Yenidoğan yoğun bakım ünitemizde yatan prematüre bebeklerde mortalite ve morbite sonuçları
2018
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Cumhur Aydemir
Abstract (TR)
Giriş ve Amaç: Türkiye'de her yıl ortalama 1,3 milyon bebek doğmaktadır. Bunların yaklaşık 100 bini prematüre olarak dünyaya gelmektedir. Prematürite günümüzde halen bir bebeğin hayatta kalımını ve sonraki hayatındaki yaşam kalitesini etkileyen en önemli faktördür. Son yıllarda antenatal steroid uygulaması, surfaktan uygulaması, gelişmiş ventilasyon teknikleri kullanılması ve sıkı gebe takip progamları ile prematüre bebeklerde mortalite ve morbidite oranlarında düşüşler tespit edilmektedir. Çalışmamızda yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatarak tedavi edilen doğum haftası ≤32 hafta olan prematüre bebeklerin mortalite ve morbidite sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi yenidoğan yoğun bakım ünitesinde Ocak 2013-Haziran 2017 tarihleri arasında yatarak tedavi edilen doğum haftası ≤32 hafta (n=488) olan olgular mortalite ve prematürite sorunları açısından retrospektif olarak değerlendirildi. Tüm hasta kayıtlarına ulaşılabilen olgular çalışmaya dahil edildi. Çalışmamızda olgular doğum ağırlığına göre <750 g, 751-1000 g, 1001-1250 g, 1251-1500 g, 1501-2000 g arasında ve 2000 g üzerinde olanlar olmak üzere 6 grupta değerlendirildi. Gebelik haftasına göre ise 22-24, 25-26, 27-28, 29-30, 31-32 hafta olmak üzere 5 grupta değerlendirildi. Tüm olguların demogafik özellikleri, gebelik haftası, doğum ağırlığı, İUBG varlığı, doğum şekli, doğum yeri, antenatal steroid kullanımı, çoğul gebelik varlığı, APGAR skorları, kord kan gazındaki pH değerleri, yatış süresi, eksitus sebebi ve günü, yenidoğan canlandırması uygulanması, mekanik ventilatörde takip edilme süresi, oksijen uygulanma süresi, RDS varlığı, surfaktan tedavisi uygulaması ve dozu, ROP varlığı ve ROP nedeniyle tedavi uygulanıp uygulanmadığı, NEK varlığı ve NEK nedeniyle cerrahi tedavi uygulanıp uygulanmadığı, İVK varlığı ve evrelendirmesi, BPD varlığı, PDA varlığı, PDA için medikal veya cerrahi tedavi uygulanıp uygulanmadığı, osteopeni varlığı, eritrosit transfüzyon gereksinimi, sepsis varlığı, pnömotoraks varlığı, pulmoner hipertansiyon varlığı değerlendirildi. Bulgular: Tüm olgularımızda toplam mortalite oranı %13,7 (n=67) olarak bulundu. Hastanemizde doğan olgularda mortalite oranının (%11,2), dış merkezde doğan ve hastanemize sevk edilen olgulardan (%25,8) istatiksel olarak daha düşük olduğu tespit edildi (p<0,005). Eksitus olan olgularımızın ortalama doğum ağırlığı 998 ± 413 g ve ortalama gebelik haftası 27,1 ± 2,9 hafta olarak saptandı. Olgularımızın doğum ağırlığı ve gebelik haftası küçüldükçe mortalite oranlarının istatiksel olarak arttığı tespit edildi (p<0,001). Çalışmamıza dahil edilen olguların çoğul gebelik oranı %21,5 (n=105) olarak saptandı ve çoğul gebelik ile mortalite arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Çalışmamızdaki erkek bebeklerin mortalite oranı %16, kız bebeklerin mortalite oranı ise %11,3 olarak bulundu. Cinsiyet ile mortalite arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). Çalışmamıza dahil edilen olguların %73,6'sına (n=359) antenatal dönemde steroid uygulandığı saptanırken, eksitus olan olguların ise %47,8'inde antenatal steroid uygulandığı görüldü. Antenatal steroid uygulanan olgularda mortalite oranı %8,9 iken, uygulanmayan olgularda mortalite oranı %27,1 olarak tespit edildi. Antenatal steroid kullanımı ve mortalite arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p< 0,001). Çalışmamıza dahil edilen olgularda respiratuar distres sendromu (RDS) oranı %83,2 (n=406) olup, %59,2'sine (n=244) surfaktan tedavisi verildiği tespit edildi. Antenatal steroid kullanımı ile RDS görülmesi arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Olgularımızın %22,7'sinde patent duktus arteriozus (PDA) geliştiği saptandı. RDS olan ve olmayan hasta gruplarında PDA varlığı karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edildi (p<0,001). Çalışmamızda asfiksi değerlendirilmesinde ise olguların kord kanlarındaki pH değerleri dikkate alındı. Olgularımızda gebelik haftası ve doğum ağırlığı arttıkça pH oranında da anlamlı (p<0,001) artış saptandı. Olgularımızın %9,9 (n=48)'unda intraventriküler kanama (İVK) geliştiği ve çoğunu Evre I-II kanamaların (n=37) oluşturduğu saptandı. Eksitus olan olgularımızın %16,4'ünde Evre I-II , %10,4'ünde Evre III-IV İVK tespit edildi. Yaşayan olgularımızın ise %6,2'sinde Evre I-II , %1'inde Evre III-IV İVK gelişti. Sepsis, olgularımızın %29,1'inde (n=142) gelişmiş olup, sepsis gelişen olguların %28,8'inin (n=41) eksitus olduğu görüldü. Doğum ağırlığı ve gebelik haftası azaldıkça sepsis gelişme olasılığında anlamlı artış (p<0,001) tespit edildi. Çalışmamızda nekrotizan enterokolit (NEK) sıklığı toplam %7,1, cerrahi gerektiren NEK sıklığı %1,4 olarak bulundu. NEK gruplarında mortalite açısından anlamlı fark tespit edilirken (p=0,011), NEK gelişimi açısından gebelik haftası ve doğum ağırlığı arasında anlamlı istatiksel fark saptanmadı (p>0,05). Çalışmaya dahil edilen olgularda %11,5 oranında bronkopulmoner displazi (BPD) tespit edildi. BPD gelişen ve gelişmeyen iki grup arasında RDS varlığı açısından anlamlı farklılık saptandı (p<0,001). Çalışmamızda olguların 115'inde tedavi gerektirmeyen prematüre retinopatisi (ROP), 10 olguda ise tedavi gerektiren ROP geliştiği saptandı. ROP gruplarının oksijen alma ve noninvaziv ventilasyon süreleri arasında anlamlı fark saptanırken (p<0,001), mekanik ventilatörde entübe takip edilme sürelerinde fark tespit edilmedi (p>0,05). Tartışma ve Sonuç: Sonuç olarak çalışmamızın verileri yenidoğan yoğun bakım ünitemizde prematüre bebeklerin mortalite ve morbidite oranlarını daha da azaltmaya yönelik alınacak önlemlerin geliştirilmesine yön verecektir. Buna yönelik olarak, preterm mortalitemizi azaltma yönünde etkili olacağını düşündüğümüz önlemler içinde; gebelik takiplerinin daha düzenli yapılması, preterm eylemi azaltmaya yönelik gerekli tedbirlerin alınması, antenatal dönemde steroid uygulama oranlarının arttırılması, postnatal dönemde patent duktus arteriozus tanı ve tedavi izleminde gerekli kardiyolojik değerlendirme koşullarının sağlanması, enfeksiyon kontrol önlemlerinin artırılması öncelikli olarak üzerinde durmamız gereken noktalar olarak görülmektedir.
Author
Dr. Emine Gizem Kemik
How to Cite
Emine Gizem Kemik (Tıpta Uzmanlık Tezi). Yenidoğan yoğun bakım ünitemizde yatan prematüre bebeklerde mortalite ve morbite sonuçları, 2018, Zonguldak Bülent Ecevit University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Zonguldak Bülent Ecevit University
- Türkçe ders kitabında geçen Türkçe ve yabancı kökenlikelimelerin öğrenciler tarafından bilinme düzeyi üzerinebir araştırma: Karadeniz Ereğli örneği(2019)
- Zonguldak masalları (Araştırma-inceleme-metin)(2019)
- Katlı integralerde öğrenci hataları ve kavram imajları(2019)
- Behiç Ak'ın çocuk kitaplarının değerler eğitimi açısından incelenmesi(2018)
- Bartında asayiş (1918-1938)(2025)
- Yerden görüntüye RFM yöntemi kullanılarak göktürk-1 stereo pankromatik görüntülerinden üç boyutlu koordinat hesabı(2025)
