayan Türkiye'de kalkınma ajansları, bölgelerin kendi yapısına uygun planlar hazırlayarak, potansiyellerini ortaya çıkarma açısından bir yenilik yaratacaktır. Ancak ülkemizde kalkınma ajanslarının kamu ağırlıklı tasarlanması, koordinasyon görevinin DPT'ye verilmesi ve ajansların yönetim kurullarına valilerin başkanlık ederek merkeziyetçi yapının terk edilememesi gibi sorunlar, AB'de daha çok özel sektörün dinamizmiyle hareket eden ajansların başarılı örneklerinden şimdiden uzaklaşıldığının göstergesidir.

Yazar

Dr. Nihal Gökçe

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Nihal Gökçe (Yüksek Lisans Tezi). Yeni kalkınmacılık anlayışında bölgesel kalkınma ajanslarının önemi ve AB'den seçilmiş ülke uygulamaları, 2010, Gazi University, İktisat Bölümü.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Gazi University tezlerinden daha fazlası